Main image
16th Aralık
2008
Yazar : Dincer

Dün kendi danışmanınız olun diye bir yazı yazmıştım. Burada, taksitlendirmenin avantajlı olabileceğini söylemiştim. Onu yazarken, bugünkü yazıma hazırlık yapmıştım aslında. Çünkü gıda perakende sektöründe bulunan firmaların, en büyük kazançları taksitlerden kaynaklanıyor.

Gıda perakende sektörü firmaları, aldıkları malları toptan ve taksitli olarak alıyorlar. Satışlarını ise nakit olarak yapıyorlar. Yani öderken taksitle ödeme yaparken, gelirlerini nakit olarak kasalarına koyuyorlar. Bu sayede bu şirketlerin gücü artıyor. Çünkü gelen nakit paraları finansal enstrümanlarla değerlendiriyorlar. Yıllık bazda %20 civarında faiz veren ülkemiz, gıda perakendecileri için bulunmaz bir nimet. Taksitle ödeme yapacakları için, gelen nakit paraları yatırım araçlarında değerlendirerek kar elde etmeye çalışıyorlar.

Bu nedenle birçok gıda perakende şirketinin nasıl güçlendiğini anlayabilirsiniz. Halkın en temel ihtiyacı gıda ürünleridir. Kriz dönemlerinde dahi vazgeçilmeyecek ve en az kaybın yaşanacağı sektör gıda sektörüdür. Bu şirketler, halkın kopmaması için indirim günlerini ve oranlarını arttırdılar. Bunu yapmaları da çok kolay. Karlarından biraz fedakarlık ederek bu işi yapabilirler. Çünkü toptan alımlardaki fiyat avantajı ve taksitli ödeme koşulları, bu firmaların indirimli mal satmasını kolaylaştırıyor. İndirimli olarak verdiğim üründeki kar kaybımı, gelen nakit parayı değerlendireceğim yatırım aracında çıkartabilirim düşüncesine hakimler. Bu da ellerine büyük bir koz veriyor.

Bilançoları incelediğiniz zaman, esas faaliyet dışı gelirlerin en yüksek olduğu sektörlerden biri gıda perakende sektörüdür. Bilançosunda esas faaliyet geliri önemli bir yer tutar çünkü taksitli alımlar, gelen nakit parayla yatırım aracında değerlendirilmeye olanak sağlar.

İçinde bulunduğumuz kriz döneminden en az hasarla çıkacak olan bu sektörün oyuncuları, paraları riskli enstrümanlarda az değerlendiriyorlarsa, sıkıntı çekmezler. Ancak onlarda güzel paranın kokusu ile açılmışlarsa sıkıntı yaşayabilirler. Dünyada Wal-Mart, Türkiye’de ise Migros yılı sorunsuz atlatacak gibi gözüküyor.

16 Aralık 2008

15th Aralık
2008
Yazar : Dincer

Piyasalar, zorlu haftaya olumlu havayla girdi. Türkiye ekonomisinin 2001 krizinden bu yana en düşük büyüme oranını göstermesi, işsizlik oranının çift hanelere çıkması yükselişi engelleyemedi. Borsa %2.65 oranında değer artışı gösterdi.

Avrupa’da ise faiz indirimi beklentisi ile sakin bir gün geçirdi. Amerikan borsaları günü hafif değer kayıpları ile tamamladı. Yarın ki faiz toplantısının sonucu ve bilançolar endişeli takip edildi.

Günün detaylarını yayınımda bulabilirsiniz.

 
icon for podpress  Standard Podcast [9:57m]: Play Now | Play in Popup | Download
15th Aralık
2008
Yazar : Dincer

Türkiye’de insanlar ne yazık ki bilinçli tüketim yapmıyorlar. Yalnız burada tüketimden kastım, aldıkları şeyler değil. Bir ürün alırken ki ödeme şekilleri…

Ülkemizde 2001 krizinden sonra büyüme odaklı bir strateji izlendi. Kredi kartı kullanımının yaygınlaştırılması ve taksit seçeneklerinin geliştirilmesinin altında yatan neden, tüketim harcamalarını arttırarak büyümeyi sağlamaktı. Bu sayede, insanlar tüketimle tanıştı ve taksitin cazibesinden yararlanarak, alışverişe ağırlık verdi. Bazı insanlar için kredi kartı bulunmaz bir nimetken, bazıları ise nasıl kullanılacağını bilmedikleri bir katil haline geldi.(!)

