Asiv ; Temmuz, 2008
Ülkemizde birçok aracı kurum ve menkul değerler şirketleri mevcut durumda. Bu şirketlerde çalışan yatırım danışmanları ise ne derece eğitimli ve kendini geliştiriyor durumda bunu bilemem ve yorum yapma cüretini gösteremem. Ancak son dönemde aracı kurumların yanlış yönlendirmeleri ile karşılaşmış bulunmaktayız.
Endeks 33 binli seviyelerdeyken gemiyi terkeden danışmanlar , endeksteki yükselişe bakarak müşterilerine portföy tavsiyelerinde bulunuyorlar. Bugün karşılaştığım bu durum dikkatimi çekti. Bir tanıdığımın çalıştığı aracı kurumdaki danışmanı kendisini aradı ve endeks 38.700 seviyelerinde iken hisse tavsiyesinde bulundu. Bunu duyunca çok şaşırdım. Piyasaların yönünü saptamak oldukça güçken , endeks direnç noktasına gelmiş ve geri gelmesi kuvvetle muhtemelken müşterisine hisse tavsiyesinde bulunma zamanını bu danışmanları nasıl saptıyorlar ? Hisseleri bu dönemde , endeksin destek - direnç noktalarını dikkate alarak önermek mantıklı olacakken , yükselişi kaçıran aracı kurumlar bu yükselişle iştahı açılan yatırımcılarını yanlış yönlendirme pahasına mı para kazanma yoluna gidiyorlar ?
Yani o noktadan hisse tavsiyesinde bulunan yatırım danışmanlaro kendi görüşüne ve bilgisine göre mi müşterisini arıyorlar yoksa hafta sonu aracı kurumlar danışmanlarına müşterilerini piyasaya çekme mesajı mı verdiler ? Piyasa düşerken alım yapma cesaretini gösteremeyen psikolojik baskı altındaki yatırımcıyı , endeks kısa vadeli olabilecek bir yükseliş yaşarken alım iştahlı psikoloji ile piyasadaki riske batırmak nasıl açıklanır bilemiyorum. Müşteri zaten piyasadaki hava geçici olsada pembe olarak göründüğünde alım iştahı ile kendisini tutmaya çalışır. Ancak danışmanı bu riskli ortamda endeksin en kritik direncinde alım yapalım mı diye ararsa , müşteri keyifle evet diyecektir. Burada danışmana düşen görev müşteriyi iyice havaya sokmak mı yoksa onu bilinçli şekilde yönlendirmek mi ? Bu soruya sizin cevap vereceğinizi düşünüyorum.
Perşembe günkü podcast ‘ imde endeksin düşen trendi kırması için 38500 üstünde en az 3 kere kapanış yapması gerekir demiştim. Ama bu demek değildir ki dünyadan bağımsız bu trendi kırıp yönümüz yukarı bakacaktır. İçinde bulunduğumuz dönemde dünya piyasaları çok dikkatli takip edilmeli ve trend buna göre belirlenmeli. Para kazanmak için müşteriler her zaman olduğu gibi en riskli zamanda yönlendirilmemeli.
21 Temmuz 2008
Oldukça yoğun olacak haftaya karamsarlıkla başlanmasına rağmen , piyasalar tüm olumsuz senaryolara rağmen ışıltılı bir 5 gün geçirdi.
Dün akşam İMKB ‘ nin 38000 seviyesini geçeceğini ve aşırı alım bölgesinde olan seviyelerden kar realizasyonu ile beraber satışların geleceğini ve 37500 noktasının üstünde kapanmasının olumlu olacağını söylemiştim. Bugün ise bu senaryoyu borsada aynen izledik. Ayrıca Citigroup ‘ un bilançosunu takip ettik. Bütün bu gelişmeler ile beraber önümüzdeki döneme ilişkin beklentilerimi derlediğim yayınıma aşağıdan ulaşabilirsiniz.
18 Temmuz 2008
Piyasalar yoğun tempoda geçen bir günü daha tamamladı. Microsoft , Google , IBM ve Merrill Lynch gibi şirketler bilançolarını açıkladı. Amerika ‘ da haftalık konut ve işsizlik başvuruları açıklandı. Yurt içinde ise Merkez Bankası faiz kararını açıkladı. Günün tüm detaylarını ve gelecekle ilgili görüşlerimi sizler için yayınımda derledim.
