Geçen sene bu ayın başlaması ile beraber büyük bir kabusun içine girdik. Üst üste gelen olumsuz haberler, krizin boyutunun her geçen gün büyümesi ve büyük bankaların iflasa yakın olması nedeniyle korku dolu günler geçiyordu. Bu krizin ‘ Büyük Sistem Krizi ‘ olduğunu, o yazımda belirtmiştim. Ve finansal sistemde meydana gelen bu büyük sorunun, dünya çapında eş zamanlı dalga yarattığını söylemiştik. Dünyanın önde gelen bankaları iflas korkusu yaşarken, bizim bankalarımız ayakta kalacağının sinyallerini vermişti.
Evet… 2001 krizinden sonra Türkiye’de oluşturulan düzenleme ve denetleme sisteminin işe yaradığı aşikar. Özellikle bankalarımızın sermaye yeterlilik rasyolarının risksiz seviyelerde bulunması ve Merkez Bankası rezervlerinin sağlam olması nedeniyle, bu kriz bize finansal olarak değil reel olarak yansıdı. Her zaman söylediğim gibi, reel ekonomide meydana gelen çatlaklar ekonomileri öldürmez, süründürür. Ancak finansal sistem krizleri öldürücüdür. Başbakanın teğet sözcüğü abartıldı ancak elbette reel krizi yaşayacaktık. Bizim için teğet geçen noktası öldürücü finansal boyutunun olmamasıydı.
Ve bankalarımız… Bu sene karlılıkta nasıl bir sınav vereceğimiz merak ediliyordu. Ancak Merkez Bankasının faiz indirimlerinin esas amaçlarından bir tanesinin, bankaların karlarını bu dönemde maksimize etmek olduğunu söylemiştim. Bunlar sonuç verdi ve dünyada bankaların zararlarla boğuştuğu dönemde, Türk bankaları ciddi kar rakamları yazdılar.
2009 yılı bankalarımız için hayli olumlu geçti. Ancak asıl testi 2010 yılında verecekler. Faiz indirimlerinin etkisi bitecek ve kar etmek için başka yollar aramak zorunda kalacaklar. Dünyada bu büyük krizin ikinci dalgası ( artçı şok ) geldiği zaman, bankaların nasıl bir test vereceğini merak ediyorum. Bu nedenle bu sene borsa endeksini tek başına sürükleyen banka hisseleri gelecek sene nasıl bir seyir izleyecek, bunu dikkatli incelemek lazım. Borsanın 50 bin seviyesine geldiğini düşünürsek, bu testin sonucunu merakla izleyeceğiz.
Benim görüşüm ise bankalar için işlerin, bu seneki kadar kolay olmayacağı yönünde. Yani bu sene elde edilen primler, önümüzdeki dönemde yaşanmayacak gibi gözüküyor.

Avrupa’da durumun bir nebze de olsa düzelmesinin Türk bankalarının kredi bulma kolaylığı hakkında ne düşünüyorsunuz peki? Bu durumun bir artı katkısı olur mu acaba?
Türk Bankaları durum düzelmeden de sendikasyon kredisi alabiliyorlardı. Türk Bankaları hakkında yayımlanan raporların etkisiyle de sıkıntı çekmiyorlardı. Elbette yaşanan her olumlu gelişme, buna katkıyı arttıracaktır.