FİNANS

2nd Ekim
2008
Yazar : Dincer

Piyasalar zorlu günler geçirmeye devam ediyor. Kurtartma paketi adı altındaki plan, temsilciler meclisinden döndükten sonra yaşanan çalkantı devam ediyor. Bankaların içinde bulunduğu risk ortamı ve her an yeni bir iflas haberinin gelebileceği korkusu piyasaları bunaltıyor. Bununla beraber, likiditenin azalması ve işlem yapma arzusunun minumuma inmesi sıkıntıları arttırıyor. Yükselme isteği olmayan piyasalar, düşmemek için direniyor. Bugün ise dayanamadı ve yönünü aşağı çevirdi.

Dün ABD senatosunda oylanan, yeni paket, yarın temsilciler meclisinde oylamaya çıkacak. Ekonomi için çok önemli olan bu oylama öncesi, gerginlik sürüyor. Bugün gelen veriler ise oldukça iç karartıcıydı. Bu veriler ile beraber , gergin hava satıcılı havaya dönüştü. Bu hafta özellikle üstünde durduğum, libor oranları bugünde hızla artmaya devam etti. Ticari kağıtların değerleride azaldı. Piyasanın paraya ( nakite ) dönüştürebileceği kaynaklar şiddetle azalmaya devam ediyor. Bununla beraber, konut fiyatlarında gerileme üst seviyelere ulaştı. Bunlarla beraber ABD’de işsizliğin tırmanması ve bankaların faiz oranlarının artması olumsuz haberler zincirini büyüttü. Euro/Dolar paritesi de 1.37 seviyelerine kadar düştü. Petrol ve altın, doların değer kazanması ile düştü. ( Ekonominin kötüye gitmesi, faiz indirim ihtimalinin hala bulunması, doların bu yükselişinin çok uzun sürmeyebileceğini gösteriyor.) Bunların sonucunda piyasalar düşmeye devam etti. Bankaların bankalara borç verememesi, normal bir vatandaşa nasıl borç verebileceği sorusunu akla getiriyor. Bunun da çıkmazda olması korkuları arttırıyor.

Faiz oranları yükseliyor, likidite çok az, talep durma noktasında, konut fiyatları düşüyor…Ekonomide durma noktasına yavaş yavaş yaklaşmaya başlıyor. Kredi krizinin daha ne kadar derinleşebileceğini bilemiyorum. Düşüşlerin nedeni, resesyona girdik düşüncesi. Bu geçtiğimiz dönemde de vardı ancak mallarını satmak isteyen oyuncular için bahane oldu. General Electric ile düşüncelerimi aktarmıştım, Hisse satışının ardından bugün değer kaybetti. Bu da düşüşü hızlandıran gelişmelerden oldu.

Bu durumun kısa vadede düzelme olasılığı yok. Türev piyasalar erimeye devam ediyor. Ellerinde ki varlıkları satmaya çalışan yatırımcılar, piyasalardaki durgunluk nedeniyle zor anlar yaşıyor. Bu da likitidenin iyice azalmasına neden oluyor ve işlem hacimleri düşüyor. Yarın meclisten olumsuz bir haber gelirse, piyasa bu sefer daha ağır darbe alır. Bu ihtimali düşünmek istemiyorum açıkcası. Gelecek olumlu haber ise piyasayı kısa süreli rahatlatır. Likidite konusundan ziyade, az da olsa güven unsuru olabilir. Ama açıkça söylemek gerekir ki, bu güven tamamen suni olacak. O paketin çok ciddi bir getirisi olmayacağını herkes biliyor. Piyasayı rahatlatmak ve kısa vadede paniği gidermek için oylanacak bir paket. Para kazanmayı unutan traderlar için, bir süre yükselecek piyasada para kazanma hamlesi olacak. Piyasanın buna da ihtiyacı olduğu unutulmamalı.

Veriler oldukça kötü. Ekonomi dip yapmaya devam ediyor. Kısacası olumlu bir hareket için, gözlerin odaklanacağı tek yer temsilciler meclisi. Yarın akşam saat 9 civarında, bu oylamayı izleyeceğiz. Piyasalarda bu oylamayı beklediği için gergin bekleyişini sürdürecek. Yarın bizim borsamızda da işlemler başlıyor. Düşerek açılacak bir piyasa bekliyorum ancak ilerleyen saatlerde gerilim biraz azalıp, paketin onaylanacağı söylentileri-düşüncesiyle, kapanışa doğru kayıpları azaltabilir. Ancak döviz kurlarında bir deneme görebiliriz. Ama yine de şunu söylemeliyim ki,bu berbat haftayı tatilde geçirerek sindirme şansı yakaladık. Umarım çok sallanmayız.

2 Ekim 2008

30th Eylül
2008
Yazar : Dincer

Türkiye’de bayram nedeniyle bugün tatil var. Ancak dünyada bayramdan söz edemeyeceğimiz için bize tatil yok. Bizlere yok belki ama ne yazık ki uluslarası piyasalarda işlemlerde tatil var gibi. Bugünün rakamlarına bakarsak, trade işlemlerinin çok düşük olduğunu görüyorum. Piyasaların büyük bölümünde düşük işlemler ve iştahsız yatırımcılar egemen. Risk alma iştahı sıfır noktasına yaklaşırken, nereye yatırım yapacağını bilemeyen traderler, ellerindeki varlıkları satma yoluna gitmiyorlar. Bu nedenden dolayı piyasalar ruhsuz halini sürdürüyor.

Tabi dünden bahsetmiyorum. Dün ise panik halinde ve acımasızca gelen satışlar yüzünden Dow Jones tarihinin en büyük düşüşünü yaşadı.Aslına bakarsanız, borsalarda hisselerini elinden çıkarmayan yatırımcılar oldukça, satmaya niyetli kişiler çok yüksek hacimlere ulaşmadan hisselere büyük düşüş yaşatabiliyor. Alt kademelerde alıcı bulamayan hisselerin değerleri düşüyor. Panik satışlarında genelde olan budur.

Bugüne bakacak olursak, piyasalar çöküş noktasına geldiği için, traderlar son çırpınışları yapmaya çalışıyor. Bazıları biraz yükseltelim ve elimizdeki malı çıkalım telaşındalar. Avrupa borsaları düşüşle açıldı fakat daha sonra toparlandı ve artıya geçti. Amerikan piyasaları ise paketin yeni haliyle senatodan geçeceği söylentisi ile yükselişe geçti. Bu tam bir spekülasyon ve düşen piyasada yapılan bir oyun. Çoğu trader, ellerinde kalan malları yükselen piyasadan satma yoluna gidecek. Çünkü düşük fiyatlardan alım yapma cesaretine sahip çok az sayıda kişi olacağinı söyleyebilirim.Bu yazıyı yazdığım saat itibariyle şuan S&P’nin %3.3′e yakın yükselişinde finansal şirketlerin hisselerinde yüksek orandaki artışlar etkili oluyor. %20′nin üstünde yaşanan yükselişlerin sağlıksız ortamın göstergesi olarak nitelendirebiliriz. Amerika , uzun yıllardır bu şekilde yükseliş ve düşüşleri yaşamıyordu.

