Asiv ; Mayıs, 2008
Hızla artışa geçen enflasyon ve her ay artan cari açık ile boğuşan bir Türkiye , arkasına bir de parti kapatma davasını aldı ve global krize karşı gelmeye çalışıyor. Enflasyonun yükselme nedenlerini herkesten farklı farklı okumak gerçekten baydı artık. Önüne gelenin iki gram bilgisiyle sallayıp yorum yapmasının moda olduğu ülkemizde insanların piyasalarda posizyon almaları oldukça riskli. Çünkü kime inanacağınızı şaşırıyorsunuz. Ekonomiyi gösterişli diye okuyup , kendisini donatmadan direk televizyon alemine sokan değerli arkadaşlardan tutunda , gazetelerin ekonomi sayfalarını cabası olarak gösterin. Sizin kime inanacağınız ve takip edeceğinize karışmam ancak ben yorumumu yapayım.
Efendim enflasyonda endeks üzerinde yüzdelik paylara ayrılmış kalemler vardır. Gıda-alkolsüz içeçekler ( yüzde 28 ) ile konut ( yüzde 16 ) burada en yüksek paya sahip olan kalemdir. Bahsedildiği gibi giyimdeki artışın enflasyonu bu derece yükseltmesi , matematik kurallarına aykırı bir durumdur. Bu enflasyon yüksekliğinin nedeninin dış şoklar olduğu aşikardır. % 9.7 ‘ lik enflasyonun % 70 ‘ ye yakın kısmı dış - kontrol dışı faktörlerden gerçekleşmektedir. Burada bilinçsizce önüne geleni söylemek ne kadar doğrudur , karar sizin. Merkez Bankası ‘ na yüklenme nedeni olarak sadece hedef oran gösterilebilir. Benimde eleştirdiğim bu noktadır ve bu bir hata olabilir. Ama enflasyonu dizginlemede Merkez ‘ in yapabileceği çok fazla birşey yok. Faiz arttırımı yoluna gitmesini eleştirmeyi ise doğru bulmuyorum. Faiz artışının sadece enflasyonla ilgili olduğunu sanmıyorum.
Şimdi gelelim piyasalara. Geçen hafta pazar günü beklentilerimi sunmuştum. Dow ve İMKB ile ilgili düşüş trendinin devam ettiğini ve bu hafta içi 41800 seviyelerine geleceğimizi söylemiştim. Herkesin 45 binli seviyelerden bahsettiği bir ortamda bunu ortaya atmanın radikal olduğunu düşünmüyorum. Piyasayı analiz etmekten ziyade sesini dinlemenin önemini tekrar vurguluyorum. Herkesi inandırması istediğini alması demektir. Genel yükselişin süreceğine inanan pembe tabloculara malları satan piyasa , üzerindeki baskıyı kaldırmayı bırakıp yönünü aşağı doğru gösterdi. Bu satışların neden geleceğini geçen haftaki yazımda anlatmıştım.
Bu hafta ne olacak diye düşünen yatırımcılar için pek iç açıcı olayların olduğunu düşünmüyorum. 41500 desteğinin tekrar denenmesi muhtemel gözüküyor. Bu seviye dünyadan güç bulunursa aşağı kırılıp 41 bin bandını kırma denemesine girebiliriz. Bu yönlerde tepkinin geleceği ve kısa süreli güç toplama çalışmasının yapılmaya çalışılacağı açıktır. Ancak benim kişisel beklentim haftayı 42 800 seviyelerini zorlayarak tamamlayacağımız yönünde. Trend aşağı bakıyor olsada bandın 41 - 44 bin aralığında 41 500 ve 43 200 seviyelerinde ortalamalarla hareket etmesi normal gözüküyor. Dışarıdan bir şok gelmediği takdirde sözünün altını çizerek , endeksin bu bantta dönem dönem yükseliş ve düşüş gösterip , orta seviyelerde kalmasını bekliyorum. Hala daha endeksin mayıs ayı içinde 45 bin seviyelerini deneyeceği inancını paylaşmıyorum. Bu olmaz değil ancak piyasa bence buna hazırlığını yapmadı. Bunun olabilmesi için büyük oyuncuların yüklü mallanması ve çıkış için fırsat yaratmak amacıyla endeksi yukarı şişirmeleri lazım. İşlem hacmi ise bunu teyit eder seviyede bulunmuyor. Bu nedenle bahsettiğim bant aralıklarında hareketlerin olmasını tahmin ediyorum.
