Main image
5th Eylül
2008
written by Dincer

Yazılarımda , marka konusunda insan psikolojisinden bahsediyorum. İnsanın ruhunu okşayan ve ona güçlüyüm imajını yaratan markaların başarılı olduğuna inanıyorum. Bu imajı yaratmasının nedenini de saygınlık unsurunu zihninde canlandırdığına bağlıyorum. Markalaşmış ürünler , insanların toplumda saygınlık kazandığı düşüncesini yaratıyorlar. Bir jeep kullanıcısı ile binek araba kullanıcısı arasında zihin farkı olduğunu düşünmez misiniz ? Bir mekana gittiklerinde jeeplerinden indiklerinde , kendilerine duymak istedikleri güveni oldukça belli ederler ! Bu güveni yaratan binlerce dolar ödeyerek aldıkları araba mıdır yoksa gerçekten saygın bir kişi olduklarına dair inançları mıdır ?

Konuya arabalardan girmişken devam edeyim… Gücünüzün yettiği ölçüde bir araba aldığınızı varsayalım. Eğer yetinmesini bilen ve bunu aldığınıza bile sevinecek duygusallıkta bir insan değilseniz - daima diğer büyük markaların hayalini kurar ve arabanıza gereken önemi vermezsiniz. Araba kirli olsa bile içinizden yıkamak gelmez ya da bakım zamanı geçse dahi , ne olacak canım haftaya yaptırırız dersiniz. Peki ya daha pahalı ve büyük marka bir otomobiliniz olsa ? Yıkamasını ya da bakımını aksatır mısınız ? Kesinlikle hayır. Çünkü genel bir kanı vardır ki arabanın eşdeğeri saygınlıktır. İnsan arabası kadar insanların gözünde büyüktür !

İşte markalar yıllardır süregelen bu basit ve boş mantıktan hareketle adımlarını atarlar. İnsanların gözünde saygınlık hissi yaratacak unsurları toplayıp markalaştırırlar. Rolex marka saat takanın , Prada çanta taşıyanın , Timberland bot giyenin , Gucci kiyafetlerle boy gösterenin her zaman çok saygın olduğunu düşündürtürler ! Aldığınız ürünü zihninize giydirmekten başka birşey değildir bu. Gucci ‘ nizi çıkardıktan sonra güveninizi kaybetmezsiniz çünkü Rolex ‘ inizi taktığınızda saygınlığınızın yerine geleceğini bilirsiniz. Ya da onları dahi takmadan dışarı çıksanız , Range Rover ‘ ınıza bindiğinizde siz ilah olacaksınız !

Demek istediğim insanların ne kadar zavallı oldukları değil. Büyük firmaların nasıl markalaşma stratejileri izledikleri. Bu markaların faydaları , değerlerinin yanında devede kulak kalır ! Hatta bu markaların marjinal faydalarından bahsetmek mümkün değildir. Aynı markanın , aynı - benzer ürününden ne kadar alırsanız alın , ondan aldığınız fayda azalmaz. Hatta arttıkça artar. Yani bu markaların fayda - değer teorisinden söz edilemez ! Çünkü markalaşmayı saygınlıkla orantılı olarak kullanan firmaların bunlara ihtiyaçları yoktur. İnsanların psikolojileri bu kadar kolay yönlendirilebildiği sürece bunun önüne geçme imkanı da yoktur. O zaman siz neden psikolojinin önüne geçmeye çalışasınız ki. Olanı değerlendirip , marka ile saygınlık arasında ki ilişkiden yararlanıp markalaşmaya gitseniz başarılı olmaz mısınız ?

Size kolay gelsin , çünkü bu hiç kolay birşey değil…

5 Eylül 2008

Leave a Reply