Bugün Libor’ ların rekor seviyelere yükselmesi ciddi bir tehdit olarak algılanabilir. Bankalar için kötü bir haber. Ancak ABD’de tüketici güven endeksinin beklenmeyen şekilde arttığını söylemeyi unutmayalım. Bunun ne etkisi olur derseniz, sadece bir veri diyebilirim. Çünkü piyasalarda güven sıfır noktasındayken, tüketici güven endeksi kimin umrunda! Aslına bakarsak bu kötü ortamda istatistikler kimin umrunda.

Para piyasaları dip yapmış durumda. İşlemler durma noktasına geldi. İştahsızlık artmaya devam ediyor. Bugün tepki veren piyasalar, yarın sakin ve gün içinde ortaya çıkabilecek gelişmeler ile hareket etmeye devam edecektir. Perşembe günü ise dünya için çok kritik oylamanın sonucunu bekleyeceğiz. Paketin bu sefer ne şekilde geleceği önemli olsa da, piyasa bunun onaylanip onaylanmayacağını görmek isteyecektir. Kurtarma paketini umursamayan piyasa, likidite ile beraber az da olsa güven istiyor. Yani sisteme biraz para yükleyin ki, biz işlemlerimizi yaparken, girdiğimiz hisseden çıkabiliriz düşüncesini taşıyalım istiyorlar.

Peki son olarak bir soru sorayım. Ekonomi, piyasaların nabzına göre mi hareket etmeli ? Yani kararlar piyasayı düzene sokmak üzere mi verilmeli ? Bu soruya cevabım hayır. Ancak hayır derken basit bir kelimeden öte hayır demek istiyorum. Makroekonomiye ve dünya ekonomik sistemine zarar vermeden, piyasaları rahatlatacak optimum hamlelerin yapılması gerekmektedir. Bu yüzden, kararlar piyasa ve genel ekonomik sistem için aynı olumlu etkide olmalıdır. Dünden beri demeye çalıştığım şey de bu işte. Müdahele ile kararlar birbirinden ayrıştırılmalı !

30 Eylül 2008

28th Eylül
2008
Yazar : Dincer

Yatırım bankacılığının sonu mu geliyor sorusunun sorulduğu şu günlerde derin bir analiz yapmak istedim. Önce bu yatırım bankası denilen kavram nedir onu açıklamaya çalışayım. Yatırım bankaları, ticari bankalardan farklı şekilde hizmet gösteren ve en basit tanımı ile mevduat kabul etmeyen bankalardır. Para, sermaye, döviz vb piyasalarında tasarrufları değerlendiren kuruluşlardır. Ayrıca devlet kuruluşlarının ve özel şirketlerin menkul kıymetler ihtiyacını başlatan, bunlara garanti veren ve tedavülünü sağlayan kuruluşlar ve firmalardır. Karmaşık tanımlara girmeden kısa bir özetten sonra, kafanızda canlanmasını sağlayabilecek anlatımlara girmek istiyorum.

Şimdi bir simülasyon oyunu düşünün. Oyunu bilgisayarınıza yüklediniz ve oynamaya başladınız. W-Lan bağlantısı da kurdunuz ve bu oyunu tüm dünyadaki insanlarla birlikte oynama şansınız doğdu. Ortada dolaşacak, oyunun size verdiği bir miktar hayali para var. Buna tasarruf diyelim. Bunun yanında bu tasarrufları değerlendirebileceğiniz, finansal enstrümanlar listesi var. Bu enstrümanların risk oranlarını ve getiri oranlarını gösteriyorlar. Sizde elinizde bulunan bu hayali para ile tasarruflarınızı değerlendireceksiniz. Ancak ticari banka olmadığınız için başka kullanıcılardan mevduat kabul edemiyorsunuz. Yani para bulma sıkıntınız var. O zaman hemen tahvil - bono piyasası oluşturuyorsunuz ve diğer kullanıcılarla ihraca başlıyorsunuz. X kullanıcısının tahvilini , bu piyasada ihraç etmek istiyorsunuz. Piyasası şimdilik güçlü olduğu için, tahvilin ihracından para elde edeceksiniz. Bu elde ettiğiniz parayı da finansal enstrümanlarda değerlendireceksiniz. En risklisi en büyük getiriyi sağladığı için ona yatırım yapabilirsiniz. Bu sayede elinize geçmeyen ( borç olan ) o para ile kar elde edeceksiniz. Bu kar sizin elinize geçebilecek para olacak. Sonra bu  hayali para bulma yöntemini devam ettirip , piyasası güçlü alanlarda kazanıp büyümeye devam edeceksiniz. Bunları yaparken borçlanıyorsunuz ve suni şekilde para kazanmaya devam ediyorsunuz. Bu işlemi o simülasyon oyununu keşfeden, dünyanın her yerinden insanlar yapmaya başlıyor. Ne de olsa global bir oyun bu ! Sonunda enstrümanların sayısı artıyor, kredi alımı genişliyor, herkes suni büyümeye aldırıp kendini zengin zannediyor. Ve siz yatırım bankalarının borçlanma oranları aşırı derecede yükseliyor, risk seviyeleri artıyor. Bu oyun tüm dünyaya yayıldığı için kontrolü de mümkün olamıyor. Yani sizin borç yükünüzü denetleyen yok. Balonu şişirdiniz ve artık yukarıdasınız. Havadan bakıyorsunuz hayata !

Yukarıda yatırım bankalarının durumunu basit bir şekilde özetlemeye çalıştım. Bunlar finansal sisteme oldukça zarar veren ve kapitalizmi zor durumda bırakan kurumlar oldu son dönemlerde. Suni büyüme ve borçlanarak elde ettikleri paraları, en riskli kağıtlarda değerlendirmeleri sorun yarattı. Borçlanarak elde ettikleri tasarrufları, son olarak riskli mortgage kağıtlarında değerlendiren kurumlar, kendi sonlarını hazırladılar. İlk iflas eden Bear & Stearns şirketinin, borç oranının özsermayesinin 30 katına yükseldiğini söylemek isterim.

