Bilgi: Bu bölümde, günlük finans yorum programı ParaKlinik videolarına ulaşabilirsiniz.

Borsaya yatırım yapmadan önce bilmeniz gerekenler

Yazar: admin / 04 Ocak 2012

Son zamanlarda en sık aldığım sorulardan bir tanesi, borsaya yeni başlayacak kişilerin, borsadaki altın kuralların neler olduğu ile alakalı. Bütçe planlamasından bahsederken, birikimleri değerlendirmenin de çok önemli olduğunu vurguluyorum. Birikimleri değerlendirmek için en optimum portföy yönetimini gerçekleştirmek gerekli. Yani riski dağıtmak zorundasınız. Bu nedenle borsaya yatırım yapmak isteyen kişilere ilk uyarı; borsanın oyun olmadığı için borsada oynamak diye tabirin kullanılmaması gerektiği ve paranın tamamının borsaya yatırılmaması gerektiği olacaktır.

 

Yatırım kararlarında psikoloji çok önemli bir yer tutuyor. Çünkü riskli enstrümanlarda yatırım yapıyorsanız, kazanmak kadar kaybetmenin de var olduğunu biliyorsunuz. Bu nedenle ilk yapmanız gereken şey, riskinizi önceden sınırlamak. Yani 10 bin TL birikiminiz varsa, bu paranın tamamını borsada bir hisse senedinde değerlendirmek çılgınca olacaktır. Bu yaptığınız yatırımdan ziyade, borsada bir hisseye aldanmak diye adlandırılabilir. O hisse senedi size çok büyük paralar da kazandırabilir ancak yatırım yönetimi anlamında risk tavan yaptığı için, sağlıklı diye nitelendirmek çok yanlış olacaktır.

 

Borsada tecrübeniz yoksa önce kıyıdan yüzmeyi tercih edin

Denize ilk girdiğiniz günü hatırlayın. Yüzme bilmediğiniz için kıyılarda durmayı ve ayağınızın yere sağlam bastığı yerlerde durmayı tercih edersiniz. Bu sayede yavaş adımlarla yüzme konusunda adım atarsınız ve öğrenmeye başlarsınız. Borsa konusunda da bu şekilde düşünmeniz gerekli. Tecrübeniz olmadığı zaman, ilk hamleleriniz mutlaka sınırlı hareketle olmalıdır. Sahip olduğunuz birikimin tamamını bir anda bir hisse senedine yatırmayın. Öncelikle alım-satım dengelerini öğrenmeniz gerekir.

*Altın Kural: Borsada hisse senedi, alım yaparken size kazandırır. Yani alım fiyatını çok iyi seçmeniz gerekir.

Bu altın kural size borsada yatırım yapmanın püf noktaları hakkında önemli bir bilgi vermeli. Çünkü acele ettiğiniz takdirde – hisse yükselecek kaçırmayayım diye – göreceli yüksek olabilecek fiyattan alım yapmak size zarar ettirebilir. Borsada gemi hiçbir zaman kaçmaz ve sizi hedef alana götürecek yolculuğu yaptıracak gemiyi her zaman bulabilirsiniz. Yeter ki sabırlı olun!

 

Haddinizi bilmeni çok önemli!

Küçük yatırımcı olarak kendinizi büyük bir trader sanmamalısınız. Borsada günlük alım-satım yaparak büyük kazanç elde etmek kolay değildir. Bunun için güçlü sermaye yapısı ile büyük tecrübe gerekir. Daha açık ve güçlü ifade ile piyasa yapıcı gibi olmalısınız. Yani hisse senedinin tahtasını siz belirlemiyor ve o tahtada piyon oluyorsanız, günlük alım-satımdan para kazanmanız zor ve çok riskli olur. Bu nedenle siz belirli bir vade seçerek, hisse senedinde uygun fiyattan yatırım yapmaya karar verin.

 

Seans içi çok büyük değişimler meydana geldiği için, anlık alacağınız kararlar portföyünüze zarar verebilir. Ani gelen olumsuz bir haberle borsa hızlı bir düşüş yaşayabilir. Siz, tecrübesiz olduğunuzdan dolayı, daha fazla zarar etmeyeyim diye hemen satmak isteyebilirsiniz. Ancak ertesi gün olumsuz haberi unutturacak olumlu bir haber geldiğinde, elinizdeki hisse sattığınız değerin üstünde değil, aldığınız değerin de üzerinde olur. Yani kardan da zarar edeceğiniz için, zararınız daha çok artar.

 

Bu nedenle psikolojinin bu işte çok önemli yer tuttuğunu kavrayın. Seans salonlarında yer almaktan uzak durun. Hep bir ağızdan çıkan sesler insan psikolojisini etkiler ve sağlıklı karar vermenizi önler. Piyasalar genelde tersine işler. Herkesin bildiği sır değildir sözü burada oldukça geçerli. Yani herkes bir haberi biliyor ve çoğunluk o haber üzerine konuşuyorsa, siz temkinli yaklaşın. Herkes aynı fikirde olursa, kimse para kazanamaz. Piyasaların işleyiş sistemini iyi kavramak lazım; bazıları yanlış ve tersini düşünecek ki, bazıları para kazanabilsin. Sermaye piyasalarında, herkes aynı anda para kazanamaz.

