FİNANS
Piyasalar bu hafta dördüncü gün üst üste düşüşünü sürdürdü. Siyasi belirsizlik fiyatlanırken, düşüşe Avrupa’dan gelen tedirginlik ve Amerika’daki işsizlik maaşı başvuruları eşlik etti.
Cuma günü piyasa biraz olsun artı kapanmak isteyebilir. Bu nedenle son 4 günün tersi işlemler ile karşılaşabiliriz. Dolarda ise 1.55 seviyesi aşılamıyor.
Detaylar ve daha fazlası yayınımda.
Bundan böyle hafta içi her gün para ve sermaya piyasalarında yaşanan gelişmeleri Türkiye’nin yeni ekonomi portalı Ekoklinik’te değerlendireceğim.
İlk yayınımla karşınızdayım.
Geçen yıl başladığım, kendimi sorgulama yöntemine bu yıl da devam ediyorum. ‘ 2008’de Ben ‘ başlıklı yazımda, 2008 yılının analizini yapmıştım. 2009 yılı için ise ‘ 2009’da Neredeyim? ‘ diyerek bir olta atmıştım. Yıl biterken, bu oltadan ne kadar balık çekmişiz onu incelemek istiyorum.
- İMKB hisse senetleri piyasasına en büyük ağırlığı vereceğimi söylemiştim. İnsanlar borsadan soğumuş ve korkuyorken, yatırımları arttırmıştım. Endeks Aralık 2008’in son günlerinde 28 bin puan seviyelerindeydi. Bugün yılın son günü öncesi 52 bin seviyesinde. Hisse senetleri ortalama %100+ getiri sağlamış gözüküyor. Özellikle İMKB 30 endeksi hisselerine yatırım yapılması gerekliliğini vurguluyordum. Örnek olarak Garanti Bankası hisselerini gösterirsem ; 31 Aralık 2008 tarihinde 2.60 TL olan hisseler, bugün 6.20 TL seviyelerinden işlem görüyor.
- Hisse senetlerinden sonra altından vazgeçmek zor demiştim. Aşağıda altının ons fiyatının yıllık grafiğini görebilirsiniz. $800 seviyelerinden $1200’e çıkan fiyatları görebiliyoruz. Bu yıl altının getirisi de küçümsenecek gibi durmuyor.
- Emtialarda petrol hisselerinin alınabildiğinden bahsetmiştim. $34 civarında olan fiyatların alım için uygun olduğunu söylemiştim. Aşağıda petrolün yıllık değişim grafiğini görebiliyoruz. Ham petrol bu günlerde $80’a ulaşmış durumda.
- Risksiz olarak bono – tahvil piyasalarının önemini vurgulamıştım. 2009 yılının en çok getiri sağlayan yatırım araçlarında, borsadan sonra ikinci sırada bono getirileri yer aldı.
- Sosyal paylaşım sitesi Friendfeed’de Kasım 2008 tarihinde, krizin etkilerinin en fazla görüldüğü dönemde, faktoring şirketlerinin bu dönem itibariyle önemli olacağını söylemiştim. Garanti Faktoring hisseleri borsada işlem gören bir şirket olduğu için takip altındaydı. Hisseler Kasım 2008’de 1.25 TL fiyat seviyesinden işlem görürken, bu yıl içerisinde 10 TL civarına kadar yükseldi. Aşağıda hissenin yıllık grafiğine ulaşmak mümkün.
2009 yılında iki önemli vurgu yaptım. Birincisi piyasaların işleyiş tarzı ile ilgiliydi. ‘ Piyasalar kara bulutların %90’ınını halkın üstüne attıysa, kalan %10 ile kendisine yetecek parayı kazandırır ‘ demiştim.
İkincisi ise faizlerinde düşmesi ile beraber piyasada enstrüman bazında yolun nereye gideceği ile ilgiliydi. ‘ Ee Şimdi Nereye? ‘ diye sorarak bunu göstermiştim.
Evet… Böylece 2009 yılını kapatmış oluyoruz. Yeni yılda yeni bir yol haritası çizmemiz gerekiyor. Bunu da dilerseniz, yılın ilk günlerinde yapalım.
