Kasım ayı enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından gözler MB’ye çevrildi.MB enflasyon hedefinden şaşmak durumunda bırakıldı.Bunun tek nedeni var ‘ zamlar ‘.
Öncelikle hükümetin bütçe dengesinden ve iç borçlanmasından bahsetmek istiyorum.Ülke içi finansal yapıların güçlenmesi yönünde politika izleyen hükümet , dış borçlanma yerine iç borçlanmayı tercih etti ve daha yüksek faiz ödediği dış borçları erteleyerek ciddi bir zarara uğradı.
Bu zararı ise vergi oranları ile karşılamaya çalıştı.Dolaylı vergilerin , vergi gelirleri içindeki payını artırıp , KDV ve ÖTV artışları ile bunu dengeye getirmeye çalıştı.Ülkede ki sermaye gruplarını desteklemek adına , özellikle özel tüketime getirdiği vergiler ile gelirlerini artırıp , bu zararını ödemeye çalıştı. Son dönemlerde azalan bütçe açıkları , yeniden yükselmeye başladı. Seçim döneminde yapılan harcamaların başı çektiği açık ve gelirin beklenenden düşük kalması ile bir sıkıntı meydana geldi.
Şu günlerde ise bu ÖTV artışları hükümetin başına başka bir şekilde bela oldu. Artan enflasyon rakamlarında ön sırada alkollü içki ve tütün mamüllerine yapılan zamların etkileri var. Bu fiyatların artış nedeni belli. Koyulan ek vergiler. Bu vergilerdeki artış bir seferlik olduğu için normal şartlarda fiyat artışlarının sürekli olmaması öngörülür. Ancak ekonomide tüketici beklentieri de dikkate alınır. Yani halkın geleceğe yönelik beklentileri bu fiyat artışı ile etkilenirse , bu fiyat artışının bir kerelik olmayacağını gösterir. Kısaca açıklamak gerekirse , özel sektör fiyat karar mekanizmalarına , halkın artış yönündeki beklentilerini aksettirirse fiyatlar artabilir.
Tabi ki enflasyon artışında tek kalem alkollü içkiler ve tütün grubu değil. Artan emtia fiyatları , enerji fiyatları da enflasyona etki etmiş durumda. Hatta henüz enerji fiyatlarına zammın tam anlamıyla yapılmaması enflasyonun beklenenden kesinlikle uzaklaşacağını gösteriyor.
Bunun üstüne bir de dünya üzerindeki enflasyonist baskılar etki edecek. ABD’nin enflasyonist baskıdan söz etmesi , altının ons fiyatının değer kazanması , petrol fiyatlarının ciddi artışlar göstermesi enflasyonun dünya üzerinde artacağının gösteriyor.
Dünya üzerindeki arz ve talep faktörlerinden kaynaklanan bu gelişmelerin bizim para ve hükümet politikalarımızla alakası olmadığı gerçek olduğu gibi , bizi etkileyeceği de bir gerçek.
Özetlemek gerekirse ;
Hükümet , enflasyon hedeflemesini iddialı bir oran üzerinde yaptı. Ancak vergi oranlarında yaptığı oynamalar ve global piyasalarda yaşanacak dalgalanmaları hesaba katmadığı için , Merkez Bankası’nı zor durumda bıraktı. Enflasyon tek haneli rakamlarda gerçekleşecek belki ancak düşme eğilimini bir süre daha kaybedecek.
Burada en sıkıntılı dönemi geçirecek olan kurum Merkez Bankası. Faiz oranlarını indirmesi beklenen MB , bir yandan artan enflasyonu bir yandan da dünya ekonomisinde ki yavaşlamayı göz önüne alması gerekiyor.
Yapacağı bir sürpriz ise , geçtiğimiz dönemde beklenenden fazla indirdiği 25 baz puanı kullanarak , bu toplantıda faizleri değiştirmemek olabilir.
4 Aralık 2007
Geçtiğimiz haftalarda ” Kriz yönetimleri iflas etti ” başlıklı yazımda , mortgage fırtınasının patronlara etkilerinden bahsederken , zararlara da değinmiştim. Bu zararlar ise dünya piyasalarına etkilerini son dönemlerde şiddetle hissettirmeye başladı.
