Piyasalar günlerdir yapmak istediği ancak başaramadığı ralliyi, Amerika başkanlık seçimi zamanına denk getirdi. Bahane arayan ancak bunu dahi bulacak gücü olmayan piyasalar için ışık sandıkta görüldü. Bush yönetimi ile arası hiç iyi olmayan Wall Street, Obama’nın gelişini değil, Bush’un gidişini kutladı. Bu iyimser hava tüm dünya piyasalarında koordineli bir rallinin yaşanmasına neden oldu.
Bu havanın uzun soluklu olamayacağını düşünüyorum. Ancak takip ettiğim göstergelerden olumlu sinyallerde alıyorum. Fakat göstergeler yalnızca piyasaların havasını yansıtmakta yeterli oluyor. Yani göstergelere bakıpta, krizin etkilerini kaybediyoruz diyemiyorum. Kriz etkileri için para - sermaye piyasaları göstergelerinden ziyade makroekonomik verilere bakmamız gerekiyor. Bu verilerde, ekonomik sıkıntının asla geçmediğini gösteriyor. Özellikle Amerika’dan gelen son imalat verileri herşeyi özetler nitelikte oldu. Üretim oldukça yavaş, talep ise durma noktasında. Bunların sonucunda, göstergeler her ne kadar düzelir gibi olursa olsun, iyi şeyler söylemek mümkün değil. Bu yükselişi açıklamak için ise tek bir cümle yeterli ; piyasalar sürekli düşerek yaşayamaz.
Küresel piyasalar ve özellike Amerikan piyasalarına ilişkin yorumlarıma buradan ulaşabilirsiniz. Şimdi ülkemiz ve yatırımcılar için birkaç düşüncemi aktarayım.
Herşeyden önce, hisse senetleri ile ilgili olarak teknik analiz detaylarına pek inanılmayacak bir dönemdeyiz. Hisseler o kadar teknik dışı hareket ediyor ki, teknik detayına bakmak sağlıklı sonuç vermeyecektir. Hisseler için yapılan al-sat-tut tavsiyelerine inanılarak yapılacak yatırımlar oldukça riskli olacaktır. Yatırımcılara ilk ciddi uyarım bu yönde olabilir. Herkesin sorduğu ancak benim anlamadığım bir nokta ise ‘ dip ‘ noktası. Piyasa dibini buldu mu ? Krizde dip görüldü mü ? Bu sorulara gülüyorum. Dip dediğiniz nedir acaba diye ben soru yöneltiyorum. Borsada dip ‘ 0 ‘ noktasıdır. Piyasalarda kriz döneminde dibin oluştuğunu söyleyeni kutlamak gerekir. Şurası piyasanın dibidir diyen kişiyede ne kadar inanılır bilemiyorum. Eskiden borsa endeksini şu kadar cent diye tabir ederdik. Son dönemlerde 1$ olabilir mi acaba diye konuştuk. Olabilir elbette. Piyasanın gideceği yer şuan bulunduğumuz 28.500 seviyesinin altında her noktadır. O yüzden dibi var mı ve burası dibi mi sorularına itibar etmek yanlış olacaktır.
Yalnız önemli nokta burada başlıyor. Hisseler, eğer şirket batmayacaksa o seviyelere göre kendilerini toplayabilir. Özellikle İMKB-30 hisseleri, endekse paralel hareket edip, yükselişlerde toparlanma ve düşüşlerde geri çekilme yaşayarak denge sağlıyorlar. Kısa süreli al-sat yapma imkanı olabilen kişiler için bu endeks hisseleri makul olabilir.
Bir de çoğu hisseler nominal değerin altında işlem görüyor. Bu şirketler eğer batmayacaksa, hisseleri illa ki nominal değerin üzerine çıkacaktır. Yani uygun fiyatlardan, eğer şirketin mali yapısını iyi incelediyseniz, o hisselere yapacağınız yatırım uzun dönemde mutlaka kazandıracaktır. Çünkü güçlü şirketlerin hisseleri nominal değerlerine mutlaka çıkacaktır. Hisse almak isteyen yatırımcılar buna da dikkat edebilirler. Kısa ve uzun vade yatırım planı yaparken bu iki husus önemli. Ancak bunlardan daha önemli olan nokta, yatırım yapacakları miktar ile portföy oranı arasındaki optimizasyon. Yıllardır bu işi kolay sanan küçük yatırımcı, bu krizden ders alıp, destek alma yoluna gidebilir.
Riskin maksimum seviyede olduğu ve krizin tüm sıcaklığı ile devam ettiği bu günlerde, pastırma yazına kanıp, açılıp saçılırsanız iyileşmesi zor hastalıklara yakalanabilirsiniz ! Bu yüzden oldukça dikkatli olunmalı.
5 Kasım 2008
