Asiv ; Aralık, 2008
Yılın son işlem gününün sonunda ayrıntıları yayınımda bulabilirsiniz.
Herkese mutlu seneler…
Efendim malumunuz öylesine bir yıl geçirdik ki, bitse de kurtulsak der gibi… Ancak beterin beteri vardır söylemi dolayısıyla, yeni yıl için çok büyük beklentilere girmek yanlış olacak. Umudumuzu korumak durumundayız ancak 2009′un bu yıldan daha iyi geçeceğini düşünmek çok doğru değil. En azından içimizdeki acaba sorusu ile bu akşam 2009′u ümitle karşılayacağız.
2008 yılında yaşanan büyük finansal krizin en önemli etkeni, hepinizin bildiği gibi ‘ primler. ‘ Güçlü finansal kurumların tepe yöneticileri, şirketlerin istenilen satış hedeflerine ulaştıkları takdirde, kendilerine verecekleri dudak uçaklatıcı primler nedeniyle riskleri görmezden geldiler. Riskli varlıkları çok sayıda insana paketleyerek sunmalarının karşılığında, riskin azalacağına kendilerini inandırmaları, prim iştahının risk alma iştahının üstüne çıkması ve içlerindeki hayvani duyguları bastıramamış olmaları krizin bu aşamaya gelmesine neden oldu.
Yeni yıldan itibaren şirketler çok büyük prim düzenleme sistemine gidecekler. Bu nedenle yeni yılda, çalıştığınız şirketten prim beklemek yerine, kendi priminizi kendiniz verseniz nasıl olur?
Kriz dönemleri yeni fırsattır derler. Herkes bunu bilir ancak uygulama nasıl gelir? Eğer nokta atışlarla, doğru zamanlamayı tutturup, kendinize her zamankinden fazla yatırım yaparsanız yeni yılda kimsenin veremeyeceği prime konabilirsiniz. Ben her zaman söylerim, özünde en büyük yatırım insana yapılan yatırımdır. Geri dönüş oranı birçok projeden daha kısa olabilir. Elde edeceğiniz kar tamamen size aittir. Alacağınız prim kesintisiz sizindir. Ve kriz dönemi bu primi sağlayabileceğiniz kaçırılmaz bir fırsat olabilir. Yeter ki fikriniz olsun, hevesiniz değil. Fikri, vizyonu ve hayali… Bunları sıkı bir çalışma ve düzenli yol alma ile birleştirebilirseniz 2009 yılı için alacağınız prim gerçekçi ve dudak uçuklatıcı olabilir.
En azından ben öyle yapacağım.
Acısıyla tatlısıyla, stresiyle rahatlıyla, bazen gerginlikten bazen sevinçten ağlatmasıyla, bazı geceler uykusuz bırakıp bazı günlerde rahat uykuya daldırmasıyla koca bir seneyi daha geride bırakıyoruz. 2008 yılında birçok yazı ile sizlerle beraber olmaya çalıştım. 2009 yılında daha farklı ve daha geniş bir yelpaze ile devam edeceğim. Ve 2009 yılında sizlerin karşısına daha farklı ve çok umutlu olduğum projelerle çıkacağım. Bunu başarmak için bugün akşama kadar hala çalışıyor olacağım. Hedefimi hayalimle ve vizyonumla birleştirip, en iyiyi ortaya çıkarmak için gücüm ve zekam el verdiğince çalışacağım.
Peki ya siz? 2009 yılını beraber primlendirmeye ne dersiniz?
Hepinize bütün güzelliklerin yanınızda olduğu harika bir yıl diliyorum. İyi seneler efendim.
Piyasaların sakin seyri devam ediyor. Hacimsiz, yükselemeyen ve buna rağmen aşağıya da kendisini salmayan endeks, yılın son günü 27 bini geçmeyi başaracak mı?
Yurtdışı piyasalarda yılsonu rallisi yaşanmasa da, yükselişi iki gündür sürdüyor. Amerikan borsaları da yükselişe eşlik etti. Peki yılı nasıl tamamlayacağız?
