Main image
26th Ekim
2008
written by Dincer

Kriz dönemleri genelde eskilerin hatırlanmasına yardımcı olur. Fakat bu hatırlama olayı oldukça kısa süren ve geçici olacak olaylar olur. O dönemde ise geçmişin tozlu sayfaları yeniden açılır ve o sayfalarla basılan kitaplar best-seller olur. Karl Marx veya Friedrich Engels kitaplarında olduğu gibi …

Şimdi herkes Marx kitaplarına rağbet gösteriyormuş ve rahmetliyi anıyormuş. Herkes dilediğini anabilir ancak ben bir ekonomist olarak asla ve asla sosyalizmi savunmam. Kapitalizmin en optimum şekilde dünya üzerinde egemen olmasını isterim. Bu yüzden Marx vb kişilerin tarafında olmam. Ancak Marx’ın bazı tespitlerine katılırım. Şimdiye kadarki bütün toplumların tarihi, sınıf savaşımları tarihidir.Bu tanımlamaya katılıyorum. Dünyada meydana gelen her çağ önceki çağı başlatan sınıfların, o çağı desteklemeyen ve ona yeni şeyler katmak isteyen sınıfların çatışması sonucunda doğmuştur. Ekonomik anlamda da sınıflar arası savaşlar sonrası düzenler kurulmuştur. Kapitalizm; işçi sınıfı ile sermaye güçlü sınıfın savaşında, üretimi yapan grubun değil üretim sahibinin kazanması ile sonuçlanmasından ortaya çıkmıştır. Yani kapitalizm ile oluşan düzende kazanan her zaman sermayedar olacak ve işçi sınıfı geri planda kalacaktır. Gelir dağılımı adaletsizliği şiddetle artacak ve zengin daha zengin olurken, fakir daha fakir olacaktır. Bu yüzden Marx der ki ; ” Modern sanayiin gelişmesi, burjuvazinin ayaklarının altından bizzat ürünleri ona dayanarak ürettiği ve mülk edindiği temeli çeker alır. Şu halde, burjuvazinin ürettiği, her şeyden önce, kendi mezar kazıcılarıdır. Kendisinin devrilmesi ve proletaryanın zaferi aynı ölçüde kaçınılmazdır. ”

Kapitalizm dünyayı geliştirecek ve kalkındıracak bir sistemdir. Özellikle globalizm ile beraber kapitalizmin gelişmesi zorunludur. Şimdiye kadar mevcut yaratılan kapitalist sisteme bir yenilik getirilmeyip, bu globalizm ile birleştirilince Marx’ı haklı çıkaran kriz ortamı oluşmuştur. Sorunun özü sosyalizmin gerekli oluşu değil, kapitalizmin sağlıklı düzene oturtulamayışıdır. Ancak ortada çok büyük bir gerçek vardır. Kapitalist sistemde üretici ile üreten kesim arasındaki gelir farkı aynı değerde doğru orantılı şekilde artamayacaktır. Bu yüzden kapitalizm ile beraber beşeri sermayenin mutlaka artması gerekmektedir. Vasıfsız kişilerin gelirleri sermayedar ile aynı oranda artış göstermeyecektir. Bunun aynı oranda artış göstermesini beklemek saçmalıktır. Beşeri sermayenin artmadığı zamanda gelir dağılımı ile ilgili çığırtkanlık yapmak sendikacılıktan öteye geçmeyecektir. Mevcut sistemin dünyaya daha iyi yaşam standartı getireceği düşünülmüyorsa, bunun nedeni vasıfsızlıktır.

