Main image
26th Şubat
2009
written by Dincer

Ekonomistler çok sık siyaset konuşmaya başladılar ancak ben bundan pek feyz alan bir adam değilim. Yerel seçimler ile ilgili ilk ve son yazımı yazacağım. Onu yazarken ise yönetim prensibini ön planda tutacağım.

Partilerin, mevcut iktidarı yenmek için uğraş verdiği ve çıkardığı adayları yalnız bu amaçla seçtiği aşikar. Ben böyle bir düşünceye tamamen karşıyım. Hatta utanmasalar, bazı partiler birleşip tek aday gösterip seçimi kazanma savaşına gideceklerdi. Bu şekilde AKP’nin gücünü kabul ediyoruz diyeceklerdi ve sonunda seçimi ona rağmen kaybedecek olurlarsa güçlerini iyice düşüreceklerdi. Ve bu anlayışlarla, partiler büyükşehir adaylarını açıkladılar.

İstanbul ve Ankara bazlı değerlendirmek istiyorum. Öncelikle İstanbul’dan başlayalım ki bana çok komik geliyor. Kadir Topbaş’ın karşısında rakip olarak çıkartılan, Kemal Kılıçdaroğlu hangi İstanbullu’nun hayalindeki başkan olabilir onu düşünüyorum! Burada Kadir Topbaş’ı savunduğum ve takdir ettiğim için söylemiyorum, bunu hemen belirteyim. Sayın Kılıçdaroğlu, gayet başarılı bir müfettiş ve denetici olabilir. Yolsuzlukları açığa çıkarmak, yapılan usulsüz uygulamaları belgeleri ile göstermek konusunda oldukça başarılı bir vekil. Ancak gelip görelim ki nasıl bir yönetici? Asıl soru nasıl bir lider? Ben bu soruları kendime sorduğumda, Kadir Topbaş ile o konularda yarışamayacak bir kişi demekten kendimi alıkoyamıyorum. Açıkcası ben hizmet beklerim. Yani, insanların yaptıkları yolsuzlukları sürekli konuşarak seçim kazanmak nasıl bir mantıktır anlayamadım. Şimdi bir de mantıklı düşünmek gerekiyor, yöneteceğiniz şehir İstanbul. Dünyanın birçok ülkesinden fazla nüfusu olan ve büyük bir şehir. Bu şehri yönetmek için liderlik vasfına sahip olmak gerekiyor. Ve ne yazık ki Kemal Kılıçdaroğlu benim görüşüme göre, bu vasıflara pek sahip değil. Ucuz ev tutmak için taşındığı semt, haberlerde hep o tarz şeylerle görülmesi, tabirim için özür dilerim ama fakir edebiyatı yapması benim Kılıçdaroğlu hakkındaki görüşlerimi doğruluyor sanırım.

Kadir Topbaş’ın ilginç bir cümlesi dikkatimi çekmişti. ” Onlar bir iş yaparken, yok imar yasasına yok şu yasaya uygun mu diye uğraşıp işi kaçırırlar.” Bazen öyle bir an gelir ki çok kısa süre içinde karar vermek durumunda kalırsınız. Ve risk almaktan korkup, ya bu bazı şartlara uygun değilse diye titrerseniz, yapacağınız işler azalır. Ben buna katılıyorum. Lider ve yöneticiler bazen böyle kararlar vermek zorundalardır. Ya bu böyleyse, ya şu şöyleyse diye içi içini yiyen kişiler karar veremezler. Ve genelde müfettiş kimliğinden gelen insanlarda bu duygu yerleşmiştir. Ve son söz olarak, bu kimlikteki kişilerin büyük metropoller dahil olmak üzere büyük işletmeleri yönetebileceklerine inanmıyorum.

Bir de AKP cephesi için değerlendireyim. İstanbul başkanlığı çok önemli ve stratejik bir görev. Partiler açısından da böyle çünkü partiye lider olmak için İstanbul’da görev yapmış kişiler bir tehdit. Sayın Topbaş’da lider özelliği olsa bile daha büyük bir siyasi arzu yok gibi. Sayın başbakan bunu görmüş olacak ki ikinci dönemde de Kadir Topbaş’ı aday gösterdi. Hatırlarsanız, Ali Müfit Gürtuna’da daha fazla siyasi heves olduğunu gören başbakan, kendisini aday göstermeyip Kadir Topbaş’ı aday olarak sunmuştu. Kısacası yerel seçimlerde her türlü yönetim anlayışı işliyor.

Gelelim Ankara’ya. Burada gayet kısa konuşacağım. Melih Gökçek’in tekrar aday gösterilmesinin altında yatan neden çok tartışılabilir. Ancak Gökçek’e karşı CHP’nin aday gösterimini doğru bulmuyorum. Murat Karayalçın’a herkesin oy vermeyeceğini düşünüyorum. Ve hatta bu şehirde, MHP adayı eski Beypazarı Belediye Başkanı Mansur Yavaş Bey’in daha fazla oy alabileceğini düşünüyorum.

Büyükşehirlerde stratejik hamleler rakip partiler tarafından başarılı atılmamış bana göre. İşte burada da büyük yönetim yanlışı var. CHP lideri her zaman olduğu gibi, yerel seçimlerde de yönetimsizlik gösterip mevcut iktidarın ekmeğine yağ sürdü. Çarşaf diye diye, asıl çarşafı kendi partisine sempati duyan insanlara giydirdi. Şimdi kendisi bu görevden ayrılmadan, o çarşafı çıkarmaya çoğu CHP’linin niyeti yok. Bu şekilde giderse mevcut iktidar güçlenmeye devam edecektir.

Leave a Reply