 

Bu bilgileri ilk ipuçları olarak vermek istedim. Portföyünüzde en uygun yatırımı gerçekleştirmek için, bilmediğiniz işlere hızlı şekilde kalkışmayın. Borsa konusunda da öncelikle tecrübe edinmeniz gerektiğinin farkına varın.

 

Tatilciler; erken rezervasyon dönemi başladı

Yazar: admin /

Geleceği planlayarak anı yaşamak kuralını hayatınıza sokmaya başladınız mı? Bu cümleyi biraz açalım ve hayatımızda nasıl yarar sağlayacağı konusunu tartışalım. Ne yazık ki hayatın koşuşturması ve geçim derdinin yükü ile günümüze bakmayı alışkanlık haline getirmiş bir topluluk var. Yıl içerisinde yapacağınız harcamaları planlamadığınız takdirde, 6 ay sonra yapacağınız bir harcamayı bugünden düşünmek istemezsiniz. Oysa ki o harcamayı planlarınız dahiline alsanız, 6 ay sonra harcayacağınızdan çok daha az gidere ihtiyacınızı karşılamış olabilirsiniz.

 

Anlık harcamalarınızı ay bazına genişletirsek; bu ay içerisinde şu harcamalarım var, onu da almayayım ki giderlerim azalsın düşüncesini kabul edilebilir düşünebiliriz. Ancak şimdi zamanı değil, daha onun sırasının gelmesine 6 ay var dersek, bunun kabul edilebilir bir yanı olmaz. Çünkü siz, bir yıllık bütçenizi yapmak durumundasınız. Yıllık bütçenizde yer alan harcama kalemleriniz, bir yıl içerisinde çok harici bir durum çıkmadığı takdirde gerçekleştireceğiniz giderler olacak. Bu nedenle bütçenize avantaj sağlayacak en uygun fırsatları yakalamak zorundasınız.

 

Tatil en büyük ihtiyacınız, kendinizi ödüllendirin

Yaz ayı daha yeni bitti ve kış modun girme çalışmalarımız sürüyor, nereden çıktı bu tatil demeyin. Ben finansal piyasalardan gelen bir insan olduğum için alışığım bu tepkileri almaya. Neden derseniz; piyasalarda kara günler yaşandığı zaman, daha iştahlı takip etmeye başlarım. Çevrem ise, kriz var dünya batacak sen neyin peşindesin, fırsat yakalamanın zamanı mı der. Fakat asıl kazanç, herkes köşeye çekilmişken ve geleceği göremez halde, ‘ daha çok var ’ derken yakalanır.

 

Bütçenizi planlarken de bu şekilde kazançlı çıkmalısınız. Bütçe planlaması yapmanın avantajı, gelecekte yapacağınız harcamaları bugünden satın alarak size daha az gider imkanı sunmasıdır.

 

Bütün bir yıl yoruluyorsunuz ve yaz ayları geldiğinde tatil hayalleri kuruyorsunuz. Çalışanların çoğuna yakınında, yaz mevsimi başlar başlamaz verimlerinde bir azalma yaşanıyor. Bu verim azalışı daha çok henüz tatil planı yapmamış kişilerde yaşanıyor. Çünkü insan, kafasında bir şeyi netleştirmediyse ve tatil konusunda kararsız kalıyorsa, o dönemde kendine ve işine işkence eder duruma düşüyor. Bu nedenle mutlaka bir tatil planı yapılmalı ve tatil bütçesi ayarlanmalı.

 

Tatil planlarınız için erken rezervasyon dönemi size çok büyük bir avantaj sağlıyor. Yaz aylarına girilen dönemde otel ayarlamak isterseniz, gerçekten yüksek rakamlarla karşılaşıyorsunuz. Fakat tatil planınızı şimdiden yapıp, erken rezervasyon indirimi ile tatilinizi ayarlarsınız, ciddi anlamda bir indirimden yararlanıyorsunuz ve ortalama yüzde 40 civarında ucuz bir tatil yapıyorsunuz.

 

Firmalar erken rezervasyon dönemine başlıyor, siz de incelemeye başlayın

Turizm firmaları erken rezervasyon dönemi uygulamasını daha da erkene çekmeye başladılar. Bir turizm firması erken rezervasyon dönemine girdi bile. 2008 yılında şubat ayında başlayan uygulama, aralık ayına kadar geriledi. Yabancı tatilciler Eylül ayı gibi rezervasyonlara başlayıp, mart-nisan dönemine kadar Türkiye’de otellerde rezervasyonlarını kesinleştiriyorlardı. Türkiye’de ise bu uygulama mart ayında başladığı için ciddi anlamda yer durumu sıkıntısı yaşanıyordu. Artık Türk tatilciler de erken rezervasyonun sağlanması ile geniş yelpazeden karar verme şansına sahip oldular.

