30 Mayıs 2004 tarihi Beşiktaş için renklerle ifade edilemeyecek kadar karanlık birgün oldu. Serdar Bilgili yönetimi istifasından sonra göreve gelen yeni başkan, koltuğa oturduğu ilk günden beri yaptıklarıyla başarısız olacağının sinyallerini verdi. Kimse onun yönetimine girmek istemedi. Girenlerde Beşiktaş gibi büyük bir klübü yönetemeyecek vasıflarda kişiler oldu. Bazıları paraları ile yönetime girdi, bazıları ise Demirören şirketlerindeki pozisyonları itibariyle. Borçları babasının paralarıyla kapattığını söyleyen ve bunu her fırsatta tehdit olarak kullanan başarısız başkan, her geçen yıl Beşiktaş’ı aşağı çekti.
Göreve geldiği takdirde Matheus’u teknik direktör yapacağını açıklayan başkan ilk falsosunu o sırada verdi. Matheus antrenör olmaktan vazgeçti. Demirören, tecrübesiz küçük bir çocuk gibi, sözleşme detaylarına önem vermeden ve çok ani alınan bir kararla İspanya dışına çıkmamış, Real Madrid’in başarılı hocası Del Bosque ile anlaştı. Bosque yalnızca 6 hafta klüpte kalabildi ve hayatı boyunca en kolay para kazandığı klüp olarak Beşiktaş’a aşık oldu! Başkanın ödediği tazminat, tarihi bir rekor oldu. Kendi yaptığı bu yanlışlığı ve beceriksizliği babasının parasıyla ödedi. Ancak o para klübe borç olarak bindi. Sonrasında Rıza Çalımbay gibi henüz Kartal’a antrenör olamayacak bir kişiyi göreve getirdi, ateşe attı. Başarısız sonuçlar alınınca, başkan Çalımbay’ın arkasında durdu! Sonrasında aynı hikaye…Çalımbay kovuldu. Başkan kıyıma devam etti ve Tigana ile anlaştı. Sorunları ile gündemde olan Fransız, Beşiktaş’a kısa süreli hizmet verdi. Son olarak Türkiye’nin yetiştirdiği en kibar ve saygılı insan Ertuğrul Sağlam göreve geldi. 4 senede beşten fazla teknik direktör bulan başkan, aldığı birbirinden kötü futbolcuların sayısını kendisi bile hesaplayamaz hale geldi!
Yönetimi tam bir fiyasko olan başkan, klübü devlet sandı sanırım! Çünkü hergün bir yöneticisi saçma sapan açıklamalar ile gündeme geldi. Başkan birgün çıkıpta, susun diyemedi. Beşiktaş’ı ayaklar altına aldı ve ne kadar yeteneksiz bir yönetim olduğunu ispatladı. Sinan Engin gibi kişiyi hala menajer sıfatıyla klübe getirmesi bardağı taşırdı. Büyük Beşiktaş taraftarı ise her zaman taşıdıkları umutla, takımını desteklemeye devam etti. Protestoları erteledi. Başkana, menajeride al git mesajları gönderildi, taraftar susturuldu. Ancak bugün başkana ders niteliğinde bir protesto geldi.
Yıllardır iskelet kurulamayan bir takıma, ne kadar adam alırsanız alın sıkıntı çekersiniz. Her hoca hata yapabilir ve bu hatalar bu takımda daha çok olur. Hele Ertuğrul Hocayı düşünün. En büyük ideallerinizden bir tanesi Beşiktaş’ı çalıştırmak…Bu göreve bu yaşta gelmiş. Buradan ayrılırsa ne yapacak ? Avrupa hayalleri vardır ancak bu kadar kolay Avrupa’ya gidebilir mi ? Peki şimdi bu insanın stresini düşünelim. Ne kadar büyük baskı altında maçlara çıkıyor. Oyuncu değiştirecek ancak maç kurtulma stresi var. Tello veya Delgado’yu oynatmak istemiyor belki. Ancak onları oynatmayıp ya kazanamassam sorusu aklına geliyor. Mecburen kadroya alıyor. İşte bu şartlarda çalışıyor Ertuğrul Hoca. Arkasında duracağını söyleyen ve durmasa daha iyi olacak bir başkan, yanında ise ne dediğini bilmeyen yöneticiler…
Ertuğrul Hoca, perşembe günü yaşanan ve bana göre çok abartılmaması gerek bir maç sonrası radikal kararını aldı. UEFA kupası zaten gereksiz ve prestiji olmayan bir kupa. Beşiktaş o turu geçse, ya gruplardan çıkamayacak ya da bir sonraki turda elenecek. Bu takım final oynayabilir mi ? Nitekim Kartal, Ukrayna takımına elendi. Skor hezimet sayılırmış. Elendikten sonra napayım ben skoru. 2-0 yenilsen elenmeyecek misin ? Bu kadar basit düşünen adamlar tabi ki 40 metreden gol yiyen kaleciyi eleştirmezler. Peki bunların tek sorumlusu antrenör mü ?
