FİNANS

30th Aralık
2008
Yazar : Dincer

Zorlu bir yılı geride bırakırken, yeni yıl için planları yapma zamanını tamamladık. 2009 yılında yatırımları nerede değerlendireceğim konusunda planların tamamlanmasının ardından, kısa bir şekilde bilgi vermek istedim.

2008 yılında doların değerlenebileceğini söyleyerek, sepette yer alması gerektiğinden bahsetmiştim. Bu yıl ise doların sepette bulunacak en son enstrüman olduğunu düşünüyorum. Çok basit bir hesabım var. Türkiye’de yıllık en yüksek getiriyi sağlayan enstrüman faizlerdir. Gerçi faiz indirimleri ile bu oran %16′lara indi ancak yine de en yüksek nominal getiriyi faiz sağlıyor. Yıl içinde bundan daha yüksek oranda getiri sağlarsanız kazançlısınız. Peki sepeti nasıl yapıyorum?

Hisse senetleri piyasasından vazgeçmek mümkün değil. Özellikle bu yıl, ciddi trade imkanlarının tanınacağını ve piyasaların düştüğü dönemde alım için çok uygun koşullar geleceğini düşünüyorum. Çünkü krizin etkilerinin 2009/3 ‘de düzelip, yükselişlerin başlayabileceğini hesaplıyorum. Düşük fiyatlardan aldığım her hissenin, ilerleyen dönemlerde bana yüksek kazanç sağlayacağına inanıyorum. Bu alımlar için acele edilmemesi gerektiğinin ve piyasa şartlarının yakından izlenmesinin şart olduğunun altını çiziyorum.

Hisse senedi dışında, altından vazgeçmek zor. Altını nasıl alıyorsunuz ve altında nasıl işlem yapıyorsunuz soruları oluyor. Altının da hisseleri var artık. Altın hissesine yatırım yapıyorum. Altının ‘ ons ‘ fiyatıyla ilgiliyim. 2008′de ciddi getiri sağlayan bu kağıtlar, 2009′da da eskisi gibi yüksek getiri sağlamayacak olsa da, güvenli liman olarak sepetteki yeri alacak. Bunun için altının ons fiyatının yakından izlenmesi ve hangi şartlarda yükselir durumunun bilinmesi gerekir. O nedenle enstrümanın ne olduğunu bilmek yeterli değil.

Son olarak emtiaların fiyatlarının artacağını düşünüyorum. Petrol için $34 seviyesi oldukça cazip geliyor. Petrole de aynı şekilde, petrol hissesi satın alarak yatırım yapılabiliyor. Bunun için İşYatırım ve Deniz Yatırım aracılık ediyor. Future piyasaların bu dönemde de önemli olacağını düşünüyorum.

Ve tabi ki risksiz ve sabit getirili tahvil-bono-repo vb ürünlerde dönem dönem bulunmak önemli. Çünkü uzun vadeli yatırımın, takip edilerek yapılası bir dönemden geçiyoruz. Bir enstrümanı alıp yatayım derken, zarar edip daha sonra zararı çıkaracağım diye beklersek, yılı boşa geçirmiş oluruz. Bu nedenle stop-loss’un öneminin arttığı ve kar edildikten sonra satılarak yeni fırsatların bekleneceği yılda, planları ona göre hazırlamak önem kazanıyor.

2009 yılı planımda olacak enstrümanları sizinle paylaşmak istedim. Umarım karamsar olarak beklediğimiz ve korkarak gireceğimiz yeni yıl, beklendiğinden daha olumlu gelir. Şahsen ben piyasalar açısından fırsatların çok fazla olacağını düşünüyorum.

Piyasalar halkın %90′ını kara bulutların üstüne yıktıysa, %10′u kendisine yeter…

Önemli Not : ( Tamemen kişisel portföy yorumudur, öneri niteliği taşımaz. )

29th Aralık
2008
Yazar : Dincer

Hani öyle yıllar vardır ki tarihe tanıklık edersiniz… İşte 2008 yılıda o yıllardan bir tanesi. Global dünya düzeni ile kapitalizmin ilk ciddi savaşının yaşandığı tarih olarak, kitaplardaki yerini alacak. Peki 2008 yılının en büyük hatası neydi?

Bana göre bu yılın ciddi iki hatası var. Birincisi ve az konuşulası olanından başlayayım. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Trichet’in 2008′in başlarında yaptığı faiz arttırımları oldukça saçma ve başarısız bir hamleydi. Gıda ve petrol fiyatlarında yaşanan yükselişin şoklardan meydana geldiğini düşünmeden, resesyon ihtimalinin olacağını ihmal edip, enflasyondan korkmuş bir halde faizlerde arttırıma gitmesi büyük bir hata oldu. Euro Bölgesi enflasyonu kısa süreli yükseliş yaşarken, ekonomik anlamda yavaşlaması daha hızlı oldu. Yani Trichet’in ekonomik beklentileri yanlış algılayıp, faizleri arttırması hata oldu.

Gelelim yılın ve bana göre yüzyılın hatasına. Amerika’nın ve dünyanın finans devi Lehman Brothers’ın iflasına izin verilmesi, tarihe kara leke olarak geçti. Böyle bir hata nasıl yapılır sorusunu uzun yıllar soracağız bence. Kimse gelip demesin ki, o kadar prim alıyorlarmış vs… Kısaca iflası hakettiler ve onlar batıracak devlet bizim paramızla onları kurtaracak… Böyle birşey yok daha doğrusu böyle birşey söyleme mantığı yok. Kısaca açıklayayım.

 

Lehman Brothers dünyanın lider finans kuruluşuydu. İnsanlar, bu şirkete o kadar fazla güveniyorlardı ki, bu şirketin çıkardığı her türlü kağıdı alıyorlardı. Hatta dünyadaki bankalar, bu şirketin kağıtlarını müşterilerine satıyorlardı. Ancak Lehman şirketi de, riskli ancak getirisi çok yüksek olan CDO dediğimiz ( Credit Default Swap ) işlemlerini sık yapmaya başladı. Bu işlemlerde üst düzey yöneticiler dudak uçuklatacak primlere kondukları için, riskin çok yüksek olduğunu görmelerine rağmen, kendilerine dur diyemediler. Mali durumu çok iyi olmayan binlerce kişiye aynı anda kredi verdiler. Bu krediyi verirken, düşünülen alınacak prim olduğu için, bin kişi aynı anda batmaz diye düşünmek istendi. Böylece oluşturulan bin riskli kredi bir paket içinde sunuldu. Ve o derecelendirme kuruluşu adı altındaki sahtekar kuruluşlar, B- notu olan kredilere o paket içinde AA notu verdiler. Ratinglere bakan kişiler hazine bonosu kadar riskli olarak gördükleri bu enstrümanların getirisinin daha yüksek olduğunu görünce, yatırımlarını bu yönde yaptılar. Emeklilik fonları dahil, ratinglere aldanıp bunlara yatırım yaptı. Bu CDO’lar kendi içinde de o kadar gelişti ki, bunları alıp içinden yeni paket yapıp satan bankalarda oldu. ( Yani zaten sanal olan asıl paketi alıp, bir de bunun sahtesini yapıp enstrüman olarak sunan bankalar oldu.) Sonuç olarak bu binden fazla kişi, krediyi ödeyememeye başlayınca balon patladı.

