Issızlıkta İnsanlar

Yazar: Dincer / Ocak 5, 2009

Çok konuşulan film Issız Adam’ı izledim sonunda. Filmin son sahnelerinde bu yazıyı yazmaya karar verdim. Üç paragrafa ayırarak kişisel görüşlerimi aktaracağım.

İlk olarak erkekler… Bir erkek romantizmin ne olduğunu bilmiyorsa, bunu karşısına çıkacak ve aşık olduğunu sandığı kadınla öğrenecekse, bu ayaklarının üstünde durmayan bir erkeğin imajı olur. Hayatını değiştirecek kadını bulmadan önce, sorumluluk almaktan kaçarak kadınları tavlama yolunu seçip istediklerini elde ettikten sonra onlardan ayrılma yoluna gitmeleri ne kadar kabul edilebilir? Daha net konuşayım. Hayatınızın belli bölümünde zamanınızı ve ihtiyaçlarınızı geçirmek için hoşunuza giden kadınları kullanacaksınız… Filmde de geçtiği gibi klasik tavlama yöntemleri ve daha sonrasında kırmayacak şekilde veda konuşmaları yapacaksınız. Bu döngüyü sürdürüp gideceksiniz. İçinizde sorumluluk alamayacak, isteklerini hayvani duygulara dönüştürmüş bir canavar yaratacaksınız, sonrasında o canavarın romantik bir prense dönüşmesini bekleyeceksiniz. Kurbağa prens hikayesini uygulayacaksınız. Bu ne kadar uzun ve sağlıklı olabilir acaba? Hayatınızın kadını gelecek ve aşık olacaksınız. O kadınla beraber hayatı, aşkı keşfedeceksiniz. Bir anda romantik bir prense dönüşeceksiniz. Yıllardır değer vermediğiniz ve kullanıp atılacak bir gözle baktığınız kadınlardan olan bir kişiye insan gibi davranacaksınız. Romantizm kelimesini ağzınıza alıp, romantikliğin getirdiği şeyleri yapacaksınız. Ne kadar karmaşık geldi değil mi? Romantizm denen şey insanın içinde ve ruhunda olan birşeydir. Hayvani duygulardan arındırılmış gerçek zevk, kadınların ruhunu okşayarak verilir. Ruhu okşamak için çok az bile olsa oluşacak romantizm işe yarayabilir. Ama esas olan kadınların değerli olduğunu anlamak değil midir? Ortak özne kadın… Aşık olduğunuz kişi de bir kadın, yatıp sabahında unutmak istediğiniz de… O zaman nasıl olurda aşktan söz edebilirsiniz? Ben bunu kabul edemiyorum. Kadına değer vermeyen insan aşık olduğu kadınla ilişkiyi beceremez. Senden önceki ben buydum diyen erkeğin, senden sonrasını düşünebilmesi imkansızdır. Çünkü onun kendine güveni yoktur. Aşkı, romantizmi, sevmeyi hayatının kadınında bulduysa o kadınla geleceği kuşkuludur. Alışmamıştır bir kere. Değer vermeye, davranışlara, hayatını paylaşmaya… Kendini keşfedememiş bir erkeğe, bir kadın yardımcı oluyorsa o erkeğin geleceği zordur. Bir yerde kaçma noktasına gelir. Dayanamaz, yapamaz, fazla gelir. Sonunda korkar ve gider. Aşkı bulmuş olabilir, kadınlara o günden sonra değer vermiş olabilir, başkasını hayatına sokamayacak duruma gelmiş olabilir. Ama yine de yapamaz. Psikolojisi, benliği buna izin vermez. Zamana ihtiyaç duyar ve bu zaman içerisinde bu duruma alışmak için kendi başına kalmak ister. Filmde olduğu gibi, bu tip adamlar çok vardır. Lakin bence bunlar ıssız değil, zavallı adamlardır.

Sonrasında kadınlar… Hayatlarında hep doğru erkek bulma telaşı vardır. Önceleri bir erkeğe güvenmişler ve hata yaptıklarını anlamışlardır. Sonrasında ise atılacak adımlar dikkatli atılmaya çalışılmıştır. Erkeklerin söyledikleri yalanları ezbere bilirler. Ama bunları nasıl bildiklerini, karşısındaki erkek kabaca(!) ima edince yüzlerine kahve fırlatırlar. Aslında kadınlar ne istediklerini bilmiyorlar. Onların istediği romantik, duygusal bir erkek ve güzel bir ilişki. Diğer kriterlerden bahsetmiyorum çünkü yaşadıkları ilişkiler sonrasında kriterlerin sayılarını azaltarak, bari şöyle olsun diyorlar. Romantik olsun derler, ne yapmasını istersin diye sorduklarında cevap veremezler. Çünkü kadınlar da romantizmin ne olduğunu bilmezler. Bakkalda satılıp, yanına alabileceğiniz birşey değildir romantizm. Erkekler de eve gelirken bunu satın alıp getiremezler. Romantizm de karşılıklı hislerle oluşan ve genelde ruhun okşanması aşamasında erkeğin kadından etkilenip, tutkusunu kadınla paylaşması olmalıdır. Cümlesi bile zor geldi açıkcası. Bunu göremeyen kadınlar, bu kelimelerin anlamını unutup, sadece sıfatlara takılıp istemekle ömürlerini geçiriyorlar. Sonrasında genelde ilk paragrafta bahsedilen erkeklere aşık olarak, kendi ağlamaklı geçecek ömürlerini oluşturuyorlar. Bunlara ıssız kadın denebilir belki. Oluşturamadıkları istekleri ıssız yaşıyorlar.

Son olarak aşk… Yorumsuz ve çok özel. Hayattaki ilk lezzet önemlidir. İkinci lezzet hep ilk lezzeti takip ederek, ona göre şekillenir. İlk lezzet aşksa, hayatı onun üstüne kurarsanız tasarım harikası bir eser yaratırsınız.

Kadınlar ve erkekler paragrafını genelleme yapmadan, o tarz kişilerin varlığını düşünerek yazdım. Sadece kendi düşüncelerimi aktardım. Film ile ilgili birkaç satır yazmak gerekirse, filmin Anadolu şehirleri için pek uygun olmadığını düşünüyorum. Çünkü anlamaları zor olacaktır. İstanbul’da kendi ayakları üstünde duran güçlü kadınların görmüş olabileceği gerçekleri anlatan film, Anadolu’da 20 yaşında evlilk arayışına giren ve gördüğü erkek-kadın sayısı sayılı olan insanlara garip gelecektir. Ama aşk filmi olarak algılanırsa, önyargılı izlenmediği takdirde sonundaki muhteşem sahneleriyle gözyaşı dökülüp izlenecek bir film olabilir.

Özel kareleri, klasik Çağan dokunduruşları, dikkatli izleyenlerin göreceği ince noktaları ve gerçekten iyi performans gösteren oyuncuları ile kaliteli bir film. Kendi düşünme gücünüz yoksa ve atıp tutan bir tipseniz, vay Çağan’ın haline…

Son olarak son söz… Hayat Çağan Irmak filmi olsa, her karakterde oynamaya razı olurum. Seviyorum adamım seni :)

1 Yorum

  1. Muge Cerman says:

    Dinçer Üstad, sen her konuda sağlam yazabilen birisin, lütfen sadece parasal konularda yazıp da bizi bu güzel paylaşımlardan mahrum bırakma. Muhteşem analizler, kızlar okuyun, mutlaka.

Yorum yapın