Hani öyle yıllar vardır ki tarihe tanıklık edersiniz… İşte 2008 yılıda o yıllardan bir tanesi. Global dünya düzeni ile kapitalizmin ilk ciddi savaşının yaşandığı tarih olarak, kitaplardaki yerini alacak. Peki 2008 yılının en büyük hatası neydi?
Bana göre bu yılın ciddi iki hatası var. Birincisi ve az konuşulası olanından başlayayım. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Trichet’in 2008′in başlarında yaptığı faiz arttırımları oldukça saçma ve başarısız bir hamleydi. Gıda ve petrol fiyatlarında yaşanan yükselişin şoklardan meydana geldiğini düşünmeden, resesyon ihtimalinin olacağını ihmal edip, enflasyondan korkmuş bir halde faizlerde arttırıma gitmesi büyük bir hata oldu. Euro Bölgesi enflasyonu kısa süreli yükseliş yaşarken, ekonomik anlamda yavaşlaması daha hızlı oldu. Yani Trichet’in ekonomik beklentileri yanlış algılayıp, faizleri arttırması hata oldu.
Gelelim yılın ve bana göre yüzyılın hatasına. Amerika’nın ve dünyanın finans devi Lehman Brothers’ın iflasına izin verilmesi, tarihe kara leke olarak geçti. Böyle bir hata nasıl yapılır sorusunu uzun yıllar soracağız bence. Kimse gelip demesin ki, o kadar prim alıyorlarmış vs… Kısaca iflası hakettiler ve onlar batıracak devlet bizim paramızla onları kurtaracak… Böyle birşey yok daha doğrusu böyle birşey söyleme mantığı yok. Kısaca açıklayayım.
Lehman Brothers dünyanın lider finans kuruluşuydu. İnsanlar, bu şirkete o kadar fazla güveniyorlardı ki, bu şirketin çıkardığı her türlü kağıdı alıyorlardı. Hatta dünyadaki bankalar, bu şirketin kağıtlarını müşterilerine satıyorlardı. Ancak Lehman şirketi de, riskli ancak getirisi çok yüksek olan CDO dediğimiz ( Credit Default Swap ) işlemlerini sık yapmaya başladı. Bu işlemlerde üst düzey yöneticiler dudak uçuklatacak primlere kondukları için, riskin çok yüksek olduğunu görmelerine rağmen, kendilerine dur diyemediler. Mali durumu çok iyi olmayan binlerce kişiye aynı anda kredi verdiler. Bu krediyi verirken, düşünülen alınacak prim olduğu için, bin kişi aynı anda batmaz diye düşünmek istendi. Böylece oluşturulan bin riskli kredi bir paket içinde sunuldu. Ve o derecelendirme kuruluşu adı altındaki sahtekar kuruluşlar, B- notu olan kredilere o paket içinde AA notu verdiler. Ratinglere bakan kişiler hazine bonosu kadar riskli olarak gördükleri bu enstrümanların getirisinin daha yüksek olduğunu görünce, yatırımlarını bu yönde yaptılar. Emeklilik fonları dahil, ratinglere aldanıp bunlara yatırım yaptı. Bu CDO’lar kendi içinde de o kadar gelişti ki, bunları alıp içinden yeni paket yapıp satan bankalarda oldu. ( Yani zaten sanal olan asıl paketi alıp, bir de bunun sahtesini yapıp enstrüman olarak sunan bankalar oldu.) Sonuç olarak bu binden fazla kişi, krediyi ödeyememeye başlayınca balon patladı.
Lehman kadar güvenilir ve batmaz denen şirketin başlangıcında ön ayak olduğu bu sistem, dünyayı etkisi altına aldı. Kısa sürede büyük paralar kazanan bu şirket bir anda ciddi borç batağına saplandı.