Lehman kadar güvenilir ve batmaz denen şirketin başlangıcında ön ayak olduğu bu sistem, dünyayı etkisi altına aldı. Kısa sürede büyük paralar kazanan bu şirket bir anda ciddi borç batağına saplandı.

 

Şimdi gelip batmakta haklılarmış demeyin. Çünkü bu şirket sizin en büyük finans kuruluşunuzsa ayrıcalıkları olmak zorunda. Dünya finans sisteminde en büyük oyuncuların yaptıkları hataları dönem dönem engellemek zorundasınız. Sonunda olayı farkedip susarsanız, sistemi yıkarsınız. İşte aynen bu tehlike oldu. Lehman dediğimiz şirket, dünya üzerinde birçok bankaya ve yatırım şirketine etki ediyor. Türkiye’de dahi CitiBank güvencesiyle, Lehman’ın adını duymamış onlarca kişi Lehman tahviline sahip durumda. CitiBank’ın zarar rakamlarının nedenleri bunlar. Bunun gibi yüzlerce bankanın da…

Lehman’daki olay üstü kapalı farklıydı. İsteseler rahatça kurtarabilirlerdi ancak iflasına izin verdiler. Bu açıklanamayacak ve yıllar sonra konuşalacak büyük hata oldu.Lehman’a verilecek $200-250 mLr, hem o şirketi kurtarırdı hem piyasaların dip yapmasını önlerdi hem de diğer şirketlerin zararlarının yada iflasların azalmasına neden olurdu. En basit örneği vereyim ;

AIG şirketi, CDS dediğimiz ( Credit Default Swap ) yatırım aracı ile Lehman Brothers’ın çıkardığı bono ve tahvilleri sigortalıyordu. Yani ben $1000′lık Lehman bonosu alıp AIG şirketine giderek, bu bonoyu sigortalatıyordum. AIG’de benden komisyon alarak bonomu sigortalıyordu. Yani Lehman batarsa $1000′ımı bana ödeme garantisi sunuyordu. AIG, Lehman’ın batmayacağını düşündüğü için bu sigortalama işinden aldığı komisyonlarla büyümeye devam etti. Ancak Lehman batışı ile beraber AIG için çanlar çalmaya başladı. ( Tabi Lehman ile diğer kuruluşların bonolarını da sigortaladı. )

Merrill Lynch için Bank of America devreye girdi ve satın alım gerçekleşti. Ancak Lehman Brothers’ın iflasına izin verildi. Sonrası hesaba katılmadı. Neler olacağı düşünülmedi. Bu büyük bir hesap hatasıydı. AIG’ye şimdiye kadar ödenen para $150 mLr ‘ı geçti. Diğer kuruluşlar için kurtarma paketi altında ödenen miktar iyice yükseldi. Eğer Lehman batmasaydı, başta AIG olmak üzere diğer kuruluşlara ödenecek miktar azalabilirdi.

En basitinden güven bu kadar dip yapmazdı. Finans piyasası oyuncularının en çok güvendiği ve bu da batmaz dediği şirketin iflası ile güven dip yaptı. Fırtına içinde kasırga yaratıldı.

Burada suçlu Amerikan Hükümeti, Türkiye ile istediği gibi oynayan sahtekar derecelendirme kuruluşları ve prim sevdasıyla hayvani duygularının profesyonelliğin önüne geçmesine izin veren üst yöneticiler…

Lehman Brothers 2008 yılının en büyük hatası bana göre. Ve iddia ediyorum ki, eğer Lehman iflası engellenseydi sistem üzerinde bu kadar korku olup, dip yapılmasına olanak sağlanmazdı.

25th Aralık
2008
Yazar : Dincer

Bu blogu kurma amacımı her fırsatta dile getirmeye çalışıyorum. Belirli tarihlerde yazdığım yazılarımın ve beklentilerimin sonucunu görmek, kendime hata yaptığım alanları göstermeye çalışmak ve ne kadar doğru tesbit-beklenti yapabiliyorum onu görmek amacıyla bu siteyi oluşturdum.

Bir yılı daha geride bırakıyoruz. Bu yıl içerisinde neler olmuş, neler bitmiş hep sizinle paylaşmaya çalıştım. Bugün ise kendi analizimi yapmak istiyorum. Bakalım bu yıl ne derece başarılı tahminlerde bulunmuşum.

 

  1. 2007 yılının son döneminde ‘ Gübre Hisselerine Dikkat ‘ diyerek, 2008 yılı için nokta atışı yapmıştım. Gıda fiyatlarında yaşanan yükselişlerin hızlandığı bir dönem geçiriyorduk. Petrol ve doğalgaz fiyatlarında da yükselişlerin olması ile beraber, tarımda gübre olarak kullanılan kimyasal unsurların fiyatlarının artacağını ve dolayısıyla gübre fiyatlarının da artacağını söylemiştim. Sonuç olarak gübre hisselerinin yatırım amacıyla değer bulabileceğini söylemiştim.

        Peki ne oldu? Gübre şirketleri tarihi kar rakamlarına ulaştılar. Bundan hisseleri de nasibini aldılar. 18 Aralık 2007 tarihinde Gübre Fabrikaları, Bagfas ve Ege Gübre hisselerinin fiyatlarını yazmıştım. Aşağıya 3 hisse senedinin yıllık grafiklerini koyuyorum. Neler olmuş bir bakalım.

     gubrf             eggub

                                                    bagfs

Resimleri büyülttüğünüzde, yazının yazılış tarihi olan 12 Aralık’tan sonrasındaki fiyatlarını ve yıl içerisinde ulaştıkları fiyatları görebileceksiniz. Sanırım daha fazla üstünde konuşmaya gerek yok.