Öncelikle ben ne yapıyorum ondan bahsedeyim;

Kredi kartı kullanıyorum. Kredi kartı kullanmam diyenleri ise anlamıyorum. Cebimde nakit paranın bol olması bana çok sıkıntı veriyor. Param bankada durmalı. Hesaplarımı bilmeliyim ve harcamalarımı ona göre düzenleyip yapmalıyım. Kredi kartı ile taksit olanaklarından yararlanıyorum. Alacağım üründe, nakit ödemede bana %20′den fazla indirim yapmıyorsa ( taksit seçeneği 12 ayın altına inerse, bu yüzde azalır ) taksitli almayı tercih ediyorum. Cebimden cash para çıkmasını çok sevmem açıkcası. Çünkü birikmiş paranın getirisi olacaktır. Şöyle bir örnek vererek, ne demek istediğimi açıklayayım.

Diyelim ki, 1200 ytl değerinde bir ürün alıyorum. Peşin fiyatına 12 taksit imkanı var. Nakit veya kredi kartına tek çekim ödersem, bana 1050 ytl’ ye vereceğini söylüyorlar. Benim yapacağım hesap çok basit. Bu ülkede en fazla getiriyi sağlayan enstrüman nedir? Tabi ki faiz. Yıllık %20 faiz veren bir ülkede yaşıyoruz. 1050 ytl’yi bir anda vereceğim yere, onu faize yatırsam 12 aylık süre sonunda 1260 ytl yapar. ( en basit getiri hesabıyla ) Bu nedenle, peşin alma seçeneğini kullanmam. Kredi kartının avantajlarından yararlanmak isterim. Hesap kesim tarihinden sonra harcama yapıyorsanız, gelecek aydan itibaren ödemeye başladığınız gibi, taksitle alırsanız paranın tamamı cebinizden çıkmaz.

 

Burada anlatmak istediğim, kredi kartı kullanmanın ne demek olduğunu iyi bilirseniz, bütçenizi ayarlayabilirsiniz. Finansal açıdan öncelikle kendi bütçenizi iyi yönetmeniz gereklidir. Bu hesapları basit olarak görüp, ne yapayım bununla mı uğraşacağım diyebilirsiniz. Kişisel tercih meselesidir. Ancak mali açıdan atılacak her adım, size extra bir değer kazandırır. Harcama yaparken seçeceğiniz en uygun yöntem, aynı para miktarı ile bir fazla ürün almanızı sağlayabilir.

Eğer sabit aylık geliriniz varsa, aylık gideriniz gelirinizi geçmiyorsa, kredi kartını giderim gelirimden fazla oluyor o yüzden kullanıyorum demiyorsanız, kredi kartının para çekme aracı değil harcama aracı olduğunu biliyorsanız, kredi kartında asgari ödeme ücretinin sizin için bir intihar olduğunu biliyorsanız kesinlikle kullanmalısınız. Cebinizde para taşıyarak büyük yanlış yaparsınız. Çünkü bu ülke dünyanın en yüksek faizini veren ülkelerden bir tanesi. Dünyanın neresinde taksit uygulaması var diyen çevrenin farkında olmadığı nokta bu. ‘ Faizler.’

Dünya ülkelerinde faiz oranları çok düşük seviyelerde olduğu için, insanların taksitle alışveriş yapmasının bir esprisi yoktur. Cebindeki parayı bankaya koysa, getirisi çok düşük olacaktır. Bu nedenle nakit olarak harcama yapar. Yalnız burada nakitten kasıt, kredi kartı ile tek çekim işlem yapılmasıdır. Özellikle Amerika’da nakit alışveriş yapan insan sayısı azdır. Kredi kartlarından veya Türkiye’de son dönemlerde devreye giren banka hesabından nakit çekim kartlarından harcama yaparlar.