Umarım ben yanılırım ve piyasa daha güzel günler görür diyerek noktayı koymak istiyorum. Ben sadece çalışmalarım sonucu çıkanları paylaşıyorum. Bunlar doğru çıkınca bir getirim yok elbette. O yüzden ben söylemiştim ayağına yatacak bir adam değilim. Hep beraber söyleyelim ve her yatırımcının dileği gerçekleşsin prensibiyle yaşamaya devam edelim.
11 Mayıs 2008
Borsada söylenip durulan klasik bir söz vardır. Küçük yatırımcı bu piyasada para kazanamaz genelde kaybeder diye.Bunun en önemli nedeni , küçük yatırımcının büyük oyuncular gibi oynaması ve sabır denilen özelliği gösterememesidir.
Türkiye ‘ de aracı kurum sayısının çokluğu ne yazık ki küçük yatırımcı için pek iyi birşey değil. Özellikle geçmiş dönemlerde neredeyse hisse senedi sayısından fazla aracı kurum mevcuttu piyasada.Şimdilerde ise TSPAKB verilerine göre bu sayı 100. Bu kurumların faaliyetlerini sürdürebilmeleri için hisse devri önemli. Yani alacakları komisyonlar kadar ayakta durabilecek aracı kurumlar , yatırımcıları olumsuz etkileyebilir. Aracı kurumlar müşterisi konumundaki küçük yatırımcılara hisse tavsiyeleri ile değişime yönlendirebiliyor. Bu yüzden devamlı trade işlemi zarar anlamına gelecektir. Piyasalarda trade yapanlar büyük ve itibarlı oyuncular. Yani bir kademe aşağıdan alayım , bir kademe yukarıdan satayım hesabına küçük yatırımcının katılması riski arttıracaktır. Borsada hisse alırken kazanılır. Yani alım yaparken ( trade işleminde ) emir girdiğiniz kademe çok önemlidir. Hissenin görebileceği minumum noktadan bu emiri girmek , trade işleminde başarıyı getirir. Hisselerde yukarı yönlü gidiyor imajını veren büyük traderler , bu sayede küçük yatırımcıya ellerindeki malları satmaktadırlar. Bir kademe yukarıdan gelen büyük lot miktarlarını görenler , o kademeden alışa kalktığı için , trade işleminden yine zararla ayrilmak zorunda kalırlar. Dolayısıyla küçük yatırımcının yapacağı orta - uzun vadede parasını dikkatle seçeceği hisse senedine yatırmak olmalıdır. Bunun içinde yardım ve tavsiye alması çok önemlidir. Borsa basit gibi görünen ancak etrafı pembe örtülerle çevrili kumar masasıdır. Uzaktan pembe gibi gördüğünüz renkler , içine girip para kaybettiğinizde siyaha dönüşecektir.