Bir diğer konu ise kapitalizmin temellerinin geliştirilmemisidir. Kapitalizm; özel kesimin üretim ile ilgili araçlara egemen olup işletim hakkını elinde bulundurduğu ve serbest piyasa ekonomisine olanak sağlayan bir sistemdir. Bu sistemde üretim esastır. Emek ve sermaye hareketlerinin önemi vardır. Bu hareketlerde bireysel ticaret esaslarına göre belirlenir. Teknolojik gelişmelerin yaşanması ile beraber emek yoğun üretim yerine sermaye yoğun üretime geçilmesi ile beraber emek kesiminin sıkıntıları artmıştır. Çünkü teknolojinin devreye girmesi ile beraber vasıfsız emeğe ihtiyaç azalmıştır. Hele bir de globalizm şartları oluştuktan sonra hem kaliteli üretim ihtiyacı şart olmuştur hem de emek gereken yerlerde ucuz işgücü tercih edilmeye başlanmıştır. Bir yandan vasıf sorunu bir yandan da emeğin maliyeti faktörleri devreye girince insanların gözünde Marx canlanmıştır. Çünkü insanlar bu sistemin burjuvazi düzeni olduğunu düşünmüşlerdir. Üretici kazanırken kendilerinin kaybettiğini düşünmüşlerdir. Sermaye, yeni bir meta üretmek amacıyla satın alınan metanın yarattığı ekstra değişim değerinden oluşur. Emek gücünün değişim değeri ücret olarak yansır, fakat bu da kapitalist için ürettiği değerden daha azdır. Yani emek kesimi üretici kesimden daha az pay alır. Bu senaryo teoride mantıklı gözüksede pratikte yukarıda bahsettiğim nedenlerden dolayı çok doğru değildir.

Kapitalizm ile bir başka sorun günümüzün en büyük problemi finansal sistemdir. Bana göre en ciddi sorun ve en sağlıksız işleyiştir. Dünyayı krize sürükleyen ve kapitalizmin tartışılmasına neden olan yegane etkendir. Çünkü kapitalizm üretim ile ilgili bir sistemdir. Kapitalizme finansal sistemin eşlik etmesi ve üretmeden suni değer katması sorun yaratmıştır. Dünya ekonomik sisteminin üretimden elde ettiği gayrisafi hasılanın, iki katı oranında bir değerin ortaya çıkması intiharın nedenidir. Sistemin çokmeye yüz tutma nedeni, Marx ‘ın sosyalizm çığlıkları değil, finansal sistemin hayali fısıldamalarıdır. Finansal sistemin kaldıraç etkisi ortaya koyarak yarattığı çeşitli enstrümanlar insanları üretime sevk etmeden para kazanma şansı vermiştir. Bu sayede emek kesiminin geliri azalırken, kapitalist olarak gözüken beş parasız sermayedarların gelirleri katlanarak artmıştır. Üretime katılmadan, üretenlerin ürünlerine finansal sistemde değer biçmek ve onların elde ettikleri varlıklarla kağıt üstü işlem yapıp para kazanmak, sisteme ağır darbe vurmuştur. Çünkü para üretimden kazanılmayıp, kağıt üstünde ve sisteme fayda sağlamayacak şekilde kazanılmıştır. Oradan kazanılan para reel sektöre akmayıp, mali sektörde kaldığı için sistem şişmeye devam etmiştir. Bankaların reel kesime kredi vermesinde azda olsa olanak artsada esas fayda mali sektör oyuncularına sağlanmıştır. Bu durum önlenemez bir hale gelmiş ve reel sektör ( esasen kapitalizm ) unutulunca durum bu noktaya gelmiştir.

Bugün sosyalizmin kalesi Rusya, Amerika’dan daha fazla kapitalist olduysa bunun sorumlusu finansal sistemdir. Rusya’da gelir dağılımı adaletsizliği maksimum düzeydedir. Ancak Rusya üretmeyi bilmeyen ve asla üreterek para kazanmayan bir ülkedir. Emeğe önem vermeyen bir ülkenin komunistliğinden nasıl söz edilebilir ? Bunu Marx nasıl açıklar ? İstediğiniz kitabını okuyun, tekrar tekrar satın alın. Bunun açıklamasını bulabilir misiniz ? Rusya bu duruma en iyi örnektir. Doğal kaynağından gelen paraya sadece güçlü sermayedarlar sahip olur ve globalizmin canlanması ile beraber finansal sistemi keşfeden Ruslar, sosyalizmi bir anda terkederler. Çünkü sosyalizm içinde de onlar arasındaki gelir dağılımı pek iç açıcı değildir. Çünkü Ruslar sosyalizm döneminde de üretici bir toplum değildir. Kapitalizmin esası üretimse, sosyalizmi bu üretim sorunu yok ettiyse nasıl oluyorda insanlar komünist düzende daha farklı yaşamıyorlardı ? Emeğin değerini bilmede fark olsaydı Ruslar hazırcılığa alışmazlardı.