Bu kredi krizi denilen sorunu bir cümle ile özetlemek gerekirse ; ‘ Bankacılık sistemi ve menkul kıymet piyasaları o kadar karışık bir hale getirildi ki , kimse tek bir kredi pazarı olduğunun farkına varamadı. ‘

Daha önceki yazılarımda bu balonun nasıl oluştuğunu anlatmaya çalışmıştım. Şimdi eski yazılarımın incelerken 30 Ocak 2008 tarihinda yazdığım bir yazıda söylediğim cümle dikkatimi çekti. ‘ Kredi sıkıntısı bir şekilde aşılacaktır.(Büyük olasılıkla finans sistemi küçülerek) IMF ve Avrupa Merkez Bankaları piyasayı doyuracak kaynak bulacaktır. Ancak zor durumda kalan yatırım bankaları ekonomik sisteme darbe vurabilir.Hatta çok önemli ve büyük olan yatırım bankalarından bazıları iflas noktasına gelebilir .Bunlar ekonomiyi kısa süreli sarsacak olaylar. Ancak makro düzeyde dünya ekonomilerinde olacak sıkıntılar bu kadar basit çözüme kavuşmayacaktır. ‘ ( Yazının tamamı )

Bugün gelinen noktada Lehman Brothers’ın iflasına izin verildi. Morgan Stanley kendisini kurtardı. Yatırım bankaları yavaş yavaş gerçeği farketti ve ticari banka statüsü kazanmaya çalışmaya başladı. Aslında yatırım bankacılığının öncülerinden JP Morgan ‘ ın kurucusu  John Pierpont Morgan, mevduatın önemi bilen bir kişi olarak ‘ yatırım bankacılığında doğru yatırımların ancak mevduat sahiplerinin çıkarları korunmaya çalışıldığında yapılabileceği ‘ görüşünü aktarmıştı.

Peki ne oldu ? JP Morgan, WaMu ‘ nun bazı varlıklarını alarak ticari banka statüsü kazanmak için çalışmalara başladı. Goldman Sachs ve Morgan Stanley ise FED zorlamasıyla , mevduat bankası olmayı kabullendiler. Yani FED daha kolay borçlanma imkanı sağlayacağını söyledi ve bu şekilde o bankaların üstündeki denetimleri arttıracağını belirtti. Bu gelişmelerin ışığı altında yatırım bankacılığı bitti demek yanlış bana göre. Hatta niye bitsin ki ? Bu adamlar bu işi 100 yılı aşkın süredir yapıyorlar. Finansal sistemde yatırım bankacılığının bitmesini gerektirecek birşey yok. Gereken şey ise mevduat sahiplerinin çıkarlarını korumak için gereken denetim ! Bunu sağlamak için gereken yapılmalı , yatırım bankacılığının ölmesi için değil.

Peki bu kriz ve dalganın sonunda finansal sistem çöker mi ? Obama ‘ nın başkanlığa gelmesi ile bununda olacağını düşünen Nostradamusculara ne denir bilemiyorum. Ama sistem kendini yenileyebilecek kadar güçlü ve dünyanın sonunu getirmeyecek kadar yenilikçidir. Kendini yenilerken elbette ki götürdüğü şeyler olacaktır. Hatta şuan olan çoğu şey , ilerleyen dönemlerde olmayacaktır. Bu olmayacak şeyler aslında hiçbir zaman olmaması gereken şeylerdi. Bunların esprisi olmayabilir ancak bu krizin sonu reel kesime ulaşacaktır. 2009 yılı itibari ile reel kesim şirketlerinin bilançoları korku ile izlenecektir. Çünkü bu şirketlerde varlıklarını değerlendirme yolu izlerken bu riskli yatırım araçlarını seçtiler. Büyük şirketlerdeki CEO infazları gelecek seneye damga vuracak. Bunların başında GE ve GM gelirse , kimse şaşırmasın !

28 Eylül 2008

15th Eylül
2008
Yazar : Dincer

Dün gece uzun bir süre Bloomberg Tv ‘ de , Hazine Bakanı önderliğinde officials ‘ larla yapilan toplantının detaylarını takip etmeye çalıştım. Yıl başı 77 $ ‘ lık hisse değerine sahip olan Lehman Brothers dün itibari ile 3 $ seviyelerine gelmişti. Koreli yatırım bankasının kurtarıcı olarak , bankayı satın alma görüşmeleri de başarısızlıkla sonuçlanınca kötü sona yaklaştığımızı görmüştük. Dün de Bank Of America ‘ nın , batık krediler konusunda uğrayacağı zararın , devlet tarafından garanti verilerek karşılanmayacağı anlaşılınca , bu satın alma opsiyonu da devre dışı kaldı. Sonunda ABD ‘ nin dev yatırım bankası , 158 yıllık geçmişini geride bırakarak , iflas istemini iletti.

Piyasalar için çok büyük önem taşıyan bir haftasonunu ne yazık ki kara bir gece ile kapattık. Bugüne devredilen ise , özellikle gelişmekte olan piyasalarda kara pazartesi oldu. Asya , Avrupa ve Orta Doğu piyasaları büyük panik halinde satış yaşıyorlar. Bunun nereye kadar gideceği merak konusu olurken , Lehman ‘ dan sonra başka büyük yatırım bankalarının iflas edebileceği endişesi yaşanmaya devam ediyor. Merrill Lynch bu bankaların başında gelirken , biraz rahatlatabilecek iddia ortaya atıldı. BoA ‘ nın Merrill ‘ i 50 mLr $ ‘ a satın alacağı yazıldı. Merrill hisseleride 3 günde yaklaşık % 40 oranında değer kaybediyor. Bu haber ile beraber future ‘ ları şuan artı görünüyor olsada , kesinlik kazanan bir haber olmadan rahat nefes almak çok zor olacak.

Bir başka sorunda AIG ‘ de. American International Group , Lehman ‘ da 15 mLr $ ‘ yakın türev işlemler geçekleştirdiklerini , bunların banka iflası ile beraber kaybedileceğini açıklaması üzerine büyük düşüş yaşıyor. AIG ‘ nin de büyük zarar rakamları yazması ve akla getirmemeye çalıştığımız iflas söylentileri , piyasa çok daha büyük bir darbe vurabilir.

Mortgage krizi ile başlayan bu krizi daha önceki yazılarımda açıklamaya çalışmıştım. Bu krizde kimin ne kadar kayıp yaşadığı , uzun dönemde belli olacaktı. Bunu kaldıramayanlar , iflas bayrağını çekecek ve piyasaları ciddi sorunlarla başbaşa bırakacatı. Bunun ilk örneği gerçekleşti. ABD hükümeti bu sefer , bu iflasın önüne geçemedi - geçmedi. Batık kredilerin ne kadar olduğunu bilemedikleri için , belirsiz yükün altına girmedi. Belki de her batanı ben kurtaracağım demedi. Fannie ve Freddie olayı bambaşka idi ve orada üstüne düşeni yaptı. Peki ya Bear Stearns Lehman ‘ dan değerli miydi ? Tabi ki hayır. Ancak o sıradaki şartlarla şimdiki şartlar arasında fark vardı. Krizin belirtileri o zaman yeni başlamıştı , bugün ise belirsizlik biraz daha azaldı. Şimdi herkes felaketin , panik olmadan , tam farkına vardı !