Sözün özü, eğer para yetiştiremiyorum ve hesabımı bilmiyorum diyorsanız, bunun nedeni hesabınızı ve paranızı yönetmeyi bilmemenizdir. Banka hesapları insanlar için düzeni sağlar. Kredi kartları ve taksitler ise Türkiye gibi bir ülkede getiri dahi sağlar. Bunlar basit ve üç kuruşluk hesaplar diyorsanız, bildiğinizi okumaya devam edebilirsiniz. Ama yatırımcılar iyi bilir ki, üç kuruşluk maliyet ve gelir hesabı üç liralık değer olarak geri döner. Çünkü para, birşeyi alırken kazanılır.

14th Aralık
2008
Yazar : Dincer

Amerikan otomotiv sektörü yıllardır zor durumda. Aslına bakarsanız, bu şirketler gelişime ve değişime ayak uyduramayan dünyanın en büyük otomotiv şirketleri. Devlet yardımları ile ayakta duran, her sorunda destek istemekten utanmayan kuruluşlar. Öyle ki bunun herkes farkında ve bu dönemde artık yardım etme istekleri yok. Çünkü biliyorlar ki, şimdi yardım edilse bunlar 2 yıl sonra yine sorunlarla boğuşmaya devam edecekler.

Fakat hükümetin farkında olduğu nokta farklı. Eğer bu büyüklerin iflasına izin verilirse, piyasa ciddi yara alacak. Otomotiv sektörü, yan sanayisinin de çok yüksek olduğu bir sektör olduğu için, ekonomik durgunluk döneminde büyük darbe yaratacak. Bu nedenle bu şirketlerin iflasının, seçenek dahilinde olmadığı açıklandı.

 

chart_detroit_downfall_sales  chart_detroit_downfall_stocks

 

Yukarıdaki grafiklerden solda olanda, GM - Ford ve Chrysler’ in satış oranlarındaki değişimi görüyoruz. Lider General Motors, 350 binli satış rakamlarından 200 bine gerilemiş durumda. Ford 250 binden 150 bine, Chrysler ise 250 binli rakamlardan 100 bine gerilemiş durumda. Bu satış rakamları, aralık 2007 yılı ile kasım 2008 yılını kapsıyor. Yani, bu dönemde petrol fiyatlarının rekor seviyelere tırmanışının başladığını görebilirsiniz. Amerika’da petrolün galonu $1′ın altında seyrediyorken, petroldeki yükselişlerle galonunun $4′a çıktığını gördük.

Bu büyük şirketlerinin ürettiği otomobillerinin motor hacimleri ise 2500 cc’nin üzerinde. Zaten Amerika’da 2000 cc motorun altında araba bulmak imkansız. 4000-4500 cc hacimli arabalar üreten bu şirketlerin, petrol fiyatlarındaki artış karşısında, düşük motorlu araçlar tercih etmeye başlayan halkın değişimini görememesi çok ilginç. Motor hacmi ile silindir sayısının da çokluğu bu arabaların daha fazla benzin yakmasına neden oluyor.

Ekonomik durgunluğun yaşandığı dönemde zaten araba satışlarının yavaşlayacağı aşikarken, halkın yakıt tüketiminde bilinçlenmesi ile iyice zor durumda kalacaklar. Artık petrol ucuzlasa dahi, az benzin yakın araçların tercih edilecek olması, çevreye etkisi karşısında bilinçlendirme çalışmalarının yapılması, üç büyük otomotiv şirketini zorlayacak. Bu şirketlere yapılacak maddi yardımın yanı sıra, CEO değişiklikleri de gündemde olabilr.

 

finteract-chart-pop.img interact-chart-pop.img

 

Yukarıdaki grafiklerde ise GM ve Ford hisselerindeki yıllık değişimi görüyorsunuz. Ford hisseleri, 2008 yılı içerisinde $9 seviyesine kadar çıkmışken, son kapanışını $3.04 ‘den yaptı. GM ise yatırımcısına, Ford’a oranla daha fazla zarar ettirdi. Bu yıl içerisinde $30 seviyelerinde olan General Motors hisseleri, son kapanışını $3.94′ den yaptı.