Herkese sağlıklı bir yıl diliyorum. Nice yılları beraber görüp, piyasaların havasını beraber tatmak dileğiyle, mutlu yıllar efendim.
Yüzüme karşı çok gülünüp, iç karartmakla suçlandığım anlar olmuştur. Sosyal sorumluluk projeleri dışında bir girişim yapılıyorsa bunun ana amacı ‘ kar etmektir.’ Sanırım kimse ömrümden ömür gitsin, para kaybedeyim diye yatırım yapmak istemez. Bir süre kar etmeden sadece yatırımı döndürme dediğimiz olayın karşılanması bile yeterli olabilir. Ancak bunlar için bazı istisnalar haricinde günün koşullarında ve görülenler üzerine yatırım yapmak çok tehlikelidir.
İş dünyası ve girişim üzerine ahkam kesecek değilim. Benim işim piyasalarla. Buradan öğrendiğim ve geliştirdiğim özellik ‘ geleceğe yatırım.’ .Bu sayfada, borsa ile ilgili sürekli aynı cümleyi kuruyorum. Borsa yatırımdır, oynanmaz diyorum.
Borsada yatırım yaparken, aldığım hisselerin sektörüne, uzun vadede neler olabileceğine bakıyorum. Bilançolarında nasıl farklar yaratabilir diye inceliyorum. Ekonomik konjonktürde popüler olabilecek sektör hisselerine yatırım yapmayı tercih ediyorum. Temel analiz yapmamın nedeni de; gelecek ile ilgili tahminlerde bulunup yatırım stratejilerini ona göre ayarlamak…
Örnekler için : ‘ Gübe Hisselerine Dikkat ‘ ve ‘ Faktoring Şirketlerine Dikkat. ‘
Piyasalardan edindiğim bu alışkanlık sayesinde geleceğe odaklanmak konusunda sıkıntı yaşamıyorum. Anlık yaşamak, aslında hayatın her yönü için sıkıntı getirir. Belki ben sahte keyiflerden hoşlanmadığım için böyle bir strateji izliyorum ancak iş dünyasında geleceğe yatırım yapmak çok önemli.
Günümüzde popüler olan ve hızla yayılıp müşteri çeken işlerin, devamlılığı ne kadar olur ona bakmak gerekir. En önemli koşullardan biri sürdürülebilirliktir. Eğer ağzımdan, bu işin geleceği yok ve bir yerde tıkanıp zor duruma sokacak diye bir cümle çıkıyorsa, bir dayanağım vardır. Fizibilite dediğimiz durum her koşulda sağlıklı şekilde yapılmalıdır. Şimdi benim söylediklerime gülenler, işler tersine dönmeye başladığında, benim dediklerime gelince son gülen taraf oluyorum.
Benim işim geleceği planlamak ve geleceğe yatırım yapmak. Bazı insanlar an’ı yaşar ve güne yatırım yaparlar. Ben ise ileriyi düşünüp geleceğe yatırım yaparım. Geleceği planlamak için ise temel analiz koşullarını bilmek ve konjonktürü çeşitli yollardan takip etmek gereklidir.
Şöyle bir yazılarıma bakıyorum ve genelde aynı noktalara vurgu yaptığımı görüyorum. Daha sonra piyasadaki işleyişe baktığım zamanda işlerin gerçekten öyle yürüdüğünü anlıyorum. 2009 yılı için hisse senetleri piyasalarında olacağımı söylemiştim. Piyasalar kara bulutların %90′ ını halkın üstüne yıktıysa, kalan %10′la kendisi yürür demiştim. Bu şekilde ekim ayına kadar geldik.
Ancak ne zaman T.C Merkez Bankası faiz indirimlerine başladı, işte o zaman işler değişti. O dönemde ‘ Şimdi Nereye ‘ başlıklı bir yazı yazmıştım. Faizler düşünce, parasını çaktırmadan değerlendiren insanlar başka yollar aramaya başladılar. Bu nedenle hisse senetleri piyasalarına girişler artmaya başladı. Bununla beraber, havanın genel olarak düzelmeye başlaması ile primler arttı. Endeks kriz başlamadan önceki değerlerine yaklaşmaya başladı.