ABD egemenliğine son vermek isteyen güçler için , fırsat yaratan bu krizde kazanan kim olur bilemem. Ancak kaybedenin Amerika olduğu kesin. Her zaman söyledim , yine büyük bir keyifle söylüyorum. Bizim denetleme kuruluşlarımız ve bizim sistemimiz ABD ‘ nin çok üstünde. Globalizm ‘ de parayı kontrol etmezseniz , kapitalizm yenilir. Global şartlarda , türev araçların kontrolünü elden bırakan , risk yönetimleri ile rezil olan ABD , en büyük yatırım bankalarından birini kurban verdi. Bunda suç kimin , karar sizin. Ancak şunu söylemek gerekir ki , bu dönemde piyasalarımız oldukça sıkıntılı çekecektir. Panik döneminde , psikolojiyi ayarlamak en büyük kar olacaktır.

15 Eylül 2008

3rd Eylül
2008
Yazar : Dincer

Podcast ‘ lerimde geçen ay yaptığım yorumlarda inandığım gerçeği anlatmıştım. Finansal sistemin zorluk içerisinde olduğu dönemde , mortgage krizinden büyük zararla çıkan kuruluşların iflas edebileceği söylentileri ortalıkta kara bulutların rengini iyice karartıyordu. Gerçi bu durum halen daha risk olarak gözüksede , benim tezimin gerçek olabileceğinin ilk sinyalleri gelmeye başladı. Avrupa ‘ nın kendi pimini kendisinin çektiğinden bahsediyorum sürekli. Bunun nedeni ise , hiçbir doğal kaynağı olmadan sadece olanları pazarlayıp - yöneterek lider olan Avrupa ülkeleri şimdilerde zor durumdalar. Çünkü kıt kaynaklar küresel iklim değişiklikleri ile azalmaya başladı. Hindistan - Çin gibi ülkelerde tüketim alışkanlığı kazandığı için kullanım oranları arttı ve kaynaklar yetersiz kaldı. Elinde kaynağı çok az olan Avrupa ülkeleri zor durumda kaldılar. Güçlü bankalar ve ticari işletmeler , başarısız risk yönetimleri nedeni ile mevcut yatırımlarında zarar ettiler. Böylece sermaye artırımlarına ihtiyaç duyar hale geldiler. Ciddi sermaye sıkıntısı ile karşı karşıya kalan kuruluşlar , ne yapacağını şaşırmış durumdalar.

ABD ‘ li büyük yatırım bankalarının iflas söylentilerine karşın , bu bankalara talip olacak çok sayıda Arap sermayedar olduğundan bahsetmiştim. Finansal krizin başladığı zaman , emtiaların değerlenmesi ile beraber doğal kaynak zengini Arap ülkelerinin yatırımcılarının dünyanın büyük kuruluşlarına sahip olabileceklerini belirtmiştim. Bana yöneltilen sorulardan bir tanesi , acaba o sermayedarlarda gerekli paraların olup olmadığı idi. Benim cevabımda finansal sistemin çökmesi , dünyanın sonu anlamına geleceğiydi. Ve sistemin kendisini yenilediği , sermaye bir şekilde birilerinden çıkıyorsa başka kişilere farklı kaynaklardan artı değer olarak tekrar döneceği şeklinde idi.

Bunun örneğini son zamanlarda yaşadık. Hintli grup Tata dünyanın yeni GM ‘ si olma yolunda ilk adımı Steel Corus ve Jaguar & Land Rover ‘ ı alarak yaptı. Bu iki satın alım için 15 mLr $ ‘ a yakın para ödedi. Ancak paranın asıl sahibi olan Arap sermayedarlar güçlerini göstermeye başladılar. B.A.E’ nin başkenti Abu Dabi ‘ den , Abu Dabi United Group adlı yatırım şirketi İngiliz futbol takımı Manchester City ‘ i yaklaşık 200 mLn Pound ödeyerek aldı. Bugün de Abu Dhabi Media Co. Hollywood ‘ a 1 mLr $ ‘ lık yatırım yapma kararı aldı. 5 yıllık süreçte uluslararası film sektörüne yatırım yapacaklarını açıkladılar.

Sermayenin kimlerin elinde mevcut olduğunu son günlerde yaşanan para hareketlerinden anlayabiliriz. Körfez ve Arap ülkeleri dünyanın zorda kalan sayılı şirketleri için büyük kurtarıcı olacaktır. Lehman Brothers ‘ ın yaşadığı sermaye sıkıntısına Koreli bir grup çözüm bulma önerisinde bulundu. Gelecek dönemde iflasını açıklama ihtimali bulunan güçlü bankaların da talibi Avrupa dışı ülkelerden çıkacaktır.

Evet…Bunları ayrıntılı olarak podcast ‘ lerimde anlatmıştım. Bir de yazılı olarak anlatmak istedim. Körfez ülkeleri ile ilişkilerimizi güçlendirirsek biz de bu sermaye yoğunluğundan kazançlı çıkarız. Ancak dünyada finansal sistemin çökme söylentileri de oldukça komik. Belki de Avrupa ‘ nın egemenliğinin Arap ve Uzakdoğu sermayedarlarına kaptıracak olmasının sıkıntısıdır.

3 Eylül 2008

10th Ağustos
2008
Yazar : Dincer

Sitemde bir süredir podcast yayınlarıma devam ettiğim için bu konularda yazı yazmıyordum. Yayınlarımı dinleyenler , günlük değerlendirmelerimi ve global dalgalanmada gelinen noktaları nasıl analiz ettiğimi biliyorlar. Ancak son günlerde taşınma , yeni ofis kurma çalışmalarım ve bilgisayar ile işletim sistemi değiştirmeleri nedeniyle yayınlarıma ara verdim. Bunun için önce özür diliyorum , sonra ise yayın yapmadığım günlerde olanları değerlendireceğim bir yazı yazıyorum.

Türkiye iç dinamiklerinden kurtulunca oldukça rahatladı. Petrol fiyatları ile Dow Jones ‘ un 11.500 seviyelerinde kalması ile güçlü pozisyonunu koruyan İMKB , önümüzdeki dönemler için umut vaadetti. Ben zor günlerde destek - direnç noktalarını sürükli kollayan ve yatırımcının dikkatli olmasını söyleyen bir kişiydim. Bu dönemde ise bu noktaların daha dikkatli incelenmesi gerektiğini ve piyasanın soluksuz çıkış yaşamayacağını düşünüyorum. İnsanlar yine düşük seviyelerden mal alamama hırslarını , piyasanın yükselişinde çıkarmaya başladılar. Bu noktada endeksin özellikle 43.500 seviyelerinde yapılan - yapılacak alımların , maliyet riski çok fazladır. Para , hisse alırken kazanıldığı için maliyetlenmelerde , endeksin destek noktaları dikkatle takip edilmelidir.