 

Siz de otel araştırmalarına şimdiden başlayabilirsiniz. Geniş bir yelpazeden seçme şansınız olabilir. Tercih ettiğiniz bölge ve istediğiniz özelliklerde otel seçimi yapabilirsiniz. Yaz ayında ayarlamak istediğiniz zaman bütçenizi aştığı için pahalıya gelebilecek bir oteli, şimdiden rezervasyon yaptırarak daha uygun fiyata ayarlayabilirsiniz. Unutmayın; bu size kış aylarında ekstra motive ve verimlilik de sağlar. Hem de yaz aylarına girerken, tatil stresi yaşamadan, kafanızın rahat olmasına neden olur. Ancak her şeyden önemlisi, bütçenizde önünüze daha rahat bakmanıza yardımcı olur.

 

Birikimleriniz için en uygun alternatif nedir

Yazar: admin /

Bütçe planlaması ve kontrolü yapmamız dışında, birikimlerimizi de en uygun şekilde değerlendirmemiz önemli. Birikimlerin nasıl değerlendirilebileceği konusunda dönem dönem bilgiler vermeye çalıştım ve çalışmaya devam edeceğim. Yılın son zamanlarına geldiğimiz şu dönemlerde yatırımcıların dikkatli olması gereken günler yaşıyoruz. Portföyleri nasıl en uygun şekilde yönetebiliriz ve portföyümüzü nasıl korumalıyız sorularının cevaplarını beraber aramak istiyorum.

 

Öyle sancılı ve oynak bir dönemden geçiyoruz ki, ilk hedef paranın değerini korumak oluyor. Oynaktan kastım; piyasalarda sabah kaltığınızda güneş varken mevsimi yaz sanarken, öğlen saatlerinde havanın kararıp akşama doğru kar yağması ile mevsimin kış olmasıdır. Yani piyasalar güne yükselişle başlarken, gelen olumsuz bir haberle sert düşüşle günü tamamlayabiliyor. Ya da tam tersi durum söz konusu olabiliyor.

 

Bu durum birçok yatırım aracı için geçerli. Gerek borsa, gerek döviz kurları, gerek emtialar, gerekse de çapraz kurlar açısından bu geçerli. Bu nedenle birikim sahipleri, parayı nasıl değerlendireceğini bilemiyor. Hal böyleyken; faizlerin yeniden yükselişe geçmesi, paraların bankalara faiz yatırılma alışkanlığın tekrar başlamasına neden olabiliyor.

 

Avrupa’nın durumunun çok kötü olduğunu unutmayalım

Para değerlendirmek isteyen kişilerin trendi ve makro ekonomik görünümü bilmeleri şarttır. İçinden geçtiğimiz dönem; Avrupa’nın çok büyük sorunlar yaşadığı ve İtalya, İspanya gibi büyük ekonomilerin kurtarmaya ihtiyaç duyabilecekleri bir dönem. Ülke ekonomileri borç içinde, Avrupalı bankalar sermaye ihtiyacı hissediyor ve global çapta ekonomilerde büyüme sıkıntısı boy gösteriyor.

 

Bu kötü durumdaki ülkelere ise hiç de iyi durumda bulunmayan, borçlar içinde yüzen Amerika destek olmaya çalışıyor. Dünyanın en büyük bankaları – Amerikan bankalarından bazıları – yeniden sermaye ihtiyacı içinde mi değil mi soruları ile kafalar allak bullak oluyor. Ülkeler bastıkları paralarla bankaları ayakta tutmaya çalışırken, kamu borçlarını artırıyor ve bunları vatandaşlarından çıkarmaya çalışıyor. Vergiler artarken, yatırım kapasiteleri de azalıyor ve büyümeler iyice düşüş gösterme riski ile karşı karşıya kalıyor.

 

İşin içine Çin de girince panik havası artıyor, para kazanmak zorlaşıyor

Global piyasalarda yaşanan bu durgunluk dönemine, dünyanın lokomotifi durumunda bulunan Çin’in de ekonomik büyümesindeki yavaşlama ile katılması piyasaları tedirgin ediyor. Küresel çapta trend böyleyken, Türkiye ekonomisi için bankaların güçlü olması olumlu durumda. Büyümede yavaşlama eğilimine girilecek olması kabul edilebilirken, cari açık konusu finansman zorluğunun artacak olması nedeniyle risk teşkil ediyor. Kredilerdeki yavaşlama ve büyüme yavaşlaması ile bu açığın bir miktar kontrol altına alınabileceği umudu canlı kalmaya devam ediyor.

