Asiv ; Kasım, 2008

21st Kasım
2008
Yazar : Dincer

Piyasalar kendine geldi. Uzun bir aradan sonra yükselişe geçti. Türkiye’de banka mevduatlarına güvence haberi olumlu karşılandı.

Amerikan borsası ise yeni hazine bakanını beğendi. Piyasada ralli yaşandı. Haftayı olumlu kapatan endeksler, önümüzdeki hafta için umut oldu.

Gunun tum detaylarini yayinimda bulabilirsiniz.

 
icon for podpress  Standard Podcast [11:12m]: Play Now | Play in Popup | Download
20th Kasım
2008
Yazar : Dincer

Piyasalarda açığa satışlar hızlandı. Destek noktalarını çok rahat kıran endeksler dip yapıyor. Tarihi düşüşler hız kesmiyor.

Tüm dünyada ağır satış baskısı var. Nedeni ise resesyonun fiyatlandırılması ? Peki bu nerede duracak ?

Günün tüm detaylarını yayınımda bulabilirsiniz.

 
icon for podpress  Standard Podcast [10:25m]: Play Now | Play in Popup | Download
20th Kasım
2008
Yazar : Dincer

Yaklaşık bir ay önce şu yazımda açmıştım IMF perdesini. Şimdi tekrarlamak istiyorum ki IMF öcü değil. Yani korkulacak birşey değil. Kendisi yıllardır çarşafa girmiş Baykal ‘ın ağzına muhalefet olacak kadar basit birşey de değil. Muhtaç olmasak daha iyi elbette ama biz alışmışız bir kere onlarla çalışmaya. Çifte standart uyguladıklarını kabul etmekle beraber bu dönemde IMF ‘ye ihtiyacımız olduğunu vurgulamıştım. Gelen haberlere göre anlaşma yoldaymış. Şimdi bu anlaşmayı ekonomik olarak değerlendirmek istiyorum önce.

IMF’ den alınacak kredinin 20-40 mLr $ arası olacağı söyleniyor. Başbakanın pek haberi yok herhalde ne kadar alınacağından. Çünkü ekonomi bakanı yalanladı o rakamı. Benim için önemli olan rakam değil. Ha 10 ha 20 çok farketmez. Önemli olan bu parayı nasıl kullanacağımız. Üç tane şık var bana göre.

1. İhtiyati stand-by ile parayı IMF’den kredi olarak çekebiliriz. Yani paranın tamamını alamayız. İhtiyacımız olduğu kadar ara ara çekme imkanı tanınabilir. Ki bu çok büyük bir anlaşma olmaz. Zaten bizim rezervlerimiz sağlam. Merkez Bankası’nın paraya ihtiyacı yok. Biz bu durumda IMF’ den nasıl alacağız o parayı ? Yani nasıl bir bahane göstereceğiz ? Ben o parayı alacağım ve senin yıllardır düzeltmeye çalıştığın mali disiplinden çıkıp, para politikasını genişletmek için kullanacağım mı diyeceğiz ? Bunun anlamı harcamaları arttırıcı, piyasaya likidite sürmek için yapılacak, enflasyonu tehdit edecek bir uygulama demektir. Kriz döneminde duran talep ve halkın fiyatlar genel seviyesinde düşüş beklediğini göz önüne alırsak, enflasyonist baskının çok olmayacağını düşünebiliriz. Yani harcamaları arttırıcı politika izlenebilir. Çünkü büyüme önemli bir kalem ve üretime dayalı büyüyemediğimiz için tüketimle ayakta kalmamız gerekiyor. Fakat IMF daha oturmayan mali disiplini bozacak bir kredi verir mi, bu amaçla parayı kullandırır mı bunu bilmiyorum.

2. Paranın tamamını direkt olarak verme yolu olabilir. Ancak burada şart getirebilir. Merkez Bankası rezervlerini koruma amaçlı ve eğer kötü bir durum ortaya çıkıp, MB rezerv kullanmak zorunda kalırsa, güven amaçlı para olarak verebilir. Bu ne işimize yarar ? Ülkenin rezerv kaybına bağlı olarak yaşayabileceği krizi engeller. Yani tamamen koruma amaçlı. Çok büyük etkisi olur mu ? Ekonomi için sadece krizi önler. Büyüme üzerinde etkisi sıfır olur.