Gelişmeleri yayınımda bulabilirsiniz.
Zorlu bir yılı geride bırakırken, yeni yıl için planları yapma zamanını tamamladık. 2009 yılında yatırımları nerede değerlendireceğim konusunda planların tamamlanmasının ardından, kısa bir şekilde bilgi vermek istedim.
2008 yılında doların değerlenebileceğini söyleyerek, sepette yer alması gerektiğinden bahsetmiştim. Bu yıl ise doların sepette bulunacak en son enstrüman olduğunu düşünüyorum. Çok basit bir hesabım var. Türkiye’de yıllık en yüksek getiriyi sağlayan enstrüman faizlerdir. Gerçi faiz indirimleri ile bu oran %16′lara indi ancak yine de en yüksek nominal getiriyi faiz sağlıyor. Yıl içinde bundan daha yüksek oranda getiri sağlarsanız kazançlısınız. Peki sepeti nasıl yapıyorum?
Hisse senetleri piyasasından vazgeçmek mümkün değil. Özellikle bu yıl, ciddi trade imkanlarının tanınacağını ve piyasaların düştüğü dönemde alım için çok uygun koşullar geleceğini düşünüyorum. Çünkü krizin etkilerinin 2009/3 ‘de düzelip, yükselişlerin başlayabileceğini hesaplıyorum. Düşük fiyatlardan aldığım her hissenin, ilerleyen dönemlerde bana yüksek kazanç sağlayacağına inanıyorum. Bu alımlar için acele edilmemesi gerektiğinin ve piyasa şartlarının yakından izlenmesinin şart olduğunun altını çiziyorum.
Hisse senedi dışında, altından vazgeçmek zor. Altını nasıl alıyorsunuz ve altında nasıl işlem yapıyorsunuz soruları oluyor. Altının da hisseleri var artık. Altın hissesine yatırım yapıyorum. Altının ‘ ons ‘ fiyatıyla ilgiliyim. 2008′de ciddi getiri sağlayan bu kağıtlar, 2009′da da eskisi gibi yüksek getiri sağlamayacak olsa da, güvenli liman olarak sepetteki yeri alacak. Bunun için altının ons fiyatının yakından izlenmesi ve hangi şartlarda yükselir durumunun bilinmesi gerekir. O nedenle enstrümanın ne olduğunu bilmek yeterli değil.
Son olarak emtiaların fiyatlarının artacağını düşünüyorum. Petrol için $34 seviyesi oldukça cazip geliyor. Petrole de aynı şekilde, petrol hissesi satın alarak yatırım yapılabiliyor. Bunun için İşYatırım ve Deniz Yatırım aracılık ediyor. Future piyasaların bu dönemde de önemli olacağını düşünüyorum.
Ve tabi ki risksiz ve sabit getirili tahvil-bono-repo vb ürünlerde dönem dönem bulunmak önemli. Çünkü uzun vadeli yatırımın, takip edilerek yapılası bir dönemden geçiyoruz. Bir enstrümanı alıp yatayım derken, zarar edip daha sonra zararı çıkaracağım diye beklersek, yılı boşa geçirmiş oluruz. Bu nedenle stop-loss’un öneminin arttığı ve kar edildikten sonra satılarak yeni fırsatların bekleneceği yılda, planları ona göre hazırlamak önem kazanıyor.
2009 yılı planımda olacak enstrümanları sizinle paylaşmak istedim. Umarım karamsar olarak beklediğimiz ve korkarak gireceğimiz yeni yıl, beklendiğinden daha olumlu gelir. Şahsen ben piyasalar açısından fırsatların çok fazla olacağını düşünüyorum.
Piyasalar halkın %90′ını kara bulutların üstüne yıktıysa, %10′u kendisine yeter…
Önemli Not : ( Tamemen kişisel portföy yorumudur, öneri niteliği taşımaz. )
Piyasalar yeni yıl öncesi yükselme isteğini korusa da, işlem hacminin darlığı nedeniyle bunun pek mümkün olmadığını gösterdi.
