Asiv ; Ocak, 2008

30th Ocak
2008
Yazar : Dincer

Uzun zamandır bu sayfada yazı yazma fırsatı bulamadım. Ancak yaşananları takip etmeye , çalışmaya ve analize zaman bulduğumu itiraf etmeliyim. Anlayacağınız üzere pozitif ve iyimser bir yapım var. Bundan dolayı karanlık günlerde ortaya çıkıp felaket tellallığı yapacak halim yoktu. Ortalık biraz yatıştıktan sonra değerlendirme yapma zamanımın geldiğini düşündüm.

Piyasalar ABD’de açıklanan tarım dışı istihdam verilerinin ardından , büyümenin yavaşlayacağını ( daha doğrusu resesyona gireceğini ) öngördü. Bununla beraber büyük bankaların mortgage fırtınasından dolayı yazdıkları zarar rakamlarının artarak devam etmesi , piyasalarda likidite ve kredi krizi söylemlerinin artmasına neden oldu. Benim ilk kez gördüğüm ancak deneyimli insanların daha önceden yaşamış olabileceği bir düşüş sürecine girildi. Avrupa’nın önde gelen piyasaları çok ciddi değer kayıplarını bir günde yaşadılar. Bunun anlamıda ciddi bir risk ile karşı karşıya olunduğu ve piyasanın spekülatif krize girdiği !

Ben çoğu yazımda beklentilerden söz ederim. Ekonomide , beklentiler üzerine kurulan ve tahminler ile kararların buna göre rasyonalite sağlamaya çalışarak oluşturulduğu ortamlardır. DÜnya üzerine bir trend değişikliğinden dolayı , beklentilerin olumsuza dönmesi ve tahminlerin en kötüye göre yapılması sonucunda bu düşüşler gayet normal karşılanmalı. Çünkü piyasalar ne yazık ki , en ufak söylemlerde dalgalanan ortamlar. Bu söylentilerin ufakla kalmayıp , hatta söylenti olmaktan çıkma ihtimali ise bunun karşı konulamaz bir hareket olduğunun göstergesi. Peki bu kadarını haketmişmiydi piyasalar ?

Bence fazlasıyla haketti. Avrupa Birliği’ne dahil olan büyük ülkeler ve dünyanın merkezi konumundaki Amerika kredi piyasalarında yaşanan büyük genişlemenin sonu olmalıydı. Yaratılan başı boşluk , paranın güzel kokusu ve kabaran kredi iştahı ile piyasalar son 6-7 yılda ciddi bir büyümeye girmişti. Krediyi verdikleri kişilerde bulunan risklere göre daha yüksek faiz uygulayıp , burda oluşan riski kendi mekanizmalarında yönetme beceriksizliğini gösteren büyük bankalar şu anda ciddi zararlar açıklıyor ve krizin doğmasına neden oluyor. Felaket habercisi ve iyimser hiçbir raporu bulunmayan Goldman Sachs acaba kendi felaket haberlerini önceden niye öngöremedi ? Morgan Stanley acaba neden elindeki fonları sürekli en riskli ve en getirili yatırım araçlarında değelendirirken , gelecekte bu riskin patlayacağını ve kendisini sıkıntıya uğratacağını öngöremedi ? Kredinin ortada dolaşan ve kendini doğuran bir para olduğunu , bununla beraber bunun en mikro kaynağının halk olduğunu ve kredi ile alınan evlerin belli dönemde yükselen fiyatlarla beraber zenginlik ölçütü olamayacığını neden hesaplayamadılar ?

Şimdi bu beceriksizliklerini ve kolay para ile büyüme hırslarını , ekonomi üzerinde kara raporlar hazırlayarak örtmeye çalışıyorlar. Günümüzde bir likidite sıkıntısı meydana gelecekse bunun sorumlusu , o büyük yatırım bankaları.

Kredi sıkıntısı ile birleşen bir sorunda büyüme rakamları. Yazının başında dediğim gibi değişen bir trend söz konusu. Kapitalizmin ve globalizm kökeni çok eskilere dayanan şeyler olmadığı için , bunların hesaplanamayan ve kendini bir noktada yenileme gereksiniminin tahmin edilememesi bu günlerin yaşanmasında karşı konulamaz bir durum diye düşünüyorum.