3. Parayı nakit olarak verir ve kullanma yollarına karışmaz. Bu ihtimal içlerinde çok düşük olasılığa sahip ihtimal. Yani 20 mLr $ kredi verecek ve nerede kullanacağımıza karışmayacak. Böylece harcamaları arttıracağız ve büyüme odaklı kullanacağız. Ayrıca ekonomiye para enjekte edileceği için yatırımlarda güven oluşacak. Mevcut paradan feyz alan bankalar kredi kanallarını daha rahat genişletebiliecek. Ekonomiye olumlu etkil yapacak fakat mali disiplin iyi yönetilmediği takdirde enflasyon ve bütçe açığı gibi sorunlar boy gösterebilir. IMF’in yıllardır beraber çalıştığı bir ülkenin mali disiplininden fedakarlık etmesini isteyeceğini düşünmüyorum.

Bana en mantıklısı ihtiyati olmayan tam stand-by anlaşması olarak geliyor. Yani bizim zaten rezervimiz sağlam madem bendeki sorunları çözmeyecek, IMF’i bir daha ülkeye sokmayayım. Sokacaksam eğer bunun hakkını vermesi lazım. Tam stand-by anlaşması ile parayı nakit olarak alma imkanımız sağlanmalı. Tabi ki stand-by anlaşması çerçevesinde uygulanmak istenilen politikalar dikkatli konulmalı. Büyüme üzerine etkili olabilecek bir rakamın enjekte olunması sağlanmalı. Kalan oran ise rezerv ve güven sağlayıcı olarak kullanılabilir. Mali disiplinden ödün vermek riskli. Çünkü ülkemiz bu konuda sabıkalı. Şuan bir çok gelişmiş Avrupa ülkesine göre bütçe açığımız az olsada bunu korumamız şart. Bu anlaşmayı yerel seçim sonrasına bırakmak istemenin nedeni olan bütçe açığı iyi analiz edilmeli.

Ekonomi açısından IMF anlaşmasının zorluklarını sıralamaya çalıştım. Piyasalar için ise durum farklı. Bugün gelip diyorlar ki IMF anlaşması yolda. Ben yatırımcı olarak sorarım, nerede ? Yol nedir ne zaman gelir ? O yüzden bu bayat haber piyasaları canlandırmadı. Anlaşmanın içeriğine göre piyasanın tepkisi artar. Yukarıda saydığım 3 şıktan, 3. sü gerçekleşirse piyasa uzun soluklu olumlu tepki verir, 2. si gerçekleşirse sınırlı olumlu tepki verir , 1.si gerçekleşirse günlük olumlu tepki verir. Ralli havası kısa sürecek anlaşma olarak kalır.

Piyasalar güvenin yanında likit ister. Sözlere güvenilmez. Anlaşma haberi kısa süreli yükseliş yapar. Yatırımcı ayrıntıya bakar. Uzun vadeli getireceği şeyleri düşünür.

Yukarıda özet olarak bunlara değinmeye çalıştım.

20 Kasım 2008

19th Kasım
2008
Yazar : Dincer

Piyasaların ateşi dinmiyor. İMKB dün üzerinde durmayı başardığı 23 bin bandını bugün çok rahat kırdı. Yabancı fonların çıkışı ile beraber endeks 2005′den bu yana en düşük seviyesine geriledi. Borsada kayıplar arttı.

Dünyada deflasyon korkusu başladı. Amerikan borsaları %6′ya varan kayıplar yaşadı. Kriz, reel sektöre etki beklentisini gösteriyor ve piyasada fiyatlanıyor. Bu düşüşün nerede duracağını kestirmek güç. Hesap kapatan hedge fonlar dünyada satış baskını arttırıyor. Ve söylentiler iflasların gündemde olduğu.