 

Makro trendin böyle olduğu bir dönemde, piyasalara yapılan müdahaleler günü kurtarmaya yönelik oluyor. Çarşamba günü Çin Merkez Bankası’nın zorunlu karşılık oranlarında indirime gitmesi ve dünyanın 6 büyük Merkez Bankası’nın piyasaya likidite sunma adımları, piyasaları Noel rallisi öncesi iştahlandıracaktır. Ancak bu kısa süre içerisinde para kazanabilenler büyük traderler ve kurumsal yatırımcılardır.

 

Küçük yatırımcının bu süre içerisinde para kazanabilmesi pek kolay değil. Borsaların yükselişe geçeceği, doların düşeceği dönemde, yatırımcı için en uygun yatırım enstrümanı altın gibi görülebilir. Ancak bunun da garantisi yok. Çünkü piyasalardaki olumlu hava dağıldıktan sonra – tahmini süre vermek çok zor ancak iyimser olup noel tatiline kadar diyelim – Avrupa’da hangi batmaya yüz tutmuş bankanın kurtarılması için gizliden bu şekilde müdahale yapıldığı gibi haberlerin düşmesi, likiditenin suyunu çekmesi ile borsalara düşüşler gelip, yeniden dolar alevlenebilir. Doların alevlenmesi de altın fiyatlarını düşürebilir.

 

Birikimleri risksiz enstrümanlarda değerlendirin, TL’de kalmaya özen gösterin

Kısacası bu dönemde parayı yönetmek profesyonellerin bile zorlandığı iş haline geldi. Günlük bile diyemiyorum, anlık işlemler ve hareketler gerekiyor. Bugün altının yükseleceğini söyleyebilirim. Ancak önümüzdeki hafta altın satın çünkü düşecek diyebilirim. Böyle bir dönemde en iyisi paranın değerini korumak ve risksiz enstrümanlarda yer almak. Yatırım fonları bir alternatif olabilir.

 

Ben bireysel emeklilik sistemine girmenizi öneririm. Hem birikim yapmayı öğrenir ve birikimlerinizi her ay artırırsınız hem de risk oranı düşük enstrümanlarda paranızı değerlendirme yolunu seçerek rahat etmiş olursunuz.

 

Lütfen bu kritik günlerde ekonominin bir bilim, para yönetiminin ise makro ekonomik bilgiler dahilinde tecrübe ile kazanılan bir uzmanlık olduğunu unutmadan paranızı değerlendirin. Dolar yükselecek, altın fırlayacak gibi söylemlerle kısa günün karı peşinde koşarken birikimlerinizde olmayın. Sizin için en uygun yatırım, paranızın değerini koruyacak ve riski minimize ederek değerlendirecek yatı

 

Türkiye’de e-ticaret piyasasının hareketlerinden faydalanın

Yazar: admin /

Türkiye’de online alışveriş alışkanlığı artıyor ve fırsat sitelerine olan rağbet de her geçen genişlemeye başlıyor. Türk tüketicisinin hangi ürünleri tercih ettiği, hangi illerin online alışverişte atağa kalktığı gibi bilgilere e-ticaret sitelerinin raporlarından ulaşabiliyoruz. İlk ilginç veriye, erkeklerin kadınları online alışverişte solladığını görerek ulaşıyoruz.

 

Sahibinden.com’un 2011 yılının ilk 10 aylık verileri kadınların ve erkeklerin internetteki alışveriş alışkanlıklarına ışık tuttu. Bu verilere göre, erkekler en çok cep telefonu ve bilgisayar, kadınlar ise giyim, aksesuar ve kozmetik ürünleri satın alıyor. Erkekler yaptıkları bir alışveriş için ortalama 70 TL harcarken, kadınlarda bu rakam 60 TL’ye düşüyor. Kadınlar ayda ortalama 1 saat 48 dakikalarını, erkekler ise 3 saat 15 dakikalarını sitede alışverişe ayırıyorlar.

 

Yine bir başka e-ticaret sitesi Hepsiburada.com’un 2011 yılı ilk yarı raporuna göre ise; 2011′in ilk yarısında üyeler en çok kozmetik, giyim-ayakkabı, gıda, anne-bebek kategorilerinde geçen yıla oranla daha fazla alışveriş yapmışlar.  Geçen yıla oranla kadınların yaptığı alışverişlerde kozmetikte %90, giyim kategorisinde %80, gıda satışlarında %70, anne & bebek kategorisinde ise %50 oranında artış yaşandığı açıklandı. Kadınların kendi kişisel bakımlarına olan ilgisinin yanı sıra çocuklarına olan ilgisi de artış gösterdi. Anne & Bebek ürünlerinin satışında %50 oranında bir artış kaydedildi. Gıda satışlarında ise %70 oranında artış yaşandığı saptandı.

 

Online alışverişte Anadolu’nun alışkanlıkları değişiyor

Hepsiburada.com verilerine göre; 2011′in ilk yarısında en fazla Bursa, Antalya (geçen yılın 1.si) ve Kocaeli’nin online alışveriş yaptığını görüyoruz.  Kocaeli’nin ardından Balıkesir, Muğla, Tekirdağ, Manisa, Konya, Zonguldak ve Hatay ilk 10′u tamamlıyor. Doğu illerinden Sivas 23. sırada, Erzurum 25. sırada, Diyarbakır 27. sırada dikkat çekiyor.