Küçük yatırımcının düştüğü en önemli tuzaklardan bir taneside sabrın sonunu görememesidir. Her 100 küçük yatırımcının neredeyse 80 ‘ inden aynı cümleyi duyarsınız. ‘ Bende hiç şans yok. Aldığım hisse ben sattıktan sonra yükseliyor. Ne bahtsız adamım ben ‘ … Bu cümle küçük yatırımcının büyük yanlışından kaynaklanır. Bu tarz cümleleri kuran borsacılar , İMKB 30 hisseleri dışında paralarını değerlendirirler. İMKB 30 dışındaki hisseler endekse paralel hareket etmeyen ve dönem dönem ciddi dalgalar gösteren hisselerdir. Ki bu hisselerin hacimleri gün içinde düşük seviyelerdedir. Küçük yatırımcı bu hisselerden seçtiği bir tanesine para yatırdığı zaman , yüksek kazanç umuduyla beklemeye başlar. Hisse maliyet fiyatının aşağısına çoğu zaman gelir ve borsa tabiri ile orada sürünür. Düşük işlem hacimleri ve endeks artışında dahi artmayan fiyatı ile yatırımcısını bezdirir. Küçük yatırımcı ise o gün içerisinde , yüksek prim yapan hisseler bakınca , kendi hissesinden nefret eder ve yeter artık diyerek o hisseden çıkma yolunu seçer. En önemli noktalardan bir tanesi ; o hisselere yatırım yapılmışsa ( şirketle ilgili olumsuz bir haber yada beklenti yoksa ) geçen zamana yazık denmeden beklemektir. Ve o hisselerden düşük işlem hacmi sergilediği zaman çıkmamaktır. O hisselerin en önemli özelliği düşük hacimde hissede kalmak , yüksek hacimde hisseden ayrılmaktır. Küçük yatırımcı dediğim sinir durumuyla , düşük hacimde seyrederken o hisseden ayrılır. Sıranın ona geleceği hesaba katılmadığı için , biraz önce söylediğim söz kullanılır. ‘ Ben ne bahtsız adamım… ‘ Bunun bahtla veya şansla ilgisi yok. Tamamen sabır ve zamanlama ile ilgisi var. İMKB 30 endeksi dışı hisselere giriyorsanız , bu olumsuz ve süründürücü şartlara kendinizi hazırlamanız lazım. Bu hisselerde prim olasılığı dönemsel çok yüksek olmakla beraber , süründürme olasılığı oldukça yüksektir. Bu hisselerin spekülatörleri için bekleme sürecinde küçük yatırımcıdan ucuz fiyata alınacak her mal altın niteliğindedir. Yani kendinize göre şanssızlığınızla , spekülatörlerin altın kesesine yardım edersiniz.
Küçük yatırımcının hisseden nefret etmemeyi ve hisseye aşık olmamayı öğrenmesi şarttır. Hiçbir hisse kendisinin değildir ve ciddi kar rakamına ulaştığı zaman satış yapması önemlidir. Hisseye bağlılık karını geri vermek olarak yatırımcıya dönebilir.
Sonuç olarak küçük yatırımcılar borsayı büyük ve basit kazanç kapısı olarak görürlerse , ciddi zarar edebilirler. Seans salonlarına kesinlikle gitmemeleri , hisse yorumlarının yapıldığı forumlardan uzak durmaları , piyasa uykuda olduğu dönemlerde takibi sadece gün sonuna bırakmaları , girdikleri hisse ile ilgili haberleri takip etmeleri , yatırım yapacakları hissenin teknik analizi ile beraber mutlaka temel analizini incelemeleri ve kulaktan dolma tüyolara inanmamaları çok önemlidir. Ne yazık ki ülkemizde küçük yatırımcı korunmuyor ve borsadaki yabancı payı çıkarıldığı zaman kalan pay , büyük yerli oyuncular arasında paylaşılıyor. Yerli büyükler ise paylarını küçük yatırımcı üzerinden alıyorlar. Bunlara dikkat edip , profesyonel yardım alarak yatırım yapılması çok faydalı olacaktır. Unutmamak gerekir ki ; küçük ancak kendinize göre güvenli olan tekne ile büyük denizlere açılırsanız , batmaya mahkum olursunuz. Çünkü deniz sonu gözükmeyen bir boşluk olduğu gibi , fırtınada başı görünmeyen bir sonsuzluktur.
