İLK RAUND TAMAM

Yazar: Dincer / Ekim 13, 2008

Küresel mali kriz tüm dünyada önlemlerle sakinleştirilmeye çalışılıyor. İlk başlarda olayın farkına varamayan, nasıl devlet başkanı olduğunu anlayamadığımız insanlar, bugün ekonomiye para pompalayacaklarını açıkladır. Kurtarma planı adını vermek istemediğim bu durumda, mevduatların garanti altına alınması ile beraber tüm mali kuruluşlara garantide verildi. Yani kötü durumda olan bir bankanın batmasına kesinlikle izin verilmeyecek. Derhal hükümetten mali yardım alacak ve ayakta kalacak. Yani piyasalar banka iflas haberi ile sarsılmayacak. Bunun amacı güvenin yerden biraz olsun kalkması.

Amerika’da başlayan kurtarma çalışmalarını her zaman olduğu gibi geç anlayan Avrupa, önlem paketini yeni açıkladığı için piyasalar bir hafta gecikmeli olarak toparlandı. Dünyanın önde gelen ülkeleri ekonomilere sonsuz likidite vereceğinin sinyali ile yatırımcıları rahatlattı. Peki piyasalar bunu mu beğendi ?

Kesinlikle hayır. Piyasalar geçen hafta toparlanmaya başlayabilirdi. Özellikle ABD’de açıklanan kurtarma operasyonu ile borsaların tepki vermesi beklendi. Ancak New York borsası tarihi düşüşünü o hafta yaşadı. Krizin en kötü senaryosunu yazan yatırımcılar, korkunun tüm dünyaya yayılmasını fırsat bilerek endeksleri dip yaptırdılar. Aslında onlarda biliyorlardı ki, finansal sistemin çökmesine izin verilmeyecek. Sistem bir şekilde işletilmeye devam edilecek. Bankalar ve mevduatlara güvence gelecek, iflas haberi duyulmayacak. O zaman akıllara gelen soru likidite az olduğu için piyasalarda işlemlerin oranının az olup olmayacağıydı. Kısacası korkuyu dip kesime yaymayı başardılar ve piyasanın tam olarak dip yapmasını sağladılar. Bu sırada bazı beklentileri satın aldılar. Çünkü onlar krizde ilk raundun sona erdiğinin farkında oldular. Finansal kriz kontrol altına alındı fakat sıra dünya için ikinci tehlikeye geldi. ‘ Reel kriz. ‘

Evet, finansal krizlerin ardından reel sektör krizinin yaşanması ekonomilerde kesinliktir. Çünkü reel kesim krediler ile iş yapar, ayakta durur. Mali sektörde yaşanan ve kredileri etkileyen kriz reel sektöre kuşkusuz yansıyacaktır. Piyasa oyuncuları geçen hafta bu beklentinin az bölümünü satın aldılar. Şimdi beklenen yeni yılla beraber dünyada büyük ekonomik durulmanın yaşanacağı. Reel sektörün ciddi sıkıntılar yaşayacağı. Şirketlerin karlılık oranlarının çok aşağılara ineceği. Kısacası yeni yaratılan bir finansal sisteme, şirketlerin nasıl ayak uyduracağı bekleniyor. Mali alt yapısı ve kredibilitesi güçlü olmayan firmaların iflası kaçınılmaz olacaktır. Ancak o günlere gelene kadar kısa bir süre sakinleşen piyasaları görebiliriz. Kayıpların bir miktarının geri alınması söz konusu olunabilir.

Kısa bir değerlendirme de Türkiye açısından yapalım. Türkiye bu dönemde şanslı sayılabilir. Çünkü finansal sistemi güçlenmiş ve problemi olmayan bankalara sahipti. Fakat bizim problemimiz şimdi başlayacak. Yani ilk raundu sadece dünyaya koordine olan ve global piyasalarda sermaye hareketine dahil olan bir ülkenin sorunları olarak geçirdik. Asıl sorunumuz ikinci raund başladığı zaman etkisini gösterecek. Reel sektör bu krizden ciddi olarak etkilenecek. Finansman ve kredi maliyetlerinin artması ile borçlanma zorlaşacak.

Ancak çok daha kritik olan bir nokta daha var ki, o içler acısı. Haziran ayında açıklanan verilere göre özel sektörün kısa vadeli ( 12 aydan daha kısa vadeli ) dış borcu $48 mLr. Toplam dış borcu ise $191 mLr. Bankaların birbirlerine borç vermediği dönemde, gelirleri düşen özel sektör bu borçları nasıl ödeyecek? Borcu borçla kapatma yolunu izleyebilirler mi? Kredi verilirken dev diye tabir edilen şirketlerin kredi limitlerinin düşürüldüğü bir ortamda, borcu borçla kapatmak imkansız gibi birşey olacaktır. Yani özel sektör 2009 yılında sıkıntılı dönem geçirecek. İflas edebilecek şirket sayısının çok fazla olduğunu söylemek istiyorum. Yatırımcılar çok dikkatli olsunlar !

Gelelim ülke ekonomisine. Türkiye ekonomisinin toplam dış borcu ( özel sektör hariç ) $93 mLr. Yani ülkenin taze dış borçlanma ihtiyacı var. Doğal kaynağımız olmadığı için borcu borçla kapatacağız yada dış kaynak bulacağız. Peki bu dönemde bu rakamları karşılayacak dış kaynak bulabilmemiz kolay olacak mı ? Bu soruya evet diye cevap vermek iyimserlikten öte olacaktır. Türk hükümetinin acilen yatırım reformu yapması gerekmekte. Ne kadar geç kalırsa o kadar sıkıntı çeker. Çok acil olarak ihracat ve enerji üstündeki vergiler başta olmak üzere, yatırımlar üzerinde ki vergi baskısı en aza indirilmeli. Yatırımcıya yatırım için teşvikler hızlanmalı. Daha doğrusu başlamalı ! Eğer bu uygulamalar yürürlüğe girmezse 2009 Türkiye için kabus olur.

İlk raund bitti, hamdolsun ayaktayız. Velev ki ikinci raund başladı ?

13 Ekim 2008

1 Yorum

  1. MugeCerman says:

    Üstad;
    Yazılarını ve yorumlarını uzun süredir takip ediyorum. Ekonomi ve finans konularında her hangi bir uzmanlığım yok ama sayende içinde yaşadığımız Global Kriz ve olabilecekler hakkında sağlam bilgilerim var. Emeğine yüreğine sağlık.

Yorum yapın