17 Temmuz 2008
Hafta ortasında piyasalarda oldukça yoğun ve ilginç bir gün yaşandı. Seans başında dünya borsalarından ayrışan bir görüntü sergileyen İMKB ‘ ye , seansın ileri ki bölümlerinde dünya piyasaları da eşlik etti. Gün sonunda gelen olumlu veriler ile beraber rallilerin yaşandığı bir günü tamamladık. 16 Temmuz çarşamba günü Türkiye ve dünya piyasalarında yaşanan gelişmeleri ve gelecek döneme ilişkin beklentileri yayınımda dinleyebilirsiniz.
16 Temmuz 2008
15 Temmuz 2008 Salı gününde Türkiye ve dünya piyasalarında yaşanan gelişmeler , veriler ve beklentilerden derlediğim yayını dinleyebilirsiniz.
15 Temmuz 2008
Haftanın ilk işlem gününde Türkiye ve dünya piyasalarında yaşanan gelişmeleri değerlendirdiğim yayını dinleyebilirsiniz.
14 Temmuz 2008
30 yılı aşkın süredir teknoloji alanında efsane halinde bulunan dev bir şirket Microsoft… Windows 95 ile bizi işletim sistemi ile tanıştıran dahi adam ‘ Bill Gates ‘ , genç yaşında oturduğu kaptan köşküne veda etti. Uzun süredir zaten mesaiden uzak durduğu söylenen Gates , Seattle ‘ daki Microsoft Üssü ‘ ndeki çalışma ofisini , yakın arkadaşı ve ortağı Steve Ballmer ‘ a bıraktı. CEO görevine 2000 yılında gelen Ballmer , şimdi ise şirketteki en güçlü söz sahibi oldu. Bu ikilinin bir süredir kavgalı olduğu söylentileri ortalıkta dolaşmaktayken , Gates ‘ in şirketi kurup zirveden inerken bırakması daha çok konuşulacak gibi duruyor. Ben şimdi konuma yani bu dev markanın hızlı gerileme dönemine girişinin ayrıntılarına geleyim.
İnternetin çağımıza gelmediği , işletim sistemleri ile hard - software ürünlerin kullanıldığı dönemlerde rakipsiz olan dünyanın en büyük bilişim şirketi idi Microsoft. Ancak globalizm ile birlikte internet çağına adım atmamız ile bir zamanların devinin , hızla geride kalacağı ve tahtını yeni şirketlere kaptırabileceği az kişinin aklına gelirdi.
İnternet dünyası , servetlerin hızla kazanılıp - kaybedildiği , acımasız global düzenin bir parçası haline geldi. Bu dünya birçok firmayı bir anda zirveye çıkarabildiği gibi , yenilikçilikten uzak olan yada rekabette başarısız kalan güçlere zenginliğin tadını çıkartmadan , yere indirdi. Microsoft ise bu alanda oldukça geri kalan ve bir türlü internet çağına yenilik getiremeyen şirket olarak , devliğini kaybetti.
Evet … Microsoft ‘ un en ciddi rakibi Google oldu. İnternet teknolojisi hamlesinde hep Google ‘ u izleyen şirket , bir adım öne geçmeyi hiç başaramadı. Bunu açıklamak için çeşitli hipotezler üretebiliriz. Google ‘ ın internet teknolojisi şirketi olarak sektöre dahil olması yani sistemlerini ve vakitlerini tamamen bu teknolojiye ayırmalarını gösterebiliriz. Arama motoru olarak sektörde yer edinen şirket daha sonra olağanüstü yenilik sağlayan atılımlarla kısa sürede değerini katladı. Microsoft ise üretim aşamasında olduğundan dolayı , ağırlığını halen daha ürünlerine ve pazarlamaya vermeye devam ederek , internet teknolojisi alanına yatırımlarını gerektiği ölçüde yapmadı. Bunda geri kaldığı için , hep yapılanların üstüne oynadı ve zorlandı. Sonunda Google ‘ ı taklit eden ve kıskançlıkla suçlanan bir şirket haline geldi. Son olarak Yahoo! olayında yaşananlar ise Microsoft için sonun başlangıcı olarak adlandırıldı. Bu ifade oldukça acımasız olmasına rağmen , Google ‘ ın Yahoo! ile işbirliği yapacağı ve arama motoru alanında monopol güç olarak iyice büyüyeceği düşüncesi , Microsoft cephesinde soğuk rüzgarlar estiriyor gibi görünüyor.