Günümüz çağlarında yatırımın tanımıda değişmiş durumda. Artık en verimli ve etkin yatırımların olması gerekiyor. Yapılan yatırımlar belli ki artık azalan verime girmiş. Piyasa bir noktada doyuma ulaşmış ve yapılanları kabul etmiyor. Halk ise alışkanlıklarını değiştirmiş ve sağladığı yarar sürekli azalmakta. Böyle bir durumda yatırımların artırılması elbette şart ancak yatırımların marjinal etkinliğinin yüksek olması çok önemli. Bir tek Amerika ‘ da yaşanmayacak bu büyüme riski. Tüm dünyada yaşanacak , çünkü ortak payda insan…

Bu konuya daha detaylı deyineceğim ancak özetten sonra kısa bir değerlendirme yapalım. Bugün gelecek büyüme rakamları ya yeni bir fırtına yaratacak ya da biraz rahatlatacak. Aslında piyasa geçen haftalarda kendisini en kötü senaryoya uyarladı. Yani o düşüşler , resesyon açıklamasının ardından olabileceği gibiydi. Bundan daha kötüsü kılınan gıyabi cenaze namazının ardından , gerçeklerle yüzleşme anında insanların ne kadar irrasyonel kararlar vereceğine bağlı şekillenecek.

Kısacası piyasalarda yaşanan düşüşler , kredi ile doğan güçlü likiditenin canlandırdığı ve büyüttüğü borsaların , bu güzelliğin azalması ve eskisi kadar önlemsiz devam etmeyeceği görüşüyle beraber açıklanan zarar rakamlarının etkisinden kaynaklandığı gibi , dünya ekonomisinde yaşanması beklenen büyüme odaklı makro sorunların bir arada gelmesinden kaynaklandı.

Kredi sıkıntısı bir şekilde aşılacaktır.(Büyük olasılıkla finans sistemi küçülerek) IMF ve Avrupa Merkez Bankaları piyasayı doyuracak kaynak bulacaktır. Ancak zor durumda kalan yatırım bankaları ekonomik sisteme darbe vurabilir.Hatta çok önemli ve büyük olan yatırım bankalarından bazıları iflas noktasına gelebilir .Bunlar ekonomiyi kısa süreli sarsacak olaylar. Ancak makro düzeyde dünya ekonomilerinde olacak sıkıntılar bu kadar basit çözüme kavuşmayacaktır. Bu sorunlar piyasaya para politikası yönünde müdahelelerden ziyade ciddi ekonomik ve mali önlemlerle desteklenmeli diye düşünüyorum. Trendin yönünün saptanması ve bu büyüme olumsuzluğunun nedeninin keşfedilmesi ile önlem paketlerinin gelecek yıllarda tekrar sıkıntıya uğrama riskini bertaraf etmek gerekir.

Unutulmamalı ki , Türkiye 1994 krizinden sonra IMF ile ekonomiyi düzeltme yoluna girmiş ancak paket olayın üstünü örtme yöntemine dayalı olduğu için , 2000 ve 2001 yılında bankacılığında etkisiyle krizleri önleyememiştir. Denetleme kurulları zannediyorum artık dünyada da devreye girecektir. Ve dünya ekonomisinde bu önlemleri alacak çok önemli insanlar olduğu düşünülürse , bu kriz adı altındaki sorun çok uzun vadeye yayılmayacaktır. Büyüme konusunda dünyanın yavaşlayacağı bir gerçek olduğu için , kendisini kurtarmak isteyen işletmelerin verimlilik esasına göre çalışmaları şart olduğu gibi , belki de üretim yöntemlerinde radikal değişikliklere gitmeleri gerekecektir. Olayın boyutunun çok ciddi olduğu ve gerçek bir trend değişimi olduğu unutulmamalıdır.

Çünkü global dünya üzerinde tüm ülkelerde aynı sorun yaşanmaktadır. Bunun anlamıda globalizmin mevcut kapitalizmden bir nevi sıkıldığıdır…

30 Ocak 2008

16th Ocak
2008
Yazar : Dincer

Öncelikle siteme ve görüşlerime değer veren herkese teşekkür ederim. Ancak burada ısrarla vurguladığım ve üzerinde durduğum noktayı tekrar hatırlatmak istiyorum.

Bu site kesinlikle bir borsa sitesi değildir. Burada hiçbir zaman , hiçbir hisse ile ilgili yatırımcıyı kandıracak poh poh’lamalar yapılmayacaktır. Ben burada makalelerimi ve ekonomi ile ilgili beklentileri ve değerlendirmeleri , kendi görüşüm ve kendi bilgilerim ölçüsünde yapıyorum.

