Sayın başbakan geçtiğimiz günlerde yine bilgi sınırlarını zorlayan açıklamalar yaptı. Bankacılık kesimini aklı sıra uyardı. Bankaların kriz döneminden fırsat çıkarmaları gerektiğini ancak bunu reel sektörden faydalanarak yapmamaları gerektiğini söyledi. Başbakana göre bankaların kredi vadesi geldiğinde öde ya da faizini artır dememeleri lazımmış. Bunu önlemek için gerekirse önlem alacaklarmış. Ancak başbakanın dünyadan haberi ne yazık ki yok. Bankalar, BDDK tarafından denetlenen ve sermaye yeterlilik rasyosuna göre hareket eden finansal kurumlardır.
Kısa bir açıklama yapmama izin verin lütfen. Bankaların uymaları gereken kriterler, krizlere karşı dayanaklılığı arttırmak için banka sermaye oranları üzerinde oynanarak konulmuştur. Basel kriterleri olarak bilinen bu kurala göre, banka sermayelerinin riskli aktiflere oranının yüzde 8′den az olamayacağı öngörülür. Sermaye yeterlilik rasyosu adı verilen bu oran ülke yönetimleri tarafından takip edilmelidir. Türkiye’de Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Üst Kurulu ( BDDK ) bu korumayı üst düzeyde yapan bir kurumdur. Bankaların riskli kağıtlarını, aktiflerini ve verdiği kredileri yakından inceleyen, sermaye rasyosuna göre kredi verme işlemlerine izin veren başarılı bir kurumdur. 2001 krizinden sonra bankacılık sistemini korumaya odaklı kurulan BDDK, Sayın Tevfik Bilgin önderliğinde finansal sistemi koruyan ve güçlendiren bir kurum olmuştur. Eğer Türkiye’de bankacılık sistemi bugün güçlü ve sorunsuz ise bunun bir numaralı aktörü BDDK’dır.
Şimdi gelelim başbakanın bilinçsiz tehditine… Döviz kurlarında yükselişin olduğu şu günlerde, banka bilançolarındaki hazine kağıdı faizinin artması ile krediye verilecek paralar zorunlu olarak azalır. Bankalar eğer fazla kredi verme eğilimine girerlerse, sermaye yeterliliği rasyosu gereği sınıra takılacaklardır. Bu yüzden kredi verilmemesinin nedeni bankaların aç gözlülüğü değil, bankacılık sistemimizin güçlü olmasını sağlayan ve duacı olmamız gereken BDDK’ dır. Sayın başbakana bunu kim anlatır bilemiyorum.
Konu açılmışken uzun zamandır yazmak istediğim bu yazıyı yazabiliyorum. Kısa bir parantezi bu önemli kurumun değerli başkanına açmak istiyorum. Kendisi ile iki kere konuşma fırsatı bulmuş ve sunumlarını sürekli takip eden birisi olarak, onun gibi bir başkana sahip olduğumuz için şanslı olduğumuzu söylemek istiyorum. Kendisi, bankacılık ile ilgilenen çoğu adayın idolü durumunda bir insan. Halk Bankası müdürlüğünü genç yaşında başarıyla yapmış mütevazi, her zaman pozitif düşünen, ağzından hayır lafı çıkmayan, işbilen ve hızına yetişilemeyen üretken insan Tevfik Bilgin… Türkiye’de ki her banka kontrolünde. Her dönem bankaların aktiflerini ve kredilerini denetleme yükümlülüğü kendisinde. Buna rağmen hızını kaybetmeyen ve vizyonunu sürekli geliştirerek sistemi korumaya çalışan başarılı başkana teşekkürü kendi adıma borç biliyorum.
2006 yılında Basel - 1 kriterine göre yüzde 8 olan sermaye rasyosuna sadık kalan ancak piyasalarda yaşanacak dalgalanmalara hazırlıklı olunması için rasyo oran hedefini yüzde 12 ‘ ye taşıyan başkan, sermayesi yüzde 12′nin altında olan bankalara ceza getirmesede, o bankaların şube açmasına ve büyümesine izin verilmeyeceğini belirtmişti. O dönemde Garanti Bankası, Yapi Kredi Bankası ve Denizbank bu sınırda olan bankalardı. Bu bankaların da riskli akfiflerine karşı arttırılan sermaye oranları ile beraber güçlenmesine olanak sağlayan grup, Türk bankalarının talep görmesinde fayda sağlamıştır.
Geleceği görebilen güçlü vizyonlu başkan, Türk bankacılık sistemini Basel - 1 kriterine göre hareket ettirip, başı boş bırakmadan sürekli denetlemiş ve bu krizin olabileceğini öngörerek sistemi sağlıklı kılmıştır. Bu dönemde Türk bankalarının sermaye rasyoları yüzde 13 ‘ lerin üstünde olduğu ve riskli ( toksik ) kağıtlarda işlemlerinin olmadığı düşünülürse, sayın başkana nasıl teşekkür etmemiz gerektiğini anlayabiliriz.
Şimdi dünyada böyle bir kurumun kurulması için çalışmalar başlayacak. Eski FED başkanı Greenspan ‘in bankalara güvenmekle hata ettim sözünün ardından, böyle bir kurumun kurulacağı iyice belli oldu. Şuan dünyada böylesine güçlü bir kurumun bulunduğu tek ülke Türkiye. Dünya bu uygulamayı başlatırken, bu kurumun başkanı Tevfik Bilgin’den faydalanabilir. Sayın başkan dünyaya bu uygulamayı öğretirken bu işlerin yapmacık olarak değil iş prensibi ile yapılacağını gösterebilir.
27 Ekim 2008

Dinçer bu bilgilendirici yazın için sağol. Tevfik Bilgin’i tanımıyordum. Herhangi bir üst kurum (YÖK, RTÜK vb.) beni her zaman şüphelendirir, ancak kontrollü serbset pazar sistemine geçilecek gibi görünen şu günlerde BDDK bana mantıklı geldi.
Devlete bağlı her kurum suphe uyandiriyor. Ancak MB ve BDDK gibi ozerk kurumlar guclu baskanlarla yonetilmeli.MB baskani da hukumetin adamı olarak adlandirildi ancak eminim basbakan atadigina pisman.Oldukca guclu ve dogru adimlar atarak bildigi yolda ilerliyor.BDDK baskani da guclu durusu nedeniyle elestiriliyor.Nabza sore serbeti seven ulke icin sakat baskanlar bunlar.