İsrail’in Gazze saldırısının ardından, emtia fiyatlarının yükselmesi ile madencilik hisselerinin hızla arttığının görüldüğü gün, Avrupa Borsaları yükselişle günü tamamladı. Amerika’da ise Kuveytli kuruluşun Dow Chemical ile %50 ortaklık girişiminin olumsuz sonuçlanması nedeniyle, borsalar günü düşüşle tamamladı.
Ayrıntıları yayınımda bulabilirsiniz.
Hani öyle yıllar vardır ki tarihe tanıklık edersiniz… İşte 2008 yılıda o yıllardan bir tanesi. Global dünya düzeni ile kapitalizmin ilk ciddi savaşının yaşandığı tarih olarak, kitaplardaki yerini alacak. Peki 2008 yılının en büyük hatası neydi?
Bana göre bu yılın ciddi iki hatası var. Birincisi ve az konuşulası olanından başlayayım. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Trichet’in 2008′in başlarında yaptığı faiz arttırımları oldukça saçma ve başarısız bir hamleydi. Gıda ve petrol fiyatlarında yaşanan yükselişin şoklardan meydana geldiğini düşünmeden, resesyon ihtimalinin olacağını ihmal edip, enflasyondan korkmuş bir halde faizlerde arttırıma gitmesi büyük bir hata oldu. Euro Bölgesi enflasyonu kısa süreli yükseliş yaşarken, ekonomik anlamda yavaşlaması daha hızlı oldu. Yani Trichet’in ekonomik beklentileri yanlış algılayıp, faizleri arttırması hata oldu.
Gelelim yılın ve bana göre yüzyılın hatasına. Amerika’nın ve dünyanın finans devi Lehman Brothers’ın iflasına izin verilmesi, tarihe kara leke olarak geçti. Böyle bir hata nasıl yapılır sorusunu uzun yıllar soracağız bence. Kimse gelip demesin ki, o kadar prim alıyorlarmış vs… Kısaca iflası hakettiler ve onlar batıracak devlet bizim paramızla onları kurtaracak… Böyle birşey yok daha doğrusu böyle birşey söyleme mantığı yok. Kısaca açıklayayım.
Lehman Brothers dünyanın lider finans kuruluşuydu. İnsanlar, bu şirkete o kadar fazla güveniyorlardı ki, bu şirketin çıkardığı her türlü kağıdı alıyorlardı. Hatta dünyadaki bankalar, bu şirketin kağıtlarını müşterilerine satıyorlardı. Ancak Lehman şirketi de, riskli ancak getirisi çok yüksek olan CDO dediğimiz ( Credit Default Swap ) işlemlerini sık yapmaya başladı. Bu işlemlerde üst düzey yöneticiler dudak uçuklatacak primlere kondukları için, riskin çok yüksek olduğunu görmelerine rağmen, kendilerine dur diyemediler. Mali durumu çok iyi olmayan binlerce kişiye aynı anda kredi verdiler. Bu krediyi verirken, düşünülen alınacak prim olduğu için, bin kişi aynı anda batmaz diye düşünmek istendi. Böylece oluşturulan bin riskli kredi bir paket içinde sunuldu. Ve o derecelendirme kuruluşu adı altındaki sahtekar kuruluşlar, B- notu olan kredilere o paket içinde AA notu verdiler. Ratinglere bakan kişiler hazine bonosu kadar riskli olarak gördükleri bu enstrümanların getirisinin daha yüksek olduğunu görünce, yatırımlarını bu yönde yaptılar. Emeklilik fonları dahil, ratinglere aldanıp bunlara yatırım yaptı. Bu CDO’lar kendi içinde de o kadar gelişti ki, bunları alıp içinden yeni paket yapıp satan bankalarda oldu. ( Yani zaten sanal olan asıl paketi alıp, bir de bunun sahtesini yapıp enstrüman olarak sunan bankalar oldu.) Sonuç olarak bu binden fazla kişi, krediyi ödeyememeye başlayınca balon patladı.