 

  • Yine 2007 yılının son döneminde ‘ Dolara Dikkatli Yatırım Zamanı ‘ diyerek, 2008 yılı için getiri sağlayabilecek yatırım aracından bahsetmiştim. Piyasaların kötüleşmesi ve geliyorum diyen kriz ışığında, krizin kaynağı olan ülkenin para biriminin ilginç olsa da değerleneceğini o yazımda söylemiştim. 1.15 seviyelerinin alım için ideal olduğunu dile getirmiştim. Aşağıya doların bir yıllık grafiğini koyuyorum.

                          dolar 

Grafikten görülebileceği gibi dolar yıl içerisinde en çok getiriyi sağlayan yatırım aracı oldu.

 

  • Yeni yılın ilk günlerinde, 2008 yılının piyasalar açısından iyi bir yıl olmayacağını söylemiştim. Bunu da ‘ Piyasalardan Çekilme Vakti mi? ‘ diyerek anlatmaya çalışmıştım.

                           imkb

Grafikten görebildiğiniz gibi, yıl içerisinde borsada kalmak yatırımcıları ciddi zarara uğrattı. 2008 yılı için, hisse senedi piyasalarının her zamankinden daha riskli olduğu söylemim ışığında, hisselerin yarıdan fazla değer kaybettiğini gördük.

 

  1. 3 Ocak 2008 tarihinde ‘ Altına Hücum ‘ yazısını yazarak, yatırımcıların hızla yükseleceği söylenen altın ve petrole ciddi yatırım yapmamaları konusunda uyarmaya çalışmıştım. Emtia fiyatlarındaki yükselişlerin, balon etkisi ile şiştiğini ve bunun da patlamasının şiddetli olacağını söylemiştim.

 altin  petrol 

Soldaki grafikte altın fiyatlarının yıllık değişimini görüyoruz. Sağda ise petrolün… Altın fiyatları, krizin en sert döneminde tarihi zirve olan $1000′a yaklaşamadı. Petrol ise benim tahminlerimden çok daha fazla spekülatif hareket ile $100′ı aştı. Ancak sonuç olarak, oradan hala emtia alan yatırımcı ciddi zarar etti. Özellikle petrol, birçok hedge fonu ve yatırımcıyı iflasın eşiğine kadar getirdi.

 

Evet… 2008 yılı için beklentilerim ve tahminlerim bu yönde olmuş. Sonuçları ise yukarıda gördüğünüz gibi. Umarım 2009 yılında, kendime kattığım ekstra özellikler sayesinde tahminlerimi genişletebilir ve daha fazla alanla ilgili beklentilerimi sunabilirim.

24th Aralık
2008
Yazar : Dincer

2008 yılının son günlerini geçiriyoruz. Geride bırakacağımız yılı pek iyi hatırlamayacağımız kesin. Türkiye için parti kapatma davası, asker-siyasi gerginlik, ergenekon olayları… Dünyanın içine düşeceği dar boğaz belliyken, biz bir de kendi içimizde kaos yarattık. Bundan kuşkusuz en çok etkilenen, piyasalar oldu. O nedenle 2008 yılının en büyük suçlusu ‘ hükümet ‘ olmuştur. Ülkesini krize hazırlayacağı yerde, saçma sapan konularla gündemi meşgul eden, piyasalara olmadık yaralar vuran iktidar, 2008 yılını bu şekilde kapatmamızda en önemli hata mercilerindendir.

Borsa endeksi için şu sıralar bulunduğumuz seviye kabul edilesi değil bana göre. Endeks 48 binli seviyelerdeyken alım yapanlara, intihar etmenin farklı yollarını mı arıyorsunuz derken, 20 binli seviyelerden almaya korkanlara da yoğurdun üflenecek birşey olmadığını söylüyordum. Yılı kapatacağımız nokta, haketmediğimiz nokta aslında. Endeksin bu seviyelerde olmasını, üstte ki paragrafta sözünü ettiğim olaylara bağlıyorum. Yıl içinde üst üste tokat yiyen borsanın gücünün olmaması, en ufak sallantıda tekrar dibe vurabilecek olması ve ekonomik/finansal gerginliğin siyasetle birleştirilmesi büyük bir hatadır. Bunu yapanları tekrar kutlamak istiyorum.

Gelelim yeni yıla.  Yeni yılla ilgili beklentilerimi başka bir yazımda aktaracağım ancak şunu söylemeliyim ki, ekonomik anlamda tv ekranında gördüğünüz 100 kişinin söylediği aynı şeylerin dışında, mantıklı ve beklenen extra şeyler de var. Ve en önemlisi, yayınlarımda da her zaman söylediğim gibi, bu tip durumlarda ekonomi ile finansı ayıramayan yatırımcı hata yapar. Üstüne basarak tekrarlıyorum:

 

Ekonomik kötü beklentiler piyasalar tarafından önceden fiyatlandırma mekanizmasına sahiptir. Siz her kötü ekonomik veri yada durum karşısında piyasalardan keskin düşüş beklersiniz yanılırsınız. Piyasalar ralli mekanizması ile hareket eden yerlerdir. Yaşamlarını sürdürmeleri için, düştükleri noktalardan tırmanmalarına olanak sağlayacak ralliler yaparlar. Zaten bunu yapamazlarsa, herşey toz duman olur. Piyasalar anı değil, geleceği yaşarlar…

 

2009 yılının ilk ayında, Obama koltuğa oturacak. Buna balayı demek ne kadar doğruysa, piyasaların bu ayları bal tadında geçirebileceğini düşünmek o kadar doğru olabilir. Faizlerin iyice düştüğü bir ortamda, bankacılık kesiminin yılın ilk çeyreğinde bilançolarını düzelteceğini düşünmek o kadar mantıklı. Sorunun temeli finansal kesimden doğduğu için, bankaların bilançolarının düzelmesi yakın zamanlı olursa, güven de bu sayede gelir. İnsanlar ekonomik bozulmalar karşısında, güvenlerini yerine oturtabilecek ortamı bulurlarsa, 2009 beklendiği gibi sıkıntılı geçmeyebilir. İşten çıkarmaların artması yeni yıl için en olumsuz senaryo. Bunun olmasını da reel sektörün yaşadığı sıkıntı nedeniyle normak karşılamak gerekli.

