Asiv ; Ağustos, 2008
Çok fazla televizyon izlemiyorum , özellikle sapkını olduğum dizi yok. Artistlik olarak değil ancak prime time dizilerini hiç izlemem. Cnbc-e ‘ deki bazı diziler vakit geçirmek için güzel gidiyor. Fakat bu sıcak yaz günlerinde bağlandığım bir dizi oldu. ‘ Doludizgin yıllar ‘ adlı dizi Atv ‘ de yayınlanıyor ve benim ilgimi çekiyor.
Dizinin yönetmeni Osman Sınav ve başrol oyuncusu Sınav ‘ ın oğlu. Ama ne oğlan
Hemen yanlış düşüncelere kapılmayın ve benim cinsel tercihimi sorgulamayın çünkü ben oyunculuğundan çok etkilendim. O kadar rahat oynayan , sanki evinde ya da arkadaşlarının yanındaymış gibi davranan yeni oyuncu adayı beni diziye bağladı. Sert , asi ve akıcı konuşmaları oldukça başarılı sürdürüyor. Hele bir de alnında çıkan Y damarı ile tam vurgu yapıyor.
Dizinin senaryosuda fena değil. Detaylara takılırsak hiçbir diziyi izleyemeyeceğimiz için ufak ayrintilardan bahsedip eleştirmek istemiyorum. Ama gerçekten hoşlandığım ve izleyin diye tavsiye edeceğim bir dizi. En azından benim gibi atları çok seven kişiler için ideal bir dizi.
Son olarak benim tercihim kadınlar yönünde
Dünyada Megan Fox ve Scarlett Johansson hastasıyım , içeride ise Tuba Büyüküstün…Aklınızda birşey canlanmasın diye söylemek istedim : )
22 Ağustos 2008
Uh , başlık beni korkutmaya yetti bile. Ne yazık ki attıktan sonra anladım ve yazıya başlamış bulundum. Marka olmayı kafaya takmış kişileri gözümde canlandırdım , üstüne bir de ‘ global ‘ kelimesini ekledim. Çok süslü oldu bu fikir ama bir o kadarda korkutucu …
Marka olmak neden bu kadar önemli ? İnsanların sizi hatırlaması , güvenli liman olarak görüp kafalarında soru işareti oluşmadan sizi tercih etmesi , kredi ihtiyacı durumunda kolaylık sağlayacak olan itibarınız … Güçlü olmanız , kaliteli olduğunuz izlenimi ve cabası … Peki ya kazancınız ? Bir Tommy Hilfiger misiniz yoksa Diesel mi ? Böyle bir marka yaratmışsanız , fiyatınız yüksek olupta insanları prim ödemeye razı edebiliyorsanız saygı duyarım. Peki ya bilinen ancak insanlara aradaki fiyat farkını ödemeye razı edemeyen bir markaysanız … O zaman marka olmanızın size getirisi ne olacak ?