Dönemsel yaptığım bazı hisse bazlı analizlerde , temel analiz şartlarına uygun ve beklentisi olan hisselerin detaylarını paylaşıyorum. Kesinlikle yükselmesini beklediğim ve takip ettiğim hisselerin analizlerini paylaşmıyorum. Burada bir hisseyi yayınlayabilmem için , o hissenin temel detayları olması gerekmektedir. Bir hisse sadece ucuz ve görünümü olumlu diye , bu sitede yer alamaz. Bundan önceki Gübre ve Bilişim Sektörü analizlerimi incelerseniz , ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.

Yılbaşı ertesi yaptığım ilk hisse analizi olan Egeli Yatırım Ortaklığı ile ilgili birçok yatırımcıdan yorum ve e-mail aldım. Özür dileyerek herkese tek tek açıklama yapmadan buraya yazmayı uygun gördüm;

- Egeli hisse senedi analizi tamamen kişisel bir temel analiz yöntemidir. Dikkat ederseniz teknik analiz detayına girilmemiş , sadece kişisel görüş olarak fiyat aralığı verilmiştir. Bu aralık sadece kişisel bir tahmin aralığıdır. Ekonomide kullanılan kıstas aralıklarına örnektir.

- Bu hisse ile ilgili , özel olarak yorum almak isteyen arkadaşlara hiçbir şekilde yorum yapılmamaktadır. Çünkü her yatırımcı doğru kararı kendisi vermektedir. Burada yapılacak herhangi olumlu bir görüş , zaten kıvılcım bekleyen yatırımcı için itici güç olacaktır. Vebal tamamen yatırımcıya aittir. Ve benim hiç kimsenin kararlarına etki etme yetkim yoktur.

- Maliyet düşürme , gelecekte yükselecek mi gibi sorulara verebileceğim hiçbir cevap yoktur. Ben sadece beklentimi yazıyorum yani , kehanetsel güçlerime güvenmiyorum.

- Siteye gelen arkadaşlar eğer yalnızca hisse senedi ile ilgili olan detayları okumuyorlar , aynı zamanda piyasalar ve ekonomi üzerine düşüncelerimi de okuyorlarsa daha sağlıklı bir yorum alabilirler. Örneğin ” Piyasalardan Çekilme Vakti mi ? ” başlıklı yazımda , 9 Ocak tarihinde , şu sıralar yalnızca resesyon ihtimalinden bahsediliyor ancak ABD şirket bilançolarının kötü gelmesi ile piyasa daha düşebilir ve dikkatli olunması gerekir diye yazmıştım. Bugün itibari ile görüyoruz ki bu durum gerçekleşti. Yani bir karar alırken yalnızca mikro değil makro olarak bakmak gerekmektedir.

- Son olarak sitede yorumu yapılan şirketler ile ilgili hiçbir bağım olmadığı gibi hiçbir şirket yetkilisi ile ilgili bilgimde yoktur. Bütün şirketler ile ilgili tamamen kendi araştırmalarım ölçüsünde bilgi topladığımı belirtmek isterim.

Son olarak vurgulamak isterim ki , ben ekonomi eğitimi alan bir insanım. Sermaye piyasaları ile ilgili özel çalışmalarım ile bilgi edinmeye ve öğrenmeye çalışıyorum. Bu yüzden , eğer bu siteye tüyo almak ve yatırımlarınız için destek görmeye geliyorsanız , aradıklarınızı bulamayacağınızı belirtmek isterim. Uzun vadeli bir yatırım stratejisi için ve makroekonomik yorumlar için görüşlerimi olumlu buluyorsanız , ilginizin devam etmesini dilerim.

Herkese saygılarımı sunarım

Dinçer KESKİNPALA

16 Ocak 2008

9th Ocak
2008
Yazar : Dincer

Yurtdışı piyasalardan kaynaklanan sessiz bekleyiş dönemi herkesi germiş durumda. Dilden dile dolaşan resesyon olasılığı , son dönemlerde gelen veriler ile beraber biraz daha güçlendi. Amerika merkezli kriz nereye gidecek ve yatırımcı neler yapmalı ?

Mortgage krizi ile patlak veren süreç , Amerika’da ki durgunluk ile birleşince 2008 yılına kötü başladık. Bunların yanı sıra ABD ve başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerindeki enflasyonist baskı eklenince risk daha büyüdü. Gerçekten çok riskli bir 3 ay bizleri bekliyor.

