Uh , başlık beni korkutmaya yetti bile. Ne yazık ki attıktan sonra anladım ve yazıya başlamış bulundum. Marka olmayı kafaya takmış kişileri gözümde canlandırdım , üstüne bir de ‘ global ‘ kelimesini ekledim. Çok süslü oldu bu fikir ama bir o kadarda korkutucu …
Marka olmak neden bu kadar önemli ? İnsanların sizi hatırlaması , güvenli liman olarak görüp kafalarında soru işareti oluşmadan sizi tercih etmesi , kredi ihtiyacı durumunda kolaylık sağlayacak olan itibarınız … Güçlü olmanız , kaliteli olduğunuz izlenimi ve cabası … Peki ya kazancınız ? Bir Tommy Hilfiger misiniz yoksa Diesel mi ? Böyle bir marka yaratmışsanız , fiyatınız yüksek olupta insanları prim ödemeye razı edebiliyorsanız saygı duyarım. Peki ya bilinen ancak insanlara aradaki fiyat farkını ödemeye razı edemeyen bir markaysanız … O zaman marka olmanızın size getirisi ne olacak ?
Marka olmak önemlidir fakat herşeyin başı marka olmak değildir. Ticarette işin başı gelirdir. 5 yıl süre ile marka yaratıp , pazar payı elde edeceğim diye çalışılarak düşük fiyat politikası gibi uygulamalar ile hazin son hazırlanır. Yarattığım markayı tanıtacağım diye harcanacak reklam , iletişim vb ( kısaca PR diyelim ) çalışmalarında harcadığınız rakamlar sizin gider hanenizi güçlendirir. Gelir haneniz ise marka sevdanız yüzünden hep zayıf kalır. Peki ya marka olma sevdasını bıraksak ? Tam bir hedef seçip , o hedef kitleye çarpıcı hizmet sunmaya çalışsak nasıl olur ? PR çalışmalarını maksimum seviyede yapmak yerine daha makul düzeyde yapmamızı sağlayacak projeleri geliştirsek daha başarılı olmaz mıyız ? İşte işin sırrı buradadır. Milyon dolarlık tanıtım bütçesi ayırıp insanlara ‘ ben markayım ‘ diye bağırmak yerine , insanlara farklı bir marka olduğunuz izlenimini çarpıcı fikirlerinizle verseniz çok daha başarılı olursunuz eminim. Benim düşüncem daha öncede söylediğim gibi ; ‘ Siz ürün - hizmetinizi yaratırsınız , markanızı müşteriler sizin beklemediğiniz anda taleple etiketlerler. ‘
Hedefe ulaşmaya çalışırken , sonunu gözümde canlandırırsam başarısız olacağıma inanırım. Yani yatırım yaparken , marka olacağım diye inatla çalışma yaparsam başarısız olacağımı düşünürüm. Çünkü marka olmak için yol uzundur. O uzun yolda önüme çıkacak her noktada ayrı ve güçlü konsantre olarak adım atmalıyım. Bunun için ilk hedef yaratacağım projenin ilgi görmesi olacaktır. Bunun için çalışıp , o proje yaratıldıktan sonra olan ilgiye ve beklentiye göre geliştirmeler yapmak zorundayım. Ürünü - hizmeti yarattıktan sonra marka olacağım diye tüm imkanlarımı PR çalışmalarına harcarsam ne vaktim kalır ne de param. Müşterinin tepkisini izleyemeyip , müşterinin beklenti - isteklerine göre projemi şekillendiremezsem , yaptığım PR çalışmaları kaç yazar !
İlk amaç müşterinin aradığı veya olduğu zaman gururla yapmaktan - gitmekten hoşnut kalacağı projeler yaratmaktır. Bunları şekillendirmektir. İstenilen düzeye ulaşıldıktan sonra müşteri sizi marka yapmaya başlar zaten. İşte o zaman gerekli PR çalışmaları yapılır ve büyümeye başlanılır. Benim söylemeye çalıştığım , marka olmaya çalışmayın yada reklama para harcamayın demek değil ! Onlar bu işin en önemli parçasıdır ! Ancak yola çıkmadan önce haritadan yararlanmak gereklidir. Haritadaki çizgilerin hızla geçilip , varılması hedeflenen yere son sürat ulaşmanın mümkün olmadığı anlaşılmalıdır. Daha çabuk varmak için , çok para ödeyip son model bir araba aldınız diyelim. Siz onu hakkıyla kullanmayı bilmedikten sonra harita ne işe yarar ?
Bu kadar harita demişken yazının başlığı ile bağlantı kuralım. Marka olmayı geçtim bir de global marka olacağım diyenlere laf atalım. Bunu diyenlerin haritadan haberleri yok sanırım. Amerika sınırlarına baktıkları zaman ne demek isteğimi anlayabilirler belki. Yıllık pazarlama bütçesi P&G ve Philip Morris gibi firmalarda 2 Milyar $ civarında. Bunun nedeni global dünya şartları mı yoksa coğrafya mı acaba ?
13 Ağustos 2008