Marka olmak önemlidir fakat herşeyin başı marka olmak değildir. Ticarette işin başı gelirdir. 5 yıl süre ile marka yaratıp , pazar payı elde edeceğim diye çalışılarak düşük fiyat politikası gibi uygulamalar ile hazin son hazırlanır. Yarattığım markayı tanıtacağım diye harcanacak reklam , iletişim vb ( kısaca PR diyelim ) çalışmalarında harcadığınız rakamlar sizin gider hanenizi güçlendirir. Gelir haneniz ise marka sevdanız yüzünden hep zayıf kalır. Peki ya marka olma sevdasını bıraksak ? Tam bir hedef seçip , o hedef kitleye çarpıcı hizmet sunmaya çalışsak nasıl olur ? PR çalışmalarını maksimum seviyede yapmak yerine daha makul düzeyde yapmamızı sağlayacak projeleri geliştirsek daha başarılı olmaz mıyız ? İşte işin sırrı buradadır. Milyon dolarlık tanıtım bütçesi ayırıp insanlara ‘ ben markayım ‘ diye bağırmak yerine , insanlara farklı bir marka olduğunuz izlenimini çarpıcı fikirlerinizle verseniz çok daha başarılı olursunuz eminim. Benim düşüncem daha öncede söylediğim gibi ; ‘ Siz ürün - hizmetinizi yaratırsınız , markanızı müşteriler sizin beklemediğiniz anda taleple etiketlerler. ‘
Hedefe ulaşmaya çalışırken , sonunu gözümde canlandırırsam başarısız olacağıma inanırım. Yani yatırım yaparken , marka olacağım diye inatla çalışma yaparsam başarısız olacağımı düşünürüm. Çünkü marka olmak için yol uzundur. O uzun yolda önüme çıkacak her noktada ayrı ve güçlü konsantre olarak adım atmalıyım. Bunun için ilk hedef yaratacağım projenin ilgi görmesi olacaktır. Bunun için çalışıp , o proje yaratıldıktan sonra olan ilgiye ve beklentiye göre geliştirmeler yapmak zorundayım. Ürünü - hizmeti yarattıktan sonra marka olacağım diye tüm imkanlarımı PR çalışmalarına harcarsam ne vaktim kalır ne de param. Müşterinin tepkisini izleyemeyip , müşterinin beklenti - isteklerine göre projemi şekillendiremezsem , yaptığım PR çalışmaları kaç yazar !
İlk amaç müşterinin aradığı veya olduğu zaman gururla yapmaktan - gitmekten hoşnut kalacağı projeler yaratmaktır. Bunları şekillendirmektir. İstenilen düzeye ulaşıldıktan sonra müşteri sizi marka yapmaya başlar zaten. İşte o zaman gerekli PR çalışmaları yapılır ve büyümeye başlanılır. Benim söylemeye çalıştığım , marka olmaya çalışmayın yada reklama para harcamayın demek değil ! Onlar bu işin en önemli parçasıdır ! Ancak yola çıkmadan önce haritadan yararlanmak gereklidir. Haritadaki çizgilerin hızla geçilip , varılması hedeflenen yere son sürat ulaşmanın mümkün olmadığı anlaşılmalıdır. Daha çabuk varmak için , çok para ödeyip son model bir araba aldınız diyelim. Siz onu hakkıyla kullanmayı bilmedikten sonra harita ne işe yarar ?
Bu kadar harita demişken yazının başlığı ile bağlantı kuralım. Marka olmayı geçtim bir de global marka olacağım diyenlere laf atalım. Bunu diyenlerin haritadan haberleri yok sanırım. Amerika sınırlarına baktıkları zaman ne demek isteğimi anlayabilirler belki. Yıllık pazarlama bütçesi P&G ve Philip Morris gibi firmalarda 2 Milyar $ civarında. Bunun nedeni global dünya şartları mı yoksa coğrafya mı acaba ?
13 Ağustos 2008
Bir işe başlarken arzu edilen ‘ başarılı ‘ olmaktır. Yani yaptığınız işin tutmasıdır. İşin başarılı olmasını istiyorsanız , müşteri profilini - segmentini - ihtiyacını - beğenisini göz önüne almak zorundasınız. Sıradan ve yapılanın üstüne ufak çaplı yenilikler koyarak kendinize göre ‘ yeni ‘ oluşum yaratıyorsanız , bu zaman kaybından öteye geçmez. Piyasada tutunmak için düşük fiyat stratejisi uygularsınız , bu hem sizi hem de rakiplerinizi zorlar. Sonuçta siz ve rakipleriniz kaybederken , kazanan daha ucuza alım fırsatı yakalayan müşteri olur.
