Asiv ; Aralık, 2007

11th Aralık
2007
Yazar : Dincer

Dünya üzerinde ki borsalara baktığımız zaman , en ilgi çekici olanın ve dikkat çekmesi gerektiği halde herkesin gözünü kapattığı borsanın İMKB olduğunu görüyoruz.İnanılmaz manipüle ve speküle işlemlerinin yapıldığı piyasamızda , borsanın bir yatırım aracı olduğundan çok , kısa sürede zengin etme yolu olduğu düşündürülmeye başlandı.

Büyük oyuncuların , küçük yatırımcıyı kandırarak ( ! ) , yani borsa tabiri ile manipüle ederek , büyük paralar kazanmaları yine ülkemizin en önemli göstergesi olan adil gelir dağılımını perçinliyor gibi gözüküyor.

İnsanların yatırdıkları paralarına faiz veya repo’dan biraz daha fazla gelir elde etmek için girdikleri borsada , geçtiğimiz aylarda % 400′lere varan getiriler sadece bir ay içerisinde elde edildi. Tahtalarında spekületorların olduğu bilindiği halde ve önceki yıllarda da aynı şekilde sert yükselişler yapıldığı bilindiği halde buna izin verilmesi yine akıllara aynı soruyu getirdi. Türkiye’de SPK’nin görevi nedir?

Sanal Pencere olarak isim vermekten hiç bir zaman çekinmeyeceğiz. Şimdiden başlayalım diyorum hatta. Bahsettiğim hisseler Snpam , Frigo ve Vakfn hisse senetleri. Bu hisselerde geçtiğimiz aylarda başlayan ve akıl almaz boyutlara ulaşan yükselişler yaşandı. Ama o kadar gariptir ki , SPK ancak o yükselişlerden sonra ve herkes yine amacına ulaştıktan sonra olaya el attı.

Frigo ve Snpam hisse senetlerinin işlemlerinin yapıldığı belirlenen Soymen Menkul Değerler 45 gün işlem yapma cezası aldı. Ancak , o kadar açıktır ki , hisse senetleri yükseliş zamanında Soymen Menkul üzerinden yapılan işlemler açık ve net bir şekilde Takasbank aracılığı ile görülebiliyordu. Fakat işlemlerin durdurulması ve gerekli kişilerin cezalar alması , spekülatörler amaçına ulaştıktan sonra yapıldı. Ve verilen komik cezalar yine servetini katlayanların yanına kar kaldı.

Ceza alan Soymen Menkul Değerler üzerinden işlem yapan kişilerin , başka bir aracı kurumdan işlem yapacağı açık olduğu gibi , ceza alan kişiler dışında olanların tesbit edilememesi ise ya o oyuncuların çok usta olduğunu gösteriyor yada Türkiye’de SPK’nın yetersiz olduğunu…Karar size kalmış.

Bu sayfada daha cok borsa yorumu yapacagiz ve ben ilk yazimda sunu hatirlatmak istiyorum;

Borsa kesinlikle kisa yoldan para kazanma sanatinin sahneledigi merkez degildir.Borsa uzun vadeli bir yatirimdir ve buyuk oyuncularin uyutmaya calistigi kucuk yatirimcilarin gordukleri pembe ruyalardan kar elde ettigi yerlerdir. Kisacasi ; kucuk yatirimcilarin o tarz oyunlara gelmemelerini ve saglam hisse senetlerinde paralarini degerlendirmelerini tavsiye ediyorum.

30 Eylül 2007

9th Aralık
2007
Yazar : Dincer

Leasing : Bir yatirim malinin mulkiyetinin leasing sirketinde kalmasiyla , belirli bir kira karsiliginda , kullanim hakkinin kullaniciya gecmesi ve yapilan sozlesmede belirlenen deger uzerinden sozlesme suresi sonunda , mulkiyetin kiraciya gecmesini saglayan finansman yontemidir.

Eskiden sabahlari Power Fm’de Cem Ceminay ‘ in the morning ‘ kosesi vardi. Cem Ceminay ‘ Canim Turkiyem ‘ diye seslenirdi dinleyicilerine. Yazimla ne alakasi var bunun diye dusunmeye baslamadan soyleyeyim. Bu yazimda ben de blog okuyucularima oyle seslenerek , Leasing Konusu hakkinda konusma yapacagim…

Canim Turkiyem;

‘ Burasi Turkiye ‘ demenin cagdisi oldugu cagdayiz artik. Cok iyi biliyorsak birseyi onu yapmaliyiz. Bilmiyorsak ise susup , yapilani alkislamaliyiz. Bu yapilabiliyor mu sizce?