Bazılarına göre kara bulutlar dağılmaya başladı başlamasına ancak benim için bu sefer kara bulutlar havayı bastı. Çünkü piyasalarda işlemler yapılırken bir kural vardır. Halk bu tarz yatırımdan soğumuş, elindekini satarken mal alınır. Sonra bu gidişat ile fiyatlar artar. Bunu gören halk tekrar ısınır ve tabir-i caizse gaza gelir ve piyasaya temkinli olarak yeniden giriş yapar. Bu sırada baştan beri elinde mal bulunan büyük yatırımcılar, yavaş yavaş mal çıkmaya başlar. Ancak bunu hızlı yapmaz çünkü yeni giren küçüklere kazandıklarını düşündürürler. Bu sayede yeni ve temkinli girenler, bu sefer işler iyiye gidiyor diyerek temkini elden bırakır ve elindeki malı arttırarak piyasaya giriş yaparlar. İşte bu sırada ilk baştan elinde mal bulunan ve çıkış için küçükleri piyasaya sokmaya çalışan yatırımcılar için çıkış vakti gelmiştir.
Bu günlerde piyasada yaşananları buna benzetiyorum. Düşen faizler piyasada işlerin iyi gitmesine neden oldu aslında. Krizin kayıplarını telafi etmesi açısından büyük yatırımcıların işine geldi. Çünkü hisse senedi piyasalarına uzun süre sonra yeniden yönelenler oldu. Şimdi bu hareketi bir de altın borsasında görüyoruz. Gelen bilgilere göre ‘ yastık altı ‘ denilen altınlar, piyasanın hareketlenmesi ile satılmaya başlanmış. Bu da altına olan talebe etki ettiği için fiyatlar yükselmeye devam ediyor. Ve insanlar soruyor? En güvenli yatırım aracı altına şimdi yatırım yapalım mı?
Sürekli aynı şeyi söyledim. Burada düz mantık yoktur. Ben yatırımlarımı her zaman sürünün tersine göre yaparım. Herkes birşeye saldırıyorsa köşeme çekilir beklerim. Herkes sus pus olmuş, uzak dururken ise yavaş yavaş piyasaya giriş yaparım. Çünkü mekanizma böyle işler. Olumlu havayı sonundan yakalamış ve bu şekilde fiyatlar yükseliyor bende nemalanayım diye son anda kafasına ‘ dank ‘ eden kişiler üzerinden çıkış fırsatı yaratılıyor.
Altın fiyatları rekor kırıyor, petrol buna eşlik etmeye başlıyor, dolar euro karşısında 14 ayın dibini görüyor, borsa endeksi 50 bin seviyesinde kalmaya çalışıyor… Allah aşkına bunların büyük bir fırtına öncesi güçlü sinyaller olduğunu kimse görmüyor mu?
Bu kriz öyle 12 ayda son bulacak bir kriz değildi. Reel sektör üzerindeki etkisi uzun süreli ancak mali sektör üzerinde etkisi biraz daha ölçülü yaşanacak demiştim. Çünkü piyasaların yaşamaya ihtiyacı vardır ve paradan para yaratan kesim 1 yıl kazanmadan bu sistemi işletemez. Bu yükselişler abartılı olsa da gereklilikti. Bu kadarını ben kestiremezdim, kestiremedim de. Ancak bundan sonra olanları kestirmek güç değil. Eğer krizin artçı şokunun sizin üzerine yıkılmasını istemiyorsanız, dikkatli olun derim!
Geçen sene bu ayın başlaması ile beraber büyük bir kabusun içine girdik. Üst üste gelen olumsuz haberler, krizin boyutunun her geçen gün büyümesi ve büyük bankaların iflasa yakın olması nedeniyle korku dolu günler geçiyordu. Bu krizin ‘ Büyük Sistem Krizi ‘ olduğunu, o yazımda belirtmiştim. Ve finansal sistemde meydana gelen bu büyük sorunun, dünya çapında eş zamanlı dalga yarattığını söylemiştik. Dünyanın önde gelen bankaları iflas korkusu yaşarken, bizim bankalarımız ayakta kalacağının sinyallerini vermişti.