Yeni yatırımınız ne olursa olsun , farklı ve daha önce uygulanmamış olan proje olmalıdır. Ya da yapılmaya çalışılmış fakat tam araştırma yapılmadan , müşteriyi cezbedecek yönleri düşünülmeden , uygulamaya sokulmuş projelerin geliştirilmişi olmalıdır. Siz yurtdışında gördüğünüz benzer bir uygulamayı kendi ülkenize getirip uygularsanız bu ayıp olmaz. Hatta çok fazla değişiklik yapmadan , orada gördüğünüzü aynen uygulayın ! Bunun ayıp ve kolaycılık olan hiçbir yanı yoktur. Yeter ki doğru projeyi seçin ve kendi ülkenizin yaşam biçimi ile örtüşecek değerlendirmeleri yapın.
Taklit ettiğiniz ürün - hizmet - program size başarıyı getirecektir. Burada önemli olan doğru proje ve bulunduğunuz yerin şartlarına göre o projeyi şekillendirmektir. Domino ‘ s Pizza Amerika ‘ da başarılı olduktan sonra İspanya ‘ da bir yatırımcı ( TelePizza ) eve servis pizza fikrini uygulayıp kendi yarattığı marka ile başarılı oldu. Türk televizyon kanallarında izlediğimiz yarışmaların tamamına yakını , dünyada yapılan yarışmalar ve ülkemizde taklit ediliyorlar. ( ! ) Amerika ‘ da başlayan sosyal - video paylaşım sitelerinin örnekleri bazı ülkelerde uygulanarak başarılar elde ediyor.
Kısacası önemli olan benzer uygulamayı getirirken doğru etkinlik çalışmasını yapmak. Başka yerlerde başarılı olan uygulamaları seçerken , bulunduğunuz yerdeki şartları ve insan kitlesinin düşünce yapısını doğru anlamak .
Gördüğünüz uygulamayı ister aynen getirin ister süsleyin. Yeter ki aynı etkiyi sizin yaşadığınız yerde de gösterebilecek projeleri seçin. İnsanlar sizin projenizin orjinalini gördüğünde dedikodu yaparak çeneleri ile zaman harcarken , siz başarınız neticisinde kazandığınız parayı harcıyor olursunuz.
13 Ağustos 2008
Ben kendimi bildim bileli şu ürün diğerine göre daha kaliteli diye seçim yaptığımı hatırlamam. En azından aynı tarz ürünleri üreten iki firma arasında tercih yapıyor olacaksam… Gözüme çok hoş gelen ve beni ilk bakışta cezbedecek bir ürün yoksa , seçimlerimde genelde fiyata göre karar veririm. Sonuçta tüketicinin cebi delik değil. Delik olsa da inanın kaliteli diye pahalı ürünleri almazlar. Sürü psikolojisi ile hareket edildiği için , genel beğeni ve hava atma ihtiyacı nedeniyle pahalı ürünleri alırlar.
Michael Porter ‘ Operasyonel Etkinlik ‘ adlı kavramı ortaya atmıştır. Yani operasyonel etkinlik ile strateji farklı şeylerdir der. Kalite , operasyonel duruma girer. Strateji ise farklılaşma ile alakalıdır. Kalite algıda biçimlenen birşeydir. Yani müşteri , ürünü pahalı olduğu için kaliteli sanır çoğu zaman. Eskiden aldığı ve kalitesine güvendiği ürünün fiyatı düştüğünde , hemen o ürünün kalitesinden şüphe eder. Yani kalite fiyat aracılığı ile beyni etkileyen sıradan bir şeydir. Esas olan , fark yaratan stratejiler ile insanlara ürünlerin kaliteli olduğu algısını vermektir. Bunu yapmak ise sıradan olmayan beyinlerin yaratıcılığınde gizlidir.
Çok iyi ve çok kaliteli olmak tercih edilir olmayı sağlamak zorunda değildir. Virgin Havayolları , sektöre ilk adım attığı yıllarda , büyük havayolu şirketlerinin yanından sıyrılıp gözde olmayı kalitesiyle mi başardı ? Starbucks , espressonun kalitesini kullanarak mı her kesimden insanın cafeleri doldurmasını sağladı ? Victoria’s Secret bilinen iç çamaşırlarını diğerlerinden çok daha kaliteli yaparak mı lider marka oldu ?