8 Mayıs 2008
Güzel yorumlarınız ve attığınız e-maillere teşekkür ederek başlıyorum yazıma. Bu yaşta görüşlerimin değer görüp,dikkate alınması beni oldukça motive ediyor. Burada ki yazılar çalışmalarımın eseri olarak ortaya çıkıyor ve bu güzel görüşler beni daha çok çalışmaya motive ediyor. Cuma gecesi aldığım bir e-mailde,yıllık enflasyon hedeflemesini revize edip etmeyeceğim soruldu. Bu hedefi oldukça gerçekçi ve açıklaması ile bir rapor halinde sundum.Beklediğim olayları açıklayarak yazdım. Mayıs ayına geldiğimiz bu günlerde,orada yazdıklarımın çoğunun olduğunu görüyoruz. Yüzdeler benim hesapladıklarımdan fazla olabilir ancak ilerleyen dönemlerde azalışlardaki yüzdelerin benim hesapladığımdan yüksek olmayacağını garanti edemeyiz. Bu yüzden o hedef-oranı revize etmeyeceğim. Dikkat ederseniz;MB’nin faiz artırımına başlayacağını o zamandan öngörmüş ve enflasyonun ilk aylar yüksek çıkıp sonradan durulacağını söylemiştim. Aynı çizgide devam ettiğimi söylemek istiyorum.
Şimdi gelelim yazımın konusuna.T.C Merkez Bankası,hükümetten bağımsız ve ana hedefi fiyat istikrarını sağlamak olan bir kurumdur. Bu kurumun başındaki kişiler ekonomi konusunda başarılı ve saygın kişiler olması gerekmektedir. Merkez’in başkanına halkın güven duyması ve yaptıklarına inanması çok önemlidir. Ancak Sayın Başkan,yaptığı tahminler ve sunumlarla ( ne konuştuğunu tam anlayıp konsantre olamasamda ) güvenimi yitirmiştir. Yıllık enflasyon hedefi iki yıldır şaşmaktadır.Fakat bana göre ortaya koyduğu bir hedef yoktur. Hedef dediğimiz şey,sahip olduklarımızı bilip,çalışmalarımızla olabileceğimiz en yükseğe gitmek için inanmamızdır. Mantıklı olarak en yükseği hayal edip ona göre çalışmak ve sonunda en yukarısı olmasada ona en yakına ulaşmayı başarmak olmalıdır. Merkez Bankası ise buna tamamen zıt bir şey yapmıştır. Çok büyük vasıfları olmayan bir çalışanın,GE Ceo’su olmayı hedeflemesi ile Merkez’in enflasyon hedeflemesi aynıdır!2008 yılı için yapılan % 4 küsurluk enflasyon tahmini,Komedi Dükkanı adlı yapımda sevgili Tolga Çevik’e malzeme olamayacak kadar komiktir!
Global şartları bilmesine rağmen,arz şoklarının böyle ortamlarda kaçınılamaz kavramlar olduğunu bilmesine rağmen böyle bir hedef-oran kuşkusuz güven zedeleyicidir. 4 ayda yıllık hedefin aşılmış olması kimseye şaşırtıcı gelmesin. Gıda stoklarındaki azalmayı biz yeni yıldan önce söylüyorduk. Fiyatların artacağı küresel iklim değişikliği-stok olayından dolayı aşikardı. Mortgage krizinin yeni yaşanmaya başlayacağı ve finansal sıkıntının olacağı da aşikardı. Bu nedenle spekülatif olarak petrol-emtiaların oynak olacağı ortada bir gerçekti. Ben dahi bu olayları hesaba katıp,çalışmamı detayları ince ince gözden geçirip,ciddi bir çalışmayla ilk enflasyon raporumu hazırlarken dikkate alıyor ve ona göre tahmin yapıyorum. Peki benden kat kat tecrübeli ve işin ehli kişiler bunları düşünüp neden daha gerçekçi tahminler yapmıyorlar? Komplo teorisi kurarsak;maaşlara yapılacak zamlarda enflasyon baz alındığı için,onu düşük tutup,maaş artışını mı o şekilde yapmayı düşündünüz? Merkez ve hükümet ortaklaşa bir komplonun içine girdi ve işler kötü gidince Merkez Başkanı’mı hedef tahtası haline getirildi? Açıkcası ben buna inanmak istiyorum. Sayın Durmuş Yılmaz eminim ki başarılı ve bilgili bir ekonomist. Lider konumda ve başkan koltuğunda oturabilir mi bu tartışılır ancak böyle saçma bir hedefte,bana göre hükümetin tuzağına düşmüş gibi duruyor.