Evet… 2001 krizinden sonra Türkiye’de oluşturulan düzenleme ve denetleme sisteminin işe yaradığı aşikar. Özellikle bankalarımızın sermaye yeterlilik rasyolarının risksiz seviyelerde bulunması ve Merkez Bankası rezervlerinin sağlam olması nedeniyle, bu kriz bize finansal olarak değil reel olarak yansıdı. Her zaman söylediğim gibi, reel ekonomide meydana gelen çatlaklar ekonomileri öldürmez, süründürür. Ancak finansal sistem krizleri öldürücüdür. Başbakanın teğet sözcüğü abartıldı ancak elbette reel krizi yaşayacaktık. Bizim için teğet geçen noktası öldürücü finansal boyutunun olmamasıydı.
Ve bankalarımız… Bu sene karlılıkta nasıl bir sınav vereceğimiz merak ediliyordu. Ancak Merkez Bankasının faiz indirimlerinin esas amaçlarından bir tanesinin, bankaların karlarını bu dönemde maksimize etmek olduğunu söylemiştim. Bunlar sonuç verdi ve dünyada bankaların zararlarla boğuştuğu dönemde, Türk bankaları ciddi kar rakamları yazdılar.
2009 yılı bankalarımız için hayli olumlu geçti. Ancak asıl testi 2010 yılında verecekler. Faiz indirimlerinin etkisi bitecek ve kar etmek için başka yollar aramak zorunda kalacaklar. Dünyada bu büyük krizin ikinci dalgası ( artçı şok ) geldiği zaman, bankaların nasıl bir test vereceğini merak ediyorum. Bu nedenle bu sene borsa endeksini tek başına sürükleyen banka hisseleri gelecek sene nasıl bir seyir izleyecek, bunu dikkatli incelemek lazım. Borsanın 50 bin seviyesine geldiğini düşünürsek, bu testin sonucunu merakla izleyeceğiz.
Benim görüşüm ise bankalar için işlerin, bu seneki kadar kolay olmayacağı yönünde. Yani bu sene elde edilen primler, önümüzdeki dönemde yaşanmayacak gibi gözüküyor.
13 Mayıs 2009’da ‘ Ee Şimdi Nereye ‘ başlıklı bir yazı yazmıştım. Merkez Bankası’nın radikal faiz indirimlerine hız vermesi ile faizler çift hanenin altına iniyordu. Yani eskiden olduğu gibi, paramı faize yatırayım da onun parasını cebime atayım devrinin sonuna geliyorduk.
Dile kolay %20’ye yakın faiz veriyorduk. Hal böyle olunca, finansal piyasalarda hacim kısıtlanıyordu. Çoğu insan riski sevmiyor ve bu denli yüksek faiz oranları da risk almayı engelliyordu. Ancak faizden istenilen verim alınamamaya başlayınca, riskten uzak kalan insanlar, yavaş yavaş risk almaya başladı.
O dönem, şimdi nereye diye sorarken, bu paraların borsalara gelebileceğini düşünmüştüm. Nitekim Mayıs ayında 30 binli seviyelerin başında olan endeks, bugün 50 bin seviyesine dayandı. Özellikle bankacılık sektörü hisselerindeki ciddi primler ile endeks bu seviyelere tırmandı. Ve hacim olarak meydana gelen artışlar, daha önceden faizde yatan paraların da piyasalara geldiğine işaret etti.
Kim ne derece bilinçli ve kontrollü hareket edip, piyasalara giriş yapıyor bilemiyorum. Sürekli uyarı niteliğinde yazılar yazmaya devam ediyorum. Faiz risksiz bir gelir kapısı. Borsalar ise riskli bir gelir kapısı. Buradaki optimizasyonun çok iyi yapılması gerekiyor. Bunun için mutlak surette danışmanlık alınması ve ekonomi ile piyasaların takip edilmesi şart.
