Son zamanlarda izlediğim en anlamsız reklam olarak adlandırıyorum, ‘ Alın verin, ekonomiye can verin’ sloganlı reklamı. Çok basit ve falso dolu bir reklam olarak görüyorum hatta. Kimse kalkıp amaç şu demeye kalkmasın bence. Bu basit amaçları çoktan aşmış olmamız lazımdı.
Sosyal paylaşım sitesi Friendfeed ‘de 1 Eylül’de şöyle bir post açmıştım. Burada yorumları almak istemiştim. Asıl vurgulamak istediğim noktaya Sevgili Çağlar Erol değinmişti. Yorumunda ; ‘ Ben de Yaman Törüner’le Deniz Hoca’nın fiş vermemesine taktım. Hem istemediği çin malı oyuncağı çocuğun eline tutuşturup parasını al, hem de vergi verme. Nasıl mesaj bu? diyor Çağlar Bey.
Evet nasıl mesaj bu reklam, ben anlamadım. Özellikle oyuncak kısmına takıldım. Bu ay yeğenim yanımıza geliyor diye, oyuncak mağazalarında onun için oyuncak arıyorduk. Baktığımız oyuncak mağazalarında özellikle Çin malı olmayan oyuncaklar arıyorduk ancak bulmak ne mümkün? Bizim oyuncuk mağazalarımızda, yerli malı üretime rastlamak bu kadar zorken, oyuncak alıp ekonomiye nasıl can vereceğiz ? Alışveriş yaparak ekonomiyi kalkındırın mesajı mı veriliyor yoksa kriz var diye harcamaktan kısmayın, korkmayın vurgusu mu? İkisi de verilemiyor bana göre. He bir de sakız alın ekonomiyi canlandırın gibi bir şey söyleniyor. Ben marketten en son sakız almak istediğimde, para üstü olarak verilmeye çalışılmıştı diye hatırlıyorum.
Neyse bunun üstüne bugün bir de yine Friendfeed’de Sevgili Müge Çerman’ın açtığı şu posta dikkat ettim. Buradaki yorumları da dikkatle inceledim. Ve burada bir açıklama yapmak istiyorum.
Ekonomik krizlerde en kötüyü yaşayan genelde alt ve orta(-) gelir grubu düzeyindeki insanlar olmuştur. Bu insanların gelirlerine paralel olarak, harcamalarının kısılması son derece normal. Bu kesimin ekonomiyi canlandırmasını beklemek saçmalıktan öteye gitmez. Çünkü yaşamını sürdürmeye çalışmaya çalışan grubun, ekstra harcamalarla tüketimi canlandırmasının kaldıraç etkisi olamaz. Ekonomiye tüketim anlamında canlılık getirecek kesim orta(+) ve üst gelir grubundaki kişilerdir. Kriz zamanlarında paralarını ortaya çok çıkarmazlar. Çünkü bilirler ki, zorda kalan firmalar belli indirimlere gideceklerdir. Burada da alınmak istenilen, ihtiyaç ve ihtiyaç dışı olsa da lükse girecek ürünlerin tüketimine yönelirler. Normal zamanda 2x fiyata alacağı ürünü, x fiyata almak onlar için fırsattır. İşte bunlar kriz döneminde, krizden sınırlı etkilenen kişiler tarafından ekonomiyi uyarıcı etki yapar.
Ekonomilerde tüketimin önemine karşı değilim. Bunun göstermelik ve faydasız şekilde kullanılmasına karşıyım. Sakızla, gülle, oyuncakla ekonomi canlanmaz. Otomotiv sektöründe yapılan ötv indiriminde, beyaz eşya vergi indirimlerinde ortaya çıkan sonuçlar ortada. Eğer ekonomiyi canlandırmak istiyorsak, üretime teşvik etmek gereklidir en başta. Üretime teşvik için de insanı yatırımdan soğutan vergiler üzerinde ayarlamalar gereklidir. Bunlar yapıldığı takdirde ve tüketime sunulan malların fiyatlarına yansıtılması sağlandığı takdirde tüketim de bununla beraber artar.
Son cümle ile bitireyim ; ‘ Ekonomiye can vermek için, önce nefes almayı öğrenmek gerekir. ‘

Özellikle açılımla birlikte doğu bölgesinde yapılan kalkınma hareketleri hızlandırılarak en azından o bölgeden bir kazanım elde edilebilir. Bunun yanında bu haftanın Newsweek dergisinde kırmızı acı biber konusu gerçekten okunmaya değer.