Peki hükümet ne yapıyor? 2001 krizinde ithal olduğu söylenen ancak Türkiye’nin en değerli ekonomistlerinden olan Sayın Derviş’in politikası ile uzun dönemli istikrar ve başarı programını kendisine mal etmeyi başardıktan sonra kendi başına kalınca çukura mı düşüyor? Son dönemlerde yaptıkları yanlışlar artmaya başladı. Türkiye’yi sanayi ülkesi yapmak istiyorlar ve bunun için diğer parametleri ihmal ediyorlar. Daha önceki yazılarımda tarımın ihmalinden bahsetmiş ve detaylı açıklamıştım. Bugün ise bu şartlarda nasıl sanayi ülkesi olamayacağımızdan bahsedeyim.
Sanayi ülkeleri kendi teknolojilerini üreten gelişmiş ülkelerdir. Biz teknolojiyi ithal ederek,sanayi ülkesi olmaya çalışan ve büyümesini suni temellere dayandıran bir ülke konumuna geldik. Yüksek çıkan ihracat rakamları ile övünmek koca bir yalandır! İhracata yönelik büyüme hedefi düşünülmesi doğrudur. Bunun için ithal ikameci politika izlenip,hammade üretimi öğrenilmesi hedeflenir. 70′li yıllarda biz bunu yaptık mesela.Sonrasında ihracata yönelik politikaya geçtik. Ancak bu yıllarda bu politikayı öyle bir kullanıyoruz ki,ne yaparsak yapalım sanayi ülkesi olamayacağımız şartlara geliyor. Dışarıdan al,burada üret ve sat. Bu döngü ne kadar sürer acaba? Maliyetlerin hep aynı kalacağı ve hammadelerde bir değişim olmayacağı nasıl düşünülebilir? Yani ben hammaddeyi ithal edeyim,onunla burada üretimi yapayım ve ihraç edeyim. Siz istediğiniz kadar milyar dolarlık ihracat rakamına ulaşın. Ödemeler dengesini enerji ve petroldeki artışa bağlayarak ( ki doğru olsada bu düşünce ) kapatamıyoruz deyin. Bu yalancılıktır!Sen bu açığı kapatmak için mantıklı bir yol izlemessen olacağı budur. Enerji fiyatlarını kontrol edemeyiz,bizim enerji ve petrol kaynağımız yok ben ne yapayım demek acizliktir! Liderler hiçbir zaman birşeyin arkasına sığınmazlar!Enerji ve petrol ithal edeceğiz doğru.Bu önüne geçilemez bir durum. Peki 105 mLR $ ‘ı geçen bir ihracat rakamı var. Eğer bu rakam içinde,ithal ettiğin ara mallar olmasa ve kendi ara malını üretecek tesislerin olsa,bu açığa olumlu yansımaz mı? Yatırımcıyı kolaya alıştıracağına dünyanın gelişmiş ülkelerinde,bizim sanayi hacmimiz kadar olan AR-GE hacmi olmasının nedeni nedir acaba diye düşüneniz? AR-Ge’ye kaynak ayırmaz ve yatırım olanağı sağlamazsak biz bu açıkla boğulmaya devam ederiz.
Yani sanayi ülkesi olmak ve gelişmekte olan ülke olup,gelişmemizi bu kadar basit yollardan sağlamaya çalışmak koca bir hayaldir.Şirketler kendi AR-GE’lerini kurup,ithal ettikleri ara malları kendileri sağlayacak hale gelmelidirler ki ihracat rakamlarının katma değeri yüksek olsun.Ayrıca bu ara malların ihracı söz konusu olsun.Sonra biz büyüyoruz,şu kadar fark yarattık gibi vaazlara sadece cemaat inanır.Bu cemaatte fazla inceleme yapmadığı için sürekli artar.Bu basit ve kısa süreli politika elbette yine çökecektir.Ekonominin temelleri sağlam diyen büyüklerime saygı duyarım.Benim tecrübem yok bilemem.Ancak o tecrübe açığını çalışarak ve inceleyerek aşmaya çalışıyorum.Bunun sonucunda karşılaştığım durum ise ekonominin bu döngüden sıkılıp,tekrar bataklığa saplanabileceğidir.Kıt kaynaklarla ve sürekli değişen ikamesi bol olan şeylerle uğraşıldığı unutulmamalı.Çağı yakalamak istiyor ve gelişen ülke olmak istiyorsak,politikalar basit olmamalı diye düşünüyorum.
