Mustafa filmi üzerine yazı yazmak için uzun süre bekledim. Konuşmaları dinlemek, eleştirileri okumak ve yorumları almak için. Ancak bu kadar üzerine gidilip eleştirileceğini düşünmüyordum. Bu konu, kadın programlarına kadar gelince ( aşağılamak için söylemiyorum ) artık yazma zamanı geldi diye düşündüm. Eleştirilen noktalardan aldığım notlar üzerine 3 basit soru hazırladım. Şimdi affınıza sığınarak kendi görüşlerimi belirtmek istiyorum.
* Atatürk diktatör mü ?
Atatürk çok büyük bir devrimci. Devrimi, Toktamış Ateş hocam şu şekilde tanımlardı ; “Bir toplumdaki siyasal, ekonomik yararlanma olanaklarının, toplumun geniş kesimleri lehine hızla değişmesi”. Bunun siyasal alanda “katılım”ın artması, ekonomik alanda “paylaşım”ın dengelenmesi ve vatandaşlara her alanda “fırsat eşitliği”nin tanınması olarak yorumlardı.
Atatürk bir devrimcidir. Şeyh-ül İslam’ın egemen olduğu bir ortama, medeni bir çizgiyi getirmeye çalışan, saltanat rejimini kaldırıp yerine cumhuriyet rejimini kurmak isteyen bir insandır. Bunu yaparken, kendisine inanan kişilerin çok az olduğunu söylememe gerek var mı bilmiyorum. Halkın cemaat liderlerine inandığı bir ortamda, cemaat liderlerinin Allah tarafından gönderildiğine inandırılan bir halkın görüşünü değiştirmeye çalışan bir liderdir. Bunu yaparken, elbette dikta rejimine benzer bir uygulama yapmak zorundadır. Çünkü halkın büyük çoğunluğu tarafından egemen olan görüşü yıkmak için bunu yapması gereklidir. Atatürk, meclisi kurduğu zaman, karşısına rakip olarak gelen kişilerin demokrasi adına gelmediklerini bildiği ve gerici görüşü savunup, halkı cumhuriyet rejimine karşı kışkırtacaklarını bildiği için buna izin vermemiştir. Aynen en yakın arkadaşının bu ayaklanmalar içinde olduğunu öğrenince, onu yargılamaktan çekinmediği gibi… Devrimler bazen kanlı çatışmalara da neden olabilir. Atatürk ‘ nün yaptığı da aynen böyle bir devrim işte. Üç-beş kişinin dini kullanarak, saltanat adı altında halkı kandırıp yönetmesine engel olup, Türk halkının Cumhuriyet rejimine geçmesi…Halkın batılı uygulamaları örnek almaları ve kültürlerini geliştirmeleri…Kadınların bu rejime dahil edilmeleri…Bunlar gibi sayabileceğimiz onlarca inkilabı hayata geçirmek için yaptığı şeyin adı ‘ devrimdir.’ Bunu yaparken, gerici halka, isyan çıkartan dindarlara karşı uygulamak zorunda olduğu politika, dikta politikasıdır. Yalnız onu yapmasının nedeni, halkın Cumhuriyet rejimine inanmasını sağlamaktır.
Eğer Atatürk bir diktatör olsaydı, kendisine ‘ Baş Komutanlık ve Mareşallik ‘ rütbesi verildiği zaman halkı istediği gibi yönetirdi. Demokrasiyi bu ülkeye getirmek için uğraşmazdı. Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir sözünü söylemeyip hakimiyeti eline alırdı. İşte Atatürk bu derece halkı için hizmet eden bir liderdir. Ona diktatör demeye cüret etmek bilgisizlikten öteye gitmez bence.
Filmde de Atatürk’ün diktatör özelliğini gösteriyor gibi bir eleştiri getirmekte düşünceden yoksun olmanın ürünüdür gibi geliyor.
* Atatürk dinsiz mi ?
Bu eleştiriyi getiren kesime çok şaşırdım öncelikle. Atatürk’ün dinsiz olabileceğini düşünecek tek kesim olmalı. Onlarda düşündükleri için değil, kandırmacalarına engel olacağı için düşünecek kesim…
Atatürk’ün çok önemli bir cümlesi, filmde aynen geçiyor. ” Biz ilhamlarımızı gökten gayipten değil, hayattan alıyoruz. ” Burada da demek istediği, biz Allah’ın gönderdiği elçiler değil, yarattığı kullarız. Yaratılışımız ve gücümüz Allah’tan geliyor ancak ilhamlarımızı yaşayarak öğrendiğimiz gelişmelerden alıyoruz.
Dinsiz mi söylemlerine neden olan sözün aslı bu değil midir ? Saltanat rejiminde, Şeyh-ül İslam inanışında, cemaatlerin olması ve cemaat liderlerinin Allah tarafından gönderilen elçiler olduğuna inanılması gibi bir durum geçerli değil midir ? Halkta, o kişilerin dediklerine itaat etmezsek Allah tarafından cezalandırılacağız diye düşünüp kapanan kesim değil midir ?
İşte Atatürk’ün yaptığı, bu inanışı silmektir. Cumhuriyet rejimini getirirken, silmesi gereken inanış budur. Bunun dinsizlikle ne gibi bir alakası olabilir ? Meclisin açılışını perşembeden cumaya alması, açılışta hutbeler okutması, kurban kesmesi vb dini inanışların yerine getirilmesi esastır. Bunun dışında ki görüşlerin dinsizlikle alakası yoktur. Bunun amacı irticayı ve gericiliği ülkeden uzaklaştırmaktır.