Geçen hafta açıklanan tarım dışı istihdam verilerinin düşük gelmesi ile güçlenen resesyon ihtimali , FED ‘ in faiz indirim miktarını piyasanın belirlemesine neden oldu. FED indireceği faizler ile enflasyonist baskıyı arttırdığı gibi , doların değer kaybını önleyemeyecek. Bu durumda daha önemli bir olay gerçekleşebilecek. Bu da durgun ekonomi içinde patlak veren enflasyon. Yani stagflasyon… Amerikan halkının yavaşlayan ekonomilerine paralel düşen alım gücü karşısında , yükselen fiyatlarla birlikte zor durumda kalması anlamına geliyor. Bu durum halkın tüketimden nisbi olarak vazgeçmesine neden olarak , tüketim alışkanlıklarını değiştirmelerini sağlar. O zaman yavaşlayan ekonomi daha kötü bir boyuta gelir ve öncelikli hedef enflasyon olarak alınırsa , büyüme önleminin gecikmesi gelişmekte olan ülkeri ciddi bunalıma sokar. ( Stagflasyon bana göre resesyondan daha ciddi bir tehlike olduğu için adımlar dikkatli atılmalı . )

Piyasa , ABD ‘ nin ilk çeyrek büyüme rakamlarını bekleyecek. Bunu beklerken gelecek aylık sinyaller yol gösterici olacak. Dalgalı seyir mart ayına kadar sürmesi muhtemel. Ancak şu sıralar 12.500 kritik seviyesine gelen Dow Jones endeksinin bu noktayı kırması zor gözüküyor. Tahminimce 12 aylık bilançolar açıklanana kadar endeksler toparlanma eğilimine girecek. Bilanço rakamlarının kötü gelmesi çok kuvvetli ihtimal. ( Mortgage krizinin etkileri finansal olarak 1 ayda bitmeyeceği için , bu ayda zararlar açıklanacak gibi . ) Bu rakamların ardından piyasaların yeniden düşüşle karşılaşması mümkün. Bu ara al-sat imkanları ile değerlendirilebilir.

Bilanço fırtınasının ardından ocak ayı ortası ile sonuna kadar yatay seyir olabilir. Her ay sonu açıklanacak tarım dışı istihdam verileri izleneceğinden dolayı , güçlenen resesyon ihtimali karşısında nasıl bir durum olacağını şimdiden kestirmek güç. Unutmamakta fayda var ki ; mortgage krizinden yalnızca finansal piyasaların mı etkilendiğini henüz bilmiyoruz. Eğer bu krizin finansal piyasaların dışına çıktığı , bilanço rakamlarının açıklanmasının ardından anlaşılırsa , yeni bir sorun daha türemiş olacaktır. Geri planda kalan bu önemli soru işaretinin akıllarda bulunması gerekiyor diye düşünüyorum.

Son olarak sözün özü diye bağlarsam ; 2008 yılının ilk 6 aylık döneminde hisse senedi piyasasında kalmak çok riskli. Ancak İMKB ‘ de her dönem hisse bazlı hareket yaşanacağı düşünülürse , risk göze alınabilir. Bu risk alınırken , ateşten gömleğin üzerinizde olduğunuzu unutmamakta fayda var.

9 Ocak 2008

6th Ocak
2008
Yazar : Dincer

2007 yılında finans sektöründe yaşanan ciddi büyüme ile beraber , İMKB ‘ de işlem gören bankacılık hisselerinde kayda değer artışlar meydana geldi. Yeni yıl ile beraber bu dönemde hareket gösterebilecek sektörleri analiz etmeye çalışacağım. İlk olarak bu yıl önemli hareketler olmasını beklediğim ve ivmesini kaybetmeyen sektör ile başlıyorum. ” Bilişim Sektörü. ”

Bu yıl bilişim sektörü cirosunun 20 milyar doları aşması muhtemel . Bilgi toplumuna dönüşüm süreci, giderek güçlenen ekonomi, genç ve dinamik nüfus yapısı, küreselleşen dünya ekonomisinin avantajlarını giderek daha iyi kullanan deneyim sahibi girişimciler ile Türkiye açısından büyük fırsatlar sunan bir sektör. 2006-2010 Stratejik Eylem Planı’nda , 2007-2008 yılları , bilgi toplumuna dönüşümü sağlayacak temel ve kapsamlı eylemlerin uygulamaya alınması aşaması olacak. Son aşama (2009-2010) ise, uygulaması bitmiş ya da devam etmekte olan eylemlerin somut sonuçlarının alınmaya başladığı, talep tarafında yaratılan faydanın tanımlanabildiği aşama olarak belirlenmiş durumda.