Dünyada ise karışık seyir devam ediyor. Ders niteliğinde yaşanan kriz devam ediyor. En ilginç nokta ise bu krizin , kitaplarda ya da notlarda anlatılan bazı şeyleri yanlışlar nitelikte olması. Bu da demek oluyor ki , globalizm - kapitalizm ilişkisi tam olarak yazılmamış. Enflasyon ciddi bir sorun. Bunu herkes kabul ediyor , FED ‘ de dahil. Ancak enflasyon nedeniyle faizlerde arttırıma henüz gitmedi ve bir süre daha gidecek gibi gözükmüyor. Piyasaya yeterinde müdahele edildiğini gören FED , biraz rahat bırakmak istiyor olabilir. Bana göre en doğrusu bu. Her zaman söylediğim gibi , serbest piyasa ekonomisine müdahele en ciddi zamanlarda minumum düzeylerde yapılmalı. Faiz kozu ise araç olarak etkisini çok kısa ve az olarak gösteriyor. Şuan için piyasa kendi haline bırakıldı ve kendi mekanizması ile kendini toplamaya çalışacak gibi. Gelen her veriye göre müdahele etmek kabus yaratır. Keza bir verinin kötü gelmesinin akabinde , gelen ikinci veri şaşırtıcı şekilde iyi olabiliyor. Bu nedenle şu an için yapılacak en iyi iş , dikkati tam olarak piyasaya vermek ancak müdaheleden uzak durmak olsa gerek.

Petrol ise benim tahminlerime uymayarak 120 $ ‘ ın da altına geldi. Burada kaybeden yatırımcılar olmuş olabilir. Mortgage olayında kaybeden bazı Hedge Fonların petrole yatırım yaptığını biliyoruz. Bu hedge fonların batmamak için son çırpınışları petrolü arttırır mı göreceğiz. Etkisi olmaz petrol düşmeye devam ederse , o hedge fonlar batar mı onu da göreceğiz. Ancak bilinen tek gerçek var ki , petrol bu dönemde hiç olmadığı kadar kritik gelişmelere ön ayak olan nesne haline geldi.

Finansal sistemin kısa sürede düzelmeyeceğini ve yeni yapılanmanın gerektiğini söylemem gereksiz. Bu dönemde tek diyebileceğim yatırımcılara uyarı niteliğinde olabilir. Piyasalarda işlem yapan küçük yatırımcılar çok dikkatli olmalı. Dediğim gibi para , hisseyi alırken kazanılır. Ve önemli olan para kaybetmemektir. Eğer bu riskli dönemde para kaybetmemeyi başarırsanız , güveniniz yerinde olur . Çünkü borsada para her zaman kazanılır. Önemli olan iştahınızı kapatacak işi yapmamak , yani direnç noktalarında alım yaparak , az da olsa para kaybetmemek…

10 Ağustos 2008

21st Temmuz
2008
Yazar : Dincer

Ülkemizde birçok aracı kurum ve menkul değerler şirketleri mevcut durumda. Bu şirketlerde çalışan yatırım danışmanları ise ne derece eğitimli ve kendini geliştiriyor durumda bunu bilemem ve yorum yapma cüretini gösteremem. Ancak son dönemde aracı kurumların yanlış yönlendirmeleri ile karşılaşmış bulunmaktayız.

Endeks 33 binli seviyelerdeyken gemiyi terkeden danışmanlar , endeksteki yükselişe bakarak müşterilerine portföy tavsiyelerinde bulunuyorlar. Bugün karşılaştığım bu durum dikkatimi çekti. Bir tanıdığımın çalıştığı aracı kurumdaki danışmanı kendisini aradı ve endeks 38.700 seviyelerinde iken hisse tavsiyesinde bulundu. Bunu duyunca çok şaşırdım. Piyasaların yönünü saptamak oldukça güçken , endeks direnç noktasına gelmiş ve geri gelmesi kuvvetle muhtemelken müşterisine hisse tavsiyesinde bulunma zamanını bu danışmanları nasıl saptıyorlar ? Hisseleri bu dönemde , endeksin destek - direnç noktalarını dikkate alarak önermek mantıklı olacakken , yükselişi kaçıran aracı kurumlar bu yükselişle iştahı açılan yatırımcılarını yanlış yönlendirme pahasına mı para kazanma yoluna gidiyorlar ?

Yani o noktadan hisse tavsiyesinde bulunan yatırım danışmanlaro kendi görüşüne ve bilgisine göre mi müşterisini arıyorlar yoksa hafta sonu aracı kurumlar danışmanlarına müşterilerini piyasaya çekme mesajı mı verdiler ? Piyasa düşerken alım yapma cesaretini gösteremeyen psikolojik baskı altındaki yatırımcıyı , endeks kısa vadeli olabilecek bir yükseliş yaşarken alım iştahlı psikoloji ile piyasadaki riske batırmak nasıl açıklanır bilemiyorum. Müşteri zaten piyasadaki hava geçici olsada pembe olarak göründüğünde alım iştahı ile kendisini tutmaya çalışır. Ancak danışmanı bu riskli ortamda endeksin en kritik direncinde alım yapalım mı diye ararsa , müşteri keyifle evet diyecektir. Burada danışmana düşen görev müşteriyi iyice havaya sokmak mı yoksa onu bilinçli şekilde yönlendirmek mi ? Bu soruya sizin cevap vereceğinizi düşünüyorum.

Perşembe günkü podcast ‘ imde endeksin düşen trendi kırması için 38500 üstünde en az 3 kere kapanış yapması gerekir demiştim. Ama bu demek değildir ki dünyadan bağımsız bu trendi kırıp yönümüz yukarı bakacaktır. İçinde bulunduğumuz dönemde dünya piyasaları çok dikkatli takip edilmeli ve trend buna göre belirlenmeli. Para kazanmak için müşteriler her zaman olduğu gibi en riskli zamanda yönlendirilmemeli.

21 Temmuz 2008

6th Temmuz
2008
Yazar : Dincer

2008 yılının 2. çeyreğini bugün itibari ile geride bıraktık. Bu sitede bu güne kadar neler demişsem , onların değerlendirmesini 2008 yılının ilk yarısı itibari ile açık açık değerlendirmek istedim. Tahmin ve görüşlerimizin başarı oranını hep beraber inceleyelim.

  • *** Bu sitede ilk analizimi ‘ Gübre Hisselerine Dikkat ‘ yazısıyla yapmıştım. Linkten yazıya ulaşıp , yazıldığı tarihin 18 Aralık 2007 olduğunu görebilirsiniz. Aşağıda üç gübre hissesinin sırasıyla 18 Aralık ve 30 Haziran tarihli kapanışlarına bakalım.

GUBRF =  8.05     /     49,50

EGGUB = 46.75    /     60,50

BAGFS =  64.50   /     156,00

   O yazıda bu hisselerin neden artmasını öngördüğümü nedenlerini ile açıklamış ve gübre hisselerini yeni yılda dikkate değer olarak nitelendirmiştim.

  • *** İkinci hisse bazlı tahmini 2008 yılının ilk gününde yapmış ve Egeli & Co Yatırım ortaklığının bu yıl için izlenebileceğini ve yabancı ortaklık girişiminin bu yıl içinde gerçekleşebileceğini aktarmıştım. 1 Ocak 2008 ve 30 Haziran tarihli kapanışları sırası ile aşağıdadır.