Normalden farklı ve insanları cezbeden ürün - hizmet sunmak en önemli strateji olmalıdır. Bunun için insanların ihtiyaçlarını ve beklentilerini analiz etmeye çalışmak önemlidir. Yani kaliteli ürün yaratmaya çalışmakla vakit harcanacağına , insanları nasıl etkileyebilirim diye kafa yormak gereklidir. Yaratılan ürün - hizmet , ne kadar sıradışı ise insanlar ona rağbet ederler. Böylece müşteri daha fazla ücret ödemeye razı olur. Daha fazla ücret ödeyen müşterinin ruhsal hali , ürününüzü siz hiç düşünmesenizde kaliteli kılar. Çünkü diğerlerine göre daha çok para ödemeye gönüllü olmuşlardır. Psikoloji burada devreye girer ve uyguladığınız strateji başarılı olur. Herhangi bir etkinliğe gerek olmadan basit formulle amaca ulaşmak en hoşa giden yöntemdir. Yeter ki bağlantı anlaşılsın.
12 Ağustos 2008
Bundan önceki yazımda Vestel ‘ in farklı olup olmadığını sormuştum. Oradaki amacım , Vestel ürünlerinin tercih edilip edilmediğini incelemekti. Marka değerinin ulusal anlamda hangi boyuta ulaştığını kabaca düşünmekti. Bu yazımın amacı ise farklı. Herşeyin marka olmak olmadığını vurgulamak. Bu farkı anlatmak için en uygun firmanın Vestel olduğunu düşünüyorum…
Ticarette tek bir amaç vardır. Bir iş kurarken , bir organizasyonu yapılındırırken , yeni bir yatırım kararı verirken tek bir düşünce ışığında adım atarız. ‘ PARA KAZANMAK. ‘ Hiçbir Allah ‘ın kulu çıkıpta övgü alayım , saygın bir marka olayım ve örnek gösterileyim diye iş yapmaz. ( Tek başına bunları düşünüp.) Her Allah ‘ ın kulunun amacı para kazanmaktır. İşin mantığıda budur zaten. Gelir elde ettiğiniz sürece başarılısınızdır. Farklı olacağım diyerek marka yaratmaya çalışan sıradanların sonu başarısız olmaktır. Yani para kazanamamaktır. Vestel bu anlamda çok başarılı bir patrona sahip. Bazılarına göre cost management olayını fazla abartmış bir patron olsada , paranın değerini gerçekten iyi bilen bir kişi… Yurt içinde insanlar Vestel ‘ e rağbet göstermiyor olabilirler belki ama marka itibarını hiçe saymak haksızlık olur. Çünkü Vestel ‘ in yurtdışı cirosunun % 90 civarı OEM ( Original Equipment Manufacturer ) … Yani cirosunun % 90 ‘ ını kendi markası ile yapılan üretimlerden sağlıyor. Türk insanı evinde Vestel marka ürün tercih etmiyor ve bu ürüne sahip olduğu için gururlanmıyor belki ama Vestel ciddi anlamda para kazanıyor. Ulusal anlamda çok büyük marka olma olayını kafasına takmıyor.
Marka olmak kafaya takılması gereken bir şey değildir. Kafaya takılması gereken para kazanmaktır. Marka olmadanda para kazanılıyorsa başarı vardır. En azından marka olupta , para kazanamamaktan daha iyidir. Gloria Jeans bir markadır. Ancak göreceli geliri çok daha düşüktür. Rakibi Starbucks ‘ ın ilk hedefi marka olmak yerine para kazanmak olmuştur. Çünkü ünlü insanları sokakta yürürken kağıt bardakla görüntületmek çılgın bir fikirdir !
