İnnovasyonun ne demek olduğunu bizimkiler öğrendiğinden beri bize çıkan malzeme bir hayli çoğaldı. Herkes bir anlamda fark yaratmaya çalışıyor ve yaptığı en ufak şeyle farklı olduğunu zannediyor. Ancak en başta anlamaları gereken husus farklı. Şirketi yada ürün/hizmeti çarpıcı hale getirmek istiyorlarsa kendine has araçları olmak zorunda. Başkalarının ortaya çıkardığı araca sahip olunarak yaratılmaya çalışılan bir değer , üzerinde oynamalar yapılarak farklı bir değer haline getirilemez. Çarpıcı yapmak bir şeyi boyamak değildir. Açık ifade etmek gerekirse , kitaplarda yazılan ‘ Mor İnek ‘ o kadar basit değildir. İneği her yerden alabilirsiniz ki herkesin kullandığı ortak araçtır. Sizin o ineği alıpta farklı bir renge boyamanız bana ilk etapta çarpıcı gelebilir fakat bir süre sonra onunda aynı olduğunu anlayıp sıkılırım. Sonuçta bana sağlayacağı fayda diğerleri ile aynı olacaktır. Marjinal faydam düştüğü anda o ineği ne kadar kışkırtıcı renge boyarsan boya ilgimi çekmeyecektir.
Bunun en güzel örneğini cafe - restaurantlar veriyor. Birbiri ardına açılan bu işletmelerin hepsinin ortak özelliği hizmet sektöründe olmasıdır. Oradan ben hizmet alacağım ( Canım isterse tabi ). Benim canımın oraya gitmek istemesini sağlama yolları ise oldukça sıradan ve basit. Mekanı diğerlerinden biraz daha farklı yapalım , daha cazibeli görünsün derdi hakim. Yok mimarları İtalya ‘ dan gelmiş , kullanılan malzemeleri Fransa ‘ dan gelmiş.
Benim için kahven fizandan da gelse önemsizdir. Benim için ne mimarın ne de malzemenin geliş yeri önemlidir. Farkın mekana kattığın değerli ve değişik eşyalar olur mu hiç ? Fark benim orada oturmamı sağlayacak ve bir yere giderken başka yerin aklıma gelmemesini sağlayacak bir durum olmalı. Yoksa her yerde koltuk ve dizayn var ama benim doyumsuz ruhumu okşamıyor.
Sunduğun hizmetin değeri benim için önemli olur. Bir balıkçıya giderim , ahşap uyduruk sandalyede 10 saat otururum. Ama bana aklıma gelmeyecek sunumlar yapar ve damağıma tavan yaptırır. Bir restauranta giderim bana yediğim yemeğin yanında , damak tadıma uygun gelecek ( seçtiğim yemeğe göre ) bir lezzet daha sunar test etmem için. Bir cafeye giderim , diyelim ki yalnızım , kahvemi içerken sıkılmayayım diye bir MP3 çalar yada PSP verir.
Bu örnekleri çoğaltabilirim ancak esas noktaya vurgu yaptığımı düşünüyorum. Fark yaratmayı öğrenen kişilerin en zor işi , asıl farkın ne olduğunu ve nasıl yaratılacağını öğrenmek olmalıdır.
Hedef kitle seçilmeden bir iş yapmak im-kan-sız-dır ! Herkese hitap edeyim mantığı akılsızcadır. Önce hitap edeceğin kitleyi seçmelisin ve kilidi açma işini müşteriye vermemelisin.! Unutulmaması gereken en önemli nokta ; müşterinin kilit , satıcının anahtar olduğudur. Dolayısıyla hangi kilidi hangi anahtarla açacağını öğrenmek / seçmek , fark yaratmanın püf noktasıdır.
9 Temmuz 2008