Türkiye bilişimle kalkınıyor vizyonu ile hareket eden sektör , internet teknolojilerinin yoğunlaşması ve tüm Türkiye’ye daha güçlü yayılması ile daha hareketlenecek. Olası ekonomik sarsıntılardan en az etkilenebilecek sektör olması ile avantajlı.

Türkiye’deki firmalar genellikle bilişim ürünlerini ithal etmekte ve markaların distribütörlüğünü yapmaktadır. Bununla beraber geliştirdikleri yazılım ürünleri ve internet teknolojileri ile büyümeye devam ediyorlar. Yurtdışından firmalar ile ortaklık kuran güçlü şirketler , gelişimlerine hız vermek amacıyla halka açıldılar. 2008 yılında İMKB ‘ de dikkat edilmesi gereken hisse senetlerinin başında , bu şirketlerin geldiğini düşünüyorum. Şimdi sektörün detaylarını verdikten sonra bilişim hisselerine bakalım.

ARENA BİLGİSAYAR

Ödenmiş Sermaye =   16 ,000 ,000 YTL

Net Satışlar 2007 / 9 =   486 ,418 ,548 YTL  (  Bir önceki yıla göre  + 66, 890, 272 )

Net Kar = 2007 / 9 = 7 , 180 ,480 YTL  ( Bir önceki yıla göre  + 2 , 563 , 210 )

PD / DD = 1.84

arena

Yorum : Arena Bilgisayar stratejik ortak arayışlarını sürdüren , Türkiye’nin en iyi lojistik sağlayıcısı firmalarının başında gelen 51 mLn $ piyasa değerine sahip olan bir şirket. Şİrketin net satışları ile beraber duran ve dönen varlıklarında son 1 yılda ciddi artışlar mevcut. Faaliyet giderlerinin artış göstermesine karşın,  karlılık oranın artması , şirketin karlı yatırımlar yaptığına işaret ediyor. Aktif büyüme oranını geçen yıla göre % 25 oranında düşmesi ise tek negatif kalem. Bunun dışında bedelsiz verme potansiyelinde % 50 oranında yaşanan artış çok ciddi bir gösterge olarak göze çarpıyor. ( yatırımcılar için önemli bir gösterge )

Son 1 yıl içerisinde Arena hisse senetleri Max. 4,54 Min. 2.72 değerlerinden işlem gördü. Ortalama maliyetler ise 3.74 değerinde gerçekleşmiş. Ort. İşlem adedi ise 149,818 lot olarak gerçekleşmiş.

Arena hisse senetlerinin son kapanış fiyatı ise 3.70 ytl. 2008 yılında stratejik ortak ve işbirliği gerçekleşme ihtimali , şirketin güçlü mali yapısı , bilişim sektöründe yaşanan büyüme hisse senetlerine olumlu yanısyacak gibi gözüküyor.

LİNK BİLGİSAYAR

Ödenmiş Sermaye =  5 ,500 ,000 YTL

Net Satışlar 2007 / 9 = 2 ,257 ,882  ( Bir önceki yıla göre  - 301, 331 )

Net Kar = 2007 / 9 =  - 1 ,529 ,780  ( Bir önceki yıla göre   - 760 , 829 )

PD / DD = 2.20

LOGO YAZILIM

Ödenmiş Sermaye = 15 ,939 ,000 YTL

Net Satışlar 2007 / 9 = 12 ,786 ,425

Net Kar = 2007 / 9 =  2 ,860 ,352

PD / DD = 1 , 59

INDEKS BİLGİSAYAR

Ödenmiş Sermaye = 56 ,000,000 YTL

Net Satışlar 2007 / 9 = 692 ,950 ,321  (  Bir önceki yıla göre   + 88 , 267 , 712 )

Net Kar = 2007 / 9 =  8 ,012 ,782  ( Bir önceki yıla göre  -  2 , 008 , 101 )

PD / DD = 1.21

index

Yorum : İndex Bilgisayar 85.3 mLn $ ‘lık piyasa değeri ile bilişim sektöründe lider firma. Bünyesinde bulunan birçok firma ile yazılım alanındaki çalışmaları ile büyümeye devam ediyor. İndeks Grup bünyesine 2001 yılında stratejik ortaklık kurduğu Datagate Bilgisayar’ın % 85 lik hissesini kattı. Sektörde çok güçlü bir yer tutan İndeks Bilgisayar bilişim sektöründe en büyük pasta dilimine sahip olma yolunda ciddi adımlar atıyor.