Ayrıntılar için yayınımı dinleyebilirsiniz.

 
icon for podpress  Standard Podcast [12:19m]: Play Now | Play in Popup | Download
19th Kasım
2008
Yazar : Dincer

Bugün toplanan Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, beklenmedik bir şekilde faizlerde indirime gitti. Kurul, gecelik borçlanma faiz oranını yarım puan düşürerek yüzde 16.25’e çekerken, borç verme faiz oranını da 1 puanlık indirimle yüzde 18.75’e düşürdü. Kurul açıklamasında şunlara değindi ;

Uluslararası kredi piyasalarındaki ve küresel ekonomideki sorunların iç ve dış talebi uzunca bir müddet sınırlamaya devam edeceği ve bu nedenle döviz kurlarında gözlenen hareketlerin enflasyona olan etkisinin sınırlı kalacağı anlaşılmaktadır. Ayrıca, petrol ve diğer emtia fiyatlarında gözlenen sert düşüşler enflasyonu olumlu etkileyecektir. Bu çerçevede, enflasyondaki düşüşün önceki tahminlere göre daha hızlı olacağını öngören kurul, borçlanma faizlerinin 50 baz puan indirilmesine karar vermiştir. Buna ek olarak, kısa vadeli faizlerde oluşabilecek potansiyel oynaklığı azaltmak amacıyla borç alma ve borç verme faizleri arasındaki fark 50 baz puan daha daraltılmıştır.

Mevcut konjonktürde finansal sistemdeki akışkanlığın ve kredi piyasalarının etkin biçimde çalışmasının önemine dikkat çekmiş ve bu doğrultuda döviz likiditesi ile ilgili ek önlemlerin devreye sokulması konusunda mutabık kalmıştır. Merkez Bankası, fiyat istikrarını sağlama temel amacı ile çelişmemek kaydıyla, uluslararası piyasalardaki sorunların ekonomimiz üzerindeki etkilerini sınırlamak için üzerine düşeni yapmaya devam edecektir. Bundan sonraki politika kararları büyük ölçüde küresel piyasalardaki gelişmelere ve bunların yurt içine yansımalarına göre şekillenecektir.

Böyle bir faiz indirimini gerçekten beklemiyordum. Gerçi kimsenin beklentisi bu yönde olmadığı için sürpriz oldu. Peki bu faiz indirimi doğru mu ?

Bana göre doğrudan ziyade riskli ve radikal bir adım. Herşeyden önce faiz indirimi yatırımları tetikleyici bir etki yapmayacaktır. Yavaşlayan ekonomimiz nedeniyle faizlerde indirim yapıldığını düşünüyorsanız, bence bu düşünce çok doğru değil. Çünkü faizlerin tek başına yatırım üstünde doğrudan etkili olduğunu düşünmüyorum. Hele bu ülkemizde çok yaratıcı bir hamle değil. Bizim yatırımcımız zaten yüksek faizlere alışık, onlar için önemli olan vergi teşviği ve yatırımı kolaylaştıracak hamleler. Bu nedenle faiz indirimi onları pek bağlamaz. Hele böyle kritik bir ortamda, faizin indirimine bakarak yatırım yapacak değiller.

Peki yabancı açısından durum nasıl ? İşte risk burada. Çünkü yabancı yatırımcı ülkelere yüksek faiz nedeniyle geliyor. Yani döviz kuru düşük, faizi yüksek olan ülkelere sermaye girişi sağlıyorlar. Bizimde yabancı sermayeye ihtiyacımız olduğu için faiz oranlarını yüksek tutuyoruz. Bu dönemde yabancı sermayenin girişi iyice daraldı, bir de döviz kurları oldukça yüksek. Yani yabancı sermayedar eskisi gibi kar edemiyor. Faizleri düşürdüğümüz takdirde iştahlarını iyice azaltmış oluyoruz.

Şimdi enflasyon oranımız %11 civarı. Verilen faiz %16.25′e çekildi. Bize işleyen reel faiz ( enflasyondan arındırılmış faiz ) % 5 civarına denk geliyor. Yani enflasyon yüksek, faiz oranları azalıyor. Benim için reel anlamda faiz geliri azalmış oluyor. Ancak yabancı yatırımcı için reel faiz getirisi önemli değil. Çünkü onlar burada yaşamıyor-enflasyon ile ilgileri yok- bu nedenle aldıkları nominal ( şuan geçerli olan 16.25 değerindeki faiz ) faize bakıyorlar.  Ancak onların baktığı diğer gösterge, döviz kuru. Adam buraya 100 dolarla geldiği zaman, eline geçen faizde değerlendireceği TL daha yüksek oluyordu. Bu döviz kurlarında ise daha az TL eline geçecek ve üstüne faiz konup, daha sonra tekrar dolara çevirdiği zaman elde edeceği kar az olacak. Kısacası döviz kurlarındaki yükseliş ve faiz oranlarındaki düşüş onlarında işine gelmeyecek. ( Tabi kur artışı ve faiz indirimi arasındaki ilişki kar oranı üzerinde belrleyici. Elde ettikleri kar, kur artışına bağlı olarak yüksekte olabilir. )