Satış bazında en çok artış kaydeden iller ise Kilis, Şanlıurfa, Adana, Bayburt, Iğdır, Karaman, Kırşehir, Erzurum, Gaziantep ve Hatay olarak sıralanıyor.

Bu arada verilere baktığımız da, Türk insanının özel günlere daha fazla önem verdiğini de görüyoruz. 2011 yılında 2010 yılına göre; Sevgililer Günü- Anneler Günü-Babalar Günü gibi özel günlerde gerçekleşen siparişlerde %50′ye varan artışlar yaşandı. 2011 Mayıs döneminde, 2010 Mayıs dönemine göre; sipariş adedi ve ciro karşılaştırıldığında ev elektroniği- mutfak ürünleri-kozmetik- oyun-gıda ve bilgisayar kategorilerinde %60′ı aşan artışlar yaşandı.

 

Fırsat sitelerine rağbet artıyor, alışkanlıklar yayılıyor

comScore.com raporunda yer alan bilgilere göre;  Aralık 2009’da 13 milyon tekil ziyaretçisi olan fırsat siteleri, Aralık 2010 itibariyle bu sayıyı 35 milyona yükseltmiş durumda.  Fırsat sitelerine, 2010 içerisinde dünyadaki internet kullanıcılarının %6.9’u erişti. Bu oran, Amerika’da %19’a, Avrupa’da ise %10’a yükseliyor. Türkiye’de ise fırsat siteleri, internet kullanıcılarının %14’ü tarafından kullanılmakta. Bu oranlarda fırsat sitelerine olan ilginin arttığını gösteriyor.

2011′de ABD, Japonya, İngiltere, Almanya ve Çin’in  toplam e-ticaret hacminin 500 milyar USD olacağı tahmin ediliyor. Türkiye bundan sonraki ikinci beşlik grubun içinde yer alıyor ve Fransa’dan sonra 7 nci sırada geliyor.

 

Alışverişlerinizi doğru planlayın, online alışverişte indirimleri yakalayın!

Bu verilerden sonra ortaya çıkaracağımız sonuç; teknolojinin nimetlerinden yararlanmamız gerektiği olacak. Ürünlere ulaşabileceğiniz alan sayısının artması, e-ticaret pazarında faaliyet gösteren firmaların rekabet edebilmesi için fiyat avantajları sunması gerekliliğini ortaya çıkarıyor. Bu avantajdan yararlanacak olanlar da, ihtiyacı olan ürüne sahip olmak isteyen tüketiciler olacaktır.

 

Alışverişlerinizde özel alışveriş klüplerini, fırsat sitelerini takip edebilirsiniz. Buradaki avantajları düzenli olarak takip etmekle beraber, kendinize ihtiyaç listesini oluşturmalısınız. Almak istediğiniz – finansal hedefiniz olan bir ürün bu sitelerde indirimli olarak günlük fırsat şeklinde sunulabilir. Tabi ki bu avantaja sahip olup, indirim gününde o ürünü satın alabilme gücüne sahip olmak için, gereksiz giderlerden bütçenizi korumanız gerekiyor.

Bilgisayar başında alışveriş zamanına dikkat edin

Yazar: admin /

Tüketim çılgınlığımız üst boyutlara taşındıktan sonra tüketim alışkanlıklarımız da değişti. Yeni dönemle birlikte hayatımıza online alışveriş kavramı girdi. Yoğun olan ve alışverişe zamanı kısıtlı tüketicilerin, çok daha rahat tüketim yapmasını sağlayan bir sistem kurulmuş oldu. Tabi ki internet üzerinden alışverişe bu kadar dar kalıptan bakmıyorum. Ancak faydaları ve zararlarından bahsetmek için yazmıyorum bu yazıyı.

 

Verilere dayanarak Türk tüketicisinin internet üzerinden alışverişe bakış açısını değerlendirmek istiyorum. Ve tüketim arzusuna kapılıp, internet üzerinden alışverişin kolaylığını hissederek bütçeleri zor durumda bırakmamak gerekliliğinden bahsetmek istiyorum.

 

Extrabux internet sitesinde yer alan analizden derlenen verilere göre; hem kadın, hem de erkeklerin 45-54 yaş aralığında online alışverişe daha az önem verdikleri görülüyor. Kadınlarda 25-34, erkeklerde ise 35-44 yaş aralıklarında online satın almalar zirve yapıyor. 18-24 yaş aralığında ise ailelerden alınan harçlıklarla geçinilmesi, kredi kartının bulunmaması vb nedenler ile satın almaların çok düşük kaldığını görüyoruz.