Otomotiv sektöründe yatırım yapan yatırımcılar için çok kötü bir yıl oldu. Ancak her zaman söylediğim gibi, traderler yatırım yaparken, yatırım yaptığı sektörün herşeyini incelemeleri gerekir. İleride neler olabileceğini öngörerek, yatırımları şekillendirmeliler. Ekonomik durgunluğun olacağını önceden beklemeyen, bu durgunluktan otomotiv sektörünün en fazla etkileneceği düşünmeyen, artan petrol fiyatlarının neleri vuracağını göremeyen yatırımcılar bu senenin en fazla para kaybeden yatırımcıları oldular.

13th Aralık
2008
Yazar : Dincer

Türkiye’de ne yazık ki kurumsallaşmadan söz etmek çok zor. Türk şirketlerinin aile veya tek kişiye ait sözde anonim şirket olması, kurumsallaşmayı zorlaştırıyor. Kağıt üstünde gerektiği için oluşturulan yönetim kurulunda, üyeler genelde aile eşrafından oluşuyor. Sadece imza atarak, kurul toplantısı tamamlanıyor. Yani yönetim kurulu başkanı bildiğini okuyor.

Fakat çoğu yönetim kurulu başkanının bilmediği birşey var. Anonim şirketler için, hisse senedi bastırmak önemli bir avantaj. Hisse senedi deyince aklınıza borsaya kote olmak-halka arz, gelmesin. Anonim şirketler Spk veya Maliye Bakanlığına gitmeden, hisse senedi bastırabiliyor. Yani şirket hisse senedi yaratılması için herhangi bir izin alınmasına gerek yok. Bir basımevi matbaa vb. yere gidip, şirketinizin hisse senedini bastırabilirsiniz. Şirketin yönetim kurulu başkanı ve bir üyesinin, hisse senedine imza atması ile işlem tamamlanıyor. Daha sonra o senetleri, ortaklara dağıttınız zaman, şirketinizin hisse senedi basılmış oluyor.

Borsada işlem görmeyen hisse senetlerinin anonim şirketlere ciddi bir avantajı oluyor. Şöyle ki;

Bir anonim şirket sahibi olduğunuzu düşünün. Şirketinizin değeri istikrarlı ve hızlı bir şekilde yükseliyor. Sizin gelişiminizi gören bir grup, şirketinizi tamamen yada belli oranda hissesini almak istiyor. Anlaştığınız yüzde ve fiyat üzerinden hisse satışını gerçekleştireceksiniz. İşte bu noktada hisse senedi bastırma avantajı devreye girer. Eğer borsada işlem görmemek kaydıyla, hisse senedi bastırmışsanız, hisse senetlerinin iktisap tarihinden başlayarak iki yıl geçtikten sonra, hisse satışı gerçekleştirirseniz, bundan doğan kazancınız vergiye tabi olmayacaktır. Şirketinizin hisse senedi yoksa, hisse satışı yaptığınız zaman oradan doğan kazancınız, gelir vergisine tabi tutulacak ve hesaplanan oranda vergi ödeyeceksiniz.

Eğer bir anonim şirket sahibiyseniz, bir matbaaya giderek şirketinizin hisse senedini bastırmanızda yarar var. İleride şirketinizde hisse satışı yapmak istediğiniz takdirde, kazancınız ne olursa olsun vergiden muaf olacaksınız. Onca yıl çalışıp, elde ettiğiniz kazanç üzerinden, gelir vergisi payının kazanca göre küçümsenmeyecek oranda olan vergi kesintisi insana koyabilir.

13 Aralık 2008

12th Aralık
2008
Yazar : Dincer

Piyasalar haftaya bayram sonrası kutlamasını yaparak başladı. Tatilde olduğumuz günlerdeki yükselişi, bugün işlemlere yansıttı.

Avrupa’da sanayi üretimi durma noktasına geldi. ABD’de parekende satışlar azaldı. Otomotivcilere senatodan kötü haber geldi. Piyasalar kazançları telafi etti.