Şimdi gelip batmakta haklılarmış demeyin. Çünkü bu şirket sizin en büyük finans kuruluşunuzsa ayrıcalıkları olmak zorunda. Dünya finans sisteminde en büyük oyuncuların yaptıkları hataları dönem dönem engellemek zorundasınız. Sonunda olayı farkedip susarsanız, sistemi yıkarsınız. İşte aynen bu tehlike oldu. Lehman dediğimiz şirket, dünya üzerinde birçok bankaya ve yatırım şirketine etki ediyor. Türkiye’de dahi CitiBank güvencesiyle, Lehman’ın adını duymamış onlarca kişi Lehman tahviline sahip durumda. CitiBank’ın zarar rakamlarının nedenleri bunlar. Bunun gibi yüzlerce bankanın da…
Lehman’daki olay üstü kapalı farklıydı. İsteseler rahatça kurtarabilirlerdi ancak iflasına izin verdiler. Bu açıklanamayacak ve yıllar sonra konuşalacak büyük hata oldu.Lehman’a verilecek $200-250 mLr, hem o şirketi kurtarırdı hem piyasaların dip yapmasını önlerdi hem de diğer şirketlerin zararlarının yada iflasların azalmasına neden olurdu. En basit örneği vereyim ;
AIG şirketi, CDS dediğimiz ( Credit Default Swap ) yatırım aracı ile Lehman Brothers’ın çıkardığı bono ve tahvilleri sigortalıyordu. Yani ben $1000′lık Lehman bonosu alıp AIG şirketine giderek, bu bonoyu sigortalatıyordum. AIG’de benden komisyon alarak bonomu sigortalıyordu. Yani Lehman batarsa $1000′ımı bana ödeme garantisi sunuyordu. AIG, Lehman’ın batmayacağını düşündüğü için bu sigortalama işinden aldığı komisyonlarla büyümeye devam etti. Ancak Lehman batışı ile beraber AIG için çanlar çalmaya başladı. ( Tabi Lehman ile diğer kuruluşların bonolarını da sigortaladı. )
Merrill Lynch için Bank of America devreye girdi ve satın alım gerçekleşti. Ancak Lehman Brothers’ın iflasına izin verildi. Sonrası hesaba katılmadı. Neler olacağı düşünülmedi. Bu büyük bir hesap hatasıydı. AIG’ye şimdiye kadar ödenen para $150 mLr ‘ı geçti. Diğer kuruluşlar için kurtarma paketi altında ödenen miktar iyice yükseldi. Eğer Lehman batmasaydı, başta AIG olmak üzere diğer kuruluşlara ödenecek miktar azalabilirdi.
En basitinden güven bu kadar dip yapmazdı. Finans piyasası oyuncularının en çok güvendiği ve bu da batmaz dediği şirketin iflası ile güven dip yaptı. Fırtına içinde kasırga yaratıldı.
Burada suçlu Amerikan Hükümeti, Türkiye ile istediği gibi oynayan sahtekar derecelendirme kuruluşları ve prim sevdasıyla hayvani duygularının profesyonelliğin önüne geçmesine izin veren üst yöneticiler…
Lehman Brothers 2008 yılının en büyük hatası bana göre. Ve iddia ediyorum ki, eğer Lehman iflası engellenseydi sistem üzerinde bu kadar korku olup, dip yapılmasına olanak sağlanmazdı.
Dün öğle saatlerinde başıma gelen olay beni oldukça şaşırttı ve açık söylemek gerekli ki mest etti. İşlerimi halletmiş bir şekilde, akşam ki görüşmeme yetişmek için Kabataş’a gidip, deniz otobüsüne yetişmeye çalışacaktım. Bunun için bir taksiye bindim. Arka koltuğa oturup, başımı arkaya yaslamış şekilde dururken, taksi şöförünün dikiz aynasından bakışlarını gördüm. Bir erkek olarak tabi şaşırdım
Sonrasında taksici beyfendi dönüp, abi sizin internetle ilginiz var mı diye sordu. Ben de şaşırıp, ilgileniyorum tabi ki dedim. Ne sormak istediğini sordum. Kendisi ise, abi benim takip ettiğim bir kişi var, borsa ile ilgili yorumlarını ve hisse analizlerini uzun zamandır takip ediyorum, ona çok benziyorsunuz dedi. Ben de, yazılarını okuyorsunuz ancak benzediğimi nasıl anladınız dedim. O da, sayfasında resmi var ama ben bir de Google’ da arattırıp sayfalarına ulaştım, birçok resmini de gördüm, adamı merak ettim çünkü dedi. Ben ise peki adı ne, sitenin ismi ne aklınızda mi diye sordum. Sitenin adını net hatırlamıyorum ama adamın adı Dincer, sitesi de adı ile birşey daha var ama .net’li, benzettim mi sadece sizi diye sordu. Ben de şok olmuş bir halde, evet o benim dedim.