Şirketin dönen ve duran varlıkları ile beraber toplam aktifleri artış göstermiş durumda. Satış gelirlerini arttırırken , maliyetlerinide aynı oranda arttırdığı için kar rakamında geçen yıla göre bir azalış meydana gelmiş gibi gözüküyor. Faaliyet karlarında da geçen yıla göre azalış gösteren şirket , aktif toplamların çok ciddi bir oranda arttırmış. Bedelsiz verme potansiyeli ise % 15 düzeyine gelmiş. İndeks Bilgisayar bünyesinde 5 iştirak bulunmakta. Bu şirketlerin sermayeleri de en az 5 mLn $ civarında. Gerçekleşecek ortaklıklarla 2008 yılında büyüme hızını yakalayabilecek bir şirket.

Şirket son olarak LG notebook’ların Türkiye dağıtım hakkını elde etti. Son dönemde yatırımlarını arttırma yolunda çalışan şirket , yatırımcıların dikkatle izlemesi gereken bir noktaya ulaşmış durumda.

İndes hisse senetleri 1 yıl içerisinde , Max. 2.05 ytl görürken , Min. 1.52 ytl’den işlem gördü. Son kapanış fiyatı ise 1.77.

Güçlü mali yapısı ve sektörün büyük oyuncuları ile stratejik ortaklıkları önemli bir gösterge. Ayrıca Dgate Bilgisayar ile olan işbirliği güçlenmesine yardımcı oluyor. PD / DD değerinin düşük olmasıda şirket hisseleri için olumlu. Çünkü piyasa değeri defter değerine yakın seyrediyor ve büyüme potansiyeli olan şirketler için piyasa değeri daha yüksek seviyelerde olabilir.

ESCORT COMPUTER

Ödenmiş Sermaye =  11 ,010 ,000 YTL

Net Satışlar 2007 / 9 = 34 ,432 ,706  ( Bir önceki yıla göre  + 8 , 977 , 940 )

Net Kar = 2007 / 9 =  306 ,523  ( Bir önceki yıla göre  + 787 , 536 )

PD / DD =  0.86

—————————————————————————————————–

Açıklama : PD / DD * =  Şirketin piyasa değerinin defter değerine oranıdır. Yani bu oran ne kadar küçük ise şirketin hisselerinin borsada primsiz olduğu anlaşılır.

Açıklama : Datagate hisseleri , İndeks Bilgisayar iştiraki olarak gösterilmiş ve ayrı olarak değerlendirilmemiştir. Dgate hisseleri borsada ayrı olarak işlem görmektedir.

—————————————————————————————————–

Yukarıda bilişim sektörü ile ilgili gelecek beklentilerini aktardım. Aynı zamanda bilişim sektörüne dahil ve hisseleri halka açık şirketlerin bazı finansal verilerini belirttim. İçlerinden detaylı açıklama yaptığım senetleri ise dikkat sıralamasında başlara yerleştirdim.

Şu aşamada o hisse senetlerinin değerlerini piyasa fiyatlarına göre çok ucuz olarak değerlendirmesek bile , sektörün ve o şirketlerin stratejik ortaklık & işbirlikleri ile uzun vadeli bir yatırımla , şu sıralar bulundukları değerleri katlayacakları açık bir gerçektir. Tabi ki önümüzdeki dönemlerde dünya piyasalarında yaşanacak dalgalanmalar karşısında yaşanabilecek değer kayıpları risk - getiri opsiyonunda dikkat edilmesi gereken noktalardır.

6 Ocak 2008

4th Ocak
2008
Yazar : Dincer

TÜİK , 2007 yılının son enflasyon rakamlarını dün açıkladı. Enflasyonun, yıllık bazda tahminlerin ötesinde çıkacağı zaten belli idi. Tahminlerden ziyade hedefin üstünde çıkacağı desek daha doğru olacak. Ancak aralık ayı enflasyon rakamları beklentilerin altında artış gösterdi. TÜFE’de % 0.22 , ÜFE’de ise% 0.15 arttı. Böylece yıllık bazda TÜFE’de % 8.39 , ÜFE’de ise % 5.94 olarak gerçekleşmiş oldu.