Ulkemizde yaygin olmayan , ancak dunyada 1970′lerde sonra buyuk olculerde artan bir sektor. Ozellikle ABD’de 320 Milyar Dolarlik bir pazar.Peki bu leasing ne diyenler icin , yazinin basinda aciklamasini yaptim. O aciklamayi biraz acarak avantajlarindan ve nerelerde kullanilabileceginden bahsetmek istiyorum;

Orta vadeli finansman finansmanlarda yaygin olarak kullanilan leasing ; ozellikle ‘ enflasyonist ‘ ekonomilerde , kuruluslarin surekli artan sermaye ihtiyaclarini karsilamada alternatif finansman yontemlerine karsi buyuk ustunluk saglar…Her turlu tasinir yada tasinmaz malin kiralanmasi yontemidir leasing.

Bir isletme kuracaginizi dusunelim. Belli sermayeniz var ancak bu surecte meydana gelecek ihtiyaclariniza karsi yeterli olacagini dusunmuyorsunuz. Akliniza kredi almak geliyor hemen. Eger bunu yapiyorsaniz , ne yazik ki uzun vadeli dusunemiyorsunuz. Cunku , elde ettiginiz gelirden fazlasi kira ve faiz’e gider ki elinizde ozkaynak olarak para kalmaz. Boylece yaptiginiz yatirimin faydasini cok uzun yillar sonra , eger hala ayakta kalabilmisseniz , gorursunuz.

Simdi de isletmeniz icin finansal kiralama yontemini sectiginizi dusunelim;

Projenize %100 finansman saglamis olursunuz. Boylece ozkaynaklariniza dokunmamis olursunuz. Yani ; siz isletmenize gerekli olan urunu almak istediginizi ve o urunun X firmasinda oldugunu belirten bir belgeyle , leasing sirketine gidersiniz , leasing sirketide o firmayla anlasir ve o mali alir. Sizle de sozlesme yaparak , kiralama hakki dogurur. Sozlesmede yer alan miktar karsiligi , kira suresi doldugunda sembolik bir bedel karsiligi urunun mulkiyeti size gecer. Bu yontemle ozkaynaginiz ve kredi hacminiz daralmaz.Bilanco ve mali rasyolariniza olumlu yansimis olur.
Fon akisiniza uygun esnek kredi odeme plani ile nakit akisinizi planlayabilirsiniz. Yani , gelirinize gore leasing sirketi size esnek odeme plani sunar.
Ana para ve faiz iceren kira faturalarinin tamami gider olarak kaydedildigi icin kurumlar vergisinden indirim saglanir.
Ulkemiz gibi enflasyonla mucadele eden ortamda , tum risklere karsi odemeleriniz saglama baglamis olur. Kira odemeleri degismez oldugu icin guven ortami yakalamis olunur.
% 17 olan KDV orani leasing yoluyla kiraladigin yatirim mallarinda % 1 ‘e , ticari araclarda ise % 8′e duser. Boylece yatirim maliyetiniz duser.
Iki secenek ve farklarini anlatmaya calistim. Ulkemizde leasingin yatirimlardan aldigi pay % 10′nun altinda. Bu gelismis sanayi ulkelerinde % 30 civari. Rakamlar demek oluyor ki , Leasing’in degerlendirilmemis buyuk bir gelisme potansiyeli var.Avantajlari ve rakamlari goz onune alirsaniz , patlamaya hazir sektorun leasing oldugunu gorebilirsiniz. Isyeri kurmak isteyenler icinde leasing cok onemli bir finansman yontemi olacagi da suphesiz.

KOBI’lere olan destek artmaya basladi son zamanlarda. Kobi’ler icinde onemli finans yontemi olan leasing’e dikkat edilmesi gerekiyor. Yabanci yatirimcilar kisa sure sonra Turkiye’ye gelip Leasing Sirketlerine el atarsa sasirmayin. Siz siz olun bu sefer once davranin ve pastanin cogunu yabancilara birakmadan yiyin.

