Asiv ; Ocak, 2009

27th Ocak
2009
Yazar : Dincer

Piyasalar IMF ile ilgili açıklamaların ardından kazançları geri verdi. Tedirginlik sürüyor.

Asya borsalarının yükselişinin verdiği moralle güne başlayan piyasalarda ibre ikinci yarı kar satışına döndü. Amerikan borsaları günü nasıl tamamladı?

Ayrıntıları yayınımda bulabilirsiniz.

 
icon for podpress  Standard Podcast [8:16m]: Play Now | Play in Popup | Download
26th Ocak
2009
Yazar : Dincer

Piyasalar haftaya şov yaparak başladı. IMF ile ilgili açıklamalarla morali düzelen piyasaya, Avrupa’daki yükseliş eşlik edince değer artışı %5′lere yaklaştı.

Avrupa ve Amerikan borsaları da yükseldi. Konut satışları verisinin beklentilerden iyi gelmesi moralleri düzeltti. Geçen hafta düşen piyasalar bu haftaya moralli başladı.

Ayrıntıları yayınımda bulabilirsiniz.

 
icon for podpress  Standard Podcast [7:13m]: Play Now | Play in Popup | Download
25th Ocak
2009
Yazar : Dincer

Kendime bir yol çizdiğimde oldukça küçüktüm. Ama ne yapmak istediğimi bildiğim için hep o yolun gerektirdiği izde yürüdüm. Belli yaşlarda yapmam gerekenleri, daha sonra yapamayacağım için, o yaşın gerekliliklerinden ödün vermeden yaşadım. Ancak bunları yaparken araya bazı şeyleri sıkıştırmayı ihmal etmedim. İnsanlara çok komik gelecek ama hikayem başarı kazandıktan sonra senaryoya dönüşen hikayelerden değil. Çok sayıda şahidi olan durumlar var. Mesela finansal piyasalara başlangıç zamanımın anadolu lisesi sınavı dönemi olması gibi. ( bizim zamanımızda ilkokul 5′den sonra giriyorduk o sınava.) Sınava çalışmak için rapor almış evde otururken, ev telefonu çalar ve arayan kişilere borsa, hisse senetleri, döviz vb ile ilgili bilgi verirdim. Önsezim o kadar güçlü ki, o dönemde bir hisse senedi seçmiş ve onu takip ediyorum diyerek paylaşmıştım. O hisse 2 haftada %40′a yakın getiri sağlayınca şansım ünlenmeme neden olmuştu.(!)

Benim iş dünyasına gireceğim ve ekonomi ile ilgileneceğim beni tanıyan herkesin bildiği birşeydi aslında. Sadece yılların akıp geçmesine ve basamakları çıkmaya ihtiyacım vardı. Tabi basamakları çıkarken sadece adım atmanın yeterli olmayacağını biliyordum. Kapasitemi zorlayarak ve beynime aşırı yük bindirerek daha fazla şey öğrenmeye ve yapmaya çalıştım. Hayal dünyam o kadar geniş ki, önce kafamda canlandırıp sonra gerçek olması için elimden ne geliyorsa yapmaya başladım.