Şimdi öncelikle aralık ayı daha sonra yıllık enflasyon rakamını analiz edelim. Haberleşme sektöründe yaşanan artış dışında ciddi bir artış göze çarpmıyor. Giyim sektöründe yaşanan düşüş dışında da düşüş göze çarpmıyor. Bu oranları tekrar yazmadan direk olarak analize gireyim. Yılın bütün aylarında TÜFE ‘ de ki değişime dikkat çekmek istiyorum.

enf

Yukarıda ki tabloya bakarak yazımda kullanacağım tezi desteklemek istedim. Yıllara göre aylık enflasyon oranları Nisan - Mayıs - Haziran - Temmuz - Eylül - Aralık döneminde azalış gösterirken , diğer aylarda artmış.

Enflasyon hedeflemesi yapılırken , beklentilere göre hareket edildiği gerçeği ne yazık ki gözardı ediliyor. Kendi kalemlerimizde yaşanan artış ve şoklar ile beraber dünya üzerinde yaşanacak her dalga enflasyona etki ediyor. Günümüz şartlarında yaşanan belirsizlikler , petrol fiyatlarında yaşanan artışlar , iklim değişikliğinden kaynaklanan sorunlar enflasyona negatif etki yapan nedenlerdir. 2007 ‘nin ilk üç aylık dönemine bakacak olursak , global piyasaları oldukça sorunlu olarak gördüğümüz gibi , kurak geçen kış mevsimi nedeniyle tarım sektöründe yaşanan problemlerin birleştiğini ve dolayısıyla enflasyonun yüksek çıktığını düşünebiliriz. Düşen aylarda ise günün koşullarının beklentiler dahilinde gerçekleştiği ve herşeyin düzenli gittiğini söylememiz mümkün. Bugünden konuşacak olursak ;

ABD merkezli global piyasalarda yaşanan belirsizlik nedeniyle çok büyük risk altında olan piyasalarda yatırımlar buna göre şekillenmekte ve bundan hareketle petrol fiyatları rekor kırmakta. Artan petrol fiyatları ile akaryakıt fiyatlarındaki artış enflasyona olumsuz etki yapacak. Burada bahsetteğimiz nokta BEKLENTİ !

İşte enflasyon hedeflemesi , beklentiler üzerine yapılır. Bulunduğunuz dönemi aylara ve o aylarda gelecek verilere göre ( o verileri belirleyecek olan küresel durum - ekonomik ve siyasal göstergeler ) değerlendirip enflasyon hedefi belirlenir. Ancak o dönemlerde yaşanan siyasal ve ekonomik problemler , enflasyon rakamlarını ciddi oranda etkiler. İçinde birçok kalemi barındıran enflasyon endeksi ile savaşmak bu yüzden hiç kolay değildir.

Yazının sonunda 2007 yılı enflasyonu hakkında yapılan yorum ve eleştirileri acımasız bulduğumu söylemek istedim. Bana göre enflasyon rakamı başarılıdır. Hedeflenen enflasyon rakamı konusunda Merkez Bankası biraz eleştirilebilir. Çünkü çok ciddi ve gelişmekte olan bir ülke için çok büyük bir hedef koymuşlardı. Her türlü durumdan etkilenen ve global piyasalarda yaşanan çalkantıyı en fazla hisseden ülkemizde enflasyonun her an sıçrama yapabileceği öngörülebilirdi belki.

Ancak bu kadar olumsuzluğa rağmen , bir önceki yıla oranla azalış göstermesi ve çok önemli bir ayda ( bayram ve yılbaşı dönemi ) enflasyon rakamlarının beklenenden az artış göstermesi önemlidir. Kasım ayı rakamları açıklandığı zaman yazdığım ” Bütçe ve Enflasyon ” başlıklı yazımda değindiğim gibi , halkın tüketim alışkanlıkları çok önemli. Demek ki tüketici beklentileri değişmemiş. Bu çok önemli.

Sonuç olarak enflasyonla mücadelede ciddi uğraş veren , iç ve dış piyasalarla ortak savaşan yetkilileri kutlamak gerekir. Merkez Bankası ortaya koyduğu fiyat hedefi yüzünden medyanın ve uzman ( ! ) kişilerin hedefi haline gelmiştir.

4 Ocak 2008

3rd Ocak
2008
Yazar : Dincer

Son günlerde petrol ve altın fiyatlarında yeniden hızlı yükselişler yaşanıyor. Emtia fiyatlarında yaşanan bu yükselişlerin nedeni ekonomik risk ve istikrarsızlık belirtisi olmasına rağmen , bunun uzun döneme yayılacağına dair iddialar gündemi meşgul ediyor.Petrol fiyatlarının 100 Dolara tırmanması ve altının son 20 yılın en yüksek seviyesine çıkmasının ne anlama geldiğini tartışalım.