Ve gelelim emtiaya. Buraya bağlamak için açıklamaları yukarıda yaptım. Petrolde arz kısıntıları olmasına rağmen, talebin düşük olmasına bağlı olarak fiyatlar tarihi dip seviyelerine yaklaştı. Ancak, 2009 yılında tazelenen güven ve normal olarak değişecek talep ortamı nedeniyle, emtialar 2009 yılının en iyi yatırım aracı olmaya aday. Talebin artmaya başlaması ile beraber, arzın artmaması fiyatları yukarı çekecektir. Ayrıca spekülatif ataklar, kriz döneminde devam edeceği için bir şekilde emtia fiyatlarının artması sağlanabilecektir.

Geçen yılın son dönemlerinde ‘ Dolara dikkatli yatırım zamanı ‘ diye bir yazı yazmıştım. O zamanlar dolar alımının uygun olabileceğini söylemiştim. 2008 yılının son döneminde ise hakkımı emtia ve borsa üzerinde kullanıyorum.

Tavsiye asla olmamak kaydıyla kişisel görüşüm bu yönde. Borsa endeksi elbet bir geri çekilme yaşayacaktır ancak gördüğü düşük seviyelerden kademeli alışlarla, yeni yılın ortalarına doğru yaşanabilecek bir düzelme ile beraber getiri sağlayabilir.

24th Kasım
2008
Yazar : Dincer

Piyasalar güne yükselişle başladı. Geçen hafta sonunda yaptığım yorumlara parelel olarak, ciddi ralli yaşanıyor. Endekste geçen hafta yaşanan büyük düşüşlerde, işlem hacminin zayıflığına dikkat çekmiştim. Bu kadar düşük hacimde piyasanın bu oranda düşmesinin çok mantıksız olduğunu söylemiştim. Alt kademelerde alıcı gelmeyince, piyasa haketmediği kadar düşmüştü.

Mevduata güvence getirileceğinin açıklanması, IMF ile anlaşmanın gündeme alınması, Amerikan Hazine Bakanlığına piyasanın güvendiği bir ismin getirilmesi, Citibank’a devlet tarafından garantörlük yapılması, bugün İngiltere’de destek paketinin açıklanacak olması piyasaların havasını yerine getirdi. Yaşanan çılgınca satışın sonuna gelinip, piyasanın teknik olarak düşük seviyelerden alımların gelmesi ile olumlu hava şiddetini arttırdı. Peki yatırımcılar ne yapabilir ?

Öncelikle borsa işlem yapan yatırımcılar, endekse paralel hareket eden İMKB-30 hisselerine odaklanmaları avantaj olacaktır. Piyasayı yakından takip etme olanağı olan ya da başarılı bir yatırım danışmanına sahip olan yatırımcılar için, bu kötü ortamda dahi para kazanabilir. Hisse alımı için acele etmeden ve teknik destek-direnç noktalarında işlem yapmak kazanç elde edilmesine olanak sağlayacaktır. Al-sat veren hisselere çok itibar etmeden, teknik göstergelerin bu dönemde sağlıklı sonuç veremeyebileceğini akıllarında bulundurmaları gerekir.

Herşeyden önce bir gelir planlaması yapmak gereklidir. Türkiye’de en yüksek getiriyi faiz ile sağlayabilirsiniz. Tabi bunun nominal olarak düşünürseniz %20′ye yakın bir getiri sağlarsınız. ( Enflasyonu hesaba katmadan ) Borsada işlem yaparken, amacınız ülkenizde en yüksek getiriyi sağlayan enstrümandan daha fazla kar elde etmek olmalıdır. Hayali ve yüksek kazanç elde edeceğim diye düşünmeye devam edince daha çok para kaybedileceği unutulmamalıdır. Çünkü piyasada tiyo ile para kazanmak sadece büyük oyunculara mahsustur. Bu nedenle güçlü şirket hisselerini, endekse paralel olarak değerlendirmek mantıklı olacaktır.

Uzun vadeli düşünen yatırımcılar için ise, işler eğer batışa kadar gitmez denirse 2003 yılında görülen fiyatlar ucuz olarak nitelendiriebilir. Piyasalar ralli ile yaşar. Bugün yükseliyoruz, sonraki gün kötü büyüme rakamları ile düşeceğiz. Ancak önemli olan hisselerin bu rallilerle hayatlarını sürdürebilmeleri… Aradaki fiyat farkları da sizin kar marjlarınız olur.

Son olarak yatırım yapacağınız hissenin sektörel bazlı değerlendirmesi ve bilançosu çok önemli. Özellikle böyle kötü dönemlerde bu riskler artıyor ve şirketlerin ayakta kalması zorlaşıyor. Kısacası borsada işlem yapmak çok kolay değil. Eğer gerçekten paranız değerliyse, bu değeri yaratmak için çalışmanız gereken danışmanlar olduğunu unutmamalısınız.

24 Kasım 2008

14th Kasım
2008
Yazar : Dincer

Ekonomi, beklentilere ve psikolojiye dayanır diyorum, çok kızıyorlar. Kızmaları umrumda değil çünkü ben inandığımı düşünmeye, eleştirileri dinleyerek devam ediyorum. Çalışmalarımı ve araştırmalarımı, yeni yazmaya başladığım kitapta yakın bir zamanda bulabileceğinizi söyleyerek bu konuyu kapatıyorum.

Şimdi de diyorum ki, buna çoğu kişi hem fikirdir, piyasalarda yatırım beklentilere ve psikolojiye dayanır. Ekonomi bir beklenti bilimidir aslında. Geçmiş analizler doğrultusunda ve gelecek ile ilgili beklentilerin tahminine dayanır. Birçok parametrenin yer aldığı ve o parametrelerin birbiri ile kolerasyonuna göre şekillenir. Piyasalarda yatırım da, güven ve beklentiye göre şekillenir. Yatırımcılar, makroekonomik değişimler ve hisse bazlı olarak şirketlerle ilgili uzun dönem beklentilerini speküle ederler. Bunun mekanizması basit olarak böyledir.

Birkaç örnekle bunu anlatmak istiyorum. Mesela bugün, Euro bölgesi 0.2 % daraldı. Almanya ekonomisi dün resesyona girdiğini ilan etti. İtalya bugün 0.5 % oranında küçüldü. Ancak bu verilerin geldiği gün Avrupa borsaları günü yükselişle kapattı. Size mantıksız geliyor mu ? Geliyor ise eğer piyasanın işlem mekanizmasını bilmiyorsunuz. Çünkü piyasalar bu beklentileri önceden fiyatlandırır. Yani bugün olumsuz verilerin gelmesi ile piyasanın düşmesini bekleyen insanlar yanılır. Resesyon ve ekonomilerin küçülmeleri hisse senetleri üzerinden daha önceden fiyatlandı. Son bir aydır yaşanan büyük düşüşlerin nedeni, bu beklentilerin piyasa üzerine çökmesidir. Dünya ekonomilerinin tamamına yakının, büyük bir durgunluğa gireceğinin anlaşılması üzerine piyasalardan para çıkmaya başlandı zaten. İşte bugün olan şey, sadece o tahmin edilen verilerin yayınlanmasıdır. Yüzdeler elbette oynayabilir ancak piyasanın beklentisinden çok farklı gelmediği sürece bu fiyatlara olumlu-olumsuz yansımaz.