Ben mortgage kredilerini ve bununla beraber doğan hedge fonları bir fırtına olarak görüyorum.Genelde fırtınalar eserken herkes evinde oturur,bittiğinde ise ziyan tesbit çalışmalarına başlar. Bu fırtınada ise tam tersi oldu.Fırtına eserken herkes dışarı çıktı ve uçmayı tercih etti. Fırtına dindiğinde ise evinde oturarak ziyanları tesbit etmeye başladı.
Kısa bir özet yapalım önce.Örneğin ; ben cebinde parası olmayan ancak ev alma isteği olan bir adamım.Bankaya gittim ve kredi istedim.Bankadan subprime kredisi aldım.Aldığım kredi gerçekten iyi bir paraydı ve evle yetinmeyip bir de araba alayım dedim.Ben kendi kendime bir krediyle ne kadar çok şey yapacağım diye düşünürken , o kredinin nelere kadir olacağını hiç düşünmedim. Bankadan aldığım o kredi doğurmaya başladı. Kredi parayı doğurdu ve hedge fonlar sayesinde piyasalara yayıldı. Yayıldı ama hiçbir piyasa kendisine gelen paranın kaynağını bilemedi. İnanılmaz bir likidite sağladı benim kredim. Ben o krediyi nasıl geri ödeyeceğim diye kara kara düşünürken , o kredi dünyanın çeşitli noktalarında ki insanlara müthiş kar sağladı.
Sonra gün geldi ben iyice sıkıştım. Aldığım krediyi ödeyemeyeceğim. Evi satsam evin de değeri düşük. Gittim bankaya , dedim ben bu krediyi ödeyemiyorum. Size evi versem olur mu ?
Fıkra gibi bu olayın sonunda ne olduysa oldu. Kredisini ödeyemeyen insanlar kredi veren kuruluşları zor durumda bıraktı. Ama esas sorun o kredilerin geri ödenememesi değil , o kredilerle yapılan işlemler oldu. Yatırım kuruluşları ve bazı bankalar risk faktörleri yüzünden büyük zarar ettiler. Batan hedge fonlar sayesinde sarsıntılar yaşandı. Ortada kıyamet gibi dolaşan kısa süreli para uçtu. Fırtına buydu işte.
Şimdi ise bilanço zamanı. Amerika’da birbiri ardına gelen bilançolar ve zarar rakamları. Herkes bir ağızdan kriz doğuyor , ABD ekonomisi küçülüyor , resesyon kapıda söylemlerine başladı. Dow Jones ve Nasdac büyük düşüşler yaşadı. Şimdi sorulan soru , bu düşüşler devam edecek mi ?
1.si : Değeri trilyon dolar olan yatırım şirketlerinin 3-5 milyar dolar ziyan yazmaları ile büyük krize girilmez. Ortada halen dolaşan inanılmaz likidite döngüyü sağlamaya devam eder.
2.si : Bir ekonomi için en geçerli olan rakam ‘ Büyüme ‘ rakamıdır. ABD ekonomisinin önümüzdeki çeyrekte ve 2008′de büyümesinin yavaşlayacağı açık olmakla beraber resesyona girme durumunu dönem zarar rakamları göstermez.
3.sü : Piyasanın kendi kendisini toparlama mekanizması ihmal edilemez ve kısa süreli panikle kısa dönemde etki beklenerek , anlık müdahaleler yarar sağlamaz.
1.maddede ; Yatırım bankaları çok büyük ölçekli kuruluşlar.Bunların bu zarar rakamları yalnızca son dönemdeki mortgage fırtınasından etkilenen rakamları.Tamamen hazırlıksız ve kısa dönem büyük kar hazzına kapılarak açık denize açılma hırsından kaynaklanan rakamlar.
2.maddede ; ABD’de büyümenin yavaşlayacağı önceden bekleniyordu.Bu rakamlar üzerine bu beklenti şiddetlendi. Ancak ABD ekonomisi hizmet sektöründe faaliyet gösteren bir ekonomi aynı zamanda. Üretim dışında hizmet sektöründe ki etkilere bakmak gerekir. İnsanların tüketim alışkanlıkları çok önemli bir gösterge. Marjinal tüketim eğilimlerinde olacak bir değişme incelemede yarar sağlar. 2 gün sonra şükran günü ve aralık sonuna doğru Noel ve Yılbaşı alışverişleri belirleyici bir gösterge olabilir.