Sonuç olarak likidite akacak yol arayacak. Ve bu kriz döneminde, faizleri indirmemiz bence oldukça faydalı sonuçlar doğuracak. Tabi ki ilerleyen dönemde oluşabilecek artçı şoklar karşısında indirdiğimiz faizlerde arttırım yoluna gitmezsek.
Takıntım olan konular tahmin ediyorum ki öğrenildi artık. ‘ Borsacı ‘, ‘ Borsa oynamak ‘… Bu tabirlere oldukça kızıyorum. Ancak piyasada ekonomiyi herkes bilir mantığı ile hareket eden ve Türkiye’de borsa kaybettirir, yem olursun diyen kişilerin klasik tabirleri de bunlardır. Hangi mesleğe sahip olursanız olun, finans bilgisi edinebilirsiniz. Kitapları var, kurslar var vb… Çok iyi bir teknik analist olabilirsiniz. Ancak bu ne derece yardımcı olur bilemem.
Çünkü benim mantığımda en önemli kural ‘ Temel Analiz ‘ yapabilmektir. Özellikle globalleşen düzende, piyasaların hareketini saptayabilmek için temel analize mutlak ihtiyaç vardır. Teknik detaylarda incelemeler gereksizdir demiyorum. Endeks bazında, hisse bazında teknik analiz bilgisine sahip olabilirsiniz. Ancak temel trende göre hareket eden piyasalarda, teknik analiz her zaman doğruyu söylemez. Tekniği inceleyip, trende bakmadan hareket ederseniz zarar kaçınılmaz olur. O nedenle genel dünya ve piyasa düzenini takip edip, havasını iyi analiz etmek gereklidir.
Hisse senetleri üzerinde teknik analiz yapmanın bazen sakıncaları olabiliyor. Özellikle İMKB 30 dışı, sığ hisselerde ( işlem hacmi düşük ve spekülatörün elinde olan bazı hisseler ) yapılan teknik analizler, yatırımcıyı yanıltabilir. Bu hisselerde az lot miktarları ile işlemler gerçekleştiği için, hisseyi teknik olumlu ya da olumsuz göstergelere ulaştırmak için işlemler yapılabilir. 2’şer 5’er 10’ar lotluk işlemler görürüz bazen hisselerde. Özellikle kapanışlarda bazı hisseler 1 lot işlem görerek, belli bir seviyeden kapanır. Bunların hepsi teknik göstergeler üzerinde etki eder. Örnek olarak bir hissede, direnç noktası belirlenir. Siz o hisseyi çok takip etmiyorsunuz diyelim. X fiyatındaki direnç noktasından 1 lot işlem gördüyse dahi, o direnç çalışmış duruma gelir. Bunu grafikten görebilirsiniz. Ancak yapılan işlem miktarları çok iyi takip edilmelidir. Bu nedenle teknik analiz yöntemindeki göstergeler, bazı hisselerde çok rahat oynama imkanı verir. Sadece teknik analizle hisse seçen yatırımcılar için bu çok ciddi yanılma payını beraberinde getirir.
Benim temel stratejim, borsada yatırım olduğu için temel göstergelere bakarım. Hisse senedi oynanacak bir kağıt değil, halka açık şirketlerin size ortak olmak için fırsat tanıdığı yatırım aracıdır. Bu nedenle ortak olacağınız şirketi iyi seçip, belli zaman periyodu belirleyerek vadeye göre yatırım yapmanız gerekir. Bunun için temel analize bakmak ve öncelikle genel trendi incelemek, sonrasında hisse ile ilgili beklentileri analiz etmeniz gerekir.
Bunun dışında yapılacak işlemlerde gerçek anlamda kumar oynarsınız. Borsada gün içi şu hisseden şu kadar kazanayım mantığı ile hareket ederseniz, spekülatörlere yem olmaya devam edersiniz. Çünkü gün içinde hiçbir temel kaynağı olmadan yaşanan yükselişlerde spekülatörler aynı sizin gibi düşünüyordur. O halde birisi kaybetmeden diğeri kazanabilir mi?