Son olarak insanların taktığı marka bilinirliğinin önemine değinmek istiyorum. Çok bilinir bir marka olmanın büyük getirisi olacak mı sizlere ? X , Y , Z adlı üç tane firma olsun. Üçüde benzer hatta tıpatıp aynı ürünleri üretsin. Siz tercih aşamasında Y firması marka bilinirliği en yüksek firma diye girip oradan mı alıyorsunuz ? Eğer öyle yapıyorsanız o sizin sorununuz yani aptallığınız olur. Benzer ürünlerin üretildiği ve arasında fark olmayan koşullarda , her zaman en ucuzu aranır , alınır. Fiyatı düşük olan avantaj sağlar. Tüketici mantığı ve olması gereken budur. Bu durumda nerede markanın önemi ?
İşini , marka bilinirliğine takmadan ve ticaretin gerektirdiği şekilde yapan Vestel burada iyi bir örnektir. Kim haklı kim farklı bilmem ama patron başarısı ortada. Tek bir noktaya takılıp kalmak başarısızlığı getirir. Marka - inovasyon - para kazanma gibi kavramların doğru harmanlanması şarttır. Bunu yapan adam para kazanır.
12 Ağustos 2008
Sitemde bir süredir podcast yayınlarıma devam ettiğim için bu konularda yazı yazmıyordum. Yayınlarımı dinleyenler , günlük değerlendirmelerimi ve global dalgalanmada gelinen noktaları nasıl analiz ettiğimi biliyorlar. Ancak son günlerde taşınma , yeni ofis kurma çalışmalarım ve bilgisayar ile işletim sistemi değiştirmeleri nedeniyle yayınlarıma ara verdim. Bunun için önce özür diliyorum , sonra ise yayın yapmadığım günlerde olanları değerlendireceğim bir yazı yazıyorum.
Türkiye iç dinamiklerinden kurtulunca oldukça rahatladı. Petrol fiyatları ile Dow Jones ‘ un 11.500 seviyelerinde kalması ile güçlü pozisyonunu koruyan İMKB , önümüzdeki dönemler için umut vaadetti. Ben zor günlerde destek - direnç noktalarını sürükli kollayan ve yatırımcının dikkatli olmasını söyleyen bir kişiydim. Bu dönemde ise bu noktaların daha dikkatli incelenmesi gerektiğini ve piyasanın soluksuz çıkış yaşamayacağını düşünüyorum. İnsanlar yine düşük seviyelerden mal alamama hırslarını , piyasanın yükselişinde çıkarmaya başladılar. Bu noktada endeksin özellikle 43.500 seviyelerinde yapılan - yapılacak alımların , maliyet riski çok fazladır. Para , hisse alırken kazanıldığı için maliyetlenmelerde , endeksin destek noktaları dikkatle takip edilmelidir.
Dünyada ise karışık seyir devam ediyor. Ders niteliğinde yaşanan kriz devam ediyor. En ilginç nokta ise bu krizin , kitaplarda ya da notlarda anlatılan bazı şeyleri yanlışlar nitelikte olması. Bu da demek oluyor ki , globalizm - kapitalizm ilişkisi tam olarak yazılmamış. Enflasyon ciddi bir sorun. Bunu herkes kabul ediyor , FED ‘ de dahil. Ancak enflasyon nedeniyle faizlerde arttırıma henüz gitmedi ve bir süre daha gidecek gibi gözükmüyor. Piyasaya yeterinde müdahele edildiğini gören FED , biraz rahat bırakmak istiyor olabilir. Bana göre en doğrusu bu. Her zaman söylediğim gibi , serbest piyasa ekonomisine müdahele en ciddi zamanlarda minumum düzeylerde yapılmalı. Faiz kozu ise araç olarak etkisini çok kısa ve az olarak gösteriyor. Şuan için piyasa kendi haline bırakıldı ve kendi mekanizması ile kendini toplamaya çalışacak gibi. Gelen her veriye göre müdahele etmek kabus yaratır. Keza bir verinin kötü gelmesinin akabinde , gelen ikinci veri şaşırtıcı şekilde iyi olabiliyor. Bu nedenle şu an için yapılacak en iyi iş , dikkati tam olarak piyasaya vermek ancak müdaheleden uzak durmak olsa gerek.