3.maddede ; FED piyasaya çok müdahele etmeye başladı. Sağlıklı yapıya kavuşmaya çalışan piyasaları olumsuz etkiliyor. Piyasa faiz indirimi beklentisi ile sürekli olağandan çıkıyor. Zarar rakamları ile beraber bütün yorumu resesyona bırakarak faiz indirimi bekliyor. Bir nevi piyasa oyuncularının kontrolünde kalıyor. Ağustos ayına kadar enflasyon önemli risk, faiz indirmeyebilirim mesajı veren FED , doların hızla artan değer kaybına rağmen indirime devam ediyor. Son enflasyon açıklamasından sonra 1 tam baz puanlık indirim yapmış olacak.
ABD piyasalarının gelişmekte olan piyasalara etkisi açık oluyor. Ancak bu dönemde ABD’ye kıyasla daha düşük oranda bir düşüş gösterdik. Pozisyon alan yatırımcılar pek korku göstermediler ve pozisyonlarını korudular. Panik ortamı ile gelen satışları alım fırsatı olarak görenler dahi oldu.
Son paragrafta kişisel yorumumu yapmak istiyorum. Yurtdışı kesinlikle takip edilmesi gerekiyor. Ancak şuan gelen bilanço rakamlarıyla panik yapmayı uygun bulmuyorum. Dediğim gibi 3-5 milyar dolarlık ziyan kalemi çok önemli değil. Ekonominin büyüme rakamları ve halkın tüketim eğilimi en ciddi gösterge. Bunlarda meydana gelecek düşüş paniğin artmasına neden olur. Bu günlerde ise yılbaşı öncesi bu seviyelerin pozisyon için uygun olduğunu düşünüyorum. ABD ekonomisi güçlü bir ekonomidir ve kaybettiğini geri alabilecek performansa sahiptir.
Kendi piyasamızda ki sıcak para biraz daha ılımaya başlamıştır. Bu paranın tamamen çıkması artık pek mümkün gözükmüyor. Her türlü risk ekonomilerde mevcuttur ancak yaratılmaya çalışılan kara bulutlar , yaratıcılarının üstüne çökmesiyle yok olur.
Son söz petrol ve altına. Okuması güzel bir senaryo oluşturanlara teşekkürler. Petrol şuan tarihi zirvesinde bile değil ve bu kadar kartel olan ve emtia gibi değerlenmeye başlayan petrolün , bu belirsizlik ortamında spekülatif olarak yükselmesi kadar doğal birşey olamaz. Petrol ve altınla ilgili yazımı ayrı olarak yazacağım.
İçinde bulunduğunuz günlerde gözleriniz karanlıktan birşey görmüyorsa korkmayın. Sabaha çok az kalmıştır…
Bol kazançlı günler dilerim.
23 Kasım 2007
Geçtiğimiz aylarda dünyayı sarsan mortgage fırtınası , açtığı yaraları yeni yeni göstermeye başladı. Dünyanın en büyük yatırım bankaları 9 aylık bilançolarında büyük düşüş yaşadılar. Merrill Lynch ve Citi Group bu krizde başı çektiler ve aktiflerinin büyük bir bölümünü kaybettiler. Bu kayıplar iki grubunda CEO’larının istifasına neden oldu.
Şimdi bu karmaşık tabirlerle dolu bu senaryoyu basite indirgeyip değerlendirelim ;
Amerika’da ev kredisi alabilmek için kredi skorunuza bakılır. Ödediğiniz faturalardan daha önce aldığınız kredilerin geri-dönüş istatistiğine göre kredi skoru belirlenir. Bu skorunuz yeterli ve geliriniz bu kiraları ödemeye yeterli görülür ise Prime Mortgage denilen kredi alabilirsiniz.