Ekonomi bir beklenti bilimidir bana göre. Beklentilere göre analiz yaparız. Hep bir tahminden söz ederiz. Kesin bir yargıyı konuşmak çok zordur. Hep şu olabilir deriz, olacak diyemeyiz. Mesela birçok ekonomist, günümüzde yaşanan krizin olacağını tahmin ediyordu. Bu çapta olacağı düşünülmüyor olsa bile günün birinde olacak deniyordu. Ancak bu krizden en karlı çıkan Roubini oldu. Kahin ilan edildi. Bu o kadar komik bir durum ki…
Sevgili Roubini krizin olacağını tahmin etmiş. Fi tarihinde bu kriz olacak demiş aslında. Zamanı belli değil. Evet bazı göstergeler olumsuz gelmeye başlayınca bu tahminini dillendirmiş. Ancak Roubini’nin yatırımları hiç de krizi bekliyormuş gibi değilmiş. Yani kriz döneminde finansal piyasalarda aldığı pozisyonlar ile söyledikleri birbirini tutmuyordu. Kriz günün birinde olacak derken bir anda kahin kesildi. Belki de yatırımlarından elde ettiği zararı, bu şanslı kahinlikle bertaraf etti.
Neyse uzatmadan konuya geleyim. Beklentilerden söz etmek kolay olabilir. Ama beklentiyi analiz ile harmanlaştırıp buna göre pozisyon almak kolay değildir. Piyasalarla ilgilenen kişilerin bunu yapması gerekir. Her zaman diyorum, ekonomist ile finansçı arasında fark vardır. Hem ekonomist hem finansçı olmak çok kolay değildir.
4 Kasım 2008 tarihinde, sosyal paylaşım sitesi Friendfeed’de, ‘ Yeni donemde faktoring sirketleri cok populer olacaga benziyor. Dikkat derim ! ‘ başlıklı bir post girmiştim. Kriz döneminin boy göstermesi ile beraber, alacaklarını sağlama almak isteyen şirketler, bir nevi kredi imkanına da olanak sağladığı için faktoring kuruluşlarını tercih edeceklerdir demiştim. Bu nedenle faktoring şirketlerinin popüler ve başarılı olacağından bahsetmiştim.
Bu bilgiler ışığında borsada işlem gören faktoring şirketlerine bakmıştım. Bunlardan en göze batanı Garanti Bankası’na ait, Garanti Faktoring hisseleri idi. O postu yazdığım 4 Kasım 2008 tarihinde hisseler 1.27 TL seviyesindeydi. Bugün 7 Ağustos 2009 tarihinde baktığımızda hisselerin 6.40 TL seviyesinde olduğunu görüyoruz.
Bu durum, yine yaptığım bazı analizlerle beraber, beklentiye göre hareket edilen piyasa açısından güzel bir örnek teşkil ediyor. Beklenti demek, bu böyle olabilir demek değildir. Beklenti demek, gerekli şartların incelenip, trende göre analiz yapılıp pozisyon yaratılması demektir. Bunun dışında konuşulan her şey sözde kehanet olur. Umarım gerekli açıklamayı net bir şekilde yapabilmişimdir.
Efendim oldukça zorlu bir yıla girmiştik esasen. 2008 yılının son aylarında piyasalarda başlayan kara günler, reel ekonomiye de yansıyınca 2009 yılı oldukça karamsar başladı. Reel ekonomi açısından konunun uzmanları çeşitli açıklamalar yaptılar. Ben de haddimin sınırlarını bilerek, kendi çapımda yorumlar yaptım. Ancak piyasalar üzerindeki görüşlerimde aynı sınırlardan söz etmeyeceğim.
