Main image
26th Eylül
2008
written by Dincer

Herşeyden önce bir düzeltme yaparak başlamak istiyorum yazıma. Herkesin ağzında dolaşan cari açık kavramı yanlış bir kavramdır. Başlığı özellikle buna vurgu yapacağım için attım. Dışa açık bir ekonomide , ödemeler dengesi üzerinde sermaye hareketleri ile cari işlemler hesabı bulunur. Bu cari açık olarak adlandırılan şeyin basit tanımını ithalat ihracat farkı olarak yaparlar. Buna dış ticaret açığı denmesine rağmen , cari işlemler hesabında ki açık anlamına gelen bu kavramın kullanılması ekonomi bilgisizliğidir.

Neyse gelelim Türkiye İstatistik Kurumu ( TÜİK ) tarafından bugün açıklanan verilere. Dış ticaret açığı Ağustos ayında beklenenin üzerinde % 37 oranında bir artışla $8.142 mLr olarak açıklandı. Şimdi ithalat ve ihracattaki değişimlere bakalım ;

İhracat , geçen yılın ağustos ayına göre % 26.3 oranında artarak, $11.38 mLr oldu. İthalat ise geçen yıla göre % 30.6 oranında yükselerek $19.181 mLr oldu. Ama önemli bir ayrıntı var ki, ihracatın ithalatı karşılama oranı 2007 ağustos ayına göre % 59.5 ‘ den % 57.5 oranına gerilemiş durumda. Bu demek oluyor ki , ithalattaki gideri ihracattaki gelir ile karşılayamıyoruz. Yani bu açığımızı kapatmak için sermayeye ihtiyaç duyuyoruz. Ve bu karşılama oranı düştükçe, ihtiyacımız olan yabancı sermaye oranı artıyor.

Şimdi başa dönelim. Ödemeler dengesi hesabından bahsettik. Bu hesap açık vermez. İşte olay bu hesaptaki açıklığı kapatmak için , dış ticaret açığının kapatılmaya çalışılmasıdır. Biz burada ihracatımız ile ithalatımızı yıllardır karşılayamadığımız için sorun yaşıyoruz. Bu dönemde bu sıkıntıyı daha çok yaşayacağız. Sermayeye ihtiyacımızın gün geçtikçe artması, sermayenin gideceği yerlerdeki hassasiyetinin gün geçtikçe artması ile beraber ciddi sorun olacaktır. Yani bu kriz döneminde azalan likidite , sermaye hareketlerinde olağanüstü seçici davranılacak olması, kredibilitesi bu kadar düşük olan bir ülkeye gelmekte zorlanacaktır. Doğrudan sermayeyi çekmek için hiçbir plan yapmayan hükümetin, dolaylı sermaye nasıl olsa geliyor güveni ne kadar sürer bilemem. Ancak dolaylı sermayenin ülkeye gelme isteği çok uzun sürmeyebilir. Bu da önümüzde ki süreçte ülkemizi çok büyük ve altından kalkılmayacak bir riske sokabilir.

Petrol ve enerji fiyatlarında meydana gelen yükselişlerin etkisini , dış ticaret verilerinde görmüş olsakta, benim petrol kuyularım mı var demenin bir politika değil, işlevsizliğin örneği olarak gördüğümü dile getiriyorum. Kronik hale gelen enflasyon süründürür, öldürmez ancak kronik olabilir nasil olsa sermaye bulur ( satılacak devlet malları ) düzeltiriz denilen dış ticaret açığı ise süründürmeden öldürür. Enflasyonda rezervlere dokunmazsınız , dış ticaret açığında rezervlere dokunmak zorunda kalırsınız. Ülkenin rezervlerinin nefesi olduğunu düşünürsek, son rezervini ortaya koydurmak ülkeyi öldürür.

27 Eylül 2008

Leave a Reply