Son haftalarda Türkiye Cumhuriyeti başbakanının ağzından eksik olmayan ‘ 3 çocuk yapın ‘ söyleminden sonra , nüfus ve ekonomi üzerine bir yazı yazmayı planladım. Sayın Başbakanı tarafsız bir gözle izliyorum ve yaptığı olumlu işler dışında , olumsuz işlerinide ciddi şekilde eleştirme hakkını kendime verme lüksüne sahip olduğumu kendimce sanıyorum. Bu yüzden nüfus artışını teşvik konuşmalarını ağır şekilde eleştirmek istiyorum. Tabi ki nedenleriyle beraber …
Ekonomiler için nüfus önemli olduğu kadar ciddi bir sorun kaynağıdır. En önemlisi bir parametredir. Sayın Başbakan iktisat literatüründe Ceteris Paribus dediğimiz kavramın tuzağına düşüyor. Bir çok değişkenli fonksiyonda , diğer değişkenleri sabit varsayarak fonksiyonu basite indirgeyerek analiz yaparız. Ancak sabit varsaydığımız değişkenleri ihmal eder , onların önemsiz olduğunu düşünürsek büyük bir tuzağa düşeriz. İşte buna Ceteris Paribus tuzağı diyoruz. Ve başbakanda bu tuzağa düşerek yanlış yapıyor. Neden mi ?
Nüfus , özellikle genç nüfus artışını sadece işgücü ve üretimle bağdaştırıyor. Yani artan nüfus oranı ile emeğin yoğunluğu fazla olacak ve üretimin ucuzlaması ile beraber , yatırım artışı olacağını düşünüyor. Buraya kadar doğru düşünüyor olabilir ama ihmal ettikleri çok büyük sorun yaratacak gerçekler.
En önemli parametre gelir düzeyi. Ülkelerin GSMH oranı ile nüfus oranı optimum seviyede olmalı. Hele gelir dağılımı adil olmayan ülkelerde bu çok daha ciddi bir tehlike olarak göze çarpar. Ekonomik kalkınmada ana kalem ‘ tasarruftur. ‘ Tasarruf yapılabilmesi için yüksek gelir düzeyine sahip olmak gerekir. ( Yalniz yüksek faiz ile sürekli tasarruf sağlanamaz.) Tasarruf fazla olacak ki sermaye birikimi yeterli olsun. Bu sermaye ile verimlilik artışı sağlanabilsin. Yüksek verimin görülmesi ile yatırımların - üretimlerin artması sağlansın. Böylece gelir yükselsin. Bu basit döngünün gerçekleşmesi için tasarrufların yüksek olması şart. Şimdi siz 3 çocuk yapın derseniz , tüketimi sabit sayarsınız. Tüketimi ihmal etmek cahillikten öteye geçmez. 3 çocuk ile 1 çocuk arasında tüketim farkı çok büyüktür. Tüketim - tasarruf ilişkisinden anlaşılacağı üzere , yüksek tüketim düşük tasarrufu beraberinde getirecektir. Bu şekilde yatırımların verimliliğinden söz etmek yanlış olacaktır.
Başbakan bunları ihmal ediyor ve Çin gibi olmayı düşünüyorsa…Yani doğrudan yabancı sermayeyi yatırımlar bazıyla ülkeye çekmek istiyorsa…Açık dille emek bol ve ucuz diye yabancı yatırımların Türkiye ‘ de çoğalmasını istiyorsa…Gene yanılıyor ! Ülkelerin kalkınmasını sağlayacak faktör yüksek katma değer yaratmaktır. Yüksek katma değer ise sermaye-yoğun teknoloji ile sağlanır. Sen işçi doğurun dersen ve bir parametreyi daha ihmal edersen yine yanılırsın. Teknolojiyi kullanmak için beşeri sermayeye yatırım gerekir. Beşeri sermaye doğuştan bir yeteneğin yoksa bunu eğitimle aşılamak , sağlamaktır. Sen her kişiye bu eğitimi verebileceğini ve teknolojiyi kullanabileceklerini mi sanıyorsunda bunu göz ardı ediyorsun diye sorarlar adama. Ülkeler beşeri kalkınma ile gelişmelerini gösterirler. Bu kadar nüfusun olması ise beşeri kalkınma endeksine negatif etki yapmasını sağlayacaktır. Yani Türkiye ‘ de yatırım yapacak yabancı sermaye yatırımın verimliliğini isteyecektir. Emek bol diye buraya gelmeyecektir. Burası Çin değil çünkü. Çin ‘ i Avrupa ‘ ya açma aşamasının altında yatan neden sadece bol emek ucuz işgücü değil ki. Milyarlık Çinlileri tüketime alıştırmaya çalışıyorlar. Tüketim yapmayı öğrensinler diye oraya tesisler kuruyorlar. Kalitenin şimdilik düşmesine göz yumarak , oradaki mevcut maliyet avantajından yararlanarak , Çin ‘ i pazar haline getirip tüketim avantajından yararlanmak istiyorlar. Türkiye zaten tüketim yapmayı bilen bir ülke . Hatta tüketim çılgını ! Bu ülkeye ucuz işgücü var diye gelipte , düşük verimi görünce çekip gitmeyecekler mi ? O zaman elimizde bir sürü kalifiye olmayan nüfusla kalır iyice fakirleşiriz.
