Main image
11th Mart
2009
written by Dincer

Çok afedersiniz ama gerçekten cahil insanlarla dolu gibiyiz. Eleştiri bile bilinmiyor. Kimse araştırmadan neyin ne olduğunu bilmeden duyduğu kuyruğu tutma telaşına giriyor. Sonrasında başlıyor aynı söylemlerle eleştirmeye. Hükümeti ve başbakanı eleştirme yöntemleri de bu işte. Ve başbakan bunların saçmalığını bildiği için çok rahat. Çünkü bu saçma sapan eleştirilerle kimseyi yıkamazsınız.

Başbakanın söylediği laflar her yerde kullanılıyor. Kriz bizi teğet geçti söylemine takılıyoruz, haklıyız. Ancak ucuz propagandalar yapmayalım. Bu sayfada bir süredir açıklamaya çalışıyorum. Kriz bizi gerçekten teğet geçebilir diye. Başbakanın gerçekten sağlam danışmanları var ve onlardan aldığı bilgi ile söylemlerini gerçekleştiriyor. Geçen günkü yazımda bahsetmiştim. Ülkeleri yıkan krizlerin nedenlerini. Bankacılık krizi, cari denge krizi ülkeleri iflasa sürükleyecek krizlerdir. Bankacılık sistemimiz sağlam olduğu için, cari denge problemimizde de önemli gelişmeler olacağı beklendiğinden teğet kelimesi söylenebildi.

Dünya üzerinde global kriz yaşanıyor. Büyüme rakamları ve sanayi üretimi tüm ülkelerde düşüyor. Hele sanayi üretiminin çoğunluğu otomotive dayanan ülkeler bundan daha çok etkileniyor. Bu kriz döneminde sanayinizin böyle dibe vurmaması mümkün değil. Tekstil ve otomotive dayanan bir üretim sistemi içinde olan ülkenin sanayisinde çarkların dönmesi mümkün değil. İşte bu nedenle şimdi bu şekilde eleştirme lüksünüz yok. Çünkü eleştiriler saçma oluyor. Şimdi büyüme rakamları ile işsizlikle ilgili konuşmalar gereksiz oluyor. Çünkü bu bize özgü bir durum değil.

Eğer geçen yaz, benim yazılarımda getirdiğim eleştirileri getirebilseydiniz durum farklı olurdu. ‘ Hükümet Büyük Bir Yalan ‘ başlıklı yazımda ve ‘ Büyümeyi Analiz Edebilmek ‘ başlıklı yazımda sert eleştiriler sunmuştum. İhracatımız şu kadar, büyümemiz bu kadar diye övünmenin cahil kandırma olduğunu söylemiştim. O zaman çıkıp eleştiri yapan olsaydı, hükümet zor durumda bırakılabilirdi. Ama şimdi çıkıpta, Amerika’da dahi işsizliğin tarihi değelere ulaştığı durumda, ülkede işsizlik ve sanayinin durumundan şikayet ederseniz bu pek inandırıcı olmaz. Her işten çıkarma haberini görüpte, kriz bizi teğet geçiyor(!) dersenizde olmaz. Aklı başında ve nitelikli eleştiriye ihtiyaç var.

Bu noktada eleştirilecek noktalar, IMF ile geciken anlaşma ( kriz etkisini azaltır ihtiyacımız olmaz diye bekleniyor belki ancak güven ortamı sıfırlandığı için döviz kurları ve piyasalar üstünde çok sıkıntı oluşuyor ) , yapılacak reformların gecikmesi ve seçime odaklanılması ile ekonominin başı boş bırakılması, önlem paketi ve vergi avantajları gibi yeniliklerin getirilmemesidir.

Merkez bankası faizleri indirdiğinde dahi eleştiriler geldi. Böyle bir dönemde böyle karar olur mu diye. Niyeymiş efendim? Ülkeden sıcak paranın çıkmaması lazımmış. Siz değil miydiniz yıllardır dünyanın en fazla faiz veren ülkesiyiz, bu kadar geri mi kaldık diye bağıran? Şimdi faiz indiriyorsunuz dolar yükselecek diyorlar. Dolara talep mi var ki dolar yükselsin? Hadi var diyelim, faiz aşağı dolar yukarı mantığı eski iktisatta kaldı. Global düzenin ekonomisini biraz öğrenin artık! Madem büyümeye etki istiyorsunuz, sizin mantığınıza göre faiz aşağı yatırımlar yukarı değil mi? Buna da katkı sağlamayacak mı o zaman? Ama nedir efendim, eleştirisiz yaşamayız. Eleştiri yapmayı bilmeyiz ama icraatımız olmadığı için yalnızca konuşabiliriz!

