Main image
28th Eylül
2009
written by Dincer

Ekonomik kriz dinlemeyip, seçim döneminde bütçenin hesapsızca savrulduğundan bahsetmiştim. 2009 yılı için konulan hedeften uzaklaşacağımız aşikardı. Çünkü seçim döneminde yapılan büyük harcamaları, yıl içerisinde  vergiler ile karşılarız düşüncesi hakimdi. Aslında bu düşüncenin hakim olabilmesi mantıki şartlarda hiç normal değil. Ancak seçim başka bir şeye benzemediği için, ne olursa olsun denilerek bu durum gerçekleştirildi.

Bütçe açığı 8 ayda %800 artarak 31 milyar 336 milyon TL’ye ulaştı. Geçen yılın ağustos ayında da 6 milyar 10 milyon lira fazla veren bütçe, bu yılın ağustos ayını 1 milyar 525 milyon lira açıkla kapattı.

Ekonomik kriz nedeniyle, vergilerde indirim yapmak zorunda kalınması ile hedeflenen uçuk vergilerin toplanamaması sonucunda, bütçe gelirleri, giderlerini karşılayamayacak duruma geldi. Maastricht Kriterlerinden en önemlilerinden bir tanesi bütçe dengesidir. Hükümet bu yıla kadar bu kriteri çok olumlu bir noktaya çekmişti. Ancak seçim ile beraber ne kriter dinlediler ne de ekonomi! Bu yıl boyunca sünüp giden ve yine dilden dile dolaşan IMF olayının esas ipuçlarını bir dinlesek fena olmaz. IMF iç işlerimize, siyasetimize mi burnunu sokuyor yoksa 8 ayda bütçeyi %800 nasıl arttırdınızın hesabına mı giriyor? Seçimlerden önce IMF ile anlaşma olsaydı bütçeden öyle bir harcama yapabilecek miydiniz?

Elbetteki bu soruların cevapları ortada. Bu nedenle IMF seçim sonrasına bırakıldı. Daha sonra krizi atlatırız diyerek 2009 sonrasına. Evet krizin bir dalgası atlatıldı. Ancak kriz kesinlikle atlatılmadı. Böylesine büyük bir deprem sonrasında, şiddeti o kadar yüksek olmasa da bir artçı şok daha geleceği kaçınılmazdır. Ve biz bu şoka olmaz diyerek gözlerimizi kapatıp, büyük bir bütçe açığı ile girerken, ihtiyacımız olabilecek IMF’i uzak tutmaya devam ediyoruz.

Gelişmekte olan ülkenin, gelişmesi için yatırımlara ihtiyacı vardır. Yatırımlar için anormal olan vergilerin azaltılmasına… Ancak bütçe o kadar açılıyor ki vergi azaltılması değil arttırılması amaçlanıyor. Hadi kriz buna biraz engel oldu ancak kısa süre sonra vergilerde arttırım yapılacak. Bazı yeni vergilerin düzenlemesi yapılıyor olacak. Bütçe, açık değil fazla veriyorken girdiğimiz bu kriz döneminde onu koruyabilseydik, vergilerde düşen oranları sabit tutmaya çalışıp daha da azaltma yoluna giderek büyümeye yol sağlayabilirdik. Ancak hükümet ne yaptı? Seçim, kriz dinlemez diyerek bütçe açığını hesaba katmadı.

Ve son olarak hesaba katılmayan ve başarısızlıklarla sonuçlaran ihalelerden bir örnekle bitireyim. İzmir Limanı ihalesi 2007 yılının mayıs ayında 1 milyar 275 milyon dolar teklifle Global Yatırım Holding konsorsiyumuna verildi. Ancak Liman İş Sendikası ihaleye iptal davası açtılar. Yani kriz öncesi yapılan ve tam zamanında olan bu büyük değerli ihale pek rasyonel olmayan gerekçelerle iptal edildi. Üstünden 30 aya yakın bir süre geçtikten sonra karar açıklandı. Buyrun gelin devir sözleşmesini yapalım diyorlarmış. Global Holding konsorsiyumda yer alan firmaları ikna etmeye uğraşsa da, bu dönemde ihaleye bu koşullarda girmeye sıcak bakmayacaklardır. Girseler dahi daha önceden verilen 1.3 milyarlık fiyatın çok aşağısına ihale verilecektir.

2.5 yıla yakın bir sürede ihaleyi sonuçlandıramayan bir kurumdan bahsediyoruz. Daha önce Ahmet Nazif Zorlu’nun karayolları arazisini satın alması ve yine 2.5 yıla yakın süredir işlem yapamaması… Şimdi de İzmir Limanı… Devletin kasasına girebilecek paraların, uzun yıllar süren karar süreçleri ile engellenmesi.

Sonra bütçe açığımız artıyor ve saldıralım vergilere. Afedersiniz ama bir ülke nasıl büyür acaba?

1 Yorum

  1. Rakamlar korkutucu. Umarım en kısa zamanda toparlanırız.

Leave a Reply