Sonrasında trafiğin çok yoğun olmadığı ( yoğunluktan kastımız çok farklı olabilir o trafikte ) yolda, oldukça yavaş bir şekilde gitmeye başladı. Çünkü borsa hayatını anlatmaya başlamıştı. 2009 yılında nerede durayım, hangi hisseler gidecek diye sorguya tutuldum. Abi senden hizmet almak isteyeceğim ama yazmışsın danışmanlık yapmıyorum diye, neden yapmıyorsun dedi. Ben ise cevapları verdikten sonra, biraz acele etmemizi ve deniz otobüsüne yetişemezsem, karşıda görüşeceğim kişileri çok bekleteceğimi söyledim. Bunun üstüne, karşıya ben götüreyim konuşuruz dedi. Saat 5 civarı olduğu için, kara yoluyla karşıya geçmek kabus gibi birşeydi, o nedenle nazik teklifine teşekkür ederek, deniz otobüsüne yetişme ısrarımı sürdürdüm.
İnerken, telefon numarasını vermeye çalışıp, haberleşelim ve zaman zaman bilgi paylaşalım diye teklif eden taksici arkadaşa çok teşekkür ederek, taksiden indim. Ancak indiğimde sabahın 8′inden beri yollarda olup koşturmuş birinin yorgunluğundan çok uzaktım. Garip bir şekilde mutlu hissettim kendimi. İçimde, yaptığım şeylerin değerinin farkında olunmasının verdiği huzur vardı. O an çalışma isteğim biraz daha tavan yaptı. Aldığım maillerden ziyade bu olay çok farklıydı. Sadece internette yazmama rağmen, resimlerimi görüp beni tanımak… Oldukça şaşırtıcı ve mutlu edici. Şeffaflığımın sonucu bu oldu belki.
Daha çok çalışıp, şeffaflığımı ve dürüstlüğümü kaybetmeden bu işe devam edeceğimin sözünü, bu yazıyı okuyacağından emin olduğum taksici abime ve okuyacak olan her kişiye veriyorum.
Bu blogu kurma amacımı her fırsatta dile getirmeye çalışıyorum. Belirli tarihlerde yazdığım yazılarımın ve beklentilerimin sonucunu görmek, kendime hata yaptığım alanları göstermeye çalışmak ve ne kadar doğru tesbit-beklenti yapabiliyorum onu görmek amacıyla bu siteyi oluşturdum.
Bir yılı daha geride bırakıyoruz. Bu yıl içerisinde neler olmuş, neler bitmiş hep sizinle paylaşmaya çalıştım. Bugün ise kendi analizimi yapmak istiyorum. Bakalım bu yıl ne derece başarılı tahminlerde bulunmuşum.
- 2007 yılının son döneminde ‘ Gübre Hisselerine Dikkat ‘ diyerek, 2008 yılı için nokta atışı yapmıştım. Gıda fiyatlarında yaşanan yükselişlerin hızlandığı bir dönem geçiriyorduk. Petrol ve doğalgaz fiyatlarında da yükselişlerin olması ile beraber, tarımda gübre olarak kullanılan kimyasal unsurların fiyatlarının artacağını ve dolayısıyla gübre fiyatlarının da artacağını söylemiştim. Sonuç olarak gübre hisselerinin yatırım amacıyla değer bulabileceğini söylemiştim.
Peki ne oldu? Gübre şirketleri tarihi kar rakamlarına ulaştılar. Bundan hisseleri de nasibini aldılar. 18 Aralık 2007 tarihinde Gübre Fabrikaları, Bagfas ve Ege Gübre hisselerinin fiyatlarını yazmıştım. Aşağıya 3 hisse senedinin yıllık grafiklerini koyuyorum. Neler olmuş bir bakalım.
Resimleri büyülttüğünüzde, yazının yazılış tarihi olan 12 Aralık’tan sonrasındaki fiyatlarını ve yıl içerisinde ulaştıkları fiyatları görebileceksiniz. Sanırım daha fazla üstünde konuşmaya gerek yok.
- Yine 2007 yılının son döneminde ‘ Dolara Dikkatli Yatırım Zamanı ‘ diyerek, 2008 yılı için getiri sağlayabilecek yatırım aracından bahsetmiştim. Piyasaların kötüleşmesi ve geliyorum diyen kriz ışığında, krizin kaynağı olan ülkenin para biriminin ilginç olsa da değerleneceğini o yazımda söylemiştim. 1.15 seviyelerinin alım için ideal olduğunu dile getirmiştim. Aşağıya doların bir yıllık grafiğini koyuyorum.