Ancak son zamanlarda çok populer olan ve bankaları sıkıntıya sokan kredi ‘ Subprime Mortgage ‘. Kredi skorunuz yeterli kadar iyi değilse ; yani kredi geçmişiniz kötü , faturalarınızda aksaklıklar yaşanmış gibi…Bu durumda bankalar riskli kredi denilen Subprime krediler veriyorlar. Tabi bunların faizleri daha yüksek. Ancak krediyi alan kişiler , bu krediyi ödemek için daha yüksek gelir elde edeceğinin garantisini veriyorlar. Bununla beraber bu krediyi veren kuruluşlar , kredileri risk gruplarına ayırarak tekrar piyasaya sürerek , bunları alacak yatırımcı ararlar. Bu kredileri alan yatırımcıda aylık yüksek getiri beklentisi içine girer. ( Özet olarak ; yüksek risk = yüksek getiri beklentisi )
Peki sorun nasıl başladı ?
Gayrimenkul sektöründe başlayan durgunlukla beraber ev fiyatları gerilemeye başladı. Böylece kredi alan kişi evi sattığı zaman alacağı para , bankaya olan kredi borcunu ödemeye yetmiyor. Evi alan kişi evi terk etmek istiyor. Ev bankaya kalıyor ve kredilerde cabası…
Bu fırtınada , özellikle bu işler için kurulmuş Hedge Fonlar birbir iflaslarını açıkladılar. ( Hedge Fon = Daha yüksek getiri sağlamalarında ki denetim etkinliği minumum olan yatırım stratejisi )
Bu hedge fonlara büyük yatırım bankaları eşlik etti. Özelikle Merrill Lynch 9 aylık bilançosunda 2.3 Milyar $ zarar açıkladı ve aktiflerinin değerini 7.9 Milyar $ düşürdüğünü açıkladı. Böylece CEO’su da görevden alındı. Citi Group için de aynı şey geçerli oldu ve Citibank CEO’su da görevden ayrıldı.
Amerika ve Avrupa’nın bazı büyük bankalarında yaşanan bu sorunlar , bankacılıkta kriz yönetimi mekanizmasında hala sıkıntı yaşandığını göstermiş oldu. Sermaye yeterlilik oranı kanunun , banka aktiflerine karşı duyarlılığı ne kadar korunduğu da ortaya çıkmış oldu. Bunun sonucunda CEO’ların istifa etmesi de çok doğal bir durum.
Türkiye’de Basel 2 kurallarının uygulanıp uygulanmayacağı tartışılırken , dünyada yaşanan bu sıkıntılar , bizim biraz daha dikkat etmemizi sağlamış olmalı.
Yüksek risk ile yüksek getiri arasında ki doğru orantının ancak doğru bir risk yönetim mekanizması ile etkin olabileceğini düşünüyorum.
06 Kasım 2007
Daha önceki yazılarımda bahsetmiştim borsamızın halinden. Dünyanın en çok kazandıran ve insanı zengin eden en büyük borsalarından biri İMKB. Üzerinden büyük speküle ve manipüle işlemlerinin yapıldığı , insanların asparagas haberlere inandırılarak yatırım yapmaya yönlendirildiği sayılı borsalardan birisine sahibiz.
Hisse bazlı yorumda bulunmayacağım bu sefer. Endeks üzerine konuşmak istiyorum. Genel seçimlerden sonra dünyaya da ayak uydurarak hızlı bir yükseliş trendine giren endeks , ABD’de çatlak veren mortgage krizleri ile beraber bir şok yaşasada kısa sürede FED’in kararları ile toparlanarak tarihi zirvelerini denedi. Özellikle Brezilya endeksiyle paralel seyreden İMKB geçtimiz haftaya kadar zirvelerinde seyrini sürdürdü.
Cuma günü yine ABD’de büyük bankaların zarar açıklaması ile beraber resesyon riskinin yeniden gündeme gelmesi , piyasaları vurdu ve ciddi kayıplar yaşandı.
Pazartesi sabahına uyandığımızda ise dünya piyasalarında yaşanan sorunlar ile beraber kendi iç dinamiklerimizde yaşadığımız sorunlarin birleşerek, yüksek bir düşüşün yaşanmasını bekliyorduk. Terör saldırıları ile beraber karşılaşılan resesyon riskinin, çift etki yaparak hızlı bir düşüşe neden olması gerekiyordu.
Açılış beklenildiği gibi oldu. %6’ya varan kayıpla açılan piyasa daha sonra kendisini toparladı. Hatta kapanışta %2.73 gibi düşük sayılabilecek bir değer kaybı ile günü tamamladı. Dolar ise 1.24 seviyelerinden gelen güçlü satışlarla 1.22 seviyelerine kadar geriledi. Peki bu ne demek oluyor ?