Microsoft ‘ un geri kalmış hamlelerine göz atacak olursak ; Google ‘ a rakip olarak çıkarılan Live Search , GMail ile yarışacak Live Mail , Play Station egemenliğine son vermek için geliştirilen Xbox , Linux ve Mac Os programlarının karışımı ( iyisi ) olacak dedikleri Windows Vista , Mozilla Firefox güvenliği ile yarışacak dedikleri yeni Internet Explorer …
Saydığım bu örneklerin hepsinde geride kaldı Microsoft. Bana göre geri kalış nedenini yukarıda açıkladım. Bu atılımların hepsini alternatif olarak geliştirdi. Yani öncü olamadı , olanların üstünü yapmayı çalıştı ve başarısız oldu. Bundaki asıl neden ileriyi göremeyen birimleri mi yoksa bu teknoloji alanında anlaşamayan Gates - Ballmer ikilisi mi bilinmez ama Microsoft ‘ un aldığı yara açıkca belli oluyor. 21.1 mLr $ piyasa değerine sahip olan Microsoft ‘ un Web reklam gelirleri % 9.6 ‘ dan % 6.7 ‘ ye gerilerken , Google ‘ ın gelirleri % 13.1 seviyesinden ikiye katlanarak % 28.4 ‘ e çıktı. Piyasalarda iki şirketin hisse senetlerine bakacak olursak , Microsoft hisseleri bir yıl içinde 30 $ ‘ dan 25 $ ‘ a gerilerken , Google hisseleri ise 555 $ ‘ dan 540 $ ‘ a geriledi. Haziran 2007 yılında ise 740 $ seviyelerine kadar yükselmişti.
Rakamlar , kullanıcı görüşleri ve veriler Microsoft ‘ un ciddi bir gerileme dönemi ile karşı karşıya olduğunu söylüyor. Bu gerilemenin , duraklama dönemine girme şansı olmadığı için ( bu sektörde böyle bir dönem mümkün değil ) ya yükselme dönemi ile sonlanacağı ya da çöküş dönemi ile tamamen son bulacağı beklentisi hakim. Microsoft ‘ un son şanslarını kullandığı görüşü ile yapacağı her atılımın artık çok dikkatli olması gerektiği ortada. Şirketin yeniden yapılanma sürecine gidebileceği ve artık zeka küpü bilgisayar dehaları ile beraber yenilikçi ve gelişimci yöneticilere ağırlık vermesi gerekiyor sanırım. Çünkü piyasa artık eskisi gibi değil ve senin ürettiğini beklemiyor. Binlerce şirket internet dünyasında yer alıyor ve bazıları kopya olsada bazıları ciddi yeniliklerle geliyor. Dolayısı ile satın almalar yada birleşmeler ile güçlenilen platformda eski şirketler ne kadar büyük olurlarsa olsunlar , silinme tehlikesi ile karşı karşıya kalıyorlar.
14 Temmuz 2008
Fenerbahçe transferde bombayı , İspanyol Kralı Daniel Guiza ‘ yı alarak patlattı. Geçen senenin La Liga gol kralı Guiza ‘ yı Mallorca ‘ dan 14 mLn $ civarında bir ücretle renklerine bağladı. Verilen bonservis ücreti Türk futbol tarihinde bir ilk olarak tarih sayfalarına kazınırken , bu transferin açıklandığı hafta ilginç bir olay yaşandı.