Merkez bankasını zamanında eleştiren birisi olarak ( hedef fiyatları saçmasapan koydukları için eleştiriyordum ) Sayın Durmuş Yılmaz’ın iktidarın kuklası olmadığını gördükten ve radikal işlere imza attığını gördükten sonra takdir ettim. Ve Merkez’in bu faiz indirimlerinin altında yatan nedenlerden birinin ‘ bankacılık sistemini 2009 yılında sağlam tutmak ‘ olduğunu yazdım. Çünkü faiz oranları düştükçe bankaların karları artacaktır. Kambiyo karlarına da etkisi olduğundan dolayı bankacılık sistemi kar rakamlarını arttıracaktır.. Böyle kriz dönemlerinde bankacılık sisteminin hala güçlü ve karlı kalması çok önemli. Ve Reuters’in haberine göre Türk bankacılık sektörünün net kârı bu yılın Ocak ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 22.9 oranında artarak 1.59 milyar liraya ulaşmış. Ne demek istediğim ve merkezin faiz indirimlerinin altında yatan nedenler hakkındaki hipotezim mantıklı mı anlaşılmıştır umarım.

Gelelim cari dengeye. Ekonomimiz ocak ayında 291 milyon $ cari fazla verdi. Geçen yıl 4.1 milyar $ civarında açık veren ülkemiz, bu yıl fazla verdi. Tabi hemen neden bulundu. Ekonomi durdu, cari fazla verdik! Yıllardır eleştireceğiniz noktayı kullanmadınız, şimdi yanlış yerden eleştiri yapıyorsunuz. İhtalata dayalı, katma değeri olmayan büyüme ile nereye gidecektik? Övünülen ihracat rakamları ithalatı karşılamıyordu. Kalkınmak istiyorsak, ihracata dayalı büyüme izlenmeliydi. İşte bu nedenle bu yıl çok iyi kullanılmalı. Belli bir daralmaya göz yumularak büyüme stratejisi gelişmeli. İthalata bağlı ve sınırlı sanayi anlayışından vazgeçilmeli. Bunu bu kriz döneminde yapabilirsek, krizden en güçlü çıkan ülkelerden biri oluruz. Çünkü finansal sistem krizine güçlü bankalarla girdik ve kaybımız olmadı.

İşte bu nedenle döviz çıkıyor ne olacak diye ortada dolananlar varken, bunu hükümetin iyi değerlendirdiğini düşünüyorum. Bana göre ülke parasının değer kaybetmesi krizden ne kadar yara aldığını göstermez. Bana göre Doların 1.10 TL civarında olması bize yara veriyordu. Doların 1.55-1.60 bandında hareket etmesi bize avantaj sağlar. İthalatı engellemek ve insanları basit yoldan para kazanma alışkanlığını bırakıp, verilecek teşviklerle ( hükümet reformlarından kastımız bu ) ihracata yönlendirmekle kurtulacağız. Dünya bankaları ağlayıp, kurtarılmak için yardım beklerken bizim bankalarımız karlarını arttırıyorlar. Orada da bir güvence gelirse, bankalarımızın kredi muslukları çoğu ülkeye göre daha açık olacak. Bu sayede bu krizden en hızlı ve gelişmiş ülke olarak çıkacağız.

İşte özet bu. Ve zavallı halk birşey bilmez eleştiricilerin peşine takıldığı için bunlardan haberdar değil. Medya desek yıllardır aynı. Haklılar aslında. Halkın çoğu böyle, onlara haberi doğrusuyla sunacağım diye araştırmaya ne gerek var? İzliyorlar zaten böylesini!

Hükümet ise olayın farkında. Dalga geçiyorlar gibi geliyor değil mi size? Ancak bu satırları okursanız, haklı olduklarını göreceksiniz. Eğer adımları yanlış atmazlarsa, dedikleri çıkacak. Ve teğet kelimesinde boğulan başbakan değil, eleştirenler olacak. Eğer işler doğru kurgulanıp, eleştiren insanlar bu basitlikle, iktidarın eline yağ sürerse hükümet yolunda emin adımlarla yürüyecektir.

Ve son söz. Kriz sonrasında bahsettiğim sistem uygulamasında başarı sağlanırsa, ülkenin nur topu (!) gibi bir ekonomisi olacaktır. Ancak o nur topu ekonomiyi bilgisiz eleştirel halk seyrederken, mevcut iktidar haklı olarak sahiplenecektir.

1 Yorum

  1. 11/03/2009

    Çok keyifli ve bilgilendirici bir yazı olmuş, bir solukta okudum. Herkesin söylediğini direkt kabul etmeyip sorgulayabilen bir toplum olsaydık çok farklı bir yerde olabilirdik çok haklısın bu konuda.

Leave a Reply