Main image
3rd Ocak
2008
written by Dincer

Son günlerde petrol ve altın fiyatlarında yeniden hızlı yükselişler yaşanıyor. Emtia fiyatlarında yaşanan bu yükselişlerin nedeni ekonomik risk ve istikrarsızlık belirtisi olmasına rağmen , bunun uzun döneme yayılacağına dair iddialar gündemi meşgul ediyor.Petrol fiyatlarının 100 Dolara tırmanması ve altının son 20 yılın en yüksek seviyesine çıkmasının ne anlama geldiğini tartışalım.

Önce petrolden bahsedeyim. İktisatta ilk bakılması gerekenin arz-talep ilişkisi olduğunu sürekli savunurum. ( Bu bazen gözardı edilmeye başlandı. ) Ancak petrolde arz-talep ilişkisinden ziayade bakılması gereken noktalar var. Çünkü arz ve talep kısa dönemde inelastik. Yani esnek değil. Kısa dönemde arz miktarı artamayacağı gibi talepte de değişim olmuyor. Bunun nedenini alışkanlık olarak özetlersek , petrolde kara bulutlar havada görüldüğü zaman sahneye çıkma durumunu alışkanlığa bağlayalım.

Petrol fiyatlarındaki artışı iklim değişikliklerine , siyasal sorunlara , ekonomik beklentilere ve Nijerya’nın arzı kısacağı yönündeki gelişmelere bağlayanlar çıkıyor. Doğruluk payı olmakla beraber asıl nedeninin , küresel piyasalarda yaşanan kötü hava olduğunun altını çizmek istiyorum. Şuan herkes Amerikan ekonomisinin geleceğini merak ediyor. Resesyona girme durumu , kredi krizi ve şirketlerin zarar rakamlarının 2008 yılında da devam edip etmeyeceği merak ediliyor. Bu şartlarda insanlar riskli yatırım araçlarından çıkarak , daha sağlam araçları tercih ediyor. Bu emtialarda bu durumlarda arananlar listesine giriyor. Bundan kar sağlayanlarda spekülatörler oluyor. Çünkü petrolün 100 dolar seviyelerine çıkması için hiçbir gösterge yok. Yani ne kriz var , ne iklimsel şok…

Şimdi altına bakalım. Son 20 yılın zirvesinde 860 dolar civarında seyrediyor. 2007 yılında yazılan senaryoya göre bu yıl altına 6300 dolarla çıkabilirmiş(!). Böyle olması durumunda geçmiş yıllara dönüş ve ekonomilerin bitmesi söz konusu olacaktır. Neyse bu saçma senaryolara kulak tıkadıktan sonra , altının yükseliş nedenini sorgulayalım. Arz - talebe bakacak olursak , riskli yatırım araçlarından özellikle borsalardan çıkan yatırımcıların altına yöneldiğini iddia edebiliriz. Ki altın daima kazandıran bir araç. Borsa yükselirken fazla düşüş göstermediği gibi , riskli durumlarda her zaman ciddi artışlar gösteren bir emtia. Şu günlerde ise durum tamamen spekülatif.

Yani insanlar durumun ne kadar vahim olduğunu göstermek için , son olarak petrol ve altına hücum ederler. Zaten piyasalardan çıkan likiditeyi gören yatırımcılar , bir de emtia fiyatlarının yükseldiğini görünce iyice panik olurlar. Bu durumda hisse senetleri piyasası ciddi düşüş yaşarken , emtiaların fiyatları yükselir. Emtia fiyatlarını yükselten spekülatörler ise bu araçlardan çıkış yaparak , borsaya geçerler. Çünkü bilirler ki emtialar haketmediği değerde ve yükseleceği başka yer yok. Aynı zamanda borsanın da düşeceği başka nokta yok. Denge yine sağlanacak !

Burada kazananlar yine spekülatörler. Ben bu emtia spekülatörlerini deprem uzmanlarına benzetiyorum. Malum ülkemizdeki büyük jeofizik profesörleri bütün yıl araştırmaları ile uğraşırlar(!). Ülkemizin bir şehrinde deprem meydana geldiği zaman ise televizyonlara çıkarak felaket tellallığı ile araştırmalarını duyurmayı seçerler. Ve halkta başlar deprem olacak psikolojisine girmeye. Bu durumda deprem söylentisi ve beklentisi dilden dile dolaşır. Burada kazanan ise kendilerini televizyonlarda gösteren deprem profesörleri olurken , halk psikolojik olarak zarar görür.

İşte bu spekülatörlerin deprem profesörlerinden tek farkı , halkı maddi olarak ta zarara uğratmaları.

Kısacası şu sıralar emtia fiyatlarında görülen yükselişler tamamen suni ve şişmiş fiyatlara işaret ediyor. Amerikan ekonomisinde bugün açıklanan işsizlik verileri ile beraber umutlar korunmuş oldu. Ancak bu kadar diken üstünde otururken ve her veriyi korkuyla beklerken spekülasyon yapılacak araçların prim yapması son derece doğal oluyor.

3 Ocak 2008

Leave a Reply