Petrol ise benim tahminlerime uymayarak 120 $ ‘ ın da altına geldi. Burada kaybeden yatırımcılar olmuş olabilir. Mortgage olayında kaybeden bazı Hedge Fonların petrole yatırım yaptığını biliyoruz. Bu hedge fonların batmamak için son çırpınışları petrolü arttırır mı göreceğiz. Etkisi olmaz petrol düşmeye devam ederse , o hedge fonlar batar mı onu da göreceğiz. Ancak bilinen tek gerçek var ki , petrol bu dönemde hiç olmadığı kadar kritik gelişmelere ön ayak olan nesne haline geldi.
Finansal sistemin kısa sürede düzelmeyeceğini ve yeni yapılanmanın gerektiğini söylemem gereksiz. Bu dönemde tek diyebileceğim yatırımcılara uyarı niteliğinde olabilir. Piyasalarda işlem yapan küçük yatırımcılar çok dikkatli olmalı. Dediğim gibi para , hisseyi alırken kazanılır. Ve önemli olan para kaybetmemektir. Eğer bu riskli dönemde para kaybetmemeyi başarırsanız , güveniniz yerinde olur . Çünkü borsada para her zaman kazanılır. Önemli olan iştahınızı kapatacak işi yapmamak , yani direnç noktalarında alım yaparak , az da olsa para kaybetmemek…
10 Ağustos 2008
Bir firma için en son başvurulması gereken şey nedir sizce ? Bana göre satış gelirlerini maksimize etmek … Mağazamda ürünlerimi satmak için fiyat kırmaya başlayarak pay almaya çalışmaya başlamışsam , bitmişim demektir ! Daha fazla ürün satmak için tek çarem fiyatları düşürmekse yarın bu işi bırakmam lazım. Çünkü ben tercih edilen değil , tercih ettirilen bir marka olmuşum.
İnsanların gözünde itibarı olan , talebi inelastik bir marka yaratamamışsam başarısızım demektir. Önemli olan insanların fiyat değişmeleri karşısında fikirleri değişmeden tercih edeceği marka olmaktır. Gelirlerinizi arttırmak için , fiyatları düşürdüğünüz zaman bir süreliğine talep artışı yaratabilirsiniz. Bunun ikincisi ancak indirim dönemlerinde , insanların sizi hatırlaması ile gelir. Amaç 12 ay hatırlanan ve indirim dönemlerinde biraz daha ucuza bu ürünü alayım diye düşünen müşterilere sahip olmaktır.
Çok şık dekore edilmiş showroomlara sahip olmak , çok kaliteli olmak ya da ne bileyim çok lüks bir mekanda yere sahip olmak gereksizdir. Daha doğrusu farklı olmanın şartı bunlar değildir. Siz hala ürün satmak için fiyat kırıyorsanız bunlar olsa ne değişir ? Sizin en kaliteliyi ürettiğiniz kimseyi ilgilendirmez. Daha az kalitelisi müşteriyi cezbeden ürünü yaptıktan sonra siz isterseniz altın işlemeli alışveriş merkezinde yer edinin ! Siz gelirlerinizi arttırmaya yönelik en basit çözümü uygularken , müşteriyi kendisine koşulsuz çeken firmalar elde ettikleri gelirlerle diğer projelerini uygulamaya sokarlar.
Kim ne derse desin , bu işin ilk unsuru para kazanmaktır. Para kazandıran , gelirlerini daha fazla ürün satayım diye fiyatı düşürmeden arttıran markalar başarılıdır. Ben şu malzemeyi kullanıyorum , onlar şunu kullanıyor diyerek çene patlatmakla günlerinizi geçirirken , diğer firmalar müşteri kitlesini arttırmaya devam ederler. Müşteri en iyiyi seçmek zorunda değildir. Onlar için en iyi , ruhlarını okşayan ve övünç kaynağı olabilecek markalardır.