Borsamız yabancı yatırımcıların elinde. Piyasa içinde bulunan yerli yatırımcılar ise güçlü ve spekülatör denebilecek kişiler. Piyasayı kısa – orta – uzun vade olarak incelememiz ve önümüzdeki günleri böyle değerlendirmemiz gerekiyor. Piyasanın dün yaptığı harekete bakacak olursak ;
Bu tamamen kısa süreli şok diye adlandırdığımız kademesiz bir düşüştü. Piyasa ani bir tepki ile ( operasyon ve Abd etkisi ) hızlı bir düşüş yasada , bildiği dinamiklere uyum sağladı ve tepkisini gösterdi. Yani ; piyasa ekim sonunda FED’in faiz indireceğini hesaplıyor. Özellikle düşük gelen banka kar rakamlarından sonra bu ihtimal daha da kuvvetlendi. Piyasa bunu satın alıyor ve düşüşe tepkisini gösteriyor. Peki uzun vadede operasyon etkisini neden görmezden geliyor ? Resmen körleşiyorlar ve o riski şuan görmezden gelerek alımlara devam ediyorlar.
O zamana kadar piyasa nasıl olsa yükselecek ve kar realizasyonu yapmak için fırsat gerekecek diye düşünüyor olabilirler ! Daha fazla yukarı gidemediği zaman mutlaka aşağı salınması lazım ve bu salınımda öncülüğü operasyon üzerinden yapabilirler. Bu konuya çok dikkat edilmeli. Yani bu zamanlarda borsada kalan yatırımcılar , operasyon riskini göz ardı eden yatırımcılar. Ya Türkiye sınır ötesi operasyona henüz kalkışmaz diye düşünüyorsanız paranızı borsada tutacaksınız ya da operasyon her an olabilir diye düşünüyorsanız borsada çıkacaksınız. Büyük egemenlik yabancılarda olduğu için onlarin kalmayı tercih ettigi görülüyor. Yani kısa vadede operasyon riski görmüyor yabancılar. Uzun vadede ki operasyon riskini ise gözleri kapalı şekilde karşılıyor.
Küçük yatırımcı çok dikkatlı olmalı. Önlerinde iki seçenek var :
Ya bir süre daha borsada yatırımlarına devam edecekler. Borsanın aşamayacağı tarihi zirvelerinden satım yapacaklar. ( Hisse bazlı hareketlere göre bu süre uzayabilir. 9 aylık kar rakamları açıklandığı zaman prim potansiyeli yüksek hisselere göre , satım süresi uzayabilir . ) Borsanın yükselmesi ile beraber doların destek seviyelerinin altına inisinde , örneğin 1.18 seviyelerine salındığı zamanları iyi tesbit edip , borsada ki paralarını dövize döndürecekler. Bu tamemen operasyonu göz önüne alınarak yapılan bir hareket olur.
Ya da operasyon her an gerçekleşebilir diye düşünüp , borsanın bu günlerdeki yükselişi dikkatle izlenip özellikle FED toplantısından sonra satış yapılarak , paralarını dövize bağlayıp , operasyonu bekleyecekler.
Yine çok kritik dönemeçteyiz. Hem siyasi olarak hem piyasa olarak. Unutmamak lazım ki ; piyasa teknik bilgi ile beraber hislerin buluştuğu bir ortamdir. Yaptığınız her hareket zamanlama olarak mükemmel olamaz ama pişman olmamayı öğrenmek için geç kalmaktan daha iyi olacağı kesin.
23 Ekim 2007
Dünya üzerinde ki borsalara baktığımız zaman , en ilgi çekici olanın ve dikkat çekmesi gerektiği halde herkesin gözünü kapattığı borsanın İMKB olduğunu görüyoruz.İnanılmaz manipüle ve speküle işlemlerinin yapıldığı piyasamızda , borsanın bir yatırım aracı olduğundan çok , kısa sürede zengin etme yolu olduğu düşündürülmeye başlandı.
Büyük oyuncuların , küçük yatırımcıyı kandırarak ( ! ) , yani borsa tabiri ile manipüle ederek , büyük paralar kazanmaları yine ülkemizin en önemli göstergesi olan adil gelir dağılımını perçinliyor gibi gözüküyor.