Gozlerimiz artik hep yapilani , var olani gormesin. Unutmayin ; pastanin boyutu sabittir. Ancak ondan alacaginiz pay size kalmistir. Gozunuzu pastaya dikmisseniz en az payi alirsiniz. Eger gozunuz pastanin icindekilerini de gorurse o zaman diliminiz artar. Hicbir sey hazir olarak gelmiyor esasta.Son olarak Canim Turkiyem ; artik acalim gozlerimizi…

Not : Turkiye’de ki Leasing Kuruluslarini ogrenmek icin Leasing Turkiye adresine bakabilirsiniz.

26 Nisan 2007

9th Aralık
2007
Yazar : Dincer

* Carry Trade : Bir para birimini ucuza alip , daha cok getiri saglayacak para birimlerinde degerlendirme islemi. *

Globallesen dunya sorunlarini da beraberinde getiriyor.Bunun en buyuk ornegi , en buyuk sorunu , kuresel ekonomide meydana geliyor.Amerika , Japonya , Cin derken piyasanin rengi ne yazik ki karariyor.Gectigimiz haftalarda tum dunyayi sarsan dalgalanmalar yasandi.Bu dalgalanma ne ilk ne de son olacak burasi kesin.

Fed eski baskanin ilginc sozleri bir sok etkisi yaratti piyasalarda.Amerikan ekonomisinin resesyona girecebileceginden bahsetti. ( resesyon : uretim hacmindeki daralma , ekonomik durgunluk . ) Tabi ki bu cok ciddiye alinacak bir aciklama degildi ancak cit kirildim piyasalarin bundan etkilenmesi dogaldi.Asil sok bundan sonra basladi.Carry traderlerin pozisyon alma dalgasi , piyasalari tam bir dalgalanmaya surukledi.Japon Yen’inin ABD Dolari karsisinda asiri degerlenmesi , tum dunyayi sarsti.

Son zamanlarda dillerden dusmeyen bir likidite bollugu var.Bu bollugun nedeninide Japon Yen’inden kaynaklandigi soyleniyor.Yani bu bollugu yaratan biraz once bahsettigimiz traderlar. Fakat bu bollugun bitmeye basladigini dusunmeye baslamak hic te mantiksiz degil artik.Karmasik bir cumle ama Japon Merkez Bankasinin karmasik durumunu bu cumle ile ifade etmek dogru olacak.Cunku Japon M.B’dan borc kullanan fonlarin , bu borc aciklarini hizla kapatmaya calismalari ve bunu yaparken carry trade denilen yontemi gelismekte olan ulkeler uzerinde kullanmalari onlara kar imkani sagliyor ve borclar kapanmaya basliyor. Borclarin kapanmasi demekte ortadaki likidite bollugunun bitmesi demek. Peki bu kadar kolay mi? Elbette ki degil. Ancak Japon M.B’nin bu konuda tek basina ayakta durmasi cok zor. ABD ve Avrupa M.B’nin de yardimi gerekiyor. Ancak iki M.B’nin baslari buyume - enflasyon denklemi ile dertte.

Ozellikle ABD , su siralar terlemeye basladi bile. Istikrarli buyume hedefi ile Fed’in faiz artirimlari biraz ise yaradiysada , simdi de enflasyon riski ile karsi karsiyalar. Cekirdek enflasyon henuz istenilen seviyeye inemedi. Faiz artirimlari sayesinde buyumeyi tam gaz azaltiyor. En ciddi hedefleri mortgage olsada , faiz artisinin kredi maliyetlerini de yukselttiginden burdaki talepte azalmaya basladi. Bu noktada beklenti Fed’in faiz oranlarini artirmayacagi yonunde idi. Ancak cuma gunu gelen tarim disi istihdam verileri beklentinin uzerinde gelmesi , bu olasiligi yada faiz indirimi soylentilerini yok ediyor gibi. ( Ancak o veriler sayesinde carry trade panigide durulmus oldu.) Fed’in faiz kararinda enflasyonu takip edecegi suphesiz. Yani kisacasi ABD’nin basi ciddi dertte.