Bir insan için sorumluluk almanın ve kendine güvenmenin küçük yaşlarda ortaya çıkacağına inanıyorum. Bunu bana sağlayan aileme o kadar şey borçluyum ki, ilerleyen yıllarda ne kadar para kazanısam kazanayım bu borcu ödeyemem onlara. Aile portföyü üzerinden işlemler yaparken, 14-15′li yaşlarda talimatları ben veriyordum. Yapılacak işlem konusunda karar tam bende olmasa da, o işlem talimatını telefonla ben yapıyordum. Bankada işlemlerimizi yapan bayanla iletişime geçip, beni sesimden tanıyarak Dinçer Bey diyerek konuşmaya başlaması 14 yaşındaki bir kişi için ne demektir bunu tahmin edebilirsiniz. (O zamanlar Tütünbank-Yaşarbank vb ile çalışıyorduk. Benim yaşımdakilerin çoğu bankaları öğrenmeye başladıklarında, o bankalar kapanmıştı.) Bu tarz şeylere alışmıştım ve kendimi o yaşta dikkate alınır bir kişi olarak görüyor ve güvenim artıyordu. Ağabeyim sevgili Türker Keskinpala, üniversiteyi bitirmiş Amerika’ya yüksek lisans için gitmişti. Onun yanına gitmek istiyordum. Lise 1. sınıfa yeni başlamışken bu isteğimi gerçekleştirmek istedim. Kendime olan güvenime tavan yaptıracak günler başlıyordu. Önce vize olayı ile başladı. Ankara’ya gidip, konsoloslukta bekleyip ( o zaman randevu sistemi yoktu tabi ) derdimi oradakilere anlatıp günübirlik seyahat sonrası 5 yıllık ABD vizemi alıp evime dönüyordum. Sonrasında bilet işlemlerimde hangi hava yolu daha hesaplı olur diye araştırmalar, Delta ve Lufthansa’nın hangi şehirlere uğrayacağını öğrenmeler sonunda THY’nın en iyisi olacağına karar verme aşaması derken, gidiş zamanı gelmişti. Isparta’dan gece otobüse binip İstanbul’a inmek, bir gece orada yatıp ertesi sabah İstanbul-Chicago seferini yapmak… 15 yaşında bir genç olarak tek başıma…

Hadi direkt Chicago’ya inecek olsam problem değil. Orada terminal değiştirip yurtiçi bölümüne gitmek, yani aktarma yapmak durumu vardı. Ne cesaretim varsa gitmişim. Ama bunu yaparken en önemlisi ailemin bütün masraflarımı karşılayıp, sadece dikkatli ol demesi bana öyle güç vermişti ki, kendime güvenimin tavan yaptığı günleri yaşadım. Olgunluğa kendi tutumum ve yetişme tarzım çabuk ulaşmamı sağladı. Bu sayede sorumluluk bilincim erken gelişti. Sorumluluk almaktan asla kaçmadım hala kaçmam. Bir karar vermenin altında ezileceğim korkusuyla hareket etmekten çekinmem. İşte bunların altında yatan hazırlık aşamaları bunlar.

Peki bunları neden anlattım? O kadar genç yaştayım ki ( önümüzdeki haftalarda 24 yaşıma gireceğim ) şimdiye kadar aldığım risklerin önemini kriz döneminde daha iyi anlıyorum. Aile portföyünü sadece işlem talimatı vermeden çıkarıp, tam kararı verme dönemim 18 yaşımdan sonra oldu. 5 yıldır portfoyü yönetiyorum. Babamın söylediği, ‘ parayı kaybetmenin ne demek olduğunu kendi canın yanmadan anlamazsın ve ancak kendi paranı kaybettiğinde bu tecrübeyi kazanırsın ‘ sözünü hatırlarım hep. Yaptığım işlemleren bazen para kazanırız bazen kaybederiz. Ancak önemli olan kendine sürekli birşey katarak, tecrübe kazanmak. Ailemin kendi hayatlarından arttırarak biriktirdiği ve bizim gelecekteki güvencemiz olan paraları yönetmek… O yaşlarda alınabilecek en büyük risk ve sorumluluk. Bunun altından kalktığım için mutluyum. Ancak en büyük mutluluğum bana bu güveni, sorumluluk anlayışını ve risk alma özgürlüğünü veren bir aileye sahip olmam.

Blogum sayesinde beni tanıyan ve takip eden kesim arttı. Burada paylaştıklarımdan nelerle ilgilendiğimi ve farkımın ne olduğunu görüyorsunuz. 23 yaşını bitirmek üzere olan bir insan, bunları sağdan soldan okuyup yazıyor diyenler varsa, hayatta bazı şeylere nasıl geliniyor onu görmesini istedim. Şimdi ise kriz döneminde çok daha büyük bir risk alıyorum. Tamamen sorumluluğu üzerime alarak, ailemin desteği ve bu işlerde hep beraber olduğum amcamın ortaklığıyla yeni bir şirket kurmaya önayak oluyorum. Bir süredir yoğun olarak çalışıyorum ve proje planlamasını tamamlamanın verdiği moralle bu yazıyı yazıyorum. Arkamda ne iş yapacağımızı benden öğrenen, bana güvenip sermaye koyan, tabir-i caizse parasını bana olan güvene yatıran insanları taşıyorum.

