Main image
20th Kasım
2008
written by Dincer

Yaklaşık bir ay önce şu yazımda açmıştım IMF perdesini. Şimdi tekrarlamak istiyorum ki IMF öcü değil. Yani korkulacak birşey değil. Kendisi yıllardır çarşafa girmiş Baykal ‘ın ağzına muhalefet olacak kadar basit birşey de değil. Muhtaç olmasak daha iyi elbette ama biz alışmışız bir kere onlarla çalışmaya. Çifte standart uyguladıklarını kabul etmekle beraber bu dönemde IMF ‘ye ihtiyacımız olduğunu vurgulamıştım. Gelen haberlere göre anlaşma yoldaymış. Şimdi bu anlaşmayı ekonomik olarak değerlendirmek istiyorum önce.

IMF’ den alınacak kredinin 20-40 mLr $ arası olacağı söyleniyor. Başbakanın pek haberi yok herhalde ne kadar alınacağından. Çünkü ekonomi bakanı yalanladı o rakamı. Benim için önemli olan rakam değil. Ha 10 ha 20 çok farketmez. Önemli olan bu parayı nasıl kullanacağımız. Üç tane şık var bana göre.

1. İhtiyati stand-by ile parayı IMF’den kredi olarak çekebiliriz. Yani paranın tamamını alamayız. İhtiyacımız olduğu kadar ara ara çekme imkanı tanınabilir. Ki bu çok büyük bir anlaşma olmaz. Zaten bizim rezervlerimiz sağlam. Merkez Bankası’nın paraya ihtiyacı yok. Biz bu durumda IMF’ den nasıl alacağız o parayı ? Yani nasıl bir bahane göstereceğiz ? Ben o parayı alacağım ve senin yıllardır düzeltmeye çalıştığın mali disiplinden çıkıp, para politikasını genişletmek için kullanacağım mı diyeceğiz ? Bunun anlamı harcamaları arttırıcı, piyasaya likidite sürmek için yapılacak, enflasyonu tehdit edecek bir uygulama demektir. Kriz döneminde duran talep ve halkın fiyatlar genel seviyesinde düşüş beklediğini göz önüne alırsak, enflasyonist baskının çok olmayacağını düşünebiliriz. Yani harcamaları arttırıcı politika izlenebilir. Çünkü büyüme önemli bir kalem ve üretime dayalı büyüyemediğimiz için tüketimle ayakta kalmamız gerekiyor. Fakat IMF daha oturmayan mali disiplini bozacak bir kredi verir mi, bu amaçla parayı kullandırır mı bunu bilmiyorum.

2. Paranın tamamını direkt olarak verme yolu olabilir. Ancak burada şart getirebilir. Merkez Bankası rezervlerini koruma amaçlı ve eğer kötü bir durum ortaya çıkıp, MB rezerv kullanmak zorunda kalırsa, güven amaçlı para olarak verebilir. Bu ne işimize yarar ? Ülkenin rezerv kaybına bağlı olarak yaşayabileceği krizi engeller. Yani tamamen koruma amaçlı. Çok büyük etkisi olur mu ? Ekonomi için sadece krizi önler. Büyüme üzerinde etkisi sıfır olur.

3. Parayı nakit olarak verir ve kullanma yollarına karışmaz. Bu ihtimal içlerinde çok düşük olasılığa sahip ihtimal. Yani 20 mLr $ kredi verecek ve nerede kullanacağımıza karışmayacak. Böylece harcamaları arttıracağız ve büyüme odaklı kullanacağız. Ayrıca ekonomiye para enjekte edileceği için yatırımlarda güven oluşacak. Mevcut paradan feyz alan bankalar kredi kanallarını daha rahat genişletebiliecek. Ekonomiye olumlu etkil yapacak fakat mali disiplin iyi yönetilmediği takdirde enflasyon ve bütçe açığı gibi sorunlar boy gösterebilir. IMF’in yıllardır beraber çalıştığı bir ülkenin mali disiplininden fedakarlık etmesini isteyeceğini düşünmüyorum.

Bana en mantıklısı ihtiyati olmayan tam stand-by anlaşması olarak geliyor. Yani bizim zaten rezervimiz sağlam madem bendeki sorunları çözmeyecek, IMF’i bir daha ülkeye sokmayayım. Sokacaksam eğer bunun hakkını vermesi lazım. Tam stand-by anlaşması ile parayı nakit olarak alma imkanımız sağlanmalı. Tabi ki stand-by anlaşması çerçevesinde uygulanmak istenilen politikalar dikkatli konulmalı. Büyüme üzerine etkili olabilecek bir rakamın enjekte olunması sağlanmalı. Kalan oran ise rezerv ve güven sağlayıcı olarak kullanılabilir. Mali disiplinden ödün vermek riskli. Çünkü ülkemiz bu konuda sabıkalı. Şuan bir çok gelişmiş Avrupa ülkesine göre bütçe açığımız az olsada bunu korumamız şart. Bu anlaşmayı yerel seçim sonrasına bırakmak istemenin nedeni olan bütçe açığı iyi analiz edilmeli.

Ekonomi açısından IMF anlaşmasının zorluklarını sıralamaya çalıştım. Piyasalar için ise durum farklı. Bugün gelip diyorlar ki IMF anlaşması yolda. Ben yatırımcı olarak sorarım, nerede ? Yol nedir ne zaman gelir ? O yüzden bu bayat haber piyasaları canlandırmadı. Anlaşmanın içeriğine göre piyasanın tepkisi artar. Yukarıda saydığım 3 şıktan, 3. sü gerçekleşirse piyasa uzun soluklu olumlu tepki verir, 2. si gerçekleşirse sınırlı olumlu tepki verir , 1.si gerçekleşirse günlük olumlu tepki verir. Ralli havası kısa sürecek anlaşma olarak kalır.

Piyasalar güvenin yanında likit ister. Sözlere güvenilmez. Anlaşma haberi kısa süreli yükseliş yapar. Yatırımcı ayrıntıya bakar. Uzun vadeli getireceği şeyleri düşünür.

Yukarıda özet olarak bunlara değinmeye çalıştım.

20 Kasım 2008

Leave a Reply