Main image
7th Mayıs
2008
written by Dincer

Güzel yorumlarınız ve attığınız e-maillere teşekkür ederek başlıyorum yazıma. Bu yaşta görüşlerimin değer görüp,dikkate alınması beni oldukça motive ediyor. Burada ki yazılar çalışmalarımın eseri olarak ortaya çıkıyor ve bu güzel görüşler beni daha çok çalışmaya motive ediyor. Cuma gecesi aldığım bir e-mailde,yıllık enflasyon hedeflemesini revize edip etmeyeceğim soruldu. Bu hedefi oldukça gerçekçi ve açıklaması ile bir rapor halinde sundum.Beklediğim olayları açıklayarak yazdım. Mayıs ayına geldiğimiz bu günlerde,orada yazdıklarımın çoğunun olduğunu görüyoruz. Yüzdeler benim hesapladıklarımdan fazla olabilir ancak ilerleyen dönemlerde azalışlardaki yüzdelerin benim hesapladığımdan yüksek olmayacağını garanti edemeyiz.  Bu yüzden o hedef-oranı revize etmeyeceğim. Dikkat ederseniz;MB’nin faiz artırımına başlayacağını o zamandan öngörmüş ve enflasyonun ilk aylar yüksek çıkıp sonradan durulacağını söylemiştim. Aynı çizgide devam ettiğimi söylemek istiyorum.

Şimdi gelelim yazımın konusuna.T.C Merkez Bankası,hükümetten bağımsız ve ana hedefi fiyat istikrarını sağlamak olan bir kurumdur. Bu kurumun başındaki kişiler ekonomi konusunda başarılı ve saygın kişiler olması gerekmektedir. Merkez’in başkanına halkın güven duyması ve yaptıklarına inanması çok önemlidir. Ancak Sayın Başkan,yaptığı tahminler ve sunumlarla ( ne konuştuğunu tam anlayıp konsantre olamasamda ) güvenimi yitirmiştir. Yıllık enflasyon hedefi iki yıldır şaşmaktadır.Fakat bana göre ortaya koyduğu bir hedef yoktur. Hedef dediğimiz şey,sahip olduklarımızı bilip,çalışmalarımızla olabileceğimiz en yükseğe gitmek için inanmamızdır. Mantıklı olarak en yükseği hayal edip ona göre çalışmak ve sonunda en yukarısı olmasada ona en yakına ulaşmayı başarmak olmalıdır. Merkez Bankası ise buna tamamen zıt bir şey yapmıştır. Çok büyük vasıfları olmayan bir çalışanın,GE Ceo’su olmayı hedeflemesi ile Merkez’in enflasyon hedeflemesi aynıdır!2008 yılı için yapılan % 4 küsurluk enflasyon tahmini,Komedi Dükkanı adlı yapımda sevgili Tolga Çevik’e malzeme olamayacak kadar komiktir!

Global şartları bilmesine rağmen,arz şoklarının böyle ortamlarda kaçınılamaz kavramlar olduğunu bilmesine rağmen böyle bir hedef-oran kuşkusuz güven zedeleyicidir. 4 ayda yıllık hedefin aşılmış olması kimseye şaşırtıcı gelmesin. Gıda stoklarındaki azalmayı biz yeni yıldan önce söylüyorduk. Fiyatların artacağı küresel iklim değişikliği-stok olayından dolayı aşikardı. Mortgage krizinin yeni yaşanmaya başlayacağı ve finansal sıkıntının olacağı da aşikardı. Bu nedenle spekülatif olarak petrol-emtiaların oynak olacağı ortada bir gerçekti. Ben dahi bu olayları hesaba katıp,çalışmamı detayları ince ince gözden geçirip,ciddi bir çalışmayla ilk enflasyon raporumu hazırlarken dikkate alıyor ve ona göre tahmin yapıyorum. Peki benden kat kat tecrübeli ve işin ehli kişiler bunları düşünüp neden daha gerçekçi tahminler yapmıyorlar? Komplo teorisi kurarsak;maaşlara yapılacak zamlarda enflasyon baz alındığı için,onu düşük tutup,maaş artışını mı o şekilde yapmayı düşündünüz? Merkez ve hükümet ortaklaşa bir komplonun içine girdi ve işler kötü gidince Merkez Başkanı’mı hedef tahtası haline getirildi? Açıkcası ben buna inanmak istiyorum. Sayın Durmuş Yılmaz eminim ki başarılı ve bilgili bir ekonomist. Lider konumda ve başkan koltuğunda oturabilir mi bu tartışılır ancak böyle saçma bir hedefte,bana göre hükümetin tuzağına düşmüş gibi duruyor.