Lehman kadar güvenilir ve batmaz denen şirketin başlangıcında ön ayak olduğu bu sistem, dünyayı etkisi altına aldı. Kısa sürede büyük paralar kazanan bu şirket bir anda ciddi borç batağına saplandı.
Şimdi gelip batmakta haklılarmış demeyin. Çünkü bu şirket sizin en büyük finans kuruluşunuzsa ayrıcalıkları olmak zorunda. Dünya finans sisteminde en büyük oyuncuların yaptıkları hataları dönem dönem engellemek zorundasınız. Sonunda olayı farkedip susarsanız, sistemi yıkarsınız. İşte aynen bu tehlike oldu. Lehman dediğimiz şirket, dünya üzerinde birçok bankaya ve yatırım şirketine etki ediyor. Türkiye’de dahi CitiBank güvencesiyle, Lehman’ın adını duymamış onlarca kişi Lehman tahviline sahip durumda. CitiBank’ın zarar rakamlarının nedenleri bunlar. Bunun gibi yüzlerce bankanın da…
Lehman’daki olay üstü kapalı farklıydı. İsteseler rahatça kurtarabilirlerdi ancak iflasına izin verdiler. Bu açıklanamayacak ve yıllar sonra konuşalacak büyük hata oldu.Lehman’a verilecek $200-250 mLr, hem o şirketi kurtarırdı hem piyasaların dip yapmasını önlerdi hem de diğer şirketlerin zararlarının yada iflasların azalmasına neden olurdu. En basit örneği vereyim ;
AIG şirketi, CDS dediğimiz ( Credit Default Swap ) yatırım aracı ile Lehman Brothers’ın çıkardığı bono ve tahvilleri sigortalıyordu. Yani ben $1000′lık Lehman bonosu alıp AIG şirketine giderek, bu bonoyu sigortalatıyordum. AIG’de benden komisyon alarak bonomu sigortalıyordu. Yani Lehman batarsa $1000′ımı bana ödeme garantisi sunuyordu. AIG, Lehman’ın batmayacağını düşündüğü için bu sigortalama işinden aldığı komisyonlarla büyümeye devam etti. Ancak Lehman batışı ile beraber AIG için çanlar çalmaya başladı. ( Tabi Lehman ile diğer kuruluşların bonolarını da sigortaladı. )
Merrill Lynch için Bank of America devreye girdi ve satın alım gerçekleşti. Ancak Lehman Brothers’ın iflasına izin verildi. Sonrası hesaba katılmadı. Neler olacağı düşünülmedi. Bu büyük bir hesap hatasıydı. AIG’ye şimdiye kadar ödenen para $150 mLr ‘ı geçti. Diğer kuruluşlar için kurtarma paketi altında ödenen miktar iyice yükseldi. Eğer Lehman batmasaydı, başta AIG olmak üzere diğer kuruluşlara ödenecek miktar azalabilirdi.
En basitinden güven bu kadar dip yapmazdı. Finans piyasası oyuncularının en çok güvendiği ve bu da batmaz dediği şirketin iflası ile güven dip yaptı. Fırtına içinde kasırga yaratıldı.
Burada suçlu Amerikan Hükümeti, Türkiye ile istediği gibi oynayan sahtekar derecelendirme kuruluşları ve prim sevdasıyla hayvani duygularının profesyonelliğin önüne geçmesine izin veren üst yöneticiler…
Lehman Brothers 2008 yılının en büyük hatası bana göre. Ve iddia ediyorum ki, eğer Lehman iflası engellenseydi sistem üzerinde bu kadar korku olup, dip yapılmasına olanak sağlanmazdı.
