Main image
16th Kasım
2008
written by Dincer

Herşey dahil lüks hotellere gittiğiniz zaman açık büfeden sınırsız yiyecek alanlardan mısınız ? Ben hiçbir zaman öyle olmadım ve olmayı da düşünmüyorum. Yiyebildiğim kadar yiyeyim düşüncesinden ziyade ne yemeliyim düşüncesi içerisinde olurum. Çünkü hangi yiyeceğin bana en uygun faydayı bilecek olan yine benim. Çünkü biliyorum ki herşeye birden sahip olamam. Mutlaka bir seçim yapmalıyım ve bu yaptığım seçim benim için en optimum seçim olsun.

İş hayatında da bunun böyle olduğunu düşünüyorum. Herkes bir iş ve proje kapma yarışına devam ediyor. Ne kadar çok proje alırsam o kadar başarılı olurum prensibini benimsiyor. Ancak bu yarış içerisinde, projenin önemini ve büyüklüğünü düşünmüyor. Küçük parçalarla büyüğü yaratabiliriz fikrine inanıyorum ama bu konuda geçerli olduğunu düşünmüyorum. Çünkü size tam uygun olmayan proje veya iş fikri ile ilgilenirken, sizin için daha faydalı olabilecek bir projeyi kaçırma riski taşıyor olursunuz. Günümüz eğer farklılık ve en önemlisi verimlilik çağı ise, her projeye atlamak insanlara başarı kazandırmaz diye düşünüyorum. Verimlilik, karlılığı ve kredibiliteyi arttıracak bir durumdur. Çünkü verimli projeler maddi ve manevi çok fazla değer kazandırır. Yüzlerce proje içerisinden onlarcası iyiyken, bir tanesi sizin için mükemmel olabilir. Ve o mükemmel proje, diğerleri ile uğraşırken kaçırdığınız proje olur genellikle.

Bir şirketin, birçok ihaleye katıldığını düşünelim. Düşünceleri genelde ne olur ? Girdiğim 10 ihaleden 1′ini kazansam benim için kar.(!) Evet, Türkiye’de büyük sermayeli bazı şirketlerin düşüncesi bu. Hatta milyar dolarlık ciroya ulaşan bir şirketin yönetim kurulu başkanı, bu düşünceyi aynen teyit eder konuşma yapmıştı. Biz ihaleler ile yaşıyoruz ve bizim yatırım yapmamız için ihale kazanmamız gerekiyor. Bu yüzden, açılan, bizim iş kolumuza uygun, her ihaleye gireriz. Alabildiklerimiz ise kazancımız olur.

Sizce bu görüş mantıklı mı ? Açılan her ihaleye gireceğim, yani bir olta sallayacağım. Yalnız bazı ihalelerde daha istekli olacağım ve oltanın misinasına koyacağım yem daha fazla olacak. Peki adama sormazlar mı, sen hangi balığı yemeyi istediğini bilecek kadar zeki değil misin diye ?

16 Kasım 2008

2 Yorum

  1. 16/11/2008

    Bu sorunlar sadece büyük şirketlerde değil ufak şirketlerde de yaşanıyor. Kendi şirketimizden örnek vermek gerekirse. Bizim şirketi kurma amacımız müşterilerimize yazılım hizmeti sunarak gelir elde edip ayakta kalmak ve arttırdığımız zamanlarda ise kendi projelerimize odaklanmaktı. Üzerinden bir yıl geçti. Ve şu anda aslında kendi projelerimize vakit ayıramayacak pozisyona geldiğimizi ve bir çok işi verimli yada değil kabul ettiğimizi farkettik. Daha fazla büyüyememiz için eleman alıp çalıştırmamız gerekiyorduki buda büyük bir riskti bizim için. İşi öğretme ve çalışanlarla ilgilenmeye harcanacak zamanda projeleri tamamlayabileceğimizi biliyorduk. İlk çıkış noktamızda zaten iş gücü üzerinden (insan kaynağı sayısı) para kazanma misyonumuz yoktu. Asıl kazancımızı kendimize ait olan projelerden yapacağımıza inanmıştık. Ve bu noktada bir karar verdik. Artık sadece çok karlı projeleri alacağız ve bu kazanımlarla ayakta kalacağız. Ve aylık olarak belli bir günün üzerinde bizi meşgul edecek işleri almayacağız. Bu sayade daha rahat bir şekilde kendi projelerimize zaman ayırabileceğiz.
    Belirttiğin gibi şirketlerin kendileri için en verimli olacak alanlara odaklanması gerekmektedir.

  2. Dincer
    16/11/2008

    Yeni dönemde umarım senin şirketin gibi diğer şirketler de verimlilik prensibini göz önüne alıp, gelişme yolunda güçlü adımlar atarlar.

Leave a Reply