Grafikten görülebileceği gibi dolar yıl içerisinde en çok getiriyi sağlayan yatırım aracı oldu.
- Yeni yılın ilk günlerinde, 2008 yılının piyasalar açısından iyi bir yıl olmayacağını söylemiştim. Bunu da ‘ Piyasalardan Çekilme Vakti mi? ‘ diyerek anlatmaya çalışmıştım.
Grafikten görebildiğiniz gibi, yıl içerisinde borsada kalmak yatırımcıları ciddi zarara uğrattı. 2008 yılı için, hisse senedi piyasalarının her zamankinden daha riskli olduğu söylemim ışığında, hisselerin yarıdan fazla değer kaybettiğini gördük.
- 3 Ocak 2008 tarihinde ‘ Altına Hücum ‘ yazısını yazarak, yatırımcıların hızla yükseleceği söylenen altın ve petrole ciddi yatırım yapmamaları konusunda uyarmaya çalışmıştım. Emtia fiyatlarındaki yükselişlerin, balon etkisi ile şiştiğini ve bunun da patlamasının şiddetli olacağını söylemiştim.
Soldaki grafikte altın fiyatlarının yıllık değişimini görüyoruz. Sağda ise petrolün… Altın fiyatları, krizin en sert döneminde tarihi zirve olan $1000′a yaklaşamadı. Petrol ise benim tahminlerimden çok daha fazla spekülatif hareket ile $100′ı aştı. Ancak sonuç olarak, oradan hala emtia alan yatırımcı ciddi zarar etti. Özellikle petrol, birçok hedge fonu ve yatırımcıyı iflasın eşiğine kadar getirdi.
Evet… 2008 yılı için beklentilerim ve tahminlerim bu yönde olmuş. Sonuçları ise yukarıda gördüğünüz gibi. Umarım 2009 yılında, kendime kattığım ekstra özellikler sayesinde tahminlerimi genişletebilir ve daha fazla alanla ilgili beklentilerimi sunabilirim.
2008 yılının son günlerini geçiriyoruz. Geride bırakacağımız yılı pek iyi hatırlamayacağımız kesin. Türkiye için parti kapatma davası, asker-siyasi gerginlik, ergenekon olayları… Dünyanın içine düşeceği dar boğaz belliyken, biz bir de kendi içimizde kaos yarattık. Bundan kuşkusuz en çok etkilenen, piyasalar oldu. O nedenle 2008 yılının en büyük suçlusu ‘ hükümet ‘ olmuştur. Ülkesini krize hazırlayacağı yerde, saçma sapan konularla gündemi meşgul eden, piyasalara olmadık yaralar vuran iktidar, 2008 yılını bu şekilde kapatmamızda en önemli hata mercilerindendir.
Borsa endeksi için şu sıralar bulunduğumuz seviye kabul edilesi değil bana göre. Endeks 48 binli seviyelerdeyken alım yapanlara, intihar etmenin farklı yollarını mı arıyorsunuz derken, 20 binli seviyelerden almaya korkanlara da yoğurdun üflenecek birşey olmadığını söylüyordum. Yılı kapatacağımız nokta, haketmediğimiz nokta aslında. Endeksin bu seviyelerde olmasını, üstte ki paragrafta sözünü ettiğim olaylara bağlıyorum. Yıl içinde üst üste tokat yiyen borsanın gücünün olmaması, en ufak sallantıda tekrar dibe vurabilecek olması ve ekonomik/finansal gerginliğin siyasetle birleştirilmesi büyük bir hatadır. Bunu yapanları tekrar kutlamak istiyorum.