Dün öğle saatlerinde başıma gelen olay beni oldukça şaşırttı ve açık söylemek gerekli ki mest etti. İşlerimi halletmiş bir şekilde, akşam ki görüşmeme yetişmek için Kabataş’a gidip, deniz otobüsüne yetişmeye çalışacaktım. Bunun için bir taksiye bindim. Arka koltuğa oturup, başımı arkaya yaslamış şekilde dururken, taksi şöförünün dikiz aynasından bakışlarını gördüm. Bir erkek olarak tabi şaşırdım
Sonrasında taksici beyfendi dönüp, abi sizin internetle ilginiz var mı diye sordu. Ben de şaşırıp, ilgileniyorum tabi ki dedim. Ne sormak istediğini sordum. Kendisi ise, abi benim takip ettiğim bir kişi var, borsa ile ilgili yorumlarını ve hisse analizlerini uzun zamandır takip ediyorum, ona çok benziyorsunuz dedi. Ben de, yazılarını okuyorsunuz ancak benzediğimi nasıl anladınız dedim. O da, sayfasında resmi var ama ben bir de Google’ da arattırıp sayfalarına ulaştım, birçok resmini de gördüm, adamı merak ettim çünkü dedi. Ben ise peki adı ne, sitenin ismi ne aklınızda mi diye sordum. Sitenin adını net hatırlamıyorum ama adamın adı Dincer, sitesi de adı ile birşey daha var ama .net’li, benzettim mi sadece sizi diye sordu. Ben de şok olmuş bir halde, evet o benim dedim.
Sonrasında trafiğin çok yoğun olmadığı ( yoğunluktan kastımız çok farklı olabilir o trafikte ) yolda, oldukça yavaş bir şekilde gitmeye başladı. Çünkü borsa hayatını anlatmaya başlamıştı. 2009 yılında nerede durayım, hangi hisseler gidecek diye sorguya tutuldum. Abi senden hizmet almak isteyeceğim ama yazmışsın danışmanlık yapmıyorum diye, neden yapmıyorsun dedi. Ben ise cevapları verdikten sonra, biraz acele etmemizi ve deniz otobüsüne yetişemezsem, karşıda görüşeceğim kişileri çok bekleteceğimi söyledim. Bunun üstüne, karşıya ben götüreyim konuşuruz dedi. Saat 5 civarı olduğu için, kara yoluyla karşıya geçmek kabus gibi birşeydi, o nedenle nazik teklifine teşekkür ederek, deniz otobüsüne yetişme ısrarımı sürdürdüm.
İnerken, telefon numarasını vermeye çalışıp, haberleşelim ve zaman zaman bilgi paylaşalım diye teklif eden taksici arkadaşa çok teşekkür ederek, taksiden indim. Ancak indiğimde sabahın 8′inden beri yollarda olup koşturmuş birinin yorgunluğundan çok uzaktım. Garip bir şekilde mutlu hissettim kendimi. İçimde, yaptığım şeylerin değerinin farkında olunmasının verdiği huzur vardı. O an çalışma isteğim biraz daha tavan yaptı. Aldığım maillerden ziyade bu olay çok farklıydı. Sadece internette yazmama rağmen, resimlerimi görüp beni tanımak… Oldukça şaşırtıcı ve mutlu edici. Şeffaflığımın sonucu bu oldu belki.
Daha çok çalışıp, şeffaflığımı ve dürüstlüğümü kaybetmeden bu işe devam edeceğimin sözünü, bu yazıyı okuyacağından emin olduğum taksici abime ve okuyacak olan her kişiye veriyorum.
Bu blogu kurma amacımı her fırsatta dile getirmeye çalışıyorum. Belirli tarihlerde yazdığım yazılarımın ve beklentilerimin sonucunu görmek, kendime hata yaptığım alanları göstermeye çalışmak ve ne kadar doğru tesbit-beklenti yapabiliyorum onu görmek amacıyla bu siteyi oluşturdum.
Bir yılı daha geride bırakıyoruz. Bu yıl içerisinde neler olmuş, neler bitmiş hep sizinle paylaşmaya çalıştım. Bugün ise kendi analizimi yapmak istiyorum. Bakalım bu yıl ne derece başarılı tahminlerde bulunmuşum.
