2009 yılının ilk günlerinde, bu yıl neredeyim diyerek, hangi yatırım araçlarını tercih edeceğimi açıklamıştım. Bunda borsa elbette ilk sırada yer alıyordu. Çünkü bazı hisseler, 2001 krizinde dahi görmediğimiz seviyelere inmişti. Risk normalin iki katına çıkmış olsa da, bazı noktalardan alım yapılmasının uzun vadede getiri sağlayacağından bahsetmiştim.
O zamanlar borsa endeksi 22.500 seviyelerine kadar gerilemişti. 2009 yılının ilk çeyreğinin sonunda, alınan önlemlerden ziyade yapılan faiz indirimlerinin ( bu da bir nevi önlem diyebilirsiniz tabi ) banka bilançolarına olumlu etkileri ile piyasalarda toparlanma görüyoruz. Geçtiğimiz günlerde ‘ Kriz Bitti mi? ‘ başlıklı bir yazı yazmıştım. Burada piyasa ekonomisi ile reel ekonomi farkından bahsetmiştim. İşte piyasa ekonomisi, bu toparlanmayı yapmaya mecburdu. Piyasanın dibe vurmaması ve işleyişin devam etmesi için bu toparlanma şarttı.
Türkiye için konuşalım… Yerel seçim nedeniyle sürekli ertelenen IMF anlaşması ile borsa haddinden fazla düşmeye devam etmişti. Seçim sonrası, IMF ile anlaşmanın kesin olarak yapılacağının açıklanması ve şartlarda anlaşıldığının duyurulması ile yön yukarı çevrildi. Bununla beraber Merkez Bankasının yaptığı radikal faiz indirimlerinin, bankaların ilk çeyrek bilançolarına çok olumlu etki yapacağının beklenmesi havayı iyice olumluya döndürdü. Bir de yurt dışında kritik durumda bulunan büyük bankalarının ilk çeyrek performanslarının görülmesi ile havanın dünyada olumluya dönmesi iştahı arttırdı. Perakende sektöründen de gelen veriler olumlu oldu. Bunların tamamının birleşmesi ve yatırımcıların düşük seviyelerden yaptıkları alımların yükseliş iştahını arttırması ile borsalar toparlanmaya geçti.
Peki bu nereye kadar sürebilir? Bu yükselişin olacağını beklemeyen çok sayıda insan pozisyon almadan yakalandı. Bu insanlar yükselişe aldanıp, piyasaya girmeye başladı. Klasik Dow Teoreminin işleyeceğini düşünüyorum. Büyük oyuncular düşük seviyeden fiyatlamayı yapıp piyasayı yükseltirken, ellerindeki malları fiyatları biraz daha yükseltip küçüklere satacaklar. Tam mal çıkışı olduğu zaman da, piyasa kar realizasyonu ile bazı olumsuz haberleri kullanarak geri gelmeye başlayacaktır. Bu denli soluksuz yükselişin elbet bir dönüşü olacaktır. Ancak bu seviyelerin nereler olacağı iyi hesaplanmalı.
30 bin seviyesinin altına sarkmalarda, 28500 bandının deneneceği açık duruyor. Kişisel görüşüm bu saatten sonra özellikle Amerika’daki stres testi sonuçlarının beklenmesi, olumlu hava ile ikinci plana atılan domuz gribi tehlikesinin ikinci etkisinin dikkate alınması yönünde. Piyasa satışa geçerken bütün bahaneleri kullanacaktır. Bunun için kendi borsamız için 28500 seviyelerinden önce yeni pozisyon alımının risk olacağını düşünüyorum.