 

Online alışverişte güven önemli ancak arzuyu ‘ uygun fiyat ’ doğuruyor

Tüketimde insan psikolojisini etkileyen temel etkenlerden bir tanesi kuşkusuz indirimdir. Tüketiciler indirim gördüklerinde satın alma psikolojisine bürünürler. Burada olayın özü indirimden ziyade, ‘ uygun fiyat ’ kavramıdır. Satın almak istedikleri bir ürünü, uygun fiyatla buldukları takdirde tüketiciler o anki bütçelerine pek aldırış etmeden satın almayı gerçekleştirirler.

 

Tüketicilerin seçimleri incelediğinde uygun fiyat tercihinin üst seviyelerde olduğunu görüyoruz. İndirim kavramınu bununla iç içe alırsak, diğer etmenlerin markaya güven, bilinirlik ve kalite olduğunu söyleyebiliriz. İnternetten yapılan alışverişlerde bir de kullanıcı yorumlarının önemi her geçen gün artıyor. Bir ürün almadan önce inceleme yapılması ve daha önceden bu ürünleri alan insanların görüşleri sıkça inceleniyor.

Bilgisayar başında alışverişe dikkat edilmeli

Kadınların daha sık ve fazla alışveriş yaptığı düşünülse de, erkeklerin özellikle teknolojik ürünlere olan merakı sayesinde, kadın-erkek ayrımı burada ortadan kalkmak üzere. Burada bana göre, erkeklerin daha fazla alışveriş yapmaya başlama nedenlerinden bir tanesi, daha kısa sürede satın alma kararı vermeleri oluyor. Yanlış anlaşılmasın; daha kısa sürede karar vermelerinin nedeni, kadınlara oranla daha az ürün incelemeleridir.

 

Yapılan analizlere göre; Kadınlar alışverişlerini ağırlıklı olarak 12-13 saatleri arasındaki öğle yemeği aralarında yaparken, erkekler alışveriş için mesai saati bitimini tercih ediyorlar. Erkeklerin satın almayı tamamlama süreçleri ortalama 10 dakika sürerken, kadınlarda bu süre ortalama olarak 14 dakikayı buluyor. Pazartesi günleri erkeklerin en çok, perşembe günleri ise kadınların en fazla alışveriş yaptıkları gün olduğu söyleniyor. Kadın ve erkekler için cumartesi günü online alışveriş sekteye uğruyor.

 

Kadınların öğle aralarında alışveriş yapması kadar erkeklerin de mesai bitimi sonrasında alışverişi tercih etmeleri oldukça riskli. Öğle arasında özellikle rejim yapmak isteyen kadınların, diğer kişiler yemeğe giderken, mide tatmini elde edememenin sıkıntısını alışverişten çıkarma gibi bir riskleri oluyor. Bir ürün için ortalama 15 dakika içinde karar verilebildiğini düşünürsek, 1 saat içinde 4 farklı ürün satın alma ihtimalinin bulunduğunu düşünebiliriz. O psikolojik halle beraber, bütçenin unutulacağını söylemeye gerek yok sanırım. Erkekler içinse iş yoğunluğunun ardından, bilincin en kapalı olduğu ve bütçenin düşünülemeyeceği mesai saati bitimi de oldukça tehlikeli. Erkeklerin de bir ürün için ortalama 10 dakikada karar verebildiklerini düşünürsek, bir saat içerisinde 6 ürün alınabileceğini hesaplıyoruz.

 

Online alışveriş kolay, bütçenin durumu ise zor

İnternette alışveriş siteleri çoğaldı. Özel alışveriş klüpleri ve fırsat sitelerinin çoğalması ile alışverişlere renk geldiğini söyleyebiliriz. Ancak alışveriş yaparken psikolojik durumunuza çok dikkat etmelisiniz. Depresyonda olduğunuzdaki gibi alışveriş terapisinin etkileri bütçeyi sarsar. Online alışverişte ise bir anlık iş yorgunluğu, bilgisayar başında uzun zaman geçirmek sonunda gördüğünüz bir çok ‘ uygun gibi görünen fiyatlar ’ satın alma güdünüzü harekete geçirebilir.

 

Sürekli hatırlattığım gibi; önce ihtiyaç listenizde olan bir ürünü almanız gerektiğini hatırlayın. Finansal hedeflerinizden sizi uzaklaştıracak adımlar atmayın. Ve bir ürün satın almadan önce fiyat araştırmasını daha ciddi yapın. Unutmayın; fiyat karşılaştırmak artık kolay ve her indirimi ‘ uygun fiyat ’ sanmayın. Sizin için en uygun kavramı, bütçenize uygun olan olacaktır.