Mesela dün Amerikan borsası açıklanamayacak bir nedenle yükseldi. Şirketlerden gelen olumsuz haberler,işsizlik başvurlarının beklentilerin üzerinde artması gibi veriler bu yükselişi engelleyemedi. Çünkü bunlarda piyasada önceden bilinen ve fiyatlanan durumlardı. Herkes GM’nin durumundan haberdar, teknoloji parakendeciliğinde sıkıntıların olduğunu ve Intel’in dahi zor durumda olduğunu biliyor. Bununla beraber Circuit City ve BestBuy ile ilgili gelişmeler az çok tahmin ediliyor. Ancak endeksler beklentilerin fiyatlanması paralelinde, ciddi düşüşler yaşadıktan sonra ayakta kalabilmek için desteklerden mutlaka tepki vermek istiyor. İşte dün Dow Jones endeksi güne düşüşle başlayıp, 8000 kritik sınırını test ettikten sonra ciddi bir tepki verdi. Düşen hisselerin cazibesi diye bulunan bu yükselişin tek bahanesi, G20 zirvesinden çıkması umut edilen olumlu sonuçlar olabilir. Yatırımcılar oldukça düşük fiyatlardan riski alma iştahlarını arttırmış olsalar ki, endeks son 20 dakikada 4%’ye varan artış gösterdi.

Son örnekte kendi borsamızdan. Bugün S&P Türkiye’nin görünümünü durağandan negatife çevirdiğini açıkladı. Görünümün durağandan negatife çevrilmesinde, Türkiye’nin dış finansman ihtiyacı ve bu ihtiyacın teminindeki zorluklar, Türkiye’nin dış finansman ihtiyacının bir kısmının bankalar, önemli bir kısmının ise şirketlerden kaynaklanması, Türkiye’nin cari açığının gelecek yıl daralacağı, yine de dış finansman ihtiyacının artması, özel sektörün dış finansman koşullarının zorlaşması nedeniyle iç piyasaya döneceği, bunun da faizler üzerinde baskı oluşturacağı ve bu durumun da ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyebileceği neden olarak gösterildi. Biz bunların hepsini biliyoruz ve bu risklerin farkındayız. Dolayısıyla bugün İMKB bu haberi olumsuz olarak algılamadı ve yükselerek günü tamamladı.

Aynı beklenti hisse senetleri için de geçerli. Türkiye’den örnek vereyim. Koç Grubu, bir süre önce ana faaliyet alanlarında büyüme göstereceklerini söylemişti. Bunların arasında sigorta sektörünün olmadığını çaktırmıştı diyelim. Bunun üzerine yatırımcılar hemen şirketin sigortacılık faaliyetlerini yürüttüğü iştiraki Yapı Kredi Sigorta’nın satış sürecine gireceğini tahmin etti. Bu hisseleri üzerinde alıma geçerek fiyatını yükselttiler. Koç grubu konu ile ilgili açıklamayı yapıp, sigortacılık faaliyetinden çıkacağını ve sahibi bulunduğu Yapı Kredi Sigorta için satış sürecinin başladığını açıklaması ile beraber bu yükselişler çok fazla olmadı. Bunu Koç Grubu’nun açıklamasından sonra anlayan küçük yatırımcı hisseye akın etti ancak beklediğini alamadı. Çünkü hisseler beklenti ile speküle edilmiş ve önceden yükselmişti. Tabi geçtiğimiz haftalarda, piyasa şartlarına paralel olarak istenilen seviyede bir satışın olamayacağının anlaşılması üzerine, süreç iptal edilmiş ve hisseler ciddi düşüş yaşamıştı.

Kısa bir özet olarak aktarmaya çalıştım. Sonuç olarak, piyasalar neden düştü ve neden yükseldi anlamıyorum diye feryat eden yatırımcılar için ufak çaplı bir anlatım yapmaya çalıştım. Umarım geniş detayları, kitabımı tamamladığımda paylaşma imkanı bulurum.

14 Kasım 2008

5th Kasım
2008
Yazar : Dincer

Piyasalar günlerdir yapmak istediği ancak başaramadığı ralliyi, Amerika başkanlık seçimi zamanına denk getirdi. Bahane arayan ancak bunu dahi bulacak gücü olmayan piyasalar için ışık sandıkta görüldü. Bush yönetimi ile arası hiç iyi olmayan Wall Street, Obama’nın gelişini değil, Bush’un gidişini kutladı. Bu iyimser hava tüm dünya piyasalarında koordineli bir rallinin yaşanmasına neden oldu.

Bu havanın uzun soluklu olamayacağını düşünüyorum. Ancak takip ettiğim göstergelerden olumlu sinyallerde alıyorum. Fakat göstergeler yalnızca piyasaların havasını yansıtmakta yeterli oluyor. Yani göstergelere bakıpta, krizin etkilerini kaybediyoruz diyemiyorum. Kriz etkileri için para - sermaye piyasaları göstergelerinden ziyade makroekonomik verilere bakmamız gerekiyor. Bu verilerde, ekonomik sıkıntının asla geçmediğini gösteriyor. Özellikle Amerika’dan gelen son imalat verileri herşeyi özetler nitelikte oldu. Üretim oldukça yavaş, talep ise durma noktasında. Bunların sonucunda, göstergeler her ne kadar düzelir gibi olursa olsun, iyi şeyler söylemek mümkün değil. Bu yükselişi açıklamak için ise tek bir cümle yeterli ; piyasalar sürekli düşerek yaşayamaz.

Küresel piyasalar ve özellike Amerikan piyasalarına ilişkin yorumlarıma buradan ulaşabilirsiniz. Şimdi ülkemiz ve yatırımcılar için birkaç düşüncemi aktarayım.