Gelelim yeni yıla. Yeni yılla ilgili beklentilerimi başka bir yazımda aktaracağım ancak şunu söylemeliyim ki, ekonomik anlamda tv ekranında gördüğünüz 100 kişinin söylediği aynı şeylerin dışında, mantıklı ve beklenen extra şeyler de var. Ve en önemlisi, yayınlarımda da her zaman söylediğim gibi, bu tip durumlarda ekonomi ile finansı ayıramayan yatırımcı hata yapar. Üstüne basarak tekrarlıyorum:
Ekonomik kötü beklentiler piyasalar tarafından önceden fiyatlandırma mekanizmasına sahiptir. Siz her kötü ekonomik veri yada durum karşısında piyasalardan keskin düşüş beklersiniz yanılırsınız. Piyasalar ralli mekanizması ile hareket eden yerlerdir. Yaşamlarını sürdürmeleri için, düştükleri noktalardan tırmanmalarına olanak sağlayacak ralliler yaparlar. Zaten bunu yapamazlarsa, herşey toz duman olur. Piyasalar anı değil, geleceği yaşarlar…
2009 yılının ilk ayında, Obama koltuğa oturacak. Buna balayı demek ne kadar doğruysa, piyasaların bu ayları bal tadında geçirebileceğini düşünmek o kadar doğru olabilir. Faizlerin iyice düştüğü bir ortamda, bankacılık kesiminin yılın ilk çeyreğinde bilançolarını düzelteceğini düşünmek o kadar mantıklı. Sorunun temeli finansal kesimden doğduğu için, bankaların bilançolarının düzelmesi yakın zamanlı olursa, güven de bu sayede gelir. İnsanlar ekonomik bozulmalar karşısında, güvenlerini yerine oturtabilecek ortamı bulurlarsa, 2009 beklendiği gibi sıkıntılı geçmeyebilir. İşten çıkarmaların artması yeni yıl için en olumsuz senaryo. Bunun olmasını da reel sektörün yaşadığı sıkıntı nedeniyle normak karşılamak gerekli.
Ve gelelim emtiaya. Buraya bağlamak için açıklamaları yukarıda yaptım. Petrolde arz kısıntıları olmasına rağmen, talebin düşük olmasına bağlı olarak fiyatlar tarihi dip seviyelerine yaklaştı. Ancak, 2009 yılında tazelenen güven ve normal olarak değişecek talep ortamı nedeniyle, emtialar 2009 yılının en iyi yatırım aracı olmaya aday. Talebin artmaya başlaması ile beraber, arzın artmaması fiyatları yukarı çekecektir. Ayrıca spekülatif ataklar, kriz döneminde devam edeceği için bir şekilde emtia fiyatlarının artması sağlanabilecektir.
Geçen yılın son dönemlerinde ‘ Dolara dikkatli yatırım zamanı ‘ diye bir yazı yazmıştım. O zamanlar dolar alımının uygun olabileceğini söylemiştim. 2008 yılının son döneminde ise hakkımı emtia ve borsa üzerinde kullanıyorum.
Tavsiye asla olmamak kaydıyla kişisel görüşüm bu yönde. Borsa endeksi elbet bir geri çekilme yaşayacaktır ancak gördüğü düşük seviyelerden kademeli alışlarla, yeni yılın ortalarına doğru yaşanabilecek bir düzelme ile beraber getiri sağlayabilir.
Bugün futbol takımlarından vereceğim örneklerle, işyerleri için önemli bir konuya değinmek istiyorum. Bir işletme başarıya aç, çalışkan ve dahi çalışanlarla başarıya gidebilir mi? Yoksa bir işletme bu kişileri, tecrübeli ve başarıya alışık çalışanlarla harmanlayarak mı başarıya gitme yolu izlemeli?
Beşiktaş futbol takımına bakalım. Yıllardır şampiyon olamayan takımın kadrosuna dikkat etmenizi rica ediyorum. Bir tane dahi ‘winner’ diyebileceğimiz oyuncu yok. Yani kazanmaya ve başarılara alışmış oyuncular yok. En önemli bölgelerine bakmak gerekir. Mesela Delgado, asla bir winner değil. Bobo da Holosko da… Bu takım en ufak bir başarısızlıkta veya zor dönemde yıkılmaya aday. Çünkü zaten başarı görmemiş adamlar. Kazanmaya alışık değiller. Bu sene de kazanmasak olur belki tecrübe kazanırız diyorlar. Bu şekilde takım kurulmaz. Başarı bekleme olasılığınız çok düşük olur.
