Yeter Artık!

Yazar: Dincer / Ocak 8, 2009

Bu sayfada kimseye eleştiri getirmekten çekinmedim. Çünkü hep düşündüğümü araştırmalar ve incelemeler sonucunda açıkca paylaştım. Hakaret sınırlarına varmadan adam gibi söyledim sözlerimi. Çekindiğim birşey olmadan…

Medya sektörüne girebileceğimi söylüyor çoğu kişi, Türkiye’de medya devi olan kişi ise Aydın Doğan. Ben, kendisi hakkında sayısız yazı yazdım bu sayfada. Gün gelir onun şirketinde çalışmak durumunda kalırsam ne olacak diye düşünmeden. Yalakalık yaparak iş kovalayacak bir adam değilim.( Gerçi BDDK başkanı ile ilgili bir yazıma, uzaktan yakından hiçbir ilgim olmayacağı halde, bazı kişiler, YAĞCILIK olarak yorum yaptıysa da.) Bildiğimi ve düşündüğümü adam gibi söylerim, sonunda buna işim düşerse kaygısı yaşamadan. Aynı şekilde adını söylemek istemediğim kişi hakkında da yazılar yazdım. Orada da hakaret yoktu. Gerçi orada hakaret olmasına gerek yok. Sitem kapatılabilir. Ondan da çekinmedim.

Bunların sonucunda aklımda canlanan yalnız birşey var. O da kayıtsız şartsız bağlı olduğum ve inandığım adamın sözleri ;

Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Gençliğe hitabeden bu paragraf zihnimde canlanıyor. Siz korkarak oturun, bana dokunmasınlar ve ne olursa olsun… Ama sizin üzerinize oturduğunuz Cumhuriyet, sizin zihninize çok fazla! Cesaret nedir bilir misiniz? Cesaret, tehlike anında akıl ve zekanın kullanılmasıdır (Eflatun). Genç cesareti veya deli cesaretine ihtiyacımız yok. Aklı başında ve zeki adamların bilge cesaretine ihtiyacımız var. Bildiğini, düşündüğünü, aklının erdiğini mantıkla söyleyecek adamlara ihtiyaç var. Susarak, binbir zorlukla ve savaşla kurulmuş laik Türkiye Cumhuriyeti üzerine serilmiş aylaklara ihtiyacımız yok.

Benim asıl ilgi alanım ekonomi. Yazıyı oraya bağlayacağım. Artık yeter deyişim bu yüzdendir. Ülkeyi batırmak mı istiyorsunuz diye bağıracağım artık. İnsanlar geleceği pek göremiyor. Olanlar karşısında önceden akıl erdiremiyor. Olup bittikten sonra ahkam kesiyor. Beni okuyanlar bilir, önceden bazı şeylere karşı bildirimlerim nasıl. İşte şimdi bir yenisini daha tekrarlıyorum.

Ekonomi inanılmaz zor bir dönemden geçerken, bugün sanayi üretimi rakamı 2001′den bu yana en düşük seviyesine gerilemişken, global krizin faturası bize çok yansıyacakken, kriz tüm dünyada boy gösterirken çekin elinizi artık başka işlerden. Siyasi gerilimi bir kez daha ön plana getirecek adımları ortaya atmayın. Bunu kaldıramayız! Piyasalar iki gündür bu etkiyi pek hissetmedi. Ancak Genelkurmay acil toplantıları, yargı organları yetkililerin toplantıları ile bu işler daha büyüyüp iş genişlerse, yeni bir siyasi gerilim allak bullak eder. Ve tekrarlıyorum, Türkiye bunu artık kaldıramaz. Elimizde kriz döneminde gelişmekte olan bir ülke olarak büyüme ve fırsata çevirme şansı varken, bunu batırmayın. Siz gelip geçicisiniz, geçerken bazı ideolojileri ülkeye getireyim derken, ülkeyi batırmayın! En azından bu ülkede yıllardır sıkıntı çeken ve geleceğe belirsiz başlayan gençleri düşünün. Siyasi gerilim eğer dünkü olay şiddetini önümüzdeki günlerde arttırsa, piyasalara etki edecektir. Bunu aklımıza şuan getirmek istemedik. Ancak bu risk benim gözümde canlanmaya başladı. Umarım sizin gözünüzde de canlanmıştır. Buna engel olmak ve ekonominin geleceği çok karanlık gözüküyorken, ortaya türban sorunu ile başlayan gerilim gibi, yeni bir siyasi gerilim sokmayın.

Bu demek değildir ki suçlu varsa cezasını çekmesin. Suçlular elbet cezalandırılmalı. İnanıyorum ki bu ülkede birçok faili meçhul cinayette, Susurluk olayı gibi olaylarda farklı durumlar var. Bunları açığa çıkarırsanız teşekkür edilir. Ancak inandığınız bazı kişilerin ideolojik düşüncelerini kabul ettirmek için yargı adamlarını ve bazı askerlerin adlarını ön plana atıp, işi faili meçhul cinayetler ve çetelerden çıkarıp, laikliğe olan inançları karşısında koruma psikolojisi ile hareket eden adamları hukuk var diyerek gözaltına almaya başlarsanız, burada düşünmek gerekir. Olay çeteler, cinayetler ve bazı olaylar mı, yoksa bu ülkenin rejimini korumaya yönelik hareket eden insanları devre dışı bırakıp, kendi ideolojinizi oturtmaya çalışma hareketi mi? Bunu iyi düşünmek gerekli.

Umarım herkes ne yaptığını biliyordur. Ben sadece düşüncemi söyleyebilirim. Çok bilgi sahibi olmadığım konularda ahkam kesemem. Ama iş ekonomiye gelirse orada duralım. Batırmayın ülkeyi. Şimdi sadaka nedir bilmiyoruz ama ileride siz onu verecek kaynağı bulamayınca, siz de ne olduğunu hatırlayamazsınız. İnsanların cebine para girmemeye başlayınca siz kalmazsınız. Ekonomi basit gibi görülse de, birçok olumsuz durumun cereyanıdır.

Kendi adıma, kendi düşüncelerimle yazdım. Ve sonunda çok rica ediyorum. Lütfen gelecek nesilleri düşünün!

Yorum yapın