Bu da demek oluyor ki bizim sermaye girişimiz bu dönemde faizlere çok bağlı değil. Yani yatırımcılar bu riskli dönemde sadece yüksek faiz veriyor diye bir ülkeye giriyor değiller. Güvenli liman olma yolu, faizden çok daha öte. Merkez Bankası bunu görmüş olacak ki, faiz indirimine gitti. Oldukça radikal ve güçlü bir kararla. Evet güçlü çünkü bu dönemde buna cesaret etmek önemli. Tartışılabilecek bir karar ama ben hak veriyorum. Çünkü bizim sermaye çekmek için yüksek faiz silahımızdan daha fazlasına ihtiyacımız var. Yıllardır bunu yapamamışssak bunun sorumlusu MB değildir.

Son olarak bence en önemli vurgudan bahsedeyim. Faizlerin yüksekliğinden şikayet ediyorduk. Merkez Bankası kriz döneminde fırsatı bu şekilde yaratmak istemiş gibi duruyor. Yani kurların artık eskisi gibi 1.15 seviyelerine inmesini istemiyor. Bence çok doğru yapıyor. Kurların 1.35-1.45 aralığında dengelenmesini istediği için, kriz dönemini bu açıdan fırsat bilip faizleri düşürüyor. Açık olarak yüksek faiz-düşük kur politikasını törpülemeye çalışıyor.

Ve ayrıca… Krizin kaynağı finansal sistem olduğu için, bankaların bilançoları çok önem kazanıyor. 2009 yılında, bankacılık sisteminin güçlü kalması ve bankaların karlarını muhafaza etmeleri için faiz indirimlerinin önemi var. Eğer bu indirimler sürmeye devam ederse, 2009 yılı banka karları için çok olumlu olacaktır. Merkez Bankasının bu noktayı da ihmal etmediğini düşünüyorum.

Bu faiz indirimi kararını ben böyle yorumluyorum. Eminim ki yarından itibaren çok eleştirilecekler. Ve herkes diyecek ki bizim gibi ülkenin böyle bir dönemde faiz indirmesi nasıl göze alınır. Eğer büyümek istiyorsan ve gelişmiş ülke olacağım diyorsan, düşük faiz verip, sermaye ihtiyacını ihracat ve doğrudan sermaye gelirleri ile karşılayıp, ihracata ve tüketime dayalı büyüme izleyeceksin. Bu krizi fırsata dönüştürmek sözü için ilk icraat olarak değerlendiriyorum bu faiz kararını.

19 Kasım 2008

18th Kasım
2008
Yazar : Dincer

Piyasalar güne dünden kalan satış baskısıyla başladı. Yılın en düşük seviyesini test eden İMKB, bu seviyelerden gelen tepki alımları ile günü 23 bin bandının üstünde tamamlamayı başardı.

Amerika’da ise 8200 kritik bandı test edildi ve piyasalar oradan tepki verdi.

Kısacası bugün borsaların önemli desteklerini test ettikleri bir gün yaşadık. Ayrıntıları yayınımda dinleyebilirsiniz.

 
icon for podpress  Standard Podcast [11:12m]: Play Now | Play in Popup | Download
18th Kasım
2008
Yazar : Dincer