Bana göre sistemdeki sorun farklı. Kapitalizm terk edilmemesi gereken aksine globalizm şartları ile güçlendirilip, düzenin sağlıklı şekilde kurulması gereken bir sistemdir. Kapitalizm üzerinde finansal sistemin ağırlığının azaltılması ve üretime dayalı yapılanmanın sağlanması gerekir. Bu nedenle yeni yapılanacak düzende mali kesim üzerinde sınırlayıcı etkiler geliştirilmelidir. Emeği yok edenin kapitalizm olmadığı ( yalnızca onun olmadığı ) idrak edilmelidir. Karl Marx ‘ ın yaşadığı dönemde finansal sistem bu halde değildi. Şimdi böyle bir sorun olduğunda Marx’ın kitabına sarılmak kolaycılıktan öte değildir. Emeği savunmak ve işçi sınıfını korumak için sosyalist olmaya gerek yok. Hakettiğini vermek önemlidir. Ama bununda bir sınırı vardır. Çünkü devir minumum maliyet ile maksimum verimin alınmaya çalışıldığı devirdir. Eğer insanlar vasıflarını geliştirmeyip, Marx’tan kalma söylemlerle hak talep etmeye kalkarsa ezilmeye devam edecektir. Devrin farklılaşma devri olduğunu söyleyen yaratıcı kişiler, önce insanların farklı olması gerektiğini söylemelilerdir. Bu farklılığı yaratmak için en son ihtiyaç olunan şey Karl Marx ‘ın kitaplarıdır.

Oldukça büyük ve tüm insanlığı ilgilendiren sosyal ve ekonomik sistem hakkında kolayca yargıya varılmasını çok yanlış buluyorum. 150 yıl öncesinin şartları ile günün şartlarının aynı olabileceğini düşünerek basit fikirlere kapılmalarına şaşıyorum. Herşey iyi analiz edilmeli ve ekonomide hiçbirşeyin tek nedene bağlı olarak değişebileceği düşünülmemeli. Birbiri ile koordineli olan ve bir kalemi değiştirdiğiniz zaman çok şeyin değiştiği bir sistemde yaşıyoruz. Ekonomi dışarıdan bakan herkesin ne var ya bunda dediği bir bilim. Ancak özünde öyle değil. Ve ne yazık ki insanlar bazı düzenlerin nimetlerinden yararlanacağım diye önemli taşları yerinden oynatmadan ahkam kesiyorlar. Sonucunda da böyle zor günlere katlanıyoruz.

26 Ekim 2008

4 Yorum

  1. 26/10/2008

    Dinçer Üstad;
    Emeğine yüreğine sağlık. Teşekkür etmekten başka bir şey söylenemeyecek bir yazı yazmışsın.
    Sevgi ile kal…

  2. FİLEKE
    31/10/2008

    HER ŞEYDEN ÖNCE AHLAKİ AÇIDAN DA BAKMAK GEREKİYOR OLAYLARA.DÜNYANIN KAYNAKLARI DÜNYANIN İNSANLARINA AİTTİR.DÜNYADA ÜRETİLEN TÜM HİZMET VE MALLARIN TOPLAMI DÜNYA İNSANLARININ TEMEL İHTİYAÇLARI DEDİĞİMİZ İHTİYAÇLARI KARŞILAYABİLİR.ANCAK DÜNYANIN ÜÇ MİLYAR İNSANININ SAHİP OLDUĞU SERVET KADAR SERVETİ DÖRT KİŞİ TOPLADIĞINDA HERGÜN BİNLERCE ÇOCUK TEDAVİ EDİLEBİLİR HASTALIKLARDAN ÖLÜR…
    KAPİTALİZM TÜM İNSANLARI KUŞATAMAZ.ÖRNEĞİN HER İNSANIN ARABASI OLSA DÜNYANIN HER YERİNİN YOLA DÖNÜŞMESİ GEREKİR.

  3. 26/11/2008

    Çok güzel bir yazıydı. Arşivime ekliyorum teşekkürler

  4. Dincer
    28/11/2008

    Tesekkurler Mehmet Bey.

Leave a Reply