Herşeyden önce, hisse senetleri ile ilgili olarak teknik analiz detaylarına pek inanılmayacak bir dönemdeyiz. Hisseler o kadar teknik dışı hareket ediyor ki, teknik detayına bakmak sağlıklı sonuç vermeyecektir. Hisseler için yapılan al-sat-tut tavsiyelerine inanılarak yapılacak yatırımlar oldukça riskli olacaktır. Yatırımcılara ilk ciddi uyarım bu yönde olabilir. Herkesin sorduğu ancak benim anlamadığım bir nokta ise ‘ dip ‘ noktası. Piyasa dibini buldu mu ? Krizde dip görüldü mü ? Bu sorulara gülüyorum. Dip dediğiniz nedir acaba diye ben soru yöneltiyorum. Borsada dip ‘ 0 ‘ noktasıdır. Piyasalarda kriz döneminde dibin oluştuğunu söyleyeni kutlamak gerekir. Şurası piyasanın dibidir diyen kişiyede ne kadar inanılır bilemiyorum. Eskiden borsa endeksini şu kadar cent diye tabir ederdik. Son dönemlerde 1$ olabilir mi acaba diye konuştuk. Olabilir elbette. Piyasanın gideceği yer şuan bulunduğumuz 28.500 seviyesinin altında her noktadır. O yüzden dibi var mı ve burası dibi mi sorularına itibar etmek yanlış olacaktır.

Yalnız önemli nokta burada başlıyor. Hisseler, eğer şirket batmayacaksa o seviyelere göre kendilerini toplayabilir. Özellikle İMKB-30 hisseleri, endekse paralel hareket edip, yükselişlerde toparlanma ve düşüşlerde geri çekilme yaşayarak denge sağlıyorlar. Kısa süreli al-sat yapma imkanı olabilen kişiler için bu endeks hisseleri makul olabilir.

Bir de çoğu hisseler nominal değerin altında işlem görüyor. Bu şirketler eğer batmayacaksa, hisseleri illa ki nominal değerin üzerine çıkacaktır. Yani uygun fiyatlardan, eğer şirketin mali yapısını iyi incelediyseniz, o hisselere yapacağınız yatırım uzun dönemde mutlaka kazandıracaktır. Çünkü güçlü şirketlerin hisseleri nominal değerlerine mutlaka çıkacaktır. Hisse almak isteyen yatırımcılar buna da dikkat edebilirler. Kısa ve uzun vade yatırım planı yaparken bu iki husus önemli. Ancak bunlardan daha önemli olan nokta, yatırım yapacakları miktar ile portföy oranı arasındaki optimizasyon. Yıllardır bu işi kolay sanan küçük yatırımcı, bu krizden ders alıp, destek alma yoluna gidebilir.

Riskin maksimum seviyede olduğu ve krizin tüm sıcaklığı ile devam ettiği bu günlerde, pastırma yazına kanıp, açılıp saçılırsanız iyileşmesi zor hastalıklara yakalanabilirsiniz ! Bu yüzden oldukça dikkatli olunmalı.

5 Kasım 2008

22nd Ekim
2008
Yazar : Dincer

Oldum olası okul, dershane gibi yerlere gitmeyi sevmedim. Gitmemek için binbir bahane ürettiğim oldu. Özellikle üniversiteye hazırlık döneminde dershaneye gitmeyi hiç sevmedim. Bana zaman kaybı olarak gelirdi. Oraya bir derste bir konu öğrenmek için gideceğim ve zamanımın büyük bölümü orada ziyan olacak diye düşünürdüm. Ancak çoğu insan dershaneye gitmek için can atardı. En cici giyselerini giyerler, süslenirler ve dershanede sözüm ona derse gelirlerdi. Ben onlardan olmadım, sadece çok gerekli gördüğüm ve kaçmaz dediğim zamanlarda gittim. Kayıt olma nedenim ise sınavlarına girmek, kitap ve testleri almak, gerektiğinde hocalarla işbirliği yapmak içindi.

Sonra sıra üniversiteye geldi. İstanbul Üniversitesi iktisat bölümüne kaydoldum. Sonunda istediğim yerdeydim. Piyasalara ve ekonomiye merakımın başladığı çağı söylemek istemiyorum çünkü şaka gibi gelir size. Okula girdiğimde herkeste yine lise havası vardı. İlk derslere girdim ve kendi çapımda yine seçim yaptım. Hangi dersten maksimum faydayı alırım diye özetledim. İstanbul gibi bir şehirde kaybettiğimiz zaman kaybına değecek anlarda orada olmalıydım. Fakat arkadaşlarım ve okul çevresi her ders oradaydı. Derse girmeye aşırı isteksiz ancak okul çevresindeki yerleri doldurmaya o kadar meraklı…Ben ise istediğim derse girdim, istediğim zaman istediğim hoca ile çalışmalarımı paylaştım. 4 senenin son dönemlerinde benim okula gelmediğim halde nasıl başarıyla okulu bitirdiğime şaşıran insanlarla derste girdiğimiz diyaloglar sonucu farklı şeyler çıktı ortaya. Çünkü 4. senede artık iş pratikten çıkmış uygulamaya gelmişti. Kitaba ve notlara bağlı olmadan sınava girmek, derste ona göre konuşmak gerekiyordu. İşte o zaman ortaya bir sonuç çıktı. Okul size her zaman en azını en doğru bilgilerle verir. Ancak en çoğunu almak insanın elindedir !

Ekonomik kriz çok acı gerçekleri gün yüzüne çıkarıyor. İster İsviçre’de UBS business schoolda okusun isterse Harvard’da. Çoğunun sonu aynı oldu. Çünkü her okul bilgi verir. Pratikte en doğruyu aktarmaya çalışır. Harvard’a girmek zordur. Giren insan oldukça zeki ve varlıklıdır. Ama oradan çıktığı zaman, kendisini yukarıda görmesinin tek nedeni okulun ismidir. İşte asıl zavallı ona kanan aileler ve iş dünyasıdır. Dünyanın bir numaralı bankaları, herkesin girmek için can attığı bankalar, bu isimleri bünyesine katmak için yarış verdiler. İşe alımlar öncelik bu gençlerde oldu. Lehman, Goldman, WaMu, Citi, UBS… Hepsi bu tarz adamları işe aldı. CEO’lar CFO’lar hepsi bu tarz üniversitelerden gelen adamlar oldu. Bu adamlar kağıt üstünde zekiler ve başarılılar çünkü. Başarıyı onurlandırmak o büyük bankaların görevi oldu her zaman.