TURKIYE’NIN SON EKONOMIK GOSTERGELERI

SECILMIS EKONOMIK GOSTERGELER                          DONEM    2007  2008
——   —– —-
GSYH SABIT FIY. ARTIS HIZI (%) )                                    2.CEYREK  4,1  /  1,9
KISI BASINA GSYH (USD) (2006-07) 12 AYLIK
——————————————————————————
TOPLAM SANAYI SEKTORU URETIM ARTISI (%)          EYLUL    2,5  /  -5,5
IMALAT SANAYI URETIM ENDEKSI DEGISIM ORANI    EYLUL    1,2   /  -4,3
IMALAT SANAYI KAPASITE KULLANIM ORANI (%)         EKIM       83,1   /  76,7
—————————————————————————–
ISSIZLIK ORANI (%)                                                           AGUSTOS    9,2  /  9,8
—————————————————————————–
TUKETICI FIYATLARI ENDEKSI                                       EKIM  AYLIK   1,81  /  2,60
(GENEL) (% DEGISME)                                                     YILLIK             7,70   /   11.99
URETICI FIYATLARI ENDEKSI                                         EKIM  AYLIK   -0,13    /   0,57
(GENEL) (% DEGISME)                                                     YILLIK              4,41   /  13,29
—————————————————————————–
TOPLAM IHRACAT  (MILYON $)                                       EYLUL  9,038   /  12,830
TOPLAM ITHALAT (MILYON $)                                          EYLUL 14,459   /  17,873
DIS TICARET DENGESI (MILYON $)                               EYLUL -5,420    /   -5,042
KARSILAMA ORANI %                                                        EYLUL   62,5    /   71,8

TOPLAM IHRACAT  (MILYON $)                                        OCAK-EYLUL  76,330   /  105,349
TOPLAM ITHALAT (MILYON $)                                          OCAK-EYLUL 121,684   /   163,518
DIS TICARET DENGESI (MILYON $)                                OCAK-EYLUL -45,350   /    -58,168
KARSILAMA ORANI %                                                         OCAK-EYLUL   62,7  /   64,4
—————————————————————————–
MERKEZI YONETIM TOPLAM BORC STOKU                 EYLUL  283,3    /   287,1
(MILYAR USD)
IC BORC STOKU                                                                   EYLUL  214,4   /   216,3
DIS BORC STOKU                                                                EYLUL   68,8    /   70,8
——————————————————————————
DIS BORC STOKU (MILYAR USD)                                      2008 1. CEYREK    212,6  /   262,9
——————————————————————————
KONSOLIDE BUTCE HARCAMALARI (MILYON YTL)       EKIM   14,254    / 15,178
KONSOLIDE BUTCE GELIRLERI (MILYON YTL)              EKIM   14,152   / 15,107
KONSOLIDE BUTCE DENGESI (MILYON YTL)                 EKIM     -102     /  -71
FAIZ DISI DENGE (MILYON YTL)                                          EKIM    1,812  / 1,942

KONSOLIDE BUTCE HARCAMALARI (MILYON YTL)       OCAK-EKIM    168,214  / 180,655
KONSOLIDE BUTCE GELIRLERI (MILYON YTL)              OCAK-EKIM    155,938   /  175,768
KONSOLIDE BUTCE DENGESI (MILYON YTL)                 OCAK-EKIM    -12,275 / -4,887
FAIZ DISI DENGE (MILYON YTL)                                          OCAK-EKIM      32,411  /  38,464
—————————————————————————–
ODEMELER DENGESI
CARI ISLEM DENGESI (MILYON ABD DOLAR)                  EYLUL      -3,225   /    -914
OCAK-EYLUL     -26,074   /  -35,362
—————————————————————————–
TUIK-TCMB TUKETICI GUVEN ENDEKSI                               EKIM    96,20  /  74,24
—————————————————————————–
KONUT INSAATI (BINA SAYISI) 2008                                   ILK 6 AY         54,419  /   47,032
(% DEGISIM)                -3,5   /  -13,6

Yukarıdaki tabloda bazı makroekonomik göstergelerin 2007  ve 2008 yılları arasındaki değşimlerini görüyoruz. Rakamlar yalan söylemez diyorum ve herşeyi rahatlıkla görmeniz için bunu sunuyorum.

Burada en dikkat edilen değişim, sanayi üretim oranlarında meydana gelen değişim oldu. 2007 yılında %2.5 iken 2008 yılında bu oran % - 5.5… Kapasite kullanım oranındaki düşüşe de bakarsak, ekonomimizin son iki çeyrek oldukça düşük hatta negatif büyüme rakamlarına ulaşabileceğini görebilirsiniz.