- 2007 yılının son döneminde ‘ Gübre Hisselerine Dikkat ‘ diyerek, 2008 yılı için nokta atışı yapmıştım. Gıda fiyatlarında yaşanan yükselişlerin hızlandığı bir dönem geçiriyorduk. Petrol ve doğalgaz fiyatlarında da yükselişlerin olması ile beraber, tarımda gübre olarak kullanılan kimyasal unsurların fiyatlarının artacağını ve dolayısıyla gübre fiyatlarının da artacağını söylemiştim. Sonuç olarak gübre hisselerinin yatırım amacıyla değer bulabileceğini söylemiştim.
Peki ne oldu? Gübre şirketleri tarihi kar rakamlarına ulaştılar. Bundan hisseleri de nasibini aldılar. 18 Aralık 2007 tarihinde Gübre Fabrikaları, Bagfas ve Ege Gübre hisselerinin fiyatlarını yazmıştım. Aşağıya 3 hisse senedinin yıllık grafiklerini koyuyorum. Neler olmuş bir bakalım.
Resimleri büyülttüğünüzde, yazının yazılış tarihi olan 12 Aralık’tan sonrasındaki fiyatlarını ve yıl içerisinde ulaştıkları fiyatları görebileceksiniz. Sanırım daha fazla üstünde konuşmaya gerek yok.
- Yine 2007 yılının son döneminde ‘ Dolara Dikkatli Yatırım Zamanı ‘ diyerek, 2008 yılı için getiri sağlayabilecek yatırım aracından bahsetmiştim. Piyasaların kötüleşmesi ve geliyorum diyen kriz ışığında, krizin kaynağı olan ülkenin para biriminin ilginç olsa da değerleneceğini o yazımda söylemiştim. 1.15 seviyelerinin alım için ideal olduğunu dile getirmiştim. Aşağıya doların bir yıllık grafiğini koyuyorum.
Grafikten görülebileceği gibi dolar yıl içerisinde en çok getiriyi sağlayan yatırım aracı oldu.
- Yeni yılın ilk günlerinde, 2008 yılının piyasalar açısından iyi bir yıl olmayacağını söylemiştim. Bunu da ‘ Piyasalardan Çekilme Vakti mi? ‘ diyerek anlatmaya çalışmıştım.
Grafikten görebildiğiniz gibi, yıl içerisinde borsada kalmak yatırımcıları ciddi zarara uğrattı. 2008 yılı için, hisse senedi piyasalarının her zamankinden daha riskli olduğu söylemim ışığında, hisselerin yarıdan fazla değer kaybettiğini gördük.
- 3 Ocak 2008 tarihinde ‘ Altına Hücum ‘ yazısını yazarak, yatırımcıların hızla yükseleceği söylenen altın ve petrole ciddi yatırım yapmamaları konusunda uyarmaya çalışmıştım. Emtia fiyatlarındaki yükselişlerin, balon etkisi ile şiştiğini ve bunun da patlamasının şiddetli olacağını söylemiştim.
Soldaki grafikte altın fiyatlarının yıllık değişimini görüyoruz. Sağda ise petrolün… Altın fiyatları, krizin en sert döneminde tarihi zirve olan $1000′a yaklaşamadı. Petrol ise benim tahminlerimden çok daha fazla spekülatif hareket ile $100′ı aştı. Ancak sonuç olarak, oradan hala emtia alan yatırımcı ciddi zarar etti. Özellikle petrol, birçok hedge fonu ve yatırımcıyı iflasın eşiğine kadar getirdi.
Evet… 2008 yılı için beklentilerim ve tahminlerim bu yönde olmuş. Sonuçları ise yukarıda gördüğünüz gibi. Umarım 2009 yılında, kendime kattığım ekstra özellikler sayesinde tahminlerimi genişletebilir ve daha fazla alanla ilgili beklentilerimi sunabilirim.