İkinci el oto pazarı hareketlendi, seçim yaparken dikkat

Yazar: admin /

Türkiye’de gündem yoğunluğu hiç bitmiyor. Otomotiv sektöründe ÖTV zammı sonrası durgunluk yaşanabileceği beklentileri hakimdi. Gerçi ÖTV zammının etkilediği segmentin üst sınıf olduğu ve piyasayı çok fazla etkilemeyeceği söylense de, ister istemez sektörde genel olumsuz bir hava oluştu. Bunun üzerine bir de kredi faizlerindeki yükseliş egemen olunca, otomotiv piyasasında bir durgunluk yaşanabileceği düşünüldü. Gözler ikinci el piyasasına çevrildi ve fiyatların artabileceği konuşuldu.

 

Bu duruma yönelik karşı atak ise başka bir gündem maddesi sonrasında dolaylı olarak gerçekleşti. Hükümetin bedelli askerlik uygulamasını başlatması ve bedelli askerlik yapabilmek için 30 bin TL’nin ödenmesi  gereksinimi insanları düşündürdü. Bunun sonucunda ilk akla gelen, askerlik hizmetini bedelli yapmak isteyen kişilerin araçlarını satılığa çıkarmaları oldu. Sahibinden.com’dan aldığımız bilgilere göre, otomobil satış ilanlarında bir artış göze batarken, kişilerin araçlarını satma nedenlerine ‘ bedelli askerlikten dolayı ‘ yazmaları dikkat çekiyor.

 

Sahibinden.com’un ilan verilerine göre, bedelli askerlik ücretini ödemek isteyenler otomobillerini satışa sunmaya başlamış durumda. Haberin çıktığı ilk günden itibaren bedelli askerlik yapmak isteyenlerin otomobil ilanlarını koyduğu sitede, yasa tasarısının netleşmesinin ardından ilan sayısı hızla artmaya devam etti. Sahibinden.com’da yer alan ilanların açıklamalarında otomobillerin bedelli askerlik için satışa sunulduğu notu bulunuyor.

İkinci el araç piyasası hareketli, fiyatlar düşüyor

Bedelli askerlikten faydalanmak isteyen kişilerin, banka kredisi seçeneklerini değerlendirmekle beraber, ilk olarak ellerinde bulunan varlıkları satarak nakit bulma yöntemleri takip ediliyor. Araçlarını acil olarak satılığa çıkaran ve bedelli askerlik uygulaması başladığı anda paralarını yatırmak zorunda olan kişiler, araçlarını değerinin altında da satmaya razı oluyorlar. Fiyatların normale göre düşük olduğu ikinci el piyasasında araç fiyatları, bedelli askerlik hakkına sahip olan kişilerin etkisi ile daha da düşmüş durumda.

 

İkinci el araç piyasasında araç sayısının artacağını göz önüne alıp, bedelli askerlik hakkından yararlanmak isteyenlerin fazla vakitlerinin olmadığını düşünürsek, fiyatların göreceli olarak düşeceğini söyleyebiliriz. Ancak fiyatların göreceli olarak yavaşlaması ile talebin artması, sektöre ekstra bir kar marjı getirecektir. Bu durumda galerilerin tutunacağı tavır önemli olacak. İkinci el piyasasında araç devir işlemlerinin de ucuzlamış olması, ikinci el oto alımına ağırlık kazandırabilir.

 

İkinci el araç alırken, ihtiyaç kredisi kullanabilirsiniz

Enuygun.com Baş Analisti Betül Hanım’ın taşıt kredisi ile ihtiyaç kredisini karşılaştırmıştı. İkinci el araç alırken taşıt kredisi kullanmanız zor olacaktır. Bu nedenle ihtiyaç kredisi kullanmanız uygun olabilir.

 

Ki arasında çok büyük farklar yok. Burada dikkat etmeniz gereken nokta masraflar olacaktır. Taşıt kredisinin faizi, ihtiyaç kredisine göre daha avantajlı görünse de, ihtiyaç kredisinde masrafın daha düşük olması nedeniyle, toplam geri ödeme tutarınız birbirine yakın olabilir. Bu nedenle ikinci el araç alırken, eğer ihtiyacınız varsa ihtiyaç kredilerini de inceleyebilirsiniz.

 

İkinci el otomobil satışlarında İstanbul lider

Sahibinden.com’un 2011 yılı üçüncü çeyrek sahibindex verilerine göre, İstanbul’un Kadıköy, Bağcılar ve Üsküdar ilçelerinde satılan 15 bin 637 otomobil sayısı, 14 bin 761 otomobil satışının gerçekleştiği Türkiye’nin en büyük şehirlerinden İzmir’i geride bıraktı. Ankara, Bursa ve İzmir’de satılan toplam otomobil sayıları İstanbul’u geçemedi. Üç ilde toplam 53 bin 214 otomobil satılırken, İstanbul’da bu sayı 56 bin 280’e ulaştı.

 

Aynı dönemde satışı gerçekleşen otomobillerde en çok tercih edilen renk beyaz olurken, 2004, 2006 ve 2008 model araçlar daha çok tercih edildi. Analize göre, manuel vites otomobillerin otomatik vitesli araçlara göre yaklaşık yedi kat daha fazla satıldığı, yüzde 54,8 oranla en çok sedan kasa otomobillerin tercih edildiği ortaya çıktı.