Fenerbahçe Sportif hisse senetlerinde ki hareket oldukça dikkat çekiciydi. Bu ay 63 YTL ‘ ye kadar düşen hisseler , son hafta 113 YTL ‘ ye kadar yükseldi. Fenerbahçe Sportif ‘ in piyasa değeri 2.5 mLr $ ‘ a kadar çıktı. Yaklaşık % 80 oranında primi gören hisseler , kar satışları ile beraber 78.50 YTL ‘ den haftayı kapattı. % 60 civarında bir oynaklık sergileyen hisseler spekülasyonlara yol açtı. Guiza transferinde kullanılan yüksek bonservis ücreti için Fenerbahçe klubünün kredi kullandığı söylentileri dolaşırken , paranın hisse senedi üzerinden çıkarıldığı söylentileri de ortaya atıldı. Kredi kullanmak icin hisselerin prim yapip , şirketin piyasa değerinin yükseltilmeye çalışıldığı söylentisi de ortada dolaşıyor. Borsa düşerken yaşanan hızlı yükselişlerin ardından ortaya atılanların bu denli büyük olması normal karşılanmalı. Özellikle son dönemde yükseliş gösteren hisselerde , aynı yabancı fonun pay sahibi olması ilginçliği daha çok arttırdığı için , söylentileri güçlendiriyor.
Klüp , borsa başkanlığından istenen olağandışı fiyat ve miktar hareketleri ile ilgili istenen açıklamaya karşın , özel bir durum olmadığını açıkladı. Yaşanan en özel durumun İspanya gol kralı Guiza ‘ nın sarı lacivertli olması gibi gözüküyor. Sanırım Fenerbahçe büyüttüğü hedefleri ile ekonomik anlamda değerini de arttırmayı düşünmüş olsa gerek(!).
Sonuç olarak Guiza ‘ nın bonservis ücreti , hisselerden karşılandı gibi bir itham son derece ağır olacağı gibi , spekülatörlerin büyük hedefleri olan tahtaları sevdiği gerçeğine tezat bir durum olacaktır. Bir Beşiktaşlı olarak bu değerlendirmeyi yaptığımı hatırlatırım…
13 Temmuz 2008
Türkiye ve dünya piyasalarında bugün yaşananları değerlendirdiğim yayını dinleyebilirsiniz.
11 Temmuz 2008
Çoğu satış elemanın sevmediği müşteri tipi itirazı bol olan ve şikayetleri bitmeyenlerdir. Ne yapacağım ben bu adamlarla diye kendilerine sorar ve dert ederler. Aslında ağlanacak halleri değil , sevinilecek halleri vardır. Çünkü müşterinin itirazı seveni makbuldür.Keşke her müşteri şikayet etmeyi sevse ve itiraz etmeyi tercih etse.
Satış yapan kişilerin anahtar olduğu unutulmamalı. Kilit olan müşteri için , deliğe girecek anahtar şeklini kendisine vermeyi başaracak satış elemanı için şikayetler bulunmaz nimetlerdir. Müşterinin isteğinin veya ihtiyacının ne olduğunu öğrenmesi açısından çok önemlidir. Müşteri ne kadar şu böyle şu şöyle diye şikayet ederse , satış elemanı hemen olayı kavramalı ve müşterinin ihtiyacına odaklanmalıdır. Hemen harekete geçerek , damardan hamleyi yapmalıdır.
Pazarlamada esas olanın müşterinin sağlayacağı fayda olduğu akıllara kazınılmalıdır. Siz adama ne kadar orjinal ve değişik bir ürün sunmaya çalışırsanız çalışın , o sadece kendi istediği özelliğin olması ile ilgilenir. Tabir-i caizse siz ona dünyayı vermeyi teklif etseniz bile , o kişi kafasında canlandırdığı gezegen ile yetinir. Önemli olan çoğu vermek değil , istenileni vermektir.
Sonuç olarak müşterilerin şikayetlerinden istediği kilit noktaları bulmak çok kolaydır. Dolayısıyla satış yapmaya gidilen müşterinin veryansınlarını dikkatli şekilde dinlemek , notlar almak ve onun üzerine ihtiyaca odaklı sunum yapmak en akıllıcasıdır. Hedef ; ihtiyaç odaklı satış yapmak ise hedefi bulmakta yol gösteren müşteriler en pozitif müşteri tipidir. O yüzden böyle müşterilerle görüşmekten korkan ve görüşme sonunda ağlayarak odadan çıkan satış elemanları , gülmeleri gerektiğini anlamalılardır.
11 Temmuz 2008



