Türkiye İstatistik Kurumu milli gelir hesaplama yöntemini değiştirdi, 2006 yılı GSYH 576 milyar YTL’den 758 milyar YTLíye çıktı. Kişi başına düşen gelirimiz de 2 bin 20 dolar birden arttı. Milli gelir hesaplamasında 1993′ten bu yana kullanılan 1987 bazlı serinin yerini 1998 bazlı yeni seri aldı.Türkiye’de milli gelirin hesaplanmasında daha önce Birleşmiş Milletler Ulusal Hesaplar Sistemi’nin (SNA 68) esas alınırken, revizyon ile istatistik alanında Avrupa Birliği’ne uyum sağlandı. TÜİK’in yaptığı revizyonla ortaya çıkan 126 milyar dolarlık milli gelir artışının önemli boyutu kayıt dışı ekonominin kayda alınmasıyla bazı sektör ve ürünlerin kapsama alınmasından kaynaklandı. TÜİK’in milli gelir hesaplarında yaptığı revizyon, “yöntem değişiklikleri” ve “kapsam genişlemesi” olmak üzere iki ana faza oturtuldu.
Peki bu değişikliğin amacı ne ?
Milli gelir hesaplama yönteminin değişmesi ile kapsam genişlemesi yaşandı. Ve milli gelir hesaplama yöntemine eski sistemde dahil olmayan ürünlerde eklendi. Böylece milli gelir rakamı yükseldi. Kayıtdışının önüne geçilmeye yardımcı olacak bu yöntem ile daha önceden düşük gördüğümüz milli gelir rakamımızın yüksek değerini göreceğiz.Ayrıca Milli gelirin revize edilmesiyle, Türkiye’ nin risk düzeyi gerilerken, ekonomik değerlendirmelerdeki kategorisi de yükselecek. Milli gelirdeki artış; bütçe açığı, borç stoku, cari açık gibi rakamların milli gelire oranını düşürmeye çalışacak.Dolayısıyla Türkiye’nin kredibilitesi uluslararası camiada daha yüksek bir yere çıkacak. ( Her ne kadar bir oyun gibi olsada , şimdiye kadar ki örnekleri işe yaradığını gösteriyor.) Türkiye’nin risklilik derecesi düşmesine yardımcı olacak .Bu sayede düşük olan kredi notumuz Fitch ve S&P tarafından yükseltilebilecek. Bu sayede Türkiye yatırım yapılabilir bir ülke olacaktır. Bunun anlamı daha kolay kredi alacağımız ve milli gelir ile istihdamın artacak olması olarak yorumlanabilir.
Bir ülke için en önemli göstergelerden olan büyüme oranları , uluslararası itibarı önemli ölçüde artırır. Bu yüzden mevcut sistemde bu yönde değişikliğe gitmek , kağıt üstünde suni büyüme gibi algılansada mevcut olan üretimlerin sisteme dahil edilmesidir. Özellikle Maastricht kriterlerine uyum sağlamak için bütçe açığı gibi sorunlar karşısında bu sisteme geçiş önemlidir.
Son olarak bir özet geçersem ; Bütçe açığı, cari işlemler dengesi, büyüme oranı ve İşsizlik oranı gibi kalemler , revize edilen rakamlarla şu andaki mevcut rakamlardan daha farklı hal alacak. Bu da uluslararası derecelendirme kuruluşlarının dikkate aldığı göstergelerdeki gelişmeleri ifade etmiş olacak. Bu durumda yukarıda izah etmeye çalıştığım gibi , Türkiye ‘ nin daha kolay ve ucuza borçlanıp , yüksek faiz ödeme sıkıntısını gidermeye yönelik olacaktır.
Ben hiçbir zaman gerekli olduğunu bildiğim bir hamle için eleştiri yapmam. Eleştiri yapan zihniyetinde , neyin gerekli olduğunu farkedecek kadar kapasiteye sahip olmadığına inanırım. Benim cebime daha fazla para girmiyor ki sen bizi zengin göstermeye çalışıyorsun demenin ise mantıksız olduğunu düşünürüm. En az bu işin mantıksız ancak gerekli olduğunu düşündüğüm kadar …
30 Mart 2008