Allah izin verirse, bu işten alnımın akıyla çıkıp başarılı bir işletme olacağımız inancını taşıyorum. Kriz döneminde kendime yatırım yapacağım dedim en başından beri. Ancak ben kendime yatırımı yıllardır yapmaya çalıştım. Şimdi ise farklı alanlara yatırım yapma zamanı geldi. Sorumluluğum ve aldığım risk şimdi çok daha fazla. Gözüm kara olarak almadım tabi bu riski. Her türlü araştırmayı yapıp, en iyi şartları sağlamaya çalışarak, inançla verdiğim bir karar…

Risk almak ne demek bunu çok iyi biliyorum. Riski yönetmeyi öğrendiğim gibi. Umarım tanrı bana yardımını yine esirgemez. Artık ben değil, biz varız çünkü. Benim aldığım risk ve sorumlulukla, bana inanan insanların oluşturduğu bize yardım edecek misin tanrım?

23rd Ocak
2009
Yazar : Dincer

Piyasalar düşüşlerle süren bir haftayı geride bıraktı. IMF ile ilgili olumlu açıklamaların ardından gün sonunda ibre yukarı yönlü oldu.

Asya ve Avrupa borsaları düşüşle açıldı. İngiltere resmen resesyona girdi. General Electric beklentilerden kötü bilanço açıkladı.

Ayrıntıları yayınımda bulabilirsiniz.

 
icon for podpress  Standard Podcast [8:35m]: Play Now | Play in Popup | Download
22nd Ocak
2009
Yazar : Dincer

Açığa satışların arttığı günlerde, piyasa yükselemiyor. Hisseler seanslık yükselişler yaşarken, gün sonunu getiremiyor.

Avrupa ve Asya borsaları yatay seyrederken, Amerika’dan gelen veriler moralleri bozdu. Özellikle Microsoft, piyasaları derinden etkiledi.

Ayrıntıları yayınımda bulabilirsiniz.

 
icon for podpress  Standard Podcast [12:14m]: Play Now | Play in Popup | Download
21st Ocak
2009
Yazar : Dincer

Piyasalarda inişli çıkışlı hava sürüyor. Kar realizasyonlarının ardından, piyasalar toparlanmaya çalışıyor.

Avrupa borsaları kapanışa doğru toparlandı. Amerikan borsası ise dünkü kayıpları telafi etti. Dün şiddetli düşen bankacılık hisseleri bugün aynı hızda arttı.

Ayrıntıları yayınımda bulabilirsiniz.

 
icon for podpress  Standard Podcast [11:53m]: Play Now | Play in Popup | Download
21st Ocak
2009
Yazar : Dincer

Amerika için dün yeni bir tarih yazıldı. Amerikan tarihinde ilk kez siyahi bir lider, başkanlık koltuğuna oturdu. Beyaz Saray’daki tarihi yemin töreni görülmeye değerdi. Uzatmadan yeni başkan hayırlı uğurlu olsun diyeyim.

Dün yaşanan tek tarihi olay bu değildi. Dow Jones endeksi, bir başkanlık el değişimi gününde tarihinin en büyük düşüşünü yaşadı. Dow tarihte daha önce, başkanın koltuğa oturduğu gün bu kadar düşüş göstermemiş. Gerçi her başkanlık değişiminde ( 1932 yılında Roosevelt’in ikinci dönemi hariç ) Dow endeksi aşağı yönlü hareket izlemiş.. Ancak bu kadar büyük bir düşüşü görmemiş.