2008 yılının son günlerini geçiriyoruz. Geride bırakacağımız yılı pek iyi hatırlamayacağımız kesin. Türkiye için parti kapatma davası, asker-siyasi gerginlik, ergenekon olayları… Dünyanın içine düşeceği dar boğaz belliyken, biz bir de kendi içimizde kaos yarattık. Bundan kuşkusuz en çok etkilenen, piyasalar oldu. O nedenle 2008 yılının en büyük suçlusu ‘ hükümet ‘ olmuştur. Ülkesini krize hazırlayacağı yerde, saçma sapan konularla gündemi meşgul eden, piyasalara olmadık yaralar vuran iktidar, 2008 yılını bu şekilde kapatmamızda en önemli hata mercilerindendir.
Borsa endeksi için şu sıralar bulunduğumuz seviye kabul edilesi değil bana göre. Endeks 48 binli seviyelerdeyken alım yapanlara, intihar etmenin farklı yollarını mı arıyorsunuz derken, 20 binli seviyelerden almaya korkanlara da yoğurdun üflenecek birşey olmadığını söylüyordum. Yılı kapatacağımız nokta, haketmediğimiz nokta aslında. Endeksin bu seviyelerde olmasını, üstte ki paragrafta sözünü ettiğim olaylara bağlıyorum. Yıl içinde üst üste tokat yiyen borsanın gücünün olmaması, en ufak sallantıda tekrar dibe vurabilecek olması ve ekonomik/finansal gerginliğin siyasetle birleştirilmesi büyük bir hatadır. Bunu yapanları tekrar kutlamak istiyorum.
Gelelim yeni yıla. Yeni yılla ilgili beklentilerimi başka bir yazımda aktaracağım ancak şunu söylemeliyim ki, ekonomik anlamda tv ekranında gördüğünüz 100 kişinin söylediği aynı şeylerin dışında, mantıklı ve beklenen extra şeyler de var. Ve en önemlisi, yayınlarımda da her zaman söylediğim gibi, bu tip durumlarda ekonomi ile finansı ayıramayan yatırımcı hata yapar. Üstüne basarak tekrarlıyorum:
Ekonomik kötü beklentiler piyasalar tarafından önceden fiyatlandırma mekanizmasına sahiptir. Siz her kötü ekonomik veri yada durum karşısında piyasalardan keskin düşüş beklersiniz yanılırsınız. Piyasalar ralli mekanizması ile hareket eden yerlerdir. Yaşamlarını sürdürmeleri için, düştükleri noktalardan tırmanmalarına olanak sağlayacak ralliler yaparlar. Zaten bunu yapamazlarsa, herşey toz duman olur. Piyasalar anı değil, geleceği yaşarlar…
2009 yılının ilk ayında, Obama koltuğa oturacak. Buna balayı demek ne kadar doğruysa, piyasaların bu ayları bal tadında geçirebileceğini düşünmek o kadar doğru olabilir. Faizlerin iyice düştüğü bir ortamda, bankacılık kesiminin yılın ilk çeyreğinde bilançolarını düzelteceğini düşünmek o kadar mantıklı. Sorunun temeli finansal kesimden doğduğu için, bankaların bilançolarının düzelmesi yakın zamanlı olursa, güven de bu sayede gelir. İnsanlar ekonomik bozulmalar karşısında, güvenlerini yerine oturtabilecek ortamı bulurlarsa, 2009 beklendiği gibi sıkıntılı geçmeyebilir. İşten çıkarmaların artması yeni yıl için en olumsuz senaryo. Bunun olmasını da reel sektörün yaşadığı sıkıntı nedeniyle normak karşılamak gerekli.
Ve gelelim emtiaya. Buraya bağlamak için açıklamaları yukarıda yaptım. Petrolde arz kısıntıları olmasına rağmen, talebin düşük olmasına bağlı olarak fiyatlar tarihi dip seviyelerine yaklaştı. Ancak, 2009 yılında tazelenen güven ve normal olarak değişecek talep ortamı nedeniyle, emtialar 2009 yılının en iyi yatırım aracı olmaya aday. Talebin artmaya başlaması ile beraber, arzın artmaması fiyatları yukarı çekecektir. Ayrıca spekülatif ataklar, kriz döneminde devam edeceği için bir şekilde emtia fiyatlarının artması sağlanabilecektir.