Peki hükümet ne yapıyor? 2001 krizinde ithal olduğu söylenen ancak Türkiye’nin en değerli ekonomistlerinden olan Sayın Derviş’in politikası ile uzun dönemli istikrar ve başarı programını kendisine mal etmeyi başardıktan sonra kendi başına kalınca çukura mı düşüyor? Son dönemlerde yaptıkları yanlışlar artmaya başladı. Türkiye’yi sanayi ülkesi yapmak istiyorlar ve bunun için diğer parametleri ihmal ediyorlar. Daha önceki yazılarımda tarımın ihmalinden bahsetmiş ve detaylı açıklamıştım. Bugün ise bu şartlarda nasıl sanayi ülkesi olamayacağımızdan bahsedeyim.

Sanayi ülkeleri kendi teknolojilerini üreten gelişmiş ülkelerdir. Biz teknolojiyi ithal ederek,sanayi ülkesi olmaya çalışan ve büyümesini suni temellere dayandıran bir ülke konumuna geldik. Yüksek çıkan ihracat rakamları ile övünmek koca bir yalandır! İhracata yönelik büyüme hedefi düşünülmesi doğrudur. Bunun için ithal ikameci politika izlenip,hammade üretimi öğrenilmesi hedeflenir. 70′li yıllarda biz bunu yaptık mesela.Sonrasında ihracata yönelik politikaya geçtik. Ancak bu yıllarda bu politikayı öyle bir kullanıyoruz ki,ne yaparsak yapalım sanayi ülkesi olamayacağımız şartlara geliyor. Dışarıdan al,burada üret ve sat. Bu döngü ne kadar sürer acaba? Maliyetlerin hep aynı kalacağı ve hammadelerde bir değişim olmayacağı nasıl düşünülebilir? Yani ben hammaddeyi ithal edeyim,onunla burada üretimi yapayım ve ihraç edeyim. Siz istediğiniz kadar milyar dolarlık ihracat rakamına ulaşın. Ödemeler dengesini enerji ve petroldeki artışa bağlayarak ( ki doğru olsada bu düşünce ) kapatamıyoruz deyin. Bu yalancılıktır!Sen bu açığı kapatmak için mantıklı bir yol izlemessen olacağı budur. Enerji fiyatlarını kontrol edemeyiz,bizim enerji ve petrol kaynağımız yok ben ne yapayım demek acizliktir! Liderler hiçbir zaman birşeyin arkasına sığınmazlar!Enerji ve petrol ithal edeceğiz doğru.Bu önüne geçilemez bir durum. Peki 105 mLR $ ‘ı geçen bir ihracat rakamı var. Eğer bu rakam içinde,ithal ettiğin ara mallar olmasa ve kendi ara malını üretecek tesislerin olsa,bu açığa olumlu yansımaz mı? Yatırımcıyı kolaya alıştıracağına dünyanın gelişmiş ülkelerinde,bizim sanayi hacmimiz kadar olan AR-GE hacmi olmasının nedeni nedir acaba diye düşüneniz? AR-Ge’ye kaynak ayırmaz ve yatırım olanağı sağlamazsak biz bu açıkla boğulmaya devam ederiz.