Ancak iş hiçte görüldüğü gibi olmadı. O dahiler kitapta göründüğü gibi hareket etmeyi sürdürdükleri için geleceğe bakamadılar. Kapitalizme girmiş ve küreselleşmeyi yeni tatmış toplumda nasıl bir değişim olacağını anlayamadılar. Onlar 1930′larda yazılan kitaplarla yüzyıllar geçeceğini hesapladılar. Ne riskten haberleri vardı ne de planlamadan. Paranın kaynağının kıt olduğunu ve ekonomide psikolojinin gereksiz olduğunu düşündüler. Trilyon dolarları yönetirken, milyon dolarlık partilerde boy gösterdiler. Sadece okul bitirmiş ve piyasalarda tecrübesi az olan insanları kitapla eğiterek analist yaptılar. O aptal analistlerinin en ufak bir raporu ile ülke piyasalarını allak bullak ettiler. O kadar güçlüydüler ki petrolden, dövize hisse senetlerinden faizlere kadar herşeye hükmettiler. X ülkesinde hisse senedi ağırlığımızı düşürüyoruz vb raporlarla o ülkenin borsalarını dibe vurdurdular. Hem de bu işleri okullu aptalları ile yaptılar.

Kriz bu hale geldi ve dünya ekonomisi batmamak için boğuşuyorsa bunların suçlularının başında o Harvard’lı gösteriş budalaları gelir. Paranın tatlı kokusunu aldıklarında, gözlerini kapatıp riske daldıklarında bu sistemin nasıl çalıştığını unuttular mı acaba ? Yoksa bu sistemin değişimi veya varlıkların dünya üzerindeki durumu ders kitaplarında anlatılmadı mı ? Tecrübe elbette çalışarak kazanılır ancak ekonomi- finans gibi çok zor bir alanı bu kadar basit göstermekle, büyük şirketlerde şu kadar yıl çalıştım demekle bu tecrübe kazanılmaz. Bu adamlar işte bunu yaptılar.

Bu günlerde ekonomist sıfatına inanan kalmadı. TV’lerde hergün bir adam konuşuyor ama halkın tepkisi aynı oluyor. ‘ Bir sus gerizekalı.’… Bu imajı yaratanların hepsi suçludur. Ekonomistliğin sadece gösterişten ibaret olduğunu sananlar, şık giyim ve lüks restaurantlarda boy göstermek olduğunu düşünenler haksız değiller. Milyar dolarları başarısız şekilde yönetip, ondan aldıkları primlerle hava atan zavallılar bu imajı yarattılar.

Oysa ki ekonomi bilimi gerçekten  zor olan ve az sayıda kişinin başarı sağladığı bilimdir. Çünkü ekonomi beklenti ve psikoloji üzerine kurulur. Bunları ihmal ederseniz başarı olasılığınız kalmaz. Beklentiyi ise geçmişle birebir yada risk primlerini işin içine katmadan yaparsanız yine yanılırsınız. Hele ki bunları ihmal edip, sistemin zarar görmeyeceğini düşünüp hamle yaparsanız batarsınız. Piyasalarda tecrübenin çalıştığınız şirkette fon yönetmekle kazanılacağını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. O şekilde tecrübe kazanırsınız ancak bu tam anlamıyla tecrübe olmaz. Çünkü piyasa global ve sayısız enstrümanın bulunduğu riskli bir koro. Bu koroyu yönetmek oldukça zor.

Ben piyasalara ilgi duyduğumda oldukça küçüktüm. İlk paramı kazandığımda ise 15 yaşımdaydım. Portföy yönetmeye başladığımda ise 18. Babamın bana güveni ve bu işi gerçekten isteyerek yaptığımı anlamasıyla birlikte ailemin hesabını yönetmeye başladım. Ufaktan başladım ve öğrenerek,kaybederek,neyin ne olduğunu görerek ilerledim. Şimdi takip ettiğim sayısız veri var. Takip ettiğim 10′dan fazla piyasa,binden fazla hisse senedi var. Yatırım enstrümanlarının günlük verileri her gün akıyor ekranımda. Hangi kalemin neye etki ettiğini öğreniyorum. İnce detayların ekonomi-finans sistemi için ne anlam ifade ettiğini biliyorum. Bunları bir şirkette çalışarak öğrenmedim. Bunlar 5 yılın birikimi olan ve kişisel çalışmalarım sonucu oldu. 1 yıldır dünya piyasalarında boy göstermeye başladım. Sabah 9.30 ‘dan gece 23.00 ( ABD kapanışı ) ‘ e kadar bilgisayarımda veri akışı devam eder. En kritik verilerin sinyallerini önceden alıp, piyasanın ne olacağını tahmin ediyorum. Ama psikolojiyi işin içine katıp kesin yargıya varmadan, risk primini düşünerek.

Şimdi birisi SPK sınavına çalışır, girer, başarılı olur ve lisansını alır. Sonunda bir şirkete girer 2 sene sonra yatırım danışmanı olur. Ancak o adam ilk kez bu piyasalardan haberdardır. Bildiği 3-5 hisse ve bazı verilerdir. Şirketinin ona verdiği hükümler doğrultusunda yatırımcısını yönlendirir. Bu iş dünyada da ülkemizde de böyledir.

Para en değerli varlığınızdır. Parayı yönetmek ise sanattır. Miktarı ne olursa olsun paranız değerledir. Sizin güvendiğiniz yatırım danışmanlarınıza dikkat etmeniz gerekir. Açın cnbc-e’ yi bir gün dinleyin. 10 saat yayın boyunca aynı cümleleri tekrar tekrar duyarsınız. Kaç kişi çıkar o yayına ve konuşur bir bakın. Ne demek istediğimi o zaman anlarsınız. Bu en önemli sistem ve piyasa çok güvenilecek kişilere emanet değil ne yazık ki. Ve bu yük onlara ağır geldi, krize ön ayak olundu ne yazık ki.

Ben ekonomistim demeye utanmıyorum. Ama artık bana ne gözle bakıldığını biliyorum. Ağzıyla konuşanla düşünceleriyle konuşanı ayırt edebilecek insanlara güvendiğim için burda güvenle konuşuyorum.

22 Ekim 2008

15th Ekim
2008
Yazar : Dincer

İflasın eşiğine gelen yatırım bankalarının tavsiyeleri dur durak bilmeden devam ediyordu. Hatta Lehman Brothers şirketi batmasına yakın zamanlarda, hala yatırım tavsiyesinde bulunmaya devam etti. Bunlar bana dalga geçer gibi geliyor. Eğer sen başarılı bir şirket olsan, bu kötü dönemi başarıyla atlatır, az zararla kurtarırdın. Ama zararı çok büyük olan bu şirket yatırım tavsiyesinde bulunmaktan geri kalmadı. İnsanlar ne düşünür diye hiç düşünmediler. Ekonomistlerin başarılı olamadığı gerçeğine vardırdılar ve güvenin iyice azalmasına neden oldular.