Geçen yılın son dönemlerinde ‘ Dolara dikkatli yatırım zamanı ‘ diye bir yazı yazmıştım. O zamanlar dolar alımının uygun olabileceğini söylemiştim. 2008 yılının son döneminde ise hakkımı emtia ve borsa üzerinde kullanıyorum.
Tavsiye asla olmamak kaydıyla kişisel görüşüm bu yönde. Borsa endeksi elbet bir geri çekilme yaşayacaktır ancak gördüğü düşük seviyelerden kademeli alışlarla, yeni yılın ortalarına doğru yaşanabilecek bir düzelme ile beraber getiri sağlayabilir.
Bugün futbol takımlarından vereceğim örneklerle, işyerleri için önemli bir konuya değinmek istiyorum. Bir işletme başarıya aç, çalışkan ve dahi çalışanlarla başarıya gidebilir mi? Yoksa bir işletme bu kişileri, tecrübeli ve başarıya alışık çalışanlarla harmanlayarak mı başarıya gitme yolu izlemeli?
Beşiktaş futbol takımına bakalım. Yıllardır şampiyon olamayan takımın kadrosuna dikkat etmenizi rica ediyorum. Bir tane dahi ‘winner’ diyebileceğimiz oyuncu yok. Yani kazanmaya ve başarılara alışmış oyuncular yok. En önemli bölgelerine bakmak gerekir. Mesela Delgado, asla bir winner değil. Bobo da Holosko da… Bu takım en ufak bir başarısızlıkta veya zor dönemde yıkılmaya aday. Çünkü zaten başarı görmemiş adamlar. Kazanmaya alışık değiller. Bu sene de kazanmasak olur belki tecrübe kazanırız diyorlar. Bu şekilde takım kurulmaz. Başarı bekleme olasılığınız çok düşük olur.
Fenerbahçe ve Galatasaray takımlarına bakalım. En önemli bölgelerinde oynayan oyuncular tam bir winner. Alex, Carlos başarı endeksli adamlar. Hatta Lugano ve Edu bile kazanmaya alışık adamlar. (Oynadıkları milli takımlara bakarsanız.) Galatasaray’da ise Lincoln, Baros, Kewell bunların hepsi kazanmanın ne demek olduğunu bilen oyuncular. Yani winner sayısı bu iki takımda çok. Bu adamlarla, kazanmaya aç olan oyuncuları birleştirirseniz, başarı kazanırsınız. Kötü oynasanız da kazanmayı başarabilirsiniz. Çünkü kadronuzda skora direkt etki yapacak bölümdeki oyuncular bunlar. Son sözü söyleyenler…
Şirketiniz, Beşiktaş futbol takımı gibiyse, bence vay halinize. Başarıya aç kişileri toplasanız da, ne kadar dahi ve çalışkan olsalar da bence tek başına yeterli olmaz. Çünkü şirketin önemli bölgelerinde winner kişiler olmalı. Başarının ne demek olduğunu bilen tecrübeler olmalı. Özellikle kriz dönemlerinde, daha soğuk kanlı kararlar verecek ve psikolojisini bozmayarak kazanma alışkanlığını sürdürecek insanlar olmalı.
Bu adamlar olduğu sürece, böyle bir karışımın başarıya götürmesi muhtemel olacaktır. Ayakta kalan birilerinin mutlaka olması lazım. Kazanmayı alışkanlık haline getiren adamlar, ne olursa olsun yenilme psikolojisine girmezler. Kötü durumlardan iyi noktalar yaratabilirler. Bu nedenle ‘winner’ adamlar gereklidir.
Son söz olarak dün açılışı yapılan Vakko’ nun yeni üretim merkezinde, Cem Hakko’nun hatırlattığı cümleyi kullanmak istiyorum. Bizim Vitali Bey’den öğrendiğimiz şudur dedi ; ’ Zor günler, doğru işlere inanmaya devam ederek geçer. Buna biz inanmazsak, müşteriler inanmazsa, krizler nasıl biter.’
Sanırım ne demek istediğim şimdi daha iyi anlaşıldı.