Yani sanayi ülkesi olmak ve gelişmekte olan ülke olup,gelişmemizi bu kadar basit yollardan sağlamaya çalışmak koca bir hayaldir.Şirketler kendi AR-GE’lerini kurup,ithal ettikleri ara malları kendileri sağlayacak hale gelmelidirler ki ihracat rakamlarının katma değeri yüksek olsun.Ayrıca bu ara malların ihracı söz konusu olsun.Sonra biz büyüyoruz,şu kadar fark yarattık gibi vaazlara sadece cemaat inanır.Bu cemaatte fazla inceleme yapmadığı için sürekli artar.Bu basit ve kısa süreli politika elbette yine çökecektir.Ekonominin temelleri sağlam diyen büyüklerime saygı duyarım.Benim tecrübem yok bilemem.Ancak o tecrübe açığını çalışarak ve inceleyerek aşmaya çalışıyorum.Bunun sonucunda karşılaştığım durum ise ekonominin bu döngüden sıkılıp,tekrar bataklığa saplanabileceğidir.Kıt kaynaklarla ve sürekli değişen ikamesi bol olan şeylerle uğraşıldığı unutulmamalı.Çağı yakalamak istiyor ve gelişen ülke olmak istiyorsak,politikalar basit olmamalı diye düşünüyorum.

Son olarak ülke dışına çıkıp,FED Başkanına yönelik eleştilere bir kaç satır eklemek istiyorum.Bizim Merkez Başkanı yanlış yaptığı işten dolayı eleştirilmeye başlandı.Ancak Bernanke Bush düşmanlığı yüzünden kurban oluyor.Ben piyasaya müdaheleyi pek sevmem.Serbest piyasanın kendini toparlayacağını düşünürüm.Bunun için sınırlı devlet müdahelesi olmalı derim.Bernanke bir ara piyasaya çok müdahele etti ve piyasa artık onun ne yapacağını bildiği için,kendisine güvenmemeye başladı.Bugün ise anlıyoruz ki Bernanke dünyayı ciddi bir krizden minumum hasarla kurtaracak hamleleri yaptı.Kontrolden çıkan piyasadan elimi çekmeyeceğim mesajı verdi ve sürekli kontrol etti.Yaptığı hamleler ve elinde sınırlı koz olmasına rağmen kullanış zamanlamaları ile başarı sağladı.Özellikle Bear&Stearns olayındaki zamanlaması piyasayı ciddi bir şoktan kurtardı.Finansal piyasalarda yaşanan krizlerde,bankaların iflasları tetikleyicidir ve kurtarılamaz duruma götürür.Örnek olarak 2001 krizinde Demirbank olayı Türkiye için içinden çıkılmayacak durumun tetikleyicisi olmuştur.Bernanke bu durum karşısında FED olarak Bear&Stearns’ü himayesi altına alıp güveni sağlamıştır.Aldığı eleştirilere rağmen Bernanke bence işinin ehli bir isimdir.Tez konusu 1930 buhranı olan ve çalışmalarını krizler konusunda yapması,onun güçlü bir risk yöneticisi olduğunu gösterir.Tabi bunları kaç kişi bilir ve onu neye göre suçlar onu bildiğim için,eleştirilere çok şaşırmam.

Sözün özü;bir tarafta yalan-bir tarafta gerçek.İnsanlar yalana inanıp,gerçeklere karşı gözlerini kaparlarsa içinden çıkılmayacak bu döngü zaman zaman çöker.

7 Mayıs 2008

1 Yorum

  1. [...] ihracat rakamlarının , sürekli dillendirildiği kadar önemli olmadığını belirten ‘ Hükümet ile Merkez Yalan ‘ adlı yazı yazmıştım. Ekonomik büyüme oluyorsa ihracat rakamlarınızda artar. Burada [...]

Leave a Reply