Bütçe ile ilgilli olarak ise gelirlerin harcamaları karşılayacak düzeyde olduğunu söyleyebiliriz.

İnsanların genelde bakmadığı ancak benim sürekli üzerinde durduğum ‘ tüketici güven endeksinde ‘ büyük düşüş var. Almanya’da Zew, Amerika’da Michigan güven endekslerinde olduğu gibi, bizim ülkemizde de bu endeks düşmüş durumda. Ekonomilerde tüketim olmadan büyüme olmayacağı gibi, tüketimi yapacak olan insanların beklentilerini güvenin oluşturduğunu unutmamak gerekiyor.

18 Kasım 2008

17th Kasım
2008
Yazar : Dincer

Piyasalar haftanın ilk gününe büyük düşüşle başladı. S&P’nin Türk bankalarının görünümünü negatife çevirmesi, yabancı fonların riskli varlıklardan çıkması ve dolar üzerindeki talebin artması ile beraber piyasalar günü ekside tamamladı. Ayrıca IMF ile anlaşma isteği ağır bastı.

Dünyada ise Japon ekonomisi uzun aradan sonra yeniden durgunluğa girdi. Citi Grup global çapta 50 bin çalışanın işine son vereceğini açıkladı. Otomotiv sektörüne ilişkin kurtarma paketi açıklanmadı. Real Hypo Estate verilen yardımın yetersiz olacağını açıkladı.

Günün tüm detaylarını yayınımda dinleyebilirsiniz.

 
icon for podpress  Standard Podcast [12:25m]: Play Now | Play in Popup | Download
17th Kasım
2008
Yazar : Dincer

Haftasonu Washington önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Dünya tarihinin en kötü ekonomi idarecisi olan Amerika eski başkanı Bush’un önderliğinde yapılan toplantıdan olumlu sonuçlar beklemek pek gerçekci olmasa da, umutla somut adımlar atılmasını bekledim. Ancak beklediğimiz ve istediğimiz sonuçları göremedik. Şimdi alınan kararları inceleyip, kısa bir özet ile bu zirveyi değerlendirmek istiyorum.

* Mali sistemi reformdan geçirmek ve kalkınmayı sağlamakta karar alındı.
* Eylem planında mali sisteme güveni yeniden tesis edebilmek amacıyla 31 Mart 2009’a kadar öncelikle alınması gereken tedbirler sıralandı.
* Liderler maliye bakanlarından 5 hususta öneri paketleri hazırlamalarını istediler.
* Buna göre bakanlar muhasebe kayıtları tam şeffaf ve uyumlu hale getirmeli.
* Piyasaları güçlendirirken, sistemle ilgili risklerin azaltılması ve şirketlerin yöneticilerinin maaşlarının gözden geçirilmesi konularında maliye bakanları görevlendirilecek.
* IMF ve dünya bankası işleyişi hızlandırılarak görev alanları genişletilecek. Kalkınmakta olan ülkelerin IMF ve Dünya Bankası’nda görevleri daha geniş biçimde uygulama alanına geçirilecek.

Deklarasyon yayımlayan liderlerin, göstermek istediği tek şey dayanışma içinde olduklarıydı. Şu aşamada atılacak adımda daha çok, her ülke kendi sorunlarını kendi içinde çözme gayretine gireceği gibi, bir de uluslararası bir kurumla birlikte, dayanışma nasıl ortaya konulabilir, bunlar konuşulmuş.

Bu zirveden çıkan somut bir gelişme ortada yok. Ben bir yatırımcı olarak ;

  • Mali sistemi nasıl bir reformdan geçireceksiniz, burada mali sektör oyuncularına ve işlemlerine bir kısıtlama ya da kontrol getirecek misiniz diye sorarım. Serbest piyasa ekonomisine devlet kontrolünü ne ölçüde koyacaksınız, bunu sorarım.
  • Sistemle ilgili riskleri azaltırken, piyasa oyuncularına işlem yapma üzerinden herhangi bir vergilendirmeye gidecek misiniz, bunu sorarım.
  • Kalkınmayı ve büyümeyi sürdürmek için ne gibi önlemleriniz var ? Faizi hala silah olarak kullanmak dışında yaratıcı bir fikir geliştirebiliyor musunuz, bunu sorarım.
  • Otomotiv sektörü için yapmayı düşündüğünüz reformlar nelerdir, nasıl bir kurtarma operasyonu düşünüyorsunuz, bunu sorarım. Çünkü otomotiv sektörü imalatı için birçok alt imalat kolu var ve ana sektör yaşamazsa, alt kolları da iflas eder.
  • Kurulacak düzenleyici kuruluş ne düzeyde ve kimleri kapsayacak, bu düzenlemeye hangi yatırımcılar dahil olacak, bunu sorarım.