Fenerbahçe ve Galatasaray takımlarına bakalım. En önemli bölgelerinde oynayan oyuncular tam bir winner. Alex, Carlos başarı endeksli adamlar. Hatta Lugano ve Edu bile kazanmaya alışık adamlar. (Oynadıkları milli takımlara bakarsanız.) Galatasaray’da ise Lincoln, Baros, Kewell bunların hepsi kazanmanın ne demek olduğunu bilen oyuncular. Yani winner sayısı bu iki takımda çok. Bu adamlarla, kazanmaya aç olan oyuncuları birleştirirseniz, başarı kazanırsınız. Kötü oynasanız da kazanmayı başarabilirsiniz. Çünkü kadronuzda skora direkt etki yapacak bölümdeki oyuncular bunlar. Son sözü söyleyenler…
Şirketiniz, Beşiktaş futbol takımı gibiyse, bence vay halinize. Başarıya aç kişileri toplasanız da, ne kadar dahi ve çalışkan olsalar da bence tek başına yeterli olmaz. Çünkü şirketin önemli bölgelerinde winner kişiler olmalı. Başarının ne demek olduğunu bilen tecrübeler olmalı. Özellikle kriz dönemlerinde, daha soğuk kanlı kararlar verecek ve psikolojisini bozmayarak kazanma alışkanlığını sürdürecek insanlar olmalı.
Bu adamlar olduğu sürece, böyle bir karışımın başarıya götürmesi muhtemel olacaktır. Ayakta kalan birilerinin mutlaka olması lazım. Kazanmayı alışkanlık haline getiren adamlar, ne olursa olsun yenilme psikolojisine girmezler. Kötü durumlardan iyi noktalar yaratabilirler. Bu nedenle ‘winner’ adamlar gereklidir.
Son söz olarak dün açılışı yapılan Vakko’ nun yeni üretim merkezinde, Cem Hakko’nun hatırlattığı cümleyi kullanmak istiyorum. Bizim Vitali Bey’den öğrendiğimiz şudur dedi ; ’ Zor günler, doğru işlere inanmaya devam ederek geçer. Buna biz inanmazsak, müşteriler inanmazsa, krizler nasıl biter.’
Sanırım ne demek istediğim şimdi daha iyi anlaşıldı.
Yoğun ve hızlı trafikle geçen bir hafta yaşadık. Genel olarak olumlu geçen haftayı nasıl tamamladık?
Otomotivcilere kurtarma paket açıklandı. Piyasalar buna nasıl tepki verdi?
Ayrıntıları yayınımda bulabilirsiniz.
Piyasalar güne kararsız başladı ve seans sonuna kadar bunu sürdürdü. Merkez’in açıklayacağı faiz indirimi bekledi. Merkez Bankası ise tarihin en radikal kararı ile faizleri 125 baz puan düşürdü. Piyasalar, yarın bunu kutlayacak mı?
Avrupa’da hava sakindi, ufak çaplı yükselişlerle günü geçirdi. Amerika’da ise GE’nin kredi görünümünün durağandan negatife çevrilmesi, petrolun iyice düşmesi ve bu nedenlerle o sektör hisselerinin büyük düşüş yaşaması, endeksleri aşağı çekti.
Ayrıntıları yayınımda bulabilirsiniz.
Piyasalar yükselme iştahını sürdürüyor. Bayramdan sonraki 4. günden ibre yine yukarı yönlü oldu. Kar satışları gelebilecek olsa da, endeks 27 bin puan seviyesinin üstüne atmaya çalışacak gibi duruyor.
Morgan Stanley bilançosunda beklentilerin üstünde zarar yazdı. Piyasalar kar satışlarını bu olumsuz bilançoyla geçiştirdi. Yön yukarı doğru duruyor. Avrupa ve Amerika noel rallisini ne kadar sürdürecek?
Ayrıntıları yayınımda bulabilirsiniz.
Efendim malumunuz küresel kriz başlayınca, türev ürünler nedir hedge fonlar ne yapar, insanlar öğrenmeye başladı. Ne yazık ki insanlar bu olayı kriz oluştuktan sonra öğrendi. Daha önceden biliyor olsalardı, kriz belki olmayacaktı. Neyse konumuz o değil, olmuş bitmiş şeylerden konuşmayalım. Çoğumuzun bildiği klasik bir Türk filmi vardır. ‘ Banker Bilo ‘. Maho ünlü bir dolandırıcıdır, Bilo ve arkadaşlarını Almanya’ya götüreceğim vaadiyle kandırıp, bir kamyona atar ve İstanbul’a götürür.