Son olarak ülke dışına çıkıp,FED Başkanına yönelik eleştilere bir kaç satır eklemek istiyorum.Bizim Merkez Başkanı yanlış yaptığı işten dolayı eleştirilmeye başlandı.Ancak Bernanke Bush düşmanlığı yüzünden kurban oluyor.Ben piyasaya müdaheleyi pek sevmem.Serbest piyasanın kendini toparlayacağını düşünürüm.Bunun için sınırlı devlet müdahelesi olmalı derim.Bernanke bir ara piyasaya çok müdahele etti ve piyasa artık onun ne yapacağını bildiği için,kendisine güvenmemeye başladı.Bugün ise anlıyoruz ki Bernanke dünyayı ciddi bir krizden minumum hasarla kurtaracak hamleleri yaptı.Kontrolden çıkan piyasadan elimi çekmeyeceğim mesajı verdi ve sürekli kontrol etti.Yaptığı hamleler ve elinde sınırlı koz olmasına rağmen kullanış zamanlamaları ile başarı sağladı.Özellikle Bear&Stearns olayındaki zamanlaması piyasayı ciddi bir şoktan kurtardı.Finansal piyasalarda yaşanan krizlerde,bankaların iflasları tetikleyicidir ve kurtarılamaz duruma götürür.Örnek olarak 2001 krizinde Demirbank olayı Türkiye için içinden çıkılmayacak durumun tetikleyicisi olmuştur.Bernanke bu durum karşısında FED olarak Bear&Stearns’ü himayesi altına alıp güveni sağlamıştır.Aldığı eleştirilere rağmen Bernanke bence işinin ehli bir isimdir.Tez konusu 1930 buhranı olan ve çalışmalarını krizler konusunda yapması,onun güçlü bir risk yöneticisi olduğunu gösterir.Tabi bunları kaç kişi bilir ve onu neye göre suçlar onu bildiğim için,eleştirilere çok şaşırmam.
Sözün özü;bir tarafta yalan-bir tarafta gerçek.İnsanlar yalana inanıp,gerçeklere karşı gözlerini kaparlarsa içinden çıkılmayacak bu döngü zaman zaman çöker.
7 Mayıs 2008
Piyasalarda gelen veriler ile beraber bir toparlanma süreci yaşanıyor. Gelen olumlu bilançolar ve beklendiği kadar kötü olmayan veriler,olumsuza göre satın alınan piyasada olumlu sinyaller olarak algılandı.Böylece düşüş trendinde olan Dow Jones endeksi yükselişe geçti. Hatta kriz başlangıçından önceki seviyelerine yaklaştı.Trendin yönü hala aşağıya bakıyor olsada,bu toparlanma gayet olumlu bir sinyal olarak grafiğe işlendi. Tabi elde bir koz kalmamış gibi görünüyor.Yani bu yükselişin sonu açıkça görülmiş gibi duruyor. Bu yüzden kar satışları ile beraber Dow Jones endeksi 13 binli seviyelerde tutunamayacaktır. Yükselen enflasyon korkusu ile beraber özellikle bir türlü önlenemeyen petrol fiyatlarindaki yükseliş , baskı yapmaya devam edecektir. Dünya üzerinde ciddi sorun olarak baş gösteren bu durum karşısında piyasalar sıkıntısını düşüş yönünde dillendirecektir. İMKB ise kendisini yukarı atabilecek gücü bulamıyor. İç dinamiklerin baskısı,yüksek enflasyon riski ve cari açığın giderek artması ( yabancı sermayeye ihtiyaç duyulması ) bizim piyasamızın düşmeye razı olduğunu gösteriyor. Dünya piyasalarından gelen olumlu haberler ile ayakta kalmaya çalışan piyasada,düşüş yaşanması muhtemel. 41800 seviyeleri yakın zamanda görülebilir.( Bu hafta test edebiliriz) Ancak haziran ayı ortaları ile daha iyimser bir endeks bekleyebiliriz. Ancak bana göre endeksin genel yönü aşağıya bakıyor. Mayıs ayında geri çekilmenin kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum.