 

Sahibinden.com verilerine göre; ikinci el otomobil piyasasında en çok Renault, Fiat, Opel ve Tofaş’a ilgi var. En hızlı satışı gerçekleşen marka ise Hyundai. En çok beyaz renk araçlar ve 2004-2006-2008 modeller tercih ediliyor. İkinci elde manuel vitesli otomobil satışları otomatik vitesli araç satışlarına göre 7 kat fazla. Türk halkının otomobilde kasa tercihi ise Sedan. Satışların yüzde 54,8’i Sedan kasa otomobillerden oluşuyor.

 

Üçüncü çeyrekte taşıt kredileri bakiyesi arttı

Yazar: admin /

Kredi genişlemesinin tavan yaptığı 2011 yılında en çok kullanılan kredi türleri konut ve tüketici kredisi oldu. Yılın üçüncü çeyreğini içeren Temmuz-Eylül dönemi incelendiğinde ise tüketici ve konut kredisi kullanan kişi sayısı 2 milyonu aştı. Bu çeyrekte konut ve tüketici kredisi için kullanılan kredi miktarı ise 23 milyar TL’yi aştı.

 

Kredi kullanan kişi sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 5 oranında artarken, bir önceki üç aylık döneme göre ise yüzde 16 oranında azaldı. Temmuz-Eylül döneminde kullandırılan kredi miktarı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 5 oranında, bir önceki üç aylık döneme göre ise yüzde 31 oranında küçüldü.

 

Türkiye Bankalar Birliği’nin raporundan derlenen verilere göre, Temmuz-Eylül 2011 dönemi sonu itibariyle tüketici kredileri ve konut kredileri bakiyesi 154,5 milyar TL, kredi kullanan toplam kişi sayısı ise 13 milyon 964 bin kişiye ulaştı. Toplam kişi sayısı ise Temmuz-Eylül 2010′a göre yüzde 34 oranında, bir önceki üç aylık döneme göre ise yüzde 4 oranında artış gösterdi. Tüketici kredisi ve konut kredileri bakiyesi ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 40, Nisan-Haziran 2011′e göre ise yüzde 4 oranında büyüdü.

 

Üçüncü çeyrekte kredilerin lideri ‘ ihtiyaç ’

Temmuz-Eylül 2011 döneminde tüketici kredileri ve konut kredilerinin mal ve hizmet gruplarına göre dağılımı incelendiğinde; ihtiyaç kredilerinin yüzde 64’lük oran ile en büyük paya sahip olduğu görülüyor. Bunu sırasıyla; yüzde 23 ve yüzde 7 pay oranları ile konut ve taşıt kredileri izliyor. Aynı dönemde ihtiyaç kredileri 1.836.138 kişi tarafından ve 15,1 milyar TL, konut kredileri 75.063 kişi tarafından 5,3 milyar TL ve taşıt kredileri 45.007 kişi tarafından 1,8 milyar TL tutarında kullanıldı.

Bir önceki yılın Temmuz-Eylül dönemine göre taşıt kredileri yüzde 2 oranında artarken, konut kredileri yüzde 22 ve ihtiyaç kredileri yüzde 2 oranında azaldı. Bakiye açısından taşıt kredileri bir önceki yılın aynı üç aylık dönemine göre yüzde 42 , konut kredileri yüzde 31 ve ihtiyaç kredileri yüzde 31 artış gösterdi.

Temmuz-Eylül 2011 dönemi içinde kredi kullananlar bazında; ortalama tüketici kredisi ve konut kredisi miktarı 11,1 bin TL oldu. Bu büyüklük konut kredilerinde 71 bin TL ve taşıt kredilerinde 38,9 bin TL olarak gerçekleşti. Temmuz-Eylül 2011 dönemi sonundaki bakiye verilerine göre ortalama tüketici kredisi ve konut kredisi miktarı 11,1 bin TL’dir. Bu miktar konut kredilerinde 56,9 bin TL ve taşıt kredilerinde 18,8 bin TL’ye ulaştı.

Kredilerde en fazla tercih edilen vade 48-72 ay
Tüketici kredileri ve konut kredilerinde en fazla tercih edilen vade dilimi 49-72 ay arasında oldu. Bunu 25-36 ay ile 73 ay ve üzeri vade dilimleri izledi.

 

Temmuz-Eylül 2011 dönemi itibariyle 3,1 milyar TL olan takipteki krediler, tüketici kredileri ve konut kredileri toplamının yüzde 2′sini oluşturuyor.

Temmuz-Eylül 2011 döneminde kullandırılan tüketici kredileri ve konut kredilerinden kanuni takibe atılan kredi miktarı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 29 oranında azalarak 506 milyon TL oldu. Söz konusu kredilerin yüzde 10′unu taşıt, yüzde 25′ini konut, yüzde 19′unu ihtiyaç kredileri ve yüzde 46′sını diğer krediler oluşturdu.