2009 yılının başında ‘ 2009 da Neredeyim ? ‘ başlıklı bir yazı yazmıştım. Orada 2009 yılının 3. çeyreğinde ekonomilerin toparlanacağını tahmin ediyorum demiştim. Yani alınan önlemlerin 2. çeyrekten itibaren işe yarayacağını ve krizin kara bulutlarının dağılacağını düşünüyordum. Sonuç olarak 2. çeyreğin sonundan itibaren yükseilş başladı. Bugün ağustos ayındayız ve borsa endeksi 2008 yılının mart ayından bu yana en yüksek seviyeye geldi ve hatta o seviyeyi geçti.
Şimdi bu noktada sert bir eleştiri getirmek istiyorum. Ülkemizde çok alışkanlık haline gelen bir durum var. O da çok ucuz bahaneler bulmak. ” Manipülasyonlardan korkan halk borsadan uzak duruyor ve borsa yabancıların egemenliğinde kalıyor. Böylece borsadan yerliler para kazanamıyor deniyor. ” Buna şiddetle karşı çıkıyorum. Bu çok ucuz ve anlamsız bir bahanedir. Borsada yabancı payının çok yüksek olmasını sağlıksız bulmuyorum. Hatta bana kalırsa ( gerçek anlamda yabancı yatırımcı çoksa ) bu faydalı bir şey. Yakalanmak istenen borsaya global yatırım atmosferi katmaktır. Biz bunu bir ölçüde (!) başarmış bir borsayız. Ancak her zaman olduğu gibi içimizde sorunları halledememişiz. Yani yerli yatırımcıyı borsaya çekememişiz. Bunda suç manipülatörlerden çok borsayı oynamak diye düşündürten finansal kesim insanlarında.
Bu yıl çok uyardım yatırımcıları… İMKB 30 hisseleri dışında hisselerde zaman kaybetmek mantıksız olacaktır diye. Risk alma iştahı azaldığı zaman, güçlü hisselere yatırım yapılması sağlıklı olur demiştim. Eğer siz çok kısa vadede çok yüksek kazanç elde etmek istiyorum diyorsanız, burada suçlu arayacaksak o sizin aç gözlülüğünüzdür. Manipülasyon işte bu aç gözlülükler nedeniyle ürer. Eğer borsayı yatırım stratejisinde ve temel analize dayalı izlerseniz, yine yabancı kazandı diye veryansın etmezsiniz.
Çok ufak bir örnek vereyim. 2009 yılının başında Akbank A.Ş hisselerinin fiyatı 4.78 TL, Garanti Bankası hisselerinin fiyatı ise 2.60 TL idi. Bugün ise Akbank 8.90 TL, Garanti 5.60 TL … Bu iki mali sektör hissesi piyasanın lokomotifidir. Bu hisselere yapılacak yatırımın riski devir ne olursa olsun çok azdır.
Bunların ışığında sözü bağlayalım. Borsa 22 binli seviyelere indiğinde herkes kaçıp atıp tutuyordu. Ben ise sürekli aynı şeyi yazdım. Hatta açık şekilde 2009 yılında yatırımlarımda daha fazla borsaya ağırlık vereceğim dedim. Çünkü ben borsacı (!) değilim. Teknik analizden de çok anlamam. Ben temel analize ağırlık veririm. Temel analiz yapmadan tekniğe bakmak hata yaptırır. Hisseleri incelemeden teknik göstergeleri iyi diye almak zarar ettirir. Çünkü manipülatörler, işlem yapacakları hisselere önceden giriş yapıp, suni fiyat hareketleri ile teknikleri ile oynamaları ve göstergeleri olumlu yapma imkanına sahiptir. Ancak temel analiz bilgisi olan ve ona göre yatırım yapan kişilerin, bu hataya düşmeleri çok zordur.
Borsada yabancı payı şu, piyasa yükseliyor ama parayı kim kazanıyor diyen sevgili arkadaşlar… Bu ülke ağlamaktan çok kaybetti. Bu devirde artık ağlayana para yok. O halde biraz mantıklı davranarak, yerli yatırımcıları da piyasaya çekmeyi başarın. Bunun için önce borsayı ve piyasayı anlatın. Ne var bu borsada, iki göstergeye bakıp oynarım… Bu mantığı kafalardan silin. Ben elimden geleni yapmaya çalışıyorum ve içim çok rahat.