Bugün ise yeni hafta öncesi hisse bazlı hareketlerin neden yaşanabileceğine değinmek istiyorum.
Genel kurulların yapıldığı ve 3 aylık bilançoların açıklanacağı dönemden geçiyoruz. Bu dönem içerisinde dikkatli incelemeler sonucunda pozisyon alınabileceğini düşünebiliriz. Bununla beraber gelecek dönemlere ilişkin beklentilere göz atalım. Koç Grubu yaptığı açıklamalarda 4 ana sektörde faaliyet göstereceğini açıkladı.Migros gibi büyük şirketini elinden çıkarıp , gıda parekendeciliğinden de çıkan Koç Grubu , kesin bir açıklama gelmesede Yapı Kredi Sigorta’yı satacağının sinyalini verdi. Önümüzdeki günlerde bu yönde bir haber gelmesini bekliyoruz. Yapı Kredi Sigorta ‘ nın satış süreci elbette bu hisselere olumlu yansıyacaktır. Bununla beraber Yapı Kredi Grubu ‘nun banka ve finans hisselerinde de olumlu etki yaratacağı unutulmamalı. Aynı zamanda sigorta sektörü içinde bulunan ve toparlanma sürecine katılmayan hisse senetlerine de bu satışın yarayacağı düşünülebilir. Bu satış sürecinin izlenmesi ve ona göre pozisyon alınması düşünülebilir.
Global şoklar , petrol fiyatlarının önlenemez yükselişi ve emtiaların yüksek performansları bu yönde faaliyet gösteren şirketlerin bilançolarına yarayacaktır. Gübre şirketleri bunu bilançolarına da yansıttılar ve hisseleri bundan nasibini aldı. Bu dönem ise Demir-Çelik şirketleri 3 aylık bilançolarında , çelik fiyatlarında yaşanan artışları olumlu olarak göreceklerdir. Özellikle İzmir Demir-Çelik hisse senetleri bu dönemde dikkat edilmesi gereken hisselerin başında geliyor.3 aylıkta olumlu bilanço açıklaması beklenen şirketin hisselerinde pozitif hareketler yaşanabilir. Tabi aynı şeyler Ereğli ve Kardemir Grubu hisseleri için de geçerli. Emtialarda yaşanan yükselişlerin son bulacağı dikkate alınırsa,bu yükselişlerin çok uzun sürmeyebileceği düşünülerek hareket edilebilir diye düşünüyorum.
Hareket beklediğim bir başka sektör ise Gayrimenkül Yatırım Ortaklığı sektörü. Uzun süredir sessiz kalan G.Y.O hisselerinden genel kurullarında açıklanan sermaye artırımları ve bilanço rakamları ile hareketler bekliyorum. Atakule G.Y.O , Sinpaş G.Y.O , Pera G.Y.O ve Doğuş GE G.Y.O hisseleri takip edilebilir. Bu hisselerde dönemsel yaşanan yükselişler için kar rakamları önemli. Aynı zamanda genel kurullardan çıkacak bazı ince detaylar bu hisselere olumlu yansıyabilir.
Özet olarak piyasalarda kar satışı beklentisi ile geri çekilme yaşanabilecek olsa da , hisse bazlı hareketler yaşanmaya devam edecektir. Eğer çok büyük bir şok daha gelmezse yatay seyreden piyasalarda , dönemsel hisse dalgaları yaşanabilir. Bu yüzden şirketlerin bilançoları dikkatle incelenmeli , genel kurul detayları takip edilmeli ve beklentiler iyi analiz edilmelidir. Piyasalarda ince noktalar vardır ve bu noktaların koyulma yeri ile zamanı çok önemlidir.Bunu yapabilen her zaman borsada kazanabilir.
4 Mayıs 2008