Obama’nın koltuğa oturmasıyla balayı havası yaşanacağına inanıyorum. Bu görüşüm hala sürüyor. Fakat bazı hayalperest para avcıları bu beklentiyi geçen haftalarda fazlasıyla satın alarak, piyasaların hızla şişmesini sağladılar. Obama’nın elinde sihirli değnek varmış gibi göstermeye çalıştılar. Buna karşın Obama geçen günlerde yaptığı açıklamada, ekonomide kimse mucize beklemesin, iki yıldan önce düzlüğe çıkmamız imkansız dedi. Yani gerçekleri söyledi ve piyasa bundan hoşlanmadı. Ama işin gerçeği bu. İşsizlik rakamları korkutucu boyuta gidiyor, bankaların karları tarihi düşüşler sergiliyor, reel sektörde durgunluk hızlanıyor… Bunların önüne geçmek için çalışılması gereken yerde, piyasaya pembe tablo çizmenin anlamı yok elbette.

Şimdi yeni başkana sorulan soru, ekonomiyi nasıl düzelteceği yönünde. Obama’nın kendine güvenen, ne yapacağını bilen ve olayın özünü kavramış bir hali var. İşte bu güvenin gerektiği yerde önemli bir koz. İnsanlar eski başkan Bush’un birşey yapamayacağından emin, güvensizliği arttırmışlardı. Eğer yeni başkan piyasada güveni sağlarsa 2009 yılı beklenenden daha iyi geçer. Alınacak önlemler kısa vadeli piyasaları ayakta tutucu olmalı ancak özü ise uzun vadeli sağlıklı bir yapıya kavuşturucu olmasıdır. Bu nedenle yeni heyetin işi oldukça zor. Obama yeni bir kan olmasına rağmen, seçtiği ekonomik kurul tecrübeli ve eski isimler. Bu ortamda tecrübeden faydalanmakta elbette önemli.

Bankacılık sektörüne ilişkin kaygıların, bilançoların açıklanmasının ardından yeniden arttığını düşünürsek, yeni başkanın farkına varması gereken olay piyasanın likiditeden çok güvene ihtiyacı olduğu yönünde. Piyasaya bu güveni verebilirse, işi kolaylaşır. Yapacaklarını zamanla yaparken, piyasadanın şiddetli sarsıntılar yaşamasını engeller. Kendi adıma Obama’da kendine güvenin ve zekanın olduğuna inanıyorum. Umarım yanılmam.

Son olarak anlamadığım birşey var. Obama neden bu kadar kahraman gibi karşılandı ve o coşku neden o kadar yüksekti anlayamadım. Amerikan halkı kriz olduğu için mi yeni bir lidere sarılma ihtiyacı hissetti yoksa Bush’tan nefret edip değişime muhtaç kaldıklar için mi? Ya da sadece siyahi bir liderin ilk kez koltuğa oturması mı bu değişimin özü? Ben pek karar veremedim.

20th Ocak
2009
Yazar : Dincer

Piyasalarda olumlu hava yerini endişeye bıraktı. Açıklanan bilançolar neticesinde bankacılık sektörüne ilişkin kaygılar artmaya devam ediyor. Gelişmekte olan ülkeler düşüşlerden etkilenmeyi sürdürüyor.

Amerika yeni başkanı Obama’nın göreve gelişini kutlarken, piyasalar yeni başkanının görevi devraldığı gün tarihinin en büyük düşüşünü yaşadı.

Ayrıntıları yayınımda bulabilirsiniz.

 
icon for podpress  Standard Podcast [12:46m]: Play Now | Play in Popup | Download
20th Ocak
2009
Yazar : Dincer

Ben bu gazetelerin ekonomi editörlerine anlam veremiyorum. Türk halkının ekonomi denince aklına gelen ilk enstrümanının dolar olmasından faydalanmak istiyorlar gibi geliyor. Zaten orasını hiç anlamam ki, halkımız neden dolara bu kadar takılıp kalıyor! Ancak gazeteciler bundan faydalanmaya devam ediyor. Ve bu bana artık çok antipatik gelmeye başladı.