İnsanların yatırdıkları paralarına faiz veya repo’dan biraz daha fazla gelir elde etmek için girdikleri borsada , geçtiğimiz aylarda % 400′lere varan getiriler sadece bir ay içerisinde elde edildi. Tahtalarında spekületorların olduğu bilindiği halde ve önceki yıllarda da aynı şekilde sert yükselişler yapıldığı bilindiği halde buna izin verilmesi yine akıllara aynı soruyu getirdi. Türkiye’de SPK’nin görevi nedir?
Sanal Pencere olarak isim vermekten hiç bir zaman çekinmeyeceğiz. Şimdiden başlayalım diyorum hatta. Bahsettiğim hisseler Snpam , Frigo ve Vakfn hisse senetleri. Bu hisselerde geçtiğimiz aylarda başlayan ve akıl almaz boyutlara ulaşan yükselişler yaşandı. Ama o kadar gariptir ki , SPK ancak o yükselişlerden sonra ve herkes yine amacına ulaştıktan sonra olaya el attı.
Frigo ve Snpam hisse senetlerinin işlemlerinin yapıldığı belirlenen Soymen Menkul Değerler 45 gün işlem yapma cezası aldı. Ancak , o kadar açıktır ki , hisse senetleri yükseliş zamanında Soymen Menkul üzerinden yapılan işlemler açık ve net bir şekilde Takasbank aracılığı ile görülebiliyordu. Fakat işlemlerin durdurulması ve gerekli kişilerin cezalar alması , spekülatörler amaçına ulaştıktan sonra yapıldı. Ve verilen komik cezalar yine servetini katlayanların yanına kar kaldı.
Ceza alan Soymen Menkul Değerler üzerinden işlem yapan kişilerin , başka bir aracı kurumdan işlem yapacağı açık olduğu gibi , ceza alan kişiler dışında olanların tesbit edilememesi ise ya o oyuncuların çok usta olduğunu gösteriyor yada Türkiye’de SPK’nın yetersiz olduğunu…Karar size kalmış.
Bu sayfada daha cok borsa yorumu yapacagiz ve ben ilk yazimda sunu hatirlatmak istiyorum;
Borsa kesinlikle kisa yoldan para kazanma sanatinin sahneledigi merkez degildir.Borsa uzun vadeli bir yatirimdir ve buyuk oyuncularin uyutmaya calistigi kucuk yatirimcilarin gordukleri pembe ruyalardan kar elde ettigi yerlerdir. Kisacasi ; kucuk yatirimcilarin o tarz oyunlara gelmemelerini ve saglam hisse senetlerinde paralarini degerlendirmelerini tavsiye ediyorum.
30 Eylül 2007
Leasing : Bir yatirim malinin mulkiyetinin leasing sirketinde kalmasiyla , belirli bir kira karsiliginda , kullanim hakkinin kullaniciya gecmesi ve yapilan sozlesmede belirlenen deger uzerinden sozlesme suresi sonunda , mulkiyetin kiraciya gecmesini saglayan finansman yontemidir.
Eskiden sabahlari Power Fm’de Cem Ceminay ‘ in the morning ‘ kosesi vardi. Cem Ceminay ‘ Canim Turkiyem ‘ diye seslenirdi dinleyicilerine. Yazimla ne alakasi var bunun diye dusunmeye baslamadan soyleyeyim. Bu yazimda ben de blog okuyucularima oyle seslenerek , Leasing Konusu hakkinda konusma yapacagim…
Canim Turkiyem;
‘ Burasi Turkiye ‘ demenin cagdisi oldugu cagdayiz artik. Cok iyi biliyorsak birseyi onu yapmaliyiz. Bilmiyorsak ise susup , yapilani alkislamaliyiz. Bu yapilabiliyor mu sizce?