EGCYO =  0.94   /   0.83

Hissenin endekse göre kaybı daha az olsada , ortada bir zarar söz konusu. Başarılı bir sonuç aldığımı söylemek mümkün değil.

  • *** Gelelim 3. analize ‘ Goldaş Kuyumculuk ‘ hisselerine. Bu sitede yayınladığım ve şu zamana geldiğimizde en çok kaybettiren hisse olma özelliğini taşıyor. Ancak bu hisseyi takip eden yatırımcılar bilirler ki , hisse dönem içinde bulunduğu fiyatın iki katına kadar yükseldi. Ancak olumsuz haberler ile çok kötü bir yıl geçirme sinyalini verdi. Yani bu hissede sevinç , üzüntü ve belirsizlik bir arada yaşandı. Çok güvendiğim bir şirket olmasına rağmen , yanılabileceğimi gösteren ve bana hiçbir hisseye bağlı olunmaması gerektiğini gösteren bir performans sergiledi. Sonuca bakacak olursak , 8 Ocak 2008 ve 30 Haziran 2008 tarihli kapanışlarına göz atalım.

GOLDS =   2.90   /    1.32

Ciddi oranda değer kaybı yaşanan ve oldukça başarısız olduğum bir hisse senedi olarak sayfada yerini alıyor.

  • *** 4 Mayıs 2008 tarihinde ‘ Bilançolar ve Beklentiler ‘ başlıklı yazımda bazı hisse senetleri ile ilgili görüşlerimi paylaşmıştım. Yapı Kredi Sigorta , Ereğli ve İzmir Demir Çelik , Pera GYO hisse senetlerinde beklentilere bağlı yükselişler yaşanabileceğini söylemiştim. Şimdi sırasıyla 4 Mayıs 2008 ve 30 Haziran 2008 tarihli kapanışlara göz atalım.

YKSGR =  13.00     /     15.90

EREGL =   8.30      /      10.00

IZMDC =   2.84      /       2.78

PEGYO =  1.41     /        1.48

Bu hisselerin gördüğü yüksek fiyatları yazmıyorum. Açık olarak o günkü ile bugünkü kapanışlarını yazıyorum. Endekse göre durumlarını ise yazmaya gerek duymuyorum.

  • *** Hisse senedi dışına çıkıp genel analizlere bakalım birazda. 9 Ocak 2008 tarihinde ‘ Piyasalardan Çekilme Vakti mi ? başlıklı yazımda , 2008 yılının ilk yarısının çok sancılı geçeceğinden ve her zamankinden daha riskli olacağından söz etmiştim. Bu dönemde elbette hisse bazlı yükselişlerin yaşanacağını belirtmiş ve seçimin çok dikkatli yapılması gerektiğini anlatmıştım. 9 Ocak 2008 ve 30 Haziran 2008 tarihli İMKB 100 endeksinin kapanışı aşağıdadır.

İMKB 100 =  52.730,72    /   35.089,53

  • *** 2008 yılı enflasyon ve büyüme tahminleri yapmıştım ilk kez. Haziran ayı enflasyonu yarın açıklanacak , yalnız bugün ilk çeyrek büyüme rakamları açıklandı. Büyüme rakamı beklentilerin üstünde geldi. İlk çeyrek GSYH % 6.6 olarak gerçekleşti. Enflasyonda ise tahminlerimin üstünde rakamlar gelmeye devam ediyor ve bu seneyi tek haneli enflasyon rakamı ile kapatmamız artık hayalin ötesinde. Çift haneye razı olacağız ve bunun minumum düzeyde olması için çalışmamız gerekiyor. Petrol fiyatlarının bu noktaya geleceğini tahmin edemediğim için enflasyon rakamında yanılsamda , kalemler bazında incelememde tahminlerime paralel sonuçlar çıktığını gözlemledim.

Ne yazık ki 2008 yılı hiç yaşanmamış olsa dediğimiz bir noktaya geldi. Oldukça olumsuz durumlar ve beklentilerle birlikte zor durumda kalan piyasa - ekonomi ile karşı karşıyayız. Bu durumun detaylı şekilde tartışacağım ancak bu yazıda sadece ilk yarı değerlendirmesi yapmak istedim. Burada başarıdan ziyade başarısızlıklarıma ışık tutmayı istedim ve hatalarımı gördüm. Fakat hisse bazında , yayınladığım hisselerin gördükleri maximum fiyatları belirtmedim. Eğer onları belirtecek ve o noktalardan çıkış yapılacak olsa , kazancın büyüklüğü çok fazla olacaktır. Ne yazık ki borsada optimum davranışı sergilemek standart olmadığı için , şöyle yapsaydım şöyle olacaktı diye böbürlenmeye gerek olmadığından , günün rakamları ile değerlendirme yaptım.

Ne diyelim , daha nice ilk yarılara inşallah :)

30 Haziran 2008

6th Temmuz
2008
Yazar : Dincer

AKP Hükümeti yeni yıla çok önemli bir sektörde çok tartışılacak bir karara imza atarak girdi. Leasing sektöründe KDV oranını % 1′den %18′e yükselterek Avrupa standartlarına uygun hale getirdi(!).

Bu sitede daha önce yazı yazdığım ve üzerinde ciddi olarak durduğum leasing sektörü batmanın eşiğine mi geldi ? Bu yazıyı unutmayın başlığı ile leasing sektörünün artılarından bahsetmiştim. Burada çok önemli olan artı KDV miktarı idi. Türkiye’de çok fazla bilinmeyen ve kullanılmayan bir yatırım stratejisi olduğu için cazip hale getirmek amacıyla KDV oranı teşvik ediliyordu. Özellikle KOBİ ‘ ler tarafından rağbet görüyor ve kiralama yoluyla yatırım araçları kullanılıyordu.Tarım sektöründe de ciddi kiralama yöntemleri kullanılmaya başlanmış ve sektörün ülkemizdeki payı artmıştı. Paydan ziyade büyümeye çalışan ekonomimize ciddi bir avantaj sağlıyordu. Sınırlı sermaye kaynaklarına sahip olan girişimciler için yatırım fırsatlarına ön ayak olmakla beraber , ekonomimize katkısı ( özellikle tarım sektörü için ) sağlıklı oluyordu.

Hükümet , KDV teşviğini ortadan kaldırmakla beraber ciddi bir soruna imza atmış oldu. Şimdi bu kararı irdeleyelim ;

  • Leasingin faydası ve avantajları anlaşıldı , insanlar buna alıştı. İşletmeler için önemli faydalar sağladığı görüldü. Bu yüzden teşviği kaldırabiliriz.
  • Ülkemizdeki finansal kesimi güçlendirmek adına iç borçlandık. Zaten dış borcumuz malum. Bu borçları karşılamak için dolaylı vergilerle oynamalıyız. KDV artırımı şart. Leasing önemli sektör ve artık tutuldu. Onlar ekmeği yedi , şimdi biz vergiden kaymağını yiyelim.
  • Avrupa standartlarına uyum için , bu karar şart. Uyum sürecinde herşeyi yapmalıyız.

