Main image
6th Kasım
2008
written by Dincer

Amerikada, başkanlık seçimi ile birgün süreyle gölgede kalan konular yine gündeme geldi. Amerikan ekonomisindeki sıkıntılarla başa çıkmak zorunda kalmayı göze alan yeni başkan Obama’yı çok zor günler bekliyor. Acilen uygulamaya koyacağı politikaları, yeni atayacağı ekonomi kurmayları ile belirlemesi gerekli Obama’nın önünde ciddi bir soru var. Acaba ekonomi resesyona mı yoksa depresyona mı girecek ?

Evet…Aslında izleyebileceğiniz bütün ekonomi kanallarında ve sitelerinde aynı haber yer alır. Piyasalar düşmeye başlayınca, derhal aynı bahane gösterilir. Fakat piyasanın asıl korkusu bence resesyon değil. Çünkü Amerikan ekonomisi resesyona girmeyi çok güçlü yüzdelerle garantiledi. Bundan önceki yazılarımda bahsettiiğim gibi, Amerika tüketim harcamaları ile büyüyen bir ülke. 3. çeyrek büyüme verisinde bahsettiğim gibi, tüketim harcamalarının son yıllardaki en büyük düşüşü göstermesi, ülke ekonomisinin küçüldüğünün kanıtı idi. Eylül ayına ait kişisel tüketim harcamalarının %3.9 azaldığının açıklanması ile beraber, son çeyreğe ilişkin umutlar azaldı. Bununla beraber imalat sanayinde büyük düşüşün yaşandığı verisi ile beraber zaten üretime dayalı büyümesi az olan Amerika’nın iyice yavaşladığını düşünebiliriz. İşsizlik maaşı başvurularının beklentilerin çok üzerinde gerçekleşmesi ile, yarın açıklanacak tarım dışı istihdam verisinin kötü geleceğinin sinyalini de aldık.

Bu gelişmelerin ışığında esas beklenen resesyona girilip girilmeyeceği değil bana göre. Çünkü Amerika’nın resesyona gireceği aşikar. Yani iki çeyrek üst üste ekonomisinin negatif büyüme göstereceği ortada. 3.çeyrek %0.3 oranında daralan ekonomi, son çeyrekte bu orandan biraz daha fazla küçülme gösterecek gibi duruyor.

İşte burada Obama’nın derhal müdahele etmesi gereken döneme giriyoruz. Ekonominin iki çeyrekte küçüleceğini artık kabullenip, alınacak tedbirlerin, bu küçülme hareketinin diğer çeyreklere sıçramasını engelleyecek şekilde olması gerekiyor. Yani 2009 yılının ilk çeyreğinde eğer alınan tedbirler başarı göstermezse ve Amerikan ekonomisi o çeyrekte daralırsa bunun adı resesyondan çıkar. Uzun süredir Japonya’nın başına bela olan büyüyememe sorunu baş gösterir. Bu durum çok riskli ve zaten bozuk olan güven açısından kalkışı olmayan bir oturuş olur.

Bunun için Obama’nın gelecek 6 aylık dönemde ekonomideki büyümeyi durduğu yerden devam edecek programlar uygulaması gerekir. Ki duyduğum ilk icraat, vergiler üzerinde olacak gibi. Gelirine göre halktan aldığı vergiyi düşürecek. Bu sayede vergi vermek yerine halk o parayı tüketimde kullanacak. Mı acaba diyorum ? Çünkü halk eline geçen parayı harcamak istemeyebilir. Güvenin sarsıldığı ve ekonomide sıkıntıların gün ışığına çıktığı bu dönemde, halk elinde daha çok para tutmak isteyecektir. Obama’nın asıl işi, halkın tasarrufa normalden daha fazla para ayırmasını engelleyecek çözümler bulmaktır. Büyüme üzerinde faiz oranlarını düşürmekle çare bulamayacağını biliyorlar. Hatta Amerika bir süredir negatif reel faiz veriyor. Ancak yatırımların ve büyümenin bu faiz oranlarıyla çok ciddi korelasyonu yok. O da demek oluyor ki, faiz kozu sadece piyasaları rahatlatmak için yeterli oluyor.

Amerikan ekonomisi nasıl kurtulacak sorusunun cevabı yeni başkanda gizli. Bunun için çok ciddi çalışmalar yapacağını düşünüyorum. Ancak bir an önce harekete geçilmezse, Amerikan ekonomisinin depresyona girme ihtimalinin bulunduğunu söylemek istiyorum. Zaten ülke büyük açık ve borçlanma altına girmiş bulunmakta. Bir de büyüme için vergi gelirlerini aza indirecekler. Açıklarını kapatma noktasına geri vites yapacaklar. Üretimi arttırmak gereklilikleri tabi ki var ancak benim kişisel görüşüm, ilk hedeflerinin halkı tasarruftan uzaklaştırmaları gerekliliği. Yani uygulanacak tedbirlerin başında, halkı tüketime döndürecek planlar olmalı. Hele bir de işsizliğin son yıllarda görülmemiş şekilde artacağını düşünürsek, tüketime bir darbe de oradan gelecek. Bu da demek oluyor ki Obama işsizlik maaşına da düzenlemeler getirebilir. Halkın tasarruflarını ne kadar minimize etmeyi başarırsa, büyümeyi o kadar maksimize edebilir.

Amerika’da tüketimin düştüğünün en büyük göstergelerinden biri Çin…Çin ekonomisi son çeyrekte % 9 oranında büyüdü. Çin’in büyüyor dememiz için % 8′lik sınırın üstünde olması gerekiyor. Yani bizim için % 0 demek Çin için % 8… Çin ekonomisinde son 5 yılın en düşük büyümesi gerçekleşti. Amerika’nın dünyaya sunduğu ve birçok ülkede ki sanayi kollarının iflasına neden olan Çin ekonomisi, başardığı gereksiz büyümeye darbe vurdu. En büyük ihracatçısı Amerika’da tüketim azalınca büyümesi ihracata dayalı olan ülkede de büyüme yavaşladı. Sanırım bu da küreselleşmenin boyutunu anlamanıza yardımcı olacak basit bir anektod olmuştur.

Amerika, Bush yönetimiyle ile iyice zayıflayan ekonomisini düzeltebilecek mi göreceğiz. Dahi başkan Obama yeni bir Roosevelt olacak mı merakla bekliyorum. Biri 1929 buhranında göreve geldi diğeri de günümüz buhranında. Ancak günümüzde küreselleşmenin etkisi çok fazla. Ve son olarak bahsetmek istemediğim, korktuğum diyeyim, birşeyin olmaması için dua ederek bitireyim. Bu dönemde bir de emtia fiyatlarında yeni bir artış meydana gelir ve enflasyon kabusu geri dönerse işler çok daha zorlaşır. Çünkü bu büyüme odaklı önlemlerde enflasyonun etkisinin zayıfladığı öngörülüyor. Eğer enflasyon yükselmeye başlarsa işler içinden çıkılamaz hal alır. Bu da demek oluyor ki önümüzde göreceğimiz birşey daha var. O da Obama’nın şansının yanında olup olmadığı…

6 Kasım 2008

Leave a Reply