Ulkemizde yaygin olmayan , ancak dunyada 1970′lerde sonra buyuk olculerde artan bir sektor. Ozellikle ABD’de 320 Milyar Dolarlik bir pazar.Peki bu leasing ne diyenler icin , yazinin basinda aciklamasini yaptim. O aciklamayi biraz acarak avantajlarindan ve nerelerde kullanilabileceginden bahsetmek istiyorum;
Orta vadeli finansman finansmanlarda yaygin olarak kullanilan leasing ; ozellikle ‘ enflasyonist ‘ ekonomilerde , kuruluslarin surekli artan sermaye ihtiyaclarini karsilamada alternatif finansman yontemlerine karsi buyuk ustunluk saglar…Her turlu tasinir yada tasinmaz malin kiralanmasi yontemidir leasing.
Bir isletme kuracaginizi dusunelim. Belli sermayeniz var ancak bu surecte meydana gelecek ihtiyaclariniza karsi yeterli olacagini dusunmuyorsunuz. Akliniza kredi almak geliyor hemen. Eger bunu yapiyorsaniz , ne yazik ki uzun vadeli dusunemiyorsunuz. Cunku , elde ettiginiz gelirden fazlasi kira ve faiz’e gider ki elinizde ozkaynak olarak para kalmaz. Boylece yaptiginiz yatirimin faydasini cok uzun yillar sonra , eger hala ayakta kalabilmisseniz , gorursunuz.
Simdi de isletmeniz icin finansal kiralama yontemini sectiginizi dusunelim;
Projenize %100 finansman saglamis olursunuz. Boylece ozkaynaklariniza dokunmamis olursunuz. Yani ; siz isletmenize gerekli olan urunu almak istediginizi ve o urunun X firmasinda oldugunu belirten bir belgeyle , leasing sirketine gidersiniz , leasing sirketide o firmayla anlasir ve o mali alir. Sizle de sozlesme yaparak , kiralama hakki dogurur. Sozlesmede yer alan miktar karsiligi , kira suresi doldugunda sembolik bir bedel karsiligi urunun mulkiyeti size gecer. Bu yontemle ozkaynaginiz ve kredi hacminiz daralmaz.Bilanco ve mali rasyolariniza olumlu yansimis olur.
Fon akisiniza uygun esnek kredi odeme plani ile nakit akisinizi planlayabilirsiniz. Yani , gelirinize gore leasing sirketi size esnek odeme plani sunar.
Ana para ve faiz iceren kira faturalarinin tamami gider olarak kaydedildigi icin kurumlar vergisinden indirim saglanir.
Ulkemiz gibi enflasyonla mucadele eden ortamda , tum risklere karsi odemeleriniz saglama baglamis olur. Kira odemeleri degismez oldugu icin guven ortami yakalamis olunur.
% 17 olan KDV orani leasing yoluyla kiraladigin yatirim mallarinda % 1 ‘e , ticari araclarda ise % 8′e duser. Boylece yatirim maliyetiniz duser.
Iki secenek ve farklarini anlatmaya calistim. Ulkemizde leasingin yatirimlardan aldigi pay % 10′nun altinda. Bu gelismis sanayi ulkelerinde % 30 civari. Rakamlar demek oluyor ki , Leasing’in degerlendirilmemis buyuk bir gelisme potansiyeli var.Avantajlari ve rakamlari goz onune alirsaniz , patlamaya hazir sektorun leasing oldugunu gorebilirsiniz. Isyeri kurmak isteyenler icinde leasing cok onemli bir finansman yontemi olacagi da suphesiz.
KOBI’lere olan destek artmaya basladi son zamanlarda. Kobi’ler icinde onemli finans yontemi olan leasing’e dikkat edilmesi gerekiyor. Yabanci yatirimcilar kisa sure sonra Turkiye’ye gelip Leasing Sirketlerine el atarsa sasirmayin. Siz siz olun bu sefer once davranin ve pastanin cogunu yabancilara birakmadan yiyin.
Gozlerimiz artik hep yapilani , var olani gormesin. Unutmayin ; pastanin boyutu sabittir. Ancak ondan alacaginiz pay size kalmistir. Gozunuzu pastaya dikmisseniz en az payi alirsiniz. Eger gozunuz pastanin icindekilerini de gorurse o zaman diliminiz artar. Hicbir sey hazir olarak gelmiyor esasta.Son olarak Canim Turkiyem ; artik acalim gozlerimizi…
Not : Turkiye’de ki Leasing Kuruluslarini ogrenmek icin Leasing Turkiye adresine bakabilirsiniz.
26 Nisan 2007