Yukarıda saydığım üç madde hükümetin düşündüklerini anlatıyor diye varsayıyorum. Hatta onlar büyültülecek ne var diye düşünüyor olabilir. Ancak unutulmaması gereken Türk insanın psikolojisi. Leasingin avantajları içerisinde insana en cazip geleni KDV oranı. Çünkü her yatırımcı vergiden yaka silkmiş durumda. Yatırımın önündeki en ciddi engellerden bir tanesi , ödenilen yüksek vergiler.

Hükümet bir yandan yatırım istiyor , bir yandan borçları kapatmak için vergiye ihtiyaç duyuyor. Bazı sektörleri sekteye uğratma pahasına vergilerden vazgeçmiyor. Yatırımcı çok ağır şartlara girerek , ülkesinde yatırıma devam ediyor. Bu nereye kadar gider bilinmez. ( Çin gibi bir faktör mevcutken.)

Leasing olayında hükümetin aceleci davrandğını söylemek gerekir. Henüz birkaç yıldır gündeme gelen ve insanların alışmaya başladığı sektörden , vergi üzerine medet ummak kötü oldu diye düşünüyorum. Ciddi maliyetler altına sokulan leasing şirketleri ve alınan malların bedelleri konusunda sıkıntıya girecek yatırımcılar.

Bu karardan sonra leasinglerin taksitle mal satacak şirketler olacağı inancı hakim oldu. Bu şartlarda pek rağbet görmeyeceği düşünülüyor. Bu yüzden borsa işlem gören leasing şirketlerinin hisse senetleri büyük kayıplar yaşadılar ve görünen o ki yaşamaya devam edecekler.

Bu karar leasing şirketleri yöneticilerine önceden haber verilmediği için , onların yeni stratejiler geliştirmesine ve yatırımcılarına açıklama yapamamalarına sebep oldu. Bu yüzden düşüşler ve leasing üzerinde ki kara perde şiddetle büyüdü. Bu kararın uygulama aşaması için hükümete söz söylemek bile gereksiz diye düşünüyorum.

3 Ocak 2008

12th Haziran
2008
Yazar : Dincer

Bu hafta kabus gibi geçen ve artık bitsin diye beklediğimiz bir hafta haline geldi. Bu hafta bitince sanki önümüzdeki haftalar iyi geçecekmiş gibi … Ancak öyle bir dönemdeyiz ki , ilerleyen haftaların bundan daha kötü olabileceği herkesin aklında. Televizyonlardaki ekonomi programları Kandemir Konduk - Umur Bugay kaynıyor ! Ancak tek farkları yazdıkları senaryoların komik olmaması ! Hangi kanalı açarsak bir senarist ekonomist çıkıyor ve içinizi öyle bir karamsarlıkla kaplatmayı başarıyor ki , yıllarca okulu sadece bunun için okumuşlar gibi. Hiç kimse piyasalarının havasını , bunun bir likit dönşüm merkezi olduğunu ve kimsenin devamlı kaybetmek için burada olamayacağı aklına getirmiyor.

Ben finansal krizin başlangıcından beri aynı noktaya parmak basıp durdum. Büyüme tehdit ancak enflasyon göz ardı ediliyor diye bir çok yazımda vurgu yaptım. Hatta enflasyonu ilerleyen dönemlerde kontrol altına alabileceklerini düşünüyorlar heralde diye yorumladım. O dönemde piyasanın yatışması için faiz indirimleri şarttı. Onun gereği yapıldı elbette. Ancak enflasyon kabusunun tüm dünyaya yayılması ( korkusu diyelim şimdilik ) zaman almadı. Yükselen gıda ve petrol fiyatları enflasyonun yükselmesini mecbur kılıyor. Düşüşe geçen ABD ekonomisi ile beraber doların zayıflaması da spekülatif emtia haline gelen petrolü şeytana dönüştürüp , enflasyonun canavar damarlarını hortlatmasına neden oluyor. Global dalga dünya üzerinde etkisini kaybetmeden kısa süreliğine canlanan piyasa insanları yanılttı. Ben bu satırlardan sürekli uyarı yaptığım için rahatça yazıyorum bu yazıyı. Cuma günü ABD ‘ den gelen işsizlik verisi korkuları yükseltti. Gerçi bunun için Deniz Gökçe hocamın yorumunu düşünürsek yine sorun yok gibi görebiliriz. ( ABD ‘ de üniversiteler mayıs ayında bittiği için , yeni mezunların bu ay işsizlik rakamını arttırdığından bahsediyor. ) Enflasyonla beraber yeniden durgunluğun gündeme gelmesi dış piyasalarda korkuyu arttırdı. FED ‘ den gelen faizleri arttırabilirim sinyali henüz tam ciddiye alınmış gibi durmuyor. Ancak bir sorun daha var ki finansal piyasalar için ciddi bir tehdit. Lehmann Brothers ‘ da yaşanan sıkıntı içimi ürpertmiyor değil. COO ve CFO ‘ ların bugün görevden alınması ve hisselerinde bugünde süren açığa satış işlemleri , bu şirketin geleceğinin ne olacağını düşünmeye sevk ediyor. Kötü bir senaryoda FED olaya yine atar mı yoksa sırada bekleyen Arap sermayesi muradına erer mi göreceğiz. Ancak bunun piyasaların huzurunu bozmaması en büyük dileğimiz olacak. Dış piyasalarda durum işte bu kadar basit ! Bize göre basit evet. Çünkü tamamen ekonominin ve özellikle globalizmin doğal ritminden kaynaklanan bir makroekonomik geçiş döneminde…Elbette buna bir çözüm bulunacak ve sistem kendini yeniledikten sonra en az zararla düzelme yoluna sokulacaktır.

Asıl sorun , bu durumun bize neler getireceğine ! Biz de işler o kadar bozuk ki , ben geleceğimizi karartan herkese içimden geleni söylüyorum ! Yıllardır hep zor şartlarda ve geleceği karanlık olarak yetişen gençlere bu şartları sağlayan sözde ulusalcılara teşekkür ediyorum ! O kadar ciddi bir global sorun varken , siyaseti ekonominin üstüne çıkarıp bu önemli dönemde zor durumda bırakan herkes suçludur benim gözümde. Şimdi bu siyasi sorun , piyasaların en nefret ettiği şeyi , belirsizliği , beraberinde getirdiği için en kötü günleri yaşamaya devam ediyoruz ve geride kalacağını hiç düşünemiyoruz. Piyasa beklentileri satın alan bir mekanizma. Bir olay meydana geldiğinde tepkisini kısa süreli verir ve düzelir. Ancak ortada bir belirsizlik varsa vereceği tepkilerin boyutunu ve süresini tespit etmek çok zordur. Bunu piyasadaki güçlü traderler dahi bilemedikleri için kafalarına göre pozisyon alırlar ve kötü olan bir şartta zarar bile etseler arkalarına bakmadan kaçarlar. Şu an böyle bir durum mevcut. Bu mevcut durumda piyasalarda neler olabilir acaba ?