Filmde de bu vurgu yapılıyor. Atatürk, Allah’ın yarattığı bir kuldur. Allah tarafından ülkemizi kurtarmak için gönderilen bir elçi değil. Ve Atatürk, gücünü Allah’tan alıp ilhamlarını vizyonundan alan büyük bir liderdir.
* Atatürk zevk ve kadın düşkünü mü ?
Filmin en çok eleştirilen noktalarından bir tanesi olsa da, ben hala anlayamadım. Filmin yüzde 90′u tarihi anlatım ile geçerken, çok az kısmında kadınlar yer alıyor. Eğlence ise artık adı eğlenmekten çıkmış olan yemek masalarında sabahlamalardan esinlenerek kalıyor.
Filmin başında Mustafa’nın büyük şehre gelişi, kendini öğrenmesi ve erkekliği tatması duyguları anlatılıyor. Hangi erkek bu evreleri geçirmez ? Bırakın o devirleri, bu çağda bile küçük şehirden büyük şehre üniversite okumaya giden gençler, o akıma kapılmaz mı ? Bunun çağla ilgisi yoktur. Bunun tamamen insanlıkla alakası vardır. Aynı Ata’mızın insan olduğu gerçeği gibi.
Zaten o ilk yıldan sonra sadece amacı uğruna yaşayan, hayatını kitaplarla geçirmeye başlayan daha sonra ise ülkesi için en zor şartlarda savaşlara katılarak geçiren bir adamdan bahsediliyor. Hayatının hangi bölümüne bir kadını sokabilecek ki zevk düşkünü damgasını alabilsin ?
Hangi erkek bir kadınsız yaşayabilir acaba ? Günümüzde hangi erkek sadece amacı ve hayali uğruna, bu hayalin kendi çıkarıyla ilgisi olmadan, yıllarını oldukça zor şartlar altında çalışarak geçirebilir ? Filmde uzun uzun anlatılan, gösterilen zor şartlarda yaşayan bir adamdan bahsediliyor. 18 yaşından 45 yaşına kadar yerleşik bir evi olmayan, sürekli çalışarak ve savaşarak yaşayan bir adamdan bahsediliyor. Allah aşkına bu insanın eğlenmeye ve hayatın tadını en iyi yansıtan kadınlara ihtiyacı olmaz mı ?
Ki bir lider ince ruhlu olmalıdır. Atatürk’ün yazdığı mektuplardan anladığımız üzere, ruhu ne kadar ince ve hassas. Kelimelerinde kadın ruhundan anlayan bir hava var. Savaşçı ve hırslı bir adam, bir yandan da hassas ve duyarlı bir insan. İşte bu lider bizim önderimiz. İşte o insan bizim Ata’mız.
Son dönemlerini anlatan bölüm biraz uzatılmış deniyor. Orada da anlatılmak istenen birşey var. Yıllarca yalnız kalmş ve sadece halkı için yaşamış bir insanın depresyon hali. Halkın sıkıntılarını dinleyip, dertlerle boğuşan bir insanın yalnız hali. Kendisine arkadaşlığı içki şişelerinden çıkarmış bir insan. Ona eğlence demek imkansız. Dertlerin muhabbeti belki de. Yorgunluğu sıkıntıları ile birleşince son dönemlerde iyice bunalmış bir kişi.
Elinden sigarası düşmüyor diye eleştiren kesim ise önce 14-15 yaşında özenerek sigara içmeye başlayan çocukları düşünsün bence. Atatürk’ün bazı özelliklerini göstermeyelim diye uğraşacaklarına, Atatürk’ün emanet ettiği vatanı koruyacak gençlerin ne yolda olduğunu eleştirsinler önce.
Bunların gösterilmesinden rahatsız olmuşlar. Çünkü o insanüstü bir varlık! Bırakın gözümüzde sıkıntısı olmayan bir insan olarak yaşasın diye düşünüyorlar belki. Ancak onun insan olduğunu hatırlatan bu film için ben teşekkür ediyorum. Tekrarlıyorum ; Ata’mız bize Allah tarafından gönderilmiş elçi değil, Allah tarafından benim-sizin gibi yaratılmış bir insan. Tek farkı, ülkesi için zekası ve geniş vizyonu ile yılmadan çalışmış büyük bir devrimci lider olması.
Eleştirilerden belli noktaları kendimce toparlayıp yorumladım. En çok ilgimi çeken nokta, eleştirilerin geldiği kesimin yine aydın görüşlü kişiler olması. Bu beni iyice sıkıntıya soktu. Onlar halen daha aynı çizgide yürüyor. Ve o çizgi, ülkemizi karanlığa götürmeye devam edecek.
Son paragrafta Bekir Coşkun’u anmak istiyorum. Bir programa canlı telefon bağlantısı ile katılan Can Dündar, aynı grupta çalıştığı Bekir Abi’sinin eleştirilerine çok şaşırarak, bir soru sormuştu. ‘ Bekir Abi filmi izlediniz mi ‘ diye. Bekir Coşkun’un verdiği yanıt ise ; ‘ Hayır izlemedim. Çok güvendiğim yakın dostum anlattı. ‘… Fazla söze gerek var mı ?
11 Kasım 2008

Dinçercim kalemine sağlık benim hatta birçok kişinin düşündüğü ayrıntıları çok güzel dile getirmişsin harika bir yazı olmuş bugün Can Dündar’ada mail atıp seni okumasını tavsiye ettim.Bazı yazıların benim ilgi alanımın dışında ama diğer yazılarını zevkle okudum.Başarılar
İlgili belgeseli izleyenler aslında bu soruların cevaplarını belgeselin içinde rahatlıkla bulabilirler ama kimsenin işine gelmiyor sanırım. Görmek istedikleri, anlamak istedikleri gibi izlediklerinden olsa gerek.