Önce dolarla ilgili hep söylediğim birşeyi tekrar edeyim. Geliriniz ve gideriniz dolar değilse, size ne dolardaki hareketten? Doların kriz öncüsü olduğunu alışkanlık haline getirdiyseniz, o sizin cahilliğiniz. Ama içinizde geçmişten kalan korku ve doların bir günde %50′ye yakın değerlendiği günlerin yansıması varsa, o psikoloji ile hareket ediyor olabilirsiniz. Geçmişle yaşanmayacağını ve değişimin var olduğunu aklınıza getirmenizi rica ederim.

Şimdi gelelim asıl olaya. İki gündür dolar kurunda yaşanan hareketlerin nedenini, bugün bazı gazetelerde çok basit bir olaya bağlamışlar. Diyorlar ki; Merkez Bankası yaptığı faiz indirimi neticesinde, döviz kurunun üstündeki baskı sürüyor. Hatta bazıları abartıp, Merkes’in faiz kararı dövizi rötarlı çarptı diyor. Bunlar nasıl gazeteci, gazeteciliği geçtim o bölümün başındakiler nasıl ekonomi uzmanı anlamakta güçlük çekiyorum. Hiç mi dünyadan haberleri yok, hiç mi takip ettikleri birşey yok bilmiyorum.

Hemen net bir şekilde açıklamak istiyorum. Merkez Bankası faiz indirimini perşembe akşamı yaptı. Cuma günü ise dolar üzerinde ufak bir etki dahi yapmadı. Bugün çarşamba ve kur 1.65 civarı. Faiz indiriminin ertesi günü ise kur 1.58-1.61 arası dalgalandı. Allah aşkına bugün olan hareketlerde Merkez Bankası’nın faiz kararının etkisinden söz etmeye utanmıyor musunuz? Peki bu hareketin nedeni nedir?

Öncelikle Euro bölgesinden gelen olumsuz haberler Euro/Dolar pariitesini, dolar lehine güçlendirdi. RBS’ın zarar rakamının yüksek olacağının açıklanması, İspanya’nın kredi notunun AAA’dan AA+’ya düşürülmesi, Almanya’da Zew endeksinin açıklanması ile Euro, Dolar karşısında değer kaybetmeye başladı. Bu nedenle dünya üzerinde dolar lehine bir güçlenme mevcut. Bu bize de belli ölçüde yansıdı. Ancak esas olay, yurtdışı kaynaklı bir yatırımcının bono/tahvil satışı yaptığıdır. Türk piyasasında bono satışı yapan yatırımcının amacı, piyasadan çıkmaktır. Bonoyu satarak ülkeden çıkmak için bu parayı dövize çevirecektir. Bunun anlamı da dolara olan taleptir. Bu da doların fiyatının artması demektir. Sonuç olarak hacim düşük olarak dolara olan talep, piyasada işlem yapmaya niyetsiz insanların olmasıyla dolar kurunu yukarı taşımıştır.

Neticede hem global piyasalarda doların güçlenmesi hem de bize özgü spesifik durumun ortaya çıkması doların hareketlenmesine neden olmuştur. Bunu perşembe günü yapılan faiz indirimine bağlayıp, faiz inerse döviz kuru artar mantığına rötarlı bağlayan gazetecilerden ve gazetelerden bıkmam son derece normal değil mi?

19th Ocak
2009
Yazar : Dincer

Piyasalar olumlu başladığı günü, gelen olumsuz haberlerin etkisiyle düşüşle tamamladı. Gelişen ülkelerin kredi notunun düşürülmesi, gelişmekte olan ülkeleri daha fazla etkiledi.

Amerikan borsalarının kapalı olduğu günde, Avrupa borsaları İspanya’nın kredi notunun düşürülmesi ve RBS’in zararının etkisiyle günü düşüşle tamamladı.

Ayrıntıları yayınımda bulabilirsiniz.

 
icon for podpress  Standard Podcast [7:50m]: Play Now | Play in Popup | Download
Previous