Bana göre Türk ekonomisinin sağlam temellerde denilen yegane noktası faiz - döviz cephesi. Bankacılık sistemin BDDK tarafından güçlü düzene oturtturulması , SPK ‘ nın aktif rolünü genişletmeye çalışması ile beraber sermaye ve para piyasalarında bir güçlenme oluştu. Kırılganlığın önemli göstergelerinden döviz ve faizdeki güçlenmenin nedeni ise siyasi istikrar. Hiç kimse gelipte şu bu oldu demesin. Bunun en önemli nedeni istikrardır. Koalisyonun olmaması , iktidarın tek yetkili olması bu cepheyi güçlü hale getirdi. Eskiden Anayasa kitapçığı havada uçuşunca % 10 ların üstünde yükselen döviz , bugün Anayasa Mahkemesi kararı sonrası % 2 ‘ den fazla tepki vermiyor. Borsa eskiden % 10 lara yakın düşerken , bugün % 2 düşmesine çok gözüyle bakar hale geldik. Bunun altında yatan neden tamamen siyasi istikrar ve tek başına iktidar. Kimse işte GSMH şu kadar oldu gibi rakamlara girmesin. Maastricht kriterlerine uygun hale getirilmeye çalışılan kalemlerdeki, düzelmelerin de nedeni budur. Finansal piyasalar güçlü sistem ile sistemsel iktidarların düzenlerini seviyor. Aklım siyasette olmasın diyor. Şimdi piyasamız global dalgayı gerçekten başarılı yönetti. Bana göre çok ciddi güçlendim sinyali vererek sürdürmeye devam ediyor. Eğer siyasi sorun baş göstermese idi ve istikrarın devamının önünde engel olmasaydı , şuan borsa endeksimiz 42500 seviyesinden aşağı olmazdı bana göre. Şimdi ise nereye kadar gideceğimizi bilemiyoruz. Kırılan trendler , uzun vadeli nerede dip oluşur gibi sorulan sorular hep yanıtsız kalıyor. Müthiş bir olumsuz beklenti ve korku altında günleri geçiriyor piyasamız. Akıllarda ki soru şu ; Eğer tek parti dönemi biterse , siyasi istikrar bozulursa faiz ve döviz eskisi gibi olur mu ?

Mobius bu hafta Türkiye ‘ de idi. İlginç bir açıklama yaptı ! Hani bu adamı ülkeyi yeni mi tanıyor diye sordum kendime ama düşününce yıllardır Türk piyasasında işlem yaptığı aklıma geldi. Siyasi düzen gelip geçicidir dedi. Bunda istikrarı elbet yine sağlarsınız ancak makroekonomik yapınız bozulursa bunun tamiri çok zor olur. O yüzden benim baktığım makro yapıdaki gelişmeleriniz ve bu yöndeki hamleleriniz. O yüzden siyasetinizle ilgilenmiyorum dedi Mobius. Tilki son derece haklı sözlerinde. Ancak hükümet ne kadar önceliğimiz ekonomi desede gücünü partiyi nasıl kapatmayıza harcıyor. Ekonomi kurmaylarını bu işten uzak tutması ve sadece işlerine yoğunlaştırması ne kadar mümkün bilemem. Bilemediğim bir noktada başbakana siyasi yasak gelip , Abdüllatif Şener önderliğindeki yeni oluşumun rakip olarak karşıya çıkması ile siyasi durumun ne olacağı ve bunun döviz - faiz - borsa cephesine nasıl yansıyacağı… İşte bu şartlar altında yorumda bulunmak imkansız olduğu gibi kısa dönemde alınacak her pozisyon kumardan farksız. Elde bulunan pozisyonlar için ise oluşan zarar rakamlarına karşı hakkaniyeti elden bırakmayarak , uzun vadede yeniden yükselmesini beklemenin doğru olabileceğini düşünüyorum.

Ama asıl söylemek istediğim olay daha farklı. Ben kendi adıma televizyonlara çıkan değerli ekonomist arkadaşlardan ricada bulunmak istiyorum. Zaten herkes çok stresli. Artan petrol ve bunun daha korkutucu tahmin rakamı insanları geriyor. Siyasi durum sinirleri üst düzeye çıkarıyor. Enflasyon acı veriyor. Böyle bir durumda şu olursa şuraya gideriz , bu olursa biteriz tarzına gelecek açıklamalar çok sakıncalı oluyor. Küçük yatırımcı zaten bu piyasada ortada. Söylenilene çabuk reaksiyon gösterip yanlış kararlar veriyorlar. Bir de üstüne bunlar eklenince olaylar daha kötüye gidiyor. Panik havası oluşturmamaya özellikle dikkat edilmeli diye düşünüyorum. Dow teoreminde ki aşamalardan bildiğiniz gibi güçlü oyuncuların sezdiği olumsuz durumların , piyasada belirgin hale gelmesi ile oluşan kötü havaya küçük yatırımcının da katılması ortalığı toza dumana katıyor. O durumda genelde piyasa kendini toparlayıp yükselişe geçer ancak böyle bir ortamda trendin kısa sürede değişmesi zor olabilir. Bundan dolayı panik havasını yaratmamaya özen göstermek çok önemli.

Son olarak petrolle ilgili BP ‘ den gelen açıklamada üretimde az miktarda bir azalış olduğu söylendi. Bugün ise Chavez petrol fiyatlarının 100 dolar civarında olması gerektiğini , bu hareketin spekülasyon ve doların güçsüzlüğünden kaynaklandığını söyledi. Raporlarda ise fiyatların 160 dolar seviyesine ulaşabileceği açıklandı. Dünyada artan petrol talebine dur denmesi gerektiği gibi , üretimde sıkıntı yaşanmadığının deklare edilip , spekülasyonun önüne geçilmesi şart olsada bu mekanizmanın çok zor çalışacağı açık bir gerçektir. Fakat piyasaların devamlı düşüş göstermeyeceği , likit olarak piyasada aktif olan kişilerin bu dönemlerde hangi yatırım enstüramanında olacağı önemli bir gösterge. Şuan dövize karşı bir talep görülmüyor. Benim yaptığım analizlerde dövizin max 1.40 seviyesine çıkabileceğini görüyorum. ( Çok kötü bir olay gerçekleşmezse ) . Faizlerin ise kısa dönemdeki şoktan sonra normale döneceği ve seyrinin kontrol altında duracağını tahmin ediyorum. Ortada ciddi fund exchange var. Piyasa kendini beslemezse devamlılığını sağlayamaz. Bana göre çizilen en kötü senaryo anında yönünü beklenenin en ters yönüne göre yapacaktır. Ancak risk maksimum düzeyde ve her an kırılabilecek şekilde duran bir ibrede devam edecektir. Ben sadece biraz daha umutlu ve piyasa havasını koklamaya çalışan olmak istiyorum .

12 Haziran 2008

Previous
Next