İhmaller bunlarla bitmiyor. Tarım alanlarının verimliliği artan nüfusa cevap vermeyen koşullar nedeniyle gittikçe düşüyor. Bu kadar adamı nasıl besleyeceğiz diye soran yok. Gıda fiyatları zaten dünya üzerinde artıp duruyor. Bizim tarım reformumuz lafta kalıp gidiyor. Şimdi biz nüfus arttırırsak sulama sorunu yaşayan , verimliliği fazla talebe cevap vermeye çalışmaktan aşınan topraklarla yıpranan tarım sektöründe ne hale geleceğiz ? Gıda fiyatları iyice şişecek ve o nüfusun aç kalacak. İnsanlarda zaten gelir düşük , nasıl harcama yapacak o fiyatlar karşısında ? Senin sanayi sektörün kalkınacak diye diğer her parametreyi yok sayacaksın. Türkiye ‘ nin jeopolitik konumunu rezil edeceksin. Bunun anlamı budur heralde ancak.
Bir de bu kişilerin adaletsiz gelir dağılımdan etkilendiğini , eğitim alamadığını , cebine para koyamadığı durumları düşünürsek … Hepsinin aklının iyi şeylere çalışmayacağını … Son İtalyan şarkıcı olayında yaşadığımız sapıkların türeyeceğini … Gelirden payını alamayan , toplum içinde bir konuma gelemeyecek - söz sahibi olamayacak insanlar hangi yollara sapacak bunlar hiç düşünüldü mü ? Günlük geliri çok düşük olan kişi onlara kucak açan terör gruplarından tutunda , ülke içinde ki gerici gruplara dahil olacaklar. Bu ülkenin itibarını ve Avrupalılığını zedelemeyecek mi ?
Bir ülkenin başbakanı bu kadar kolay açıklama yapmamalı. Ben bana göre az sayılabilecek nedenlerle açıklamaya çalıştım nüfus sorununu. Bunlara daha bir çok örnek eklenebilir. Yani o fonksiyonda Sayın Başbakan ‘ ın sabit sayıp ihmal ettiği parametreleri arttırabilirim. Biz ne Çin ne de Rusya ‘ yız. Sayın Putin Rusya ‘ da doğurganlığı arttırmak için halka teşvik sağlıyor. Rusya petrol - doğalgaz zengini. Halkta müthiş bir gelir adaletsizliği var. Adamlar razı olmuş , zengin çok zengin olacak fakir ise emeğiyle ülkeyi kalkındıracak. Ülke bölünmüş yani . Sayın Başbakan sizde mi bunu istiyorsunuz ? Ama unutmayın ki bizim petrol - altın vb yer altı kaynaklarımız hala yer altında kalmaya devam ediyor ( ! ) .
Ben bu konuda Malthus teoremini destekliyorum. Bir ülkede nüfus optimum düzeyde kalmalı. Nüfus gelirden fazla ise sorunlar muhakkak olacaktır. Kıtlık , sefalet , yoksulluk , terörizm mutlaka gündeme gelecektir. Nüfusun geometrik , yiyeceklerin aritmek olarak arttığı gerçekten önemlidir bu teoride. Bu açıklamalara göre Türkiye ‘ de bu nüfusun bile çok fazla olduğunu düşünen bir insan olarak , nüfus artışının ülke kalkınmasına yarardan çok daha fazla zarar getireceğini düşünüyorum. Tepe yönetimdeki kişilerin konuşmadan önce daha fazla araştırma yapmasını temenni ediyorum.
13 Nisan 2008
