Main image
1st Temmuz
2009
written by Dincer

Efendim dün malumunuz Türk ekonomisinin ilk çeyrek büyüme rakamları açıklandı. İlk çeyrekte %13.8 gibi rekor bir daralma yaşamışız. Bu oranlarla beraber ilk üç içine girmeyi başarmışız. Bu rakamlara sürpriz diyen kişileri pek anlamıyorum, kusura bakmasınlar.

Çarşambanın gelişi perşembeden bellidir derler. Mart ayında ‘ Sanayi Üretemiyor ‘ başlıklı bir yazı yazmıştım. Ocak ayında sanayi üretimi %24’e yakın bir düşüş göstermişti. Ki bu ilk aydı ve önümüzdeki aylarda bu küçülmenin artarak devam edeceğini beklemek gayet normaldi. Bununla beraber özellikle Almanya ekonomisindeki sanayi üretim rakamlarını takip ettim. Almanya’dan gelen veriler de iç açıcı değildi. İş hacmimizin en yoğun ülkeden gelen olumsuz verileri, ülkemizdeki sanayi üretim ve kapasite kullanım oranlarını değerlendirdiğimizde çift haneli küçülme yaşayacağımıza kesin gözüyle bakıyordum. En önemli iş kolumuz otomotiv ve otomotivin dolaylı olarak bağlı olduğu türev sektörlerde yaşanan durma, ilk üç ayda bu oranların çıkmasına garanti gözüyle bakmamı sağladı.

Piyasaları yakından takip eden ve sadece gazetelerde geç kalmış gündeme göre yorum yapmayan ekonomistler bu gerçeği biliyorlarmışlardır. Hadi halk bunu gecikmeli yaşıyor onu anlarım da bazı ekonomistlerin bu verilere şaşırmasını anlamıyorum. Piyasalar kasım-aralık aylarında bu günleri fiyatladılar. Borsa endeksinin tarihi dip seviyelerine yaklaşmasının altında yatan nedenler, yeni yılda reel ekonomide meydana gelecek büyük düşüş idi. Piyasa ilk çeyreği kasım gibi fiyatladı. Marttan sonra başlayan yükseliş trendinin mayıs ayında artarak devam etme nedeni ise ikinci çeyrekte bu daralmanın hız keseceğinin göstergesi. Çünkü hükümetin kdv-ötv indirimi ile az da olsa olaya müdahale etmesi ile stoklar eridi. İş gücünün azaltılması, maliyetleri azaltıcı politikalarla yeni dönemdeki üretim stratejilerinin oluşması ile çark yavaş yavaş dönmeye başlayacaktır. Bu ikinci çeyrekten itibaren, küçülmedeki oranın biraz azalması ile belli olacaktır.

Dediğim gibi halkın bu durumu yeni abartmasını anlarım. Yılın ilk üç ayındaki reel ekonomi daralmasından bahsediyoruz. Bunu haziran ayının sonunda görüyorlar. Başbakanın kriz teğet geçti sözünün şimdi kullanılacağını da anlarım. Ama bunların hepsi saçmalıktan ibaret. Yanlış şekilde hükümeti eleştiri yöntemi. Çünkü bizim ülkemizin finansal sistemi güçlü. Küçülmeyi her ülke yaşıyor. ( Çin-Hindistan hariç.) Küçülmede ilk üç sırayı paylaştığımız ülkelerden Letonya ve Estonya hayatta kalma mücadelesi veriyorlar. Doğu Avrupa krizine neden olacaklardı az kalsın. Bizim ise bankalarımız ilk çeyrekte kar patlaması yaşadılar. Her zaman söylüyorum, ülkeleri büyüme rakamları değil finansal açıklar batırır. Büyüme olmadan ülkeler bir şekilde ayakta kalır. Japonya bu sıkıntıyı en fazla yaşayan ülkedir. Dikkat ederseniz 2001’de bile bu kadar küçülme yaşamadık diyorlar. O zaman reel ekonomi krizi yoktu. Finansal kriz yaşıyorduk. Global değil, içimizde yaşıyorduk. Şimdi global kriz var, dünya küçülüyor, finansal kriz de bununla beraber yaşanıyor. Biz buna rağmen finansal anlamda güçlüyüz.

Reel anlamda Almanya bir küçülürse, biz iki küçülürüz derim. Şans eseri tam 2 kat olmuş. Almanya’nın %6.9 küçüldüğünü göz ardı etmeyin derim. Tekrar söylemek istiyorum, reel ekonomide yaşanan sıkıntı elbette önemlidir. Ancak finansal sistemde yaşanan sıkıntıda olduğu gibi iflasa sürüklemez. Ben hükümeti uzun zamandır eleştiriyorum. ‘ Hükümet Büyük Bir Yalan ‘ ve ‘ Büyümeyi Analiz Edebilmek ‘ başlıklı yazılarımda gerçekleri hep söylemeye çalıştım. Şimdi ise bu rakamları görüp eleştiri yapmak sadece gülüp geçirtir.

Ve iddia ediyorum, eğer bu büyüme rakamları olumlu kullanılır ve hata anlaşılırsa… Büyüme stratejisi değiştirilip, bu küçülmedeki sıkıntı çekilmeyi göze alınıp kısa vadeli değil, uzun vadeyi kurtaracak önlemler alınırsa ‘ Nur Top Gibi ‘ başlıklı yazımda yazdıklarımın gerçek olacağını düşünüyorum. Ve çok rica ediyorum, aklı başında insanlar lütfen saçma yöntemlerle eleştiriye gitmesin. Bu inanın ki hükümetin ekmeğine yağ sürüyor!

Leave a Reply