Bir de son gunlerde ‘ kisa vadeli ve yuksek riskli yatirim fonlari ‘ olarak bilinen Hedge Fon’lar arasinda yasanan iflaslarda gundemi mesgul ediyor. Uzmanlar bu tip buyuk bir fonun batmasini , gelismekte olan ulkeler acisindan bir felaket olarak niteliyor. Ancak bu fonlarin yine gelismekte olan piyasalara guclu bir para girisi sagladigi icin mudahele etmekte islerine gelmiyor.

Yine Japonya’ ya gelecek olursak , yillardir sure gelen ‘ 0 ‘ faiz uygulamasi ile kuresel yatirimcilara ucuza yenle borclanip , yuksek faizli gelismekte olan ulkelere carry trade yoluyla fon aktarmasini saglamasi buyuk kar oranlarina ulasilmasina neden oldu. Japon M.B resesyondan korkmayarak faizlerini artirdi gectigimiz aylarda.’0′ faiz yerini ‘ 0.5 ‘ puana birakti. Ancak Japon Yen’i yukselmeye baslayinca , traderlar dedigimiz gibi bu isten elini cekmeye basladi. Yani sicak para kesilmeye basladi.

Son bolumde Turkiye acisindan degerlendirmesini yapmak istiyorum.Peki bu calkantili ve sikintili donemin sonunda olumsuz gelismeler yasanirsa ne olacak???

Bu soylenilenlerin olmasi halinde en cok etkilenecek piyasa Turkiye olacaktir. Sicak paranin kesilmesi buyuk sorunlari beraberinde getirecektir. Bu durumda bizim M.B’miz seyirci kalmayacaktir elbette. Faiz artirimi beklemeyen piyasa , son dalgalanmada buyuk bir tepki vermedi , faiz oranlari pek artmadi. Peki M.B daha ne kadar faiz artirmayacagim diyebilir ? Yerli yatirimci , yeni is olanaklari icin faiz indirimi sart derken bu seferde kuresel likiditenin azalmasi halinde nasil bir tutum izlenecek ? Izlenecek tutumunun faiz oranlarini bir hayli artiracagini yonunde olmasini tahmin etmek hic te zor degil. Kurlarda ise 1.48′e kadar sinir konulmus durumda.Fakat bunun ustunde bir nokta bilinmiyor. M.B’nin o durumdada kayitsiz kalmayacagi asikar.Ve bir de ic riskler var.En azindan , boylesine zor bir donemde tek dilek , ic risklerin , siyasi risklerin olmamasi ya da minumum duzeyde kalmasi.

Sozun ozu ; kuresel ekonomi zorda. Tabi ki senaryolar en olumsuza gore kurulur ki onlem bastan alinabilsin. Suanda bu kadar kara bir tablo yok belki ancak pembe bir tablo olmadigida kesin. Dikkatli olmakta fayda var.

26 Mayıs 2007

9th Aralık
2007
Yazar : Dincer

‘ Oldukca hizli ve hayli buyuk olan genislemeler , olagandisi sirketleri agirbasli yapiyor…

Howard Schultz… ‘

Starbucks ‘ in kurucusu ve baskani olan Schultz , Pazar gunku Los Angeles Times gazetesine verdigi roportajda bu satirlari kullanmis.1000 olan sube sayisini 10 yilda 13.000′e cikartan kahvenin dunyadaki devinin patronu bu isten pek te memnun gozukmuyor.Aslina bakarsaniz roportajin devaminda aynende bu cumleyi kullaniyor.Ancak bu seri kararlarin gurur ve korkuyuda beraberinde getirdigini ekliyor.

Ustte ki satirda kullandigim bir cumle aslinda dogruyu yansitmiyor.Starbucks’in aslinda kahve dunyasinin devi olmak icin kurulmus bir sirket olmadigi gercegi var ortada.Howard Schultz hizmet sektorunde etkili ve benzerlerinden fark yaratabilmek amaciyla bir sirket kurmayi planlamis.Esas amac hizmet , sinirsiz kalite ve musteri memnuniyeti esasli hizmet.Bu dusunce isiginda belki sans belki de gercekten istekle ortaya kahve sirketi cikmis. Iyi kide cikmis , ne dersiniz?