Bu filmin günümüzle bağlantısı çok fazla. Çünkü birçok büyük hedge fonun işlevi aynı. Burada dolandırıcılıktan söz edemeyiz ancak göz boyama ile insanları pembe kamyona doldurup, rüyalar alemine götürüyorlardı. Burada suçlu aramıyoruz ancak hem hedge fonlar hem de halkın, bu süreçte hatası var. Hedge fonlar, borcu borçla kapatan ve yatırımcı sayısının artması ile fon büyüklüğünü arttıran kuruluşlar. Yani sanal para yaratarak, kaldıraç oranı yüksek ( riski de çok yüksek ) enstrümanlarda paraları değerlendirerek, yüksek servet oranlarını yaratıyorlar. Bu fonların kaynağı aslında para değil, insanlar. Ne kadar çok insan yatırım yaparsa bu adamların işi kolaylaşır. Değerlerini arttırırlar. Halk, bu pembe tabloya ne kadar ısınırsa, bu fonlara paralarını emanet ederler. İşte olay buradan başladı. Halk inandı ve hedge fonlara para emanet etmeye başladı. Emlak balonu ve kredi krizi patlak verince, işler tersine döndü tabi. Olayın bu boyutunu birçok yazımda anlatmıştım.
Şimdi gelelim son olaya. Nasdaq eski yönetim kurulu başkanı ve Wall Street yatırım danışmanı B. Madoff… İşte o tam bir ‘ Banker Bilo ‘. Bunu biraz anlatayım. Yukarıda hedge fon çalışma prensibi anlattım ancak orada dolandırıcılıktan söz edemeyiz dedim. Halk gelip para yatırınca, servet değeri büyüyebilir. Fakat hedge fonlar gelirlerini yüksek kaldıraçlı yatırım enstrümanlarına borçludur. Madoff ise işi dolandırıcılığa vurmuş.
Ben gidip Madoff’un şirketine para yatırıyorum. Sonra siz gelip yatırıyorsunuz. Sonra bir başkası. Madoff ise sürekli kar ettiğini gösteriyor. Biz sanıyoruz ki, Madoff bizim paraları değerlendiriyor ve yüksek kar ediyor. Böylece şirketteki para miktarı artıyor. Ancak olayın özü farklı. Madoff, kendisine emanet eden paraları değerlendirip, yüksek kar oranları ile değeri arttırmak yerine, diğer kişilerden gelen paraları mevcut değere ekleyerek kar diye gösteriyor. Yani halkın parasıyla, halkı kandırıyor. Bir süre sonra, özellikle krizle beraber, insanlar para yatırmayı kesince Madoff’un foyası meydana çıkıyor. Extra gelen bir para olmayınca, eldeki mevcut yönetilen paranın da getirisi olmayınca, Madoff iflasa sürükleniyor.
Ponzi oyunu dedikleri olayın özü bu. Madoff Investment Securuties LLC şirketine yatırım yapan HSBC, RBS ve BNP Paribas gibi bankalar bu kriz döneminde extra zarar ettiler. Madoff batarken, yanında kimleri sürükleyeceği korkusu Wall Street’te hakim.
Bu işlerde güven çok önemli. İkna kabiliyetiniz, bebek yüzünüz, sıcak gülümsemeniz ve insanın rahat uyumasını sağlayacak bir ışığınız varsa, yatırımcı çekebilirsiniz. Ancak içinizde pislik varsa böyle işler yaparsınız. Para hırsının ne demek olduğunu herkes bilir herhalde. O yüzden hep söylediğim gibi, hedefim bulunduğum her alanda başarı sağlamak. Beni mutlu eden başardığımı görmek , para kazanmak değil. İnsanlara para kazandırırken de, kendim kazanırken de bu durum böyle olmalı.
17 Aralık 2008
Zorlu ve yoğun geçecek hafta, piyasadaki iştahın yüksek olması ile olumlu geçiyor. Piyasalar IMF beklentisi ve hisselerin cazip fiyatları nedeniye yükselmeye devam ediyor.
Amerika’da merakla beklenen Goldman bilançosu, beklenenden kötü geldi. Ancak yatırımcılar buna pek aldırmadı. FED faizleri 0.75 baz puan indirdi. Borsalar coştu. Noel rallisi start mı aldı? Avrupa borsaları bugün bekleyerek geçirirken, yarın için güç mü topladı?
Ayrıntıları yayınımda dinleyebilirsiniz.



