Son zamanlarda kriz ile beraber, finans piyasalarında işlem yapanların adı işe yaramaza çıktı. Genelleme yapmak istemiyorum. Sadece ufak detaylarla kısa bir açıklama yapmak istiyorum.
Herhangi bir sektörde çalışıyor olsanız, o sektörün gerektirdiği ölçüde rakiplerinizi ve iş geliştirmek için yenilikleri takip etmeniz gerekir. O zaten sizin işinizdir. Başarılı olmak istiyorsanız yapmanız gerekendir. Bir yatırımcı ise tek bir sektöre bağlı kalmaz. Ben sizin sektörünüz dışında birçok sektörü daha araştırmak zorundayım. O sektördeki şirketlerin durumunu analiz edip, oran analizlerini hazırlamalıyım. Buna göre, o sektördeki en iyi şirkete yatırım yapmaya karar vermeliyim.
Siz otomotiv sektöründesiniz yada bilişim… Ben ise her sektörün içindeyim. Her türlü ‘ business ‘ den haberdar olmalıyım. Her türlü gelişmeyi takip etmeliyim. Bugün kriz dönemindeysek, seramik sektörünün emeğe dayalı sektör olduğunu düşünüp, işçi çıkarmaların en yüksek olacağını bilmem gerekir. Bu sayede seramik ve porselen şirketlerine rağbet etmemeliyim. Otomotiv sektöründe yaşanan kötü durumun birçok dolaylı etkisinin olabileceğini hesaplamalıyım. Otomotiv yan sanayi şirketlerinin, otomotiv şirketlerinden daha kötü duruma düşeceğini hesaplamalıyım. Hangi şirket ne üretiyor ve nerede iş bağlantıları kuruyor, bunu bilmeliyim.
Finansal tablolarını incelemem olmazsa olmaz… Bilançolarını takip edip, kriz döneminde nasıl zorluk yaşarlar bunu tahmin etmeliyim. Alacak – borç hesaplarında döviz kuruna ve kısa-uzun vadeye bakıp, değerlendirmeler yapmak zorundayım. Bilanço üzerinden finansal analizleri yapmam gerekiyor. Risk oranlarını bu veriler ile karıştırıp, sonunda yatırım kararı vermeliyim.
Piyasada varolan tüm sektörleri takip etmek, gelişmeleri ve beklentileri yakından izlemek esas görevim. Petrol fiyatları arttığı zaman havayolu şirketlerinin sıkıntıya düşeceğini, bu durumun o şirketlere olumsuz yansıyacağını düşünmek görevim. Bunu yaparken, petrol fiyatları 140$ ‘ a çıktığı zaman bir yargıya varmam önemsizdir. Yani daha önceden beklenti ile tahmin yapmalıyım. Artan emtia fiyatlarına paralel olarak, buna bağlı ürünlerde fiyatların artmasını beklemeliyim. ( Bknz : Gübre Hisselerine Dikkat )
İyi bir finansman yöneticisinin amacı firma değerini maksimize etmek olmalı. Benim amacım ise firma değerini maksimize edebilecek şirkete yatırım yaparak, özkaynakların yani hisse senedi değerinin maksimum olmasından fayda almaktır. Çünkü ben o şirkete yatırım yapan ortağım, hissedarım.
Bu işlere uzak olanların düşündüğü tek birşey var. O da, oturduğumuz yerden para kazandığımız.(!) Kendine borsacı diyenleri bilemem. Çünkü bu işi yapmak zor değil. Koyarsınız cebinize paranızı, bir aracı kurumdan destek alırsınız ve başlarsınız oynamaya. İşte olay burada. ‘ OYUN. ‘ O yaptığınız sadece oyun olur. Teknik analizi ve bazı indikatörleri öğrenir, borsada işlem yapmaya devam edersiniz. Bazen tüyo alır ve büyük paralar kazanırsınız. Yalnız durumunuz, Las Vegas’ a gidip, ilk oynadığınız oyundan binler kazanıp, sonrasında milyonlar kaybederek, sürünerek dönmenize benzer.
Bu işin aslı bu değildir. Ben borsacı değilim en başta. Benim sıfatla işim yok. İşimi yaparım, en dikkatli şekilde. Ama bu konudan özellikle bahsediyorum. Nedeni ise çok sayıda amatör borsacı adı altındaki küçük yatırımcının hayatlarını borsada karartması. Borsanın kısa vadede büyük para kazandıracak, pembe rüya olduğunu sanması. Borsa rüya değil, yatırımdır. Siz şirketlere ortak olursunuz, yatırım yaparsınız. Şirket halka açık ise, sizin belli derecede izin verilecek şekilde ortak olmanızı ister. Size hayali kazanç sunmaz. O hayali kazancı size gösteren şirket sahipleri değil, manipülatörlerdir.
Finansal analiz, finansman yönetimi, analist, spekülatör, yatırımcı, iş adamı, işçi… Benim sıfatım önemli değil. Ne denirse densin. Sen ne iş yapıyorsun, kendini otur kandır densin. Önemli değil. Onlardan önce ben derim zaten kendime, ben neyden anlarım ki arkadaşım.!
4 Aralık 2008