Aynı şeyi Goldman Sachs yapıyor. Petrol fiyatlarının $200 civarlarına geleceğini öngördüler. Ekonominin kötüye gideceğinin bilindiği, resesyon konuşmalarının yapıldığı bir dönemde talepin azalmasını nasıl hesaba katmıyorlar anlamıyorum. Hangi akla hizmet 200 dolarık bir öngörüde bulunabildiler çok şaşırtıcı. Şimdi petrol fiyatlarındaki tahminlerini revize ediyorlar. Rapor hazırlayıp tahminlerini açıklıyorlar.

Size kim inanır artık ? Bence çok komik oluyorlar ve ekonomistlerin imajlarını zedeliyorlar. Batan Lehman Türkiye’ye yatırım tavsiyesınde de bulunuyordu. Goldman’un olumsuz bir raporu,o ülkenin borsasında ciddi satışları beraberinde getiriyordu. Yeni dönemde yatırım bankacılığını eline yüzüne bulaştıran bu kurumların daha dikkatli davranması lazım. Bırakın petrolün fiyatını artık, rezil etmeyin kendinizi. Hedge fonlarla ilişkilerinizi sorgulatmayın. Devlet desteği yanınızda, batmassınız. Ama yatırımcıların gözünde yerlerde sürünüyorsunuz.

Sürekli söyledim ve tekrarlıyorum. Türkiye’de aracı kurumları ve yatırım kuruluşlarında çalışan, yatırım danışmanı sıfatını almış insanların bu işlerdeki başarısı tartışılır. Dünyada da bu iş böyle. Çünkü bu sektörün havası var, parası var. Hoşuna giden biraz çalışıp bu sektöre giriyor. Ama ne kadar takip ediyor ? Neleri biliyor ve ne kadar koordine halde izlemliyor ? Kişisel fikrim yatırım danışmanlarınıza körü körüne inanmayın. Hele son olanlardan sonra.

15 Ekim 2008

6th Ekim
2008
Yazar : Dincer

Piyasalar kelimenin tam anlamı ile tarihi bir gün yaşadı. Cuma günü temsilciler meclisinden geçen kurtarma paketi, etkisini Amerika’da gösterememişti. Gelen düşük istihdam verisinin ardından New York borsası haftayı düşüşle kapatmıştı. Bunu da, paketin sadece mali sistemdeki sorunları çözmeye yönelik olduğu ve reel sektöre etkilerinin başlayacağının anlaşılmasına bağlamıştık. Bugün ise Avrupa’da kara pazartesi yaşandı. Borsalar şuursuzca düşerken, para piyasaları faizleri tırmanışa geçti. Herkeste panik iyice arttı. Paketin onaylanmasına rağmen düşen borsalarda, korkular bilinçsiz satışları beraberinde getirdi.

Avrupa günü %8′lere varan düşüşlerle kapatırken, New York borsası açılışı ile panik hat safhaya yükseldi. Dow Jones endeki tarihi dibi olan 9700 puan seviyesini dahi kırdı. 2003 ekiminden bu yana en düşük seviyesini test etti. 9525 puanları gören Dow Jones, seans kapanışa yakın sürede kendisini toparladı ve çok önemli destek seviyesi olan 10000 puanın üzerine çıkmaya çalışsada başaramadı.

Peki kurtarma paketi onayının ardından bu düşüşün nedeni neydi ?

Bana göre bu piyasalardaki uzun dönemli ve büyük oranlardaki düşüşlerin, kısa süreli son perdesi. Çünkü bugün petrol fiyatları son 10 ayın en düşük seviyesine geldi. Bugün piyasalarda yaşanan düşüşte, ilk sıraları finansal sektör hisseleri almadı. Dow ‘ da BofA hariç ( karının % 68 azaldığı ve hisse satışı gerçekleşeceği için düştü. ) düşüşte ilk sırayı alan hisseler bankacılık hisseleri değildi. S&P 500 endeksinde enerji ve emtia şirketleri ciddi düşüşler gösterdi. Almanya ve Londra’da ise sorunlu finans ve sigorta şirketi hisselerinin dışında düşen hisseler enerji ve otomotiv hisseleri oldu.

Bu demek oluyor ki, piyasa oyuncuları bu kötü gidişin, reek sektör etkilerini satın almaya başlıyorlar. Özellikle petrolün değer kazanması ile beraber, ekonomik krizin başladığı zamanlarda, trade işlemlerini banka hisseleri ile enerji hisseleri üzerinde yapan oyuncular, bu hisselerdeki pozisyonlarından da vazgeçiyorlar. Bugün yaşanan bu sert düşüşü buna bağlayabiliriz. Çünkü finansal sektör hisselerinde, sorunlu olanlar dışında düşüş yavaşladı.

Yarından itibaren soluk alınır mı ?

Bunu söylemek çok zor. Türkiye açısından bakacak olursak, dövizin 1.30 seviyelerini rahatça kırarak 1.37 noktasına geldiğini gördük. Faizler 20 baz puan seviyesini aştı. Borsa 32 bin noktasını çok rahat kırdı. Bunların aşağısı var mı sorusu çok zor. Ama benim kişisel görüşüm, bu noktadan sonra bir rahatlama olacağı şeklinde. Çünkü kurtarma planları ve piyasaya enjekte edilen likidite etkileri kendisini göstermeli. Özellikle pozisyon kapatan traderler, oldukça şaşırtıcı seviyelere gelen hisselere rağbet gösterecek ve piyasaları canlandıracaklardır. Yavaş yavaş sakinleşmesini beklediğim ortam, ay sonuna kadar çok aşırı yükseliş ve düşüş hareketlerine sahne olmayabilir. Tabi bu beklentimin, şok bir haber olmadığı varsayımı altında olduğunu belirtmek istiyorum.

Finansal sektördeki sorunlar çözülmedi. Sadece olumsuz etkilerini minumuma indirme çalışmaları sergilendi. Bu çalışmaların pozitif etkileri piyasalarda gözlemlenmeli. Bugün yaşanan bu ekstra şokun, bu haftaya yayılmasını tahmin etmiyorum.

Son cümlelerimi ise tahmin etmekle beraber, yayılmamasını umuyorum diye söylemek istiyorum. Çünkü gerçekten kimse, olayın ne yönde ve nasıl şekilleneceğinden emin değil. Olan bitenler karşısında verilen tepki herkeste aynı. Ben bunu bekliyordum diyen yalan söyler. Özellikle bugün olanlar için …

6 Ekim 2008

Previous