Türkiye’de bayram nedeniyle bugün tatil var. Ancak dünyada bayramdan söz edemeyeceğimiz için bize tatil yok. Bizlere yok belki ama ne yazık ki uluslarası piyasalarda işlemlerde tatil var gibi. Bugünün rakamlarına bakarsak, trade işlemlerinin çok düşük olduğunu görüyorum. Piyasaların büyük bölümünde düşük işlemler ve iştahsız yatırımcılar egemen. Risk alma iştahı sıfır noktasına yaklaşırken, nereye yatırım yapacağını bilemeyen traderler, ellerindeki varlıkları satma yoluna gitmiyorlar. Bu nedenden dolayı piyasalar ruhsuz halini sürdürüyor.
Tabi dünden bahsetmiyorum. Dün ise panik halinde ve acımasızca gelen satışlar yüzünden Dow Jones tarihinin en büyük düşüşünü yaşadı.Aslına bakarsanız, borsalarda hisselerini elinden çıkarmayan yatırımcılar oldukça, satmaya niyetli kişiler çok yüksek hacimlere ulaşmadan hisselere büyük düşüş yaşatabiliyor. Alt kademelerde alıcı bulamayan hisselerin değerleri düşüyor. Panik satışlarında genelde olan budur.
Bugüne bakacak olursak, piyasalar çöküş noktasına geldiği için, traderlar son çırpınışları yapmaya çalışıyor. Bazıları biraz yükseltelim ve elimizdeki malı çıkalım telaşındalar. Avrupa borsaları düşüşle açıldı fakat daha sonra toparlandı ve artıya geçti. Amerikan piyasaları ise paketin yeni haliyle senatodan geçeceği söylentisi ile yükselişe geçti. Bu tam bir spekülasyon ve düşen piyasada yapılan bir oyun. Çoğu trader, ellerinde kalan malları yükselen piyasadan satma yoluna gidecek. Çünkü düşük fiyatlardan alım yapma cesaretine sahip çok az sayıda kişi olacağinı söyleyebilirim.Bu yazıyı yazdığım saat itibariyle şuan S&P’nin %3.3′e yakın yükselişinde finansal şirketlerin hisselerinde yüksek orandaki artışlar etkili oluyor. %20′nin üstünde yaşanan yükselişlerin sağlıksız ortamın göstergesi olarak nitelendirebiliriz. Amerika , uzun yıllardır bu şekilde yükseliş ve düşüşleri yaşamıyordu.
Bugün Libor’ ların rekor seviyelere yükselmesi ciddi bir tehdit olarak algılanabilir. Bankalar için kötü bir haber. Ancak ABD’de tüketici güven endeksinin beklenmeyen şekilde arttığını söylemeyi unutmayalım. Bunun ne etkisi olur derseniz, sadece bir veri diyebilirim. Çünkü piyasalarda güven sıfır noktasındayken, tüketici güven endeksi kimin umrunda! Aslına bakarsak bu kötü ortamda istatistikler kimin umrunda.
Para piyasaları dip yapmış durumda. İşlemler durma noktasına geldi. İştahsızlık artmaya devam ediyor. Bugün tepki veren piyasalar, yarın sakin ve gün içinde ortaya çıkabilecek gelişmeler ile hareket etmeye devam edecektir. Perşembe günü ise dünya için çok kritik oylamanın sonucunu bekleyeceğiz. Paketin bu sefer ne şekilde geleceği önemli olsa da, piyasa bunun onaylanip onaylanmayacağını görmek isteyecektir. Kurtarma paketini umursamayan piyasa, likidite ile beraber az da olsa güven istiyor. Yani sisteme biraz para yükleyin ki, biz işlemlerimizi yaparken, girdiğimiz hisseden çıkabiliriz düşüncesini taşıyalım istiyorlar.
Peki son olarak bir soru sorayım. Ekonomi, piyasaların nabzına göre mi hareket etmeli ? Yani kararlar piyasayı düzene sokmak üzere mi verilmeli ? Bu soruya cevabım hayır. Ancak hayır derken basit bir kelimeden öte hayır demek istiyorum. Makroekonomiye ve dünya ekonomik sistemine zarar vermeden, piyasaları rahatlatacak optimum hamlelerin yapılması gerekmektedir. Bu yüzden, kararlar piyasa ve genel ekonomik sistem için aynı olumlu etkide olmalıdır. Dünden beri demeye çalıştığım şey de bu işte. Müdahele ile kararlar birbirinden ayrıştırılmalı !
30 Eylül 2008