Önce petrolden bahsedeyim. İktisatta ilk bakılması gerekenin arz-talep ilişkisi olduğunu sürekli savunurum. ( Bu bazen gözardı edilmeye başlandı. ) Ancak petrolde arz-talep ilişkisinden ziayade bakılması gereken noktalar var. Çünkü arz ve talep kısa dönemde inelastik. Yani esnek değil. Kısa dönemde arz miktarı artamayacağı gibi talepte de değişim olmuyor. Bunun nedenini alışkanlık olarak özetlersek , petrolde kara bulutlar havada görüldüğü zaman sahneye çıkma durumunu alışkanlığa bağlayalım.

Petrol fiyatlarındaki artışı iklim değişikliklerine , siyasal sorunlara , ekonomik beklentilere ve Nijerya’nın arzı kısacağı yönündeki gelişmelere bağlayanlar çıkıyor. Doğruluk payı olmakla beraber asıl nedeninin , küresel piyasalarda yaşanan kötü hava olduğunun altını çizmek istiyorum. Şuan herkes Amerikan ekonomisinin geleceğini merak ediyor. Resesyona girme durumu , kredi krizi ve şirketlerin zarar rakamlarının 2008 yılında da devam edip etmeyeceği merak ediliyor. Bu şartlarda insanlar riskli yatırım araçlarından çıkarak , daha sağlam araçları tercih ediyor. Bu emtialarda bu durumlarda arananlar listesine giriyor. Bundan kar sağlayanlarda spekülatörler oluyor. Çünkü petrolün 100 dolar seviyelerine çıkması için hiçbir gösterge yok. Yani ne kriz var , ne iklimsel şok…

Şimdi altına bakalım. Son 20 yılın zirvesinde 860 dolar civarında seyrediyor. 2007 yılında yazılan senaryoya göre bu yıl altına 6300 dolarla çıkabilirmiş(!). Böyle olması durumunda geçmiş yıllara dönüş ve ekonomilerin bitmesi söz konusu olacaktır. Neyse bu saçma senaryolara kulak tıkadıktan sonra , altının yükseliş nedenini sorgulayalım. Arz - talebe bakacak olursak , riskli yatırım araçlarından özellikle borsalardan çıkan yatırımcıların altına yöneldiğini iddia edebiliriz. Ki altın daima kazandıran bir araç. Borsa yükselirken fazla düşüş göstermediği gibi , riskli durumlarda her zaman ciddi artışlar gösteren bir emtia. Şu günlerde ise durum tamamen spekülatif.

Yani insanlar durumun ne kadar vahim olduğunu göstermek için , son olarak petrol ve altına hücum ederler. Zaten piyasalardan çıkan likiditeyi gören yatırımcılar , bir de emtia fiyatlarının yükseldiğini görünce iyice panik olurlar. Bu durumda hisse senetleri piyasası ciddi düşüş yaşarken , emtiaların fiyatları yükselir. Emtia fiyatlarını yükselten spekülatörler ise bu araçlardan çıkış yaparak , borsaya geçerler. Çünkü bilirler ki emtialar haketmediği değerde ve yükseleceği başka yer yok. Aynı zamanda borsanın da düşeceği başka nokta yok. Denge yine sağlanacak !

Burada kazananlar yine spekülatörler. Ben bu emtia spekülatörlerini deprem uzmanlarına benzetiyorum. Malum ülkemizdeki büyük jeofizik profesörleri bütün yıl araştırmaları ile uğraşırlar(!). Ülkemizin bir şehrinde deprem meydana geldiği zaman ise televizyonlara çıkarak felaket tellallığı ile araştırmalarını duyurmayı seçerler. Ve halkta başlar deprem olacak psikolojisine girmeye. Bu durumda deprem söylentisi ve beklentisi dilden dile dolaşır. Burada kazanan ise kendilerini televizyonlarda gösteren deprem profesörleri olurken , halk psikolojik olarak zarar görür.

İşte bu spekülatörlerin deprem profesörlerinden tek farkı , halkı maddi olarak ta zarara uğratmaları.

Kısacası şu sıralar emtia fiyatlarında görülen yükselişler tamamen suni ve şişmiş fiyatlara işaret ediyor. Amerikan ekonomisinde bugün açıklanan işsizlik verileri ile beraber umutlar korunmuş oldu. Ancak bu kadar diken üstünde otururken ve her veriyi korkuyla beklerken spekülasyon yapılacak araçların prim yapması son derece doğal oluyor.

3 Ocak 2008