10 Ağustos 2008
‘ Gençler haklı , Vestel farklı ‘ sloganı ile reklamlarına devam eden Vestel firmasının ne kadar farklı olduğunu düşünmek için biraz zaman ayırdım. Vestel ve Vestel Beyaz Eşya şirketleri borsada işlem gördüğü için , bilançosunu ve gelir tablosunu takip ediyorum genelde. Ayrıca yaptıkları anlaşmalar ve planlar ile ilgili bilgiler olduğu sürece veri takip ekranima düşüyor. Buradan görüyorum ki satışları ve kar rakamları ( son zamanlarda düşsede ) başarılı düzeylerde seyrediyor. Güçlü ar - ge merkezi bulunan ve ciddi yatırımlar yapan Vestel firması örnek gösterilebilecek düzeyde tesislere sahip. Ama gelin görün ki önemli olan ne tesis ne de kalite. Önemli olan insanları hayran bırakan ve evinde görmekten gurur duyacağı marka olmak…
Vestel bunu gerçekleştiremedi. Yıllardır büyük yatırımlar yapan ve Türkiye ‘ de ihracatta önemli paya ulaşan firma , marka konusunda başırıyı sağlayamadı. Reklamlara ağırlık versede , farklılığını diline düşürsede tüketicilerden istediği payı alamadı. Hangi Türk tüketicisi evinde ‘ Vestel ‘ marka ürün bulundurduğunu söylüyor ? Hangi Türk insanı alışverişe çıkarken ilk önce ‘ Vestel ‘ firmasına giriyor ? Şuraya da bakalım aklımızda kalmasın diyerek girilen bir showroom , marka olmayı başaramamış firmaya ait olur. Aslında işin ilginç kısmı da orada. Vestel ; marka olarak insanların aklında olabilir belki ama evinde kullanmak istediği veya sahip olduğunda gururla söylediği bir marka olarak gönüllerde değil !.
Önemli olan marka olmak mı farklı olmak mı sorusunu soruyorum ben. Cevap farklı bir marka olmak olabilir. Ancak bana göre önemli olan önce insanları hayran bırakacak ve daima herkesin utanmadan(!) söyleyebileceği ürünleri-hizmetleri yaratan firma olmak. İnsanlar sizi rahatlıkla marka yapabilirler böylece. Marka olmak ürününüze etiketini basmaktan öte birşeydir. Siz ürün ya da hizmeti yaratırsınız , müşteri markanızı yaratır. Markanızın yaratılmasını istiyorsanız , farklı ve etkileyici olmalısınız. İnsanların göğüslerini kabartarak söylediği herşey farklılığın ve başarının simgesidir. Tıpkı sizin ürününüz gibi…
Vestel bu noktada sınıfta kalmış gibi gözüküyor. Bu noktadan sonra korkarım ki ne yaparsa yapsın , üst sınıfa geçmeyi başaramayacak gibi. Çünkü insanlar sınıfı yarattı ve üst sınıflara doğru çıktı. Vestel ‘ in artık sınıfa yeni başlayacak insanları araması gerekebilir. Belki de bu yüzden ‘ Gençler Haklı ‘ sloganını benimsiyor. Çünkü üst sınıf başka markalarda büyümesini sürdürüyor.!
10 Ağustos 2008
Piyasalar kapatma davasından belirsizliği ortadan kaldıran sonucun çıkması ile beraber rahatladı ve yukarı yönlü hareketini sürdürdü. Ancak ABD ‘ den gelen veriler 42500 noktasının aşılmasına yardımcı olmadı. Kar satışları ne zaman gelir ve endeks hangi bantta seyreder ?
Amerika ‘ da büyüme beklenenden kötü geldi. AB bölgesinde ve Japonya ‘ da enflasyon fırladı. Düşük büyüme , yüksek enflasyon ve belirsiz petrol fiyatları üçgeninde nasıl bir durum dünyayı bekliyor ? Konjonktür ne yönde olacak ?
Günün detayları ve geleceğe yönelik beklentilerimi yayınımda dinleyebilirsiniz.
31 Temmuz 2008