Soylemek istedigim cok sey var bu konu hakkinda.Ulkemizde ki cogu isletmenin es gectigi yada uygulamak isteyipte beceremedigi nokta , musteri memnuniyeti. Herkes fark yaratma pesinde , sektordeki her inegin ortak amaci mor olabilmek. Bazi sirketler gercekten mor olmayi basarabilirken bazilari ise sadece mecazi anlamiyla basarabiliyor.Peki ne yapmaliyim ? Basariyi nasil yakalayabilirim , nasil fark yaratabilirim? Starbucks’tan edindigim izlenimle bir kac madde ile bu farkin nasil olusabilecegi hakkinda fikirlerimi ortaya koyacagim…

Her firma oncellikle calisanlari ile butunlesebilmeli. Calisanlarini bir isci olarak degil , sirketlerinin bir ortagi olarak gormeli ve onlarla yaptigi toplantilarda konusurken , kendisini patron olarak degil isci olarak gostermesini bilmeli.Ayni amaca hizmet ettiklerini , ortak amaclarinin sirket oldugunu idrak ettirmeye calismalidirlar.Kisacasi tek tuzel kisiligin sirket oldugu , geriye kalan herkesin calisani oldugu benimsetilmeli. ( Starbucks biraz abartip , her calisanini kucuk bir yuzdeylede olsa sirkete ortak edip,hisse dagitmis.)
Insanlar ne ister , nasil rahat eder ? Insanlar bulustuklarinda nasil bir ortam hayal ederler ? Sandalye koselerinde diken ustunde oturup , sigara dumani arasinda konusmalarinin diger masalarla karismasini mi isterler , yoksa rahat koltuklarda oturup temiz hava ve guzel bir muzik esliginde saatlerce oturmak mi? Her isyeri sahibi once bu sorunun cevabini bulmali.
” Buyrun , siparisleriniz … ” - ” Ahmet Bey buyrun efendim … “ Bir patron,kendisini musteri yerine koyup , hangi hitap tarzinin kendisini etkileyecegini dusunmeli.Nerede olursaniz olun , isminizle hitap edilmesi , en azindan onemsendiginizi gosterir.Ve insanlar onemsendiklerini gormekten mutlu olurlar. ( Starbucks’ta kahve siparisi verdiginizde isminizi sorma amaclarini hic dusundunuz mu? Elbetteki sizin oraya hangi siklikta gittiginizi test etmiyorlar…)
Bir musterinin en cok istedigi seylerden biri gittigi cafe veya restaurantta fitik olmamaktir.Herhangi bir istegini , gorevliye iletebilmek icin akla karayi secen musteri sonunda amacina ulastiginda dahi mutlu olamaz , cunku kafasinda bir daha oraya gitmemeyi dusunmektedir. Siparis vermeden once surekli baslarinda dikilen personelin , siparisler alindiktan sonra sirra kadem basmasi tesaduf degildir . ( Starbucks’ta ozellikle siparis verildikten sonra , isteginiz icin kafanizi kaldirir kaldirmaz , o isteginiz gerceklesmesi tesaduf mudur peki ??? )
Girdiginiz ve oturdugunuz anda , niye geldin gibi bir surat ifadesi ve sanki basiniza vuruluyormus gibi siparislerinizin masaya konmasi hosuna gider mi? ( Starbucks’taki guler yuzlu personelin size her daim candan davranmasinin hosunuza gidecegi gibi ? )

Bu orneklerde belki ince ama esas olan detaylari on plana cikarmaya calistim.Turkiye’de cok hizla buyuyen ve hedeflerinin ” Bir subemizden , elinizdeki kahve ile ciktiktan sonra , kahveniz sogumadan diger bir Starbucks subesi ile karsilasmaniz… ” olarak ozetlemeleri , bu konudaki ciddiyetlerinin gostergesi olmali. Turkiye’de cok farkli olduklarinin bilincinde olsalar gerek. Herseyden once , Turk halkina , unutulan insana verilen degeri hatirlatmalari ve calisanlarina siz o degerin bir numarali parcasisiniz demeleri ovguyu haketmiyor mu?

Fiyati ne olursa olsun , kisa bir sure olsada gittiginiz bir yerden yuzunuz gulerek ayrilmaniz , musteri memnuniyeti konusunun temel tasidir.Bu ornegin bir cok isletmenin kulagina kupe olmasi dilegiyle ; iyi ki varsin Starbucks…

Next