Ben bu sorulara yanıt bulamayıp, sadece piyasaları kurtaracağız mesajına itibar etmem. Yatırımcılar somut göstergeler isterler. Güvenin sıfıra indiği noktada, ağızdan çıkan cümlelerin inandırıcılığı yoktur. Bu nedenle piyasalar istediğini bu zirveden alamadılar. Ve bence liderler, nasıl bir plan geliştireceklerini henüz saptayamamışlar. Tek bildikleri, dayanışma içerisinde olacağız demek oluyor. Ancak bunu derken bir de, her koyun kendi bacağından asılır atasözünü hatırlatan açıklamalara yer veriyorlar. Nasıl dayanışma olacak bu anlamak zor.

17 Kasım 2008

16th Kasım
2008
Yazar : Dincer

Herşey dahil lüks hotellere gittiğiniz zaman açık büfeden sınırsız yiyecek alanlardan mısınız ? Ben hiçbir zaman öyle olmadım ve olmayı da düşünmüyorum. Yiyebildiğim kadar yiyeyim düşüncesinden ziyade ne yemeliyim düşüncesi içerisinde olurum. Çünkü hangi yiyeceğin bana en uygun faydayı bilecek olan yine benim. Çünkü biliyorum ki herşeye birden sahip olamam. Mutlaka bir seçim yapmalıyım ve bu yaptığım seçim benim için en optimum seçim olsun.

İş hayatında da bunun böyle olduğunu düşünüyorum. Herkes bir iş ve proje kapma yarışına devam ediyor. Ne kadar çok proje alırsam o kadar başarılı olurum prensibini benimsiyor. Ancak bu yarış içerisinde, projenin önemini ve büyüklüğünü düşünmüyor. Küçük parçalarla büyüğü yaratabiliriz fikrine inanıyorum ama bu konuda geçerli olduğunu düşünmüyorum. Çünkü size tam uygun olmayan proje veya iş fikri ile ilgilenirken, sizin için daha faydalı olabilecek bir projeyi kaçırma riski taşıyor olursunuz. Günümüz eğer farklılık ve en önemlisi verimlilik çağı ise, her projeye atlamak insanlara başarı kazandırmaz diye düşünüyorum. Verimlilik, karlılığı ve kredibiliteyi arttıracak bir durumdur. Çünkü verimli projeler maddi ve manevi çok fazla değer kazandırır. Yüzlerce proje içerisinden onlarcası iyiyken, bir tanesi sizin için mükemmel olabilir. Ve o mükemmel proje, diğerleri ile uğraşırken kaçırdığınız proje olur genellikle.

Bir şirketin, birçok ihaleye katıldığını düşünelim. Düşünceleri genelde ne olur ? Girdiğim 10 ihaleden 1′ini kazansam benim için kar.(!) Evet, Türkiye’de büyük sermayeli bazı şirketlerin düşüncesi bu. Hatta milyar dolarlık ciroya ulaşan bir şirketin yönetim kurulu başkanı, bu düşünceyi aynen teyit eder konuşma yapmıştı. Biz ihaleler ile yaşıyoruz ve bizim yatırım yapmamız için ihale kazanmamız gerekiyor. Bu yüzden, açılan, bizim iş kolumuza uygun, her ihaleye gireriz. Alabildiklerimiz ise kazancımız olur.

Sizce bu görüş mantıklı mı ? Açılan her ihaleye gireceğim, yani bir olta sallayacağım. Yalnız bazı ihalelerde daha istekli olacağım ve oltanın misinasına koyacağım yem daha fazla olacak. Peki adama sormazlar mı, sen hangi balığı yemeyi istediğini bilecek kadar zeki değil misin diye ?

16 Kasım 2008

Previous
Next