Piyasaları yakından takip etmeye devam ediyorum ancak televizyon ekranlarında sürekli konuşan yorumcular gibi her veri sonrası , resesyon ilan etme anlayışını benimsemiyorum. Bugun gelen parekende satış verisi beklediğim bir veriydi ve benim yazı yazma zamanımın geliş belirtisi idi.
Geçen haftalarda açıklanan ve piyasaları bozguna uğratan hizmet sektörü endeksindeki düşüş verisini gayet normal karşıladım. Çünkü hizmet sektörü endeksi , 2002 yılından bu yana büyüyen ekonomilere bağlı olarak , insanların eline geçen para miktarındaki artışa bağlı olarak , artan bir endeks oldu. Kısacası hizmet sektörü , ekonomik büyüme ile doğrudan ilişkili bir sektör. Şimdi ise ekonomik büyümenin yavaşladığı düşünülür ise hizmet sektöründeki düşüş gayet normal. Ancak bu düşüşün ilk çeyrek aylarında olabileceği mümkün. İnsanlar ekonomideki gidişattan korktukları için , giderlerinden kısma hakkını ilk kullanacağı yer olan hizmet sektöründe kullanmış olabilirler. Bunuda normal karşılamak gerekir. Önümüzdeki aylarda meydana gelecek gelişmelere göre bu endeksin ne yönde değişeceğini kestirmek oldukça güç…
Şimdi gelelim benim üzerinde en çok durduğum veri olan parekende satış verilerine. Halkın beklentilerini ve ekonomik gidişata karşı nasıl bir tutum içinde olduklarını gösteren önemli bir veri… Bugun parekende satış verilerinin % 0,2 oranında düşmesi beklenirken , % 0,3 oranında bir artış meydana geldi. Bu veriyi piyasalarda olumlu algılarken , ekonomideki kötü durumun halkı henüz tam anlamıyla korkutmadğını görmüş olduk.
İnsanların ekonominin kötüye gittiğine dair endişeleri , henüz harcamalarını kısmış gibi gözükmüyor. Gelirlerinde henüz bir değişme olmadığını varsayarsak , bu harcamaların normal olduğunu düşünmek ne kadar mantıklı ise , ekonomide çalkantıyı bilmesine rağmen tüketim alışkanlıklarını değiştirmemesi hatta beklenene oranla arttırmasını olumlu algılamakta mantıklı. Benim anlayışıma göre beklentilerin çok önemli rol oynadığı ekonomide , halkın bekleyişini gösteren ve tüketim alışkanlıkları üzerindeki tutumunu gösteren verilerin önemle değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Amerikan ekonomisinin gireceği ekonomik durgunluğun ne boyutta olacağını tesbit etmek her ne kadar güç ise , aylar bazında gelen datalara göre yorum yapmakta o kadar güç. Çünkü gelen olumsuz bir verinin ardından , gelmesi beklenen olumsuz bir verinin olumlu olması ile kafalar karışabiliyor. Sanayi üretim endeksi verilerininde çok kötü gelmemesi ile birlikte , ekonomideki durgunluğun çok derin olmayacağı görüşü biraz daha ağır basmaya başladı. Fakat kesin bir kanıya varmak çok zor.
Dip not olarak piyasalar hakkında konuşmak gerekirse ;
Şubat ayı sonuna kadar olumsuz bir haber gelmemesi koşulu ile bir toparlanma arayışı içinde olacak ayı piyasası ile karşı karşıyayız. Eğer bir hedge fon batış haberi gelmez yada bankalarla ilgili olumsuz bir haber yayılmazsa , 15 günlük süreçte toparlanabiliriz. Tabi ki bu toparlanma tamamen geçici olmakla beraber , trendin aşağı doğru olduğu unutulmamalıdır. İMKB endeksinin henüz dip noktasını bulamamış olması ise bizim için riski arttırıyor. Olumsuz senaryolarda şuradan döner diyebilme olanağımız son derece düşük… Ancak yükseliş anında 50 bin seviyelerini test etmemiz muhtemel. Siyasi risklerimizi minumuma indirmeyi başarır , sözde kalan ekonomik reformlara devam edersek , bu krizden en çok etkilenen piyasa olmaktan kurtulmuş oluruz.
13 Şubat 2008