Takımı hergün aşağı iten başkan, kendisi görevi bırakacağı yerde gidiyor Lucescu ile görüşüyor. Senin takımının başında antrenör varken nasıl bir liderliktir bu ?
Dün Hacettepe maçına takımını çıkaran ve lig yarışında yara vermeyen Ertuğrul Sağlam, bugün kendisine yakışan davranışı sergiledi. Ben ve ekibim adamız dedi ! Bu şartlarda burada çalışamayız dedi ve istifa etti. Düşünsenize, en büyük ideali olan klüpte kalmak için aşağılanmadı. İnsan gibi geri çekildi. En son suçlu olmasına rağmen.
Ertuğrul Hocama
Göreve ilk geldiğinde çiçeklerle karşıladık seni. Adam gibi Adam Ertuğrul Sağlam diye inlettik İnönü’yü. Efendiliğin, kişiliğin ile bu yönetimle çalışman yanlıştı diye düşündük. Çünkü incinmenden, yıpratılmandan ve gönderilmenden korktuk. Bazen çıldırttın bizi yaptıklarınla. Ama biliyorduk ki sende bizim gibi en iyisini yapmak istiyorsun. Sen para için değil , tutkun için çalıştırıyorsun takımı, Kartalımızı. Şampiyonluğu kaybettik ama sen başarılıydın. Baki - Gökhan gibi bir defansla bir takım nasıl şampiyonluğu son maçlarda kaçırabilir ? Sen mucizeyi başardın hocam. Bu takım Avrupa’da nasıl başarı elde etsin ? Sen mi çıkıp oynayacaksın ? Sen elde ki malzemeyi kullanacaksın. Bu kötü malzeme ancak bu kadar iyi kullanılırdı hocam.
Bu sene istediğin gibi takım kurdun. Defansta fena değildi. Sezona da süper girdik. Bir kaza ile Ukrayna’da başarısız olduk. Peki o maçta neden hala Gökhan’ı oynattın ve kariyerini tehlikeye attın hocam ?
Hocam yapma dediğim çok anlar oldu belki ama asla git artık demedim. Bu takım adam olacaksa sen edersin dedim. Sen karakterlisin, sen oradaki herkesten daha Beşiktaşlısın. Birgün kamptan alındın ve takasta kullanıldın. Sesini çıkarıp tek birşey demedin. Sonra birgün o takıma antrenör olarak geldin. Oradan birkez daha gönderilmek sana yakışmazdı ve sen kendine yakışanı yaptın hocam.
Bence hiç üzülme. Başkan, Arsene Wenger’i getirse 10 haftada kovar. Çünkü asıl sorunun kendisinde ve başarısızlığında olduğunu bilmiyor. Bence, sen herşeyin en iyisine layıksın. Çünkü disiplinle, çalışkanlıkla yapıyorsun işini. Şimdi sen gittin ama bu takım şampiyon olmasın demezsin. Şampiyon olsak, çıkar sevinç turlarına katılırsın. Sen öyle Beşiktaşlısın hocam. Bu yüzden seni seviyoruz.
Yolun açık olsun Ertuğrul Sağlam. Hiç korkma, Lucescu o stada gelip, Sinan Engin yanında durursa çalınan puanlarımızı sorarız. Neler yaptınız anlatın diye inletiriz İnönü’yü. Asla ve asla o stadda adamlıktan söz etmeyiz. Çünkü o stada gelecek en büyük adam sendin.
Seni sevdik hocam, yaptıkların ve hizmetlerin için teşekkür ederiz. Hakkınızı helal edin dedin. Helal olsun hocam,sana bin kere helal olsun.
Başkana
Sadece bir taraftarım. Sadece Beşiktaş aşığıyım. Gururumu ayaklar altına alıyorum ve yalvarıyorum. Lütfen başkan, yalvarırırım bırakın Kartalımızı. Tüm Beşiktaşlılar için lütfen artık gidin. Siz ve yönetiminiz gerçekten istenmiyor !
7 Ekim 2008