Ayrıntıları yayınımda bulabilirsiniz.

 
icon for podpress  Standard Podcast [5:19m]: Play Now | Play in Popup | Download
12th Aralık
2008
Yazar : Dincer

Global ekonomiler hızla daralacakları sürece girdiler. Euro Bölgesi, Japonya ve Amerika, ekonomik daralma ile mücadele edecekler. Ben uzun zamandır bahsediyorum ki, korkulan bence resesyon değil. Çünkü resesyon artık sadece ağza sakız bir kelime. Ekonomilerin iki çeyrek daralacağı aşikar. Esas korku ve sorun, depresyon durumu. Yani ekonomilerin iki çeyrekten daha fazla daralması. Eğer ekonomik yavaşlama kronik bir hal alırsa, büyüme ivmesinin kazanması çok zor olur. Bunun en büyük örneği ‘ Japonya ‘. Japon ekonomisi, uzun yıllar düşük büyüme ile mücadele etti. Bunun nedeni ise halkın kötü duruma göre psikoloji beslemesi ve alışkanlıklarını olumlu yönde değiştirmek istememesi.

Amerika’da dün açıklanan, hane halkı borçlanma oranı, ekonomik daralmanın ne derece büyük olacağının en büyük göstergesi. Bu veriyi ne yazık ki Türk medya ortamında bulmanız çok güç. En azından ben rastlamadım. Neyse gelelim analizine.

Dün hükümetin açıkladığı raporda, Amerikan hane halkının borçlanma oranının %0.8 azaldığı açıklandı. Ev fiyatlarının düşmesi, hisse fiyatlarının aşırı gerilemesi ile net değerlerinin azaldığını gören Amerikan halkının, borçlanmalarını giderek azalttığı anlamına gelen bir veri. Kredi maliyetlerinin artması ve kredi alımının zorlaşması sonucunda, böyle bir senaryonun olabileceği herkesin bildiği bir durum. Ancak tüketim alışkanlıklarının değişimini gösteren bu verinin, bu kadar çabuk ve hızlı bir şekilde %0.8 oranında azalması- 30 milyar ABD $ değerinde düşüş göstermesi, çok ciddi bir gösterge.

 

chart_us_debt3.03        chart_us_net_worth.03

 

Yukarıdaki grafiklerde tüketici borçlanma oranlarının ve hane halkı net gelirlerinin değişimini görüyorsunuz. Tüketici borçlanma oranı 1951 yılından bu yana en büyük düşüşü göstermiş. Grafikten göreceğiniz gibi, 2003 yılı 3. çeyreğinden itibaren 10 trilyon $’ın üstüne çıkan borçlanma oranı, son dönemde 14 trilyon $’ ı aşmış. Ancak bu dönemde %0.8 oranında azalarak 13.9 trilyon $ seviyesine gelmiş. Amerikan hane halkının net değerleri ( ev fiyatları ve hisse fiyatlarındaki düşüşle ) düşüşünü grafikte görebiliyoruz. Yine 2003 yılının 3. çeyreğinden itibaren hızla yükselen değer, son dönem itibariyle ciddi oranda azalış göstermiş.

Amerikan halkı, ev fiyatlarındaki suni değer kazancına bağlı olarak, ancak uzun döneme yayılarak artan tüketim harcamalarını, ani bir şekilde kısmış. Yani arttırdıkları ölçüdeki zamana bakarsak, kıstıkları zaman çok daha hızlı. Bu da demek oluyor ki tüketim alışkanlıkları değişimi hızlı ve esnek olmuş. Tüketimden kısıntıya gitmelerinin bu denli hızlı olması, Amerikan ekonomisinin son çeyrekte beklenenden daha büyük oranda küçüleceği anlamına gelebilir. Ekonomik büyümesinin %70′den fazlası tüketim harcamalarına bağlı olan Amerika için, bu veri çok kötü bir sinyal.

Bu yatırımcılar için dikkate alınması gereken bir gösterge. Eğer yatırımcı iseniz ve piyasalarda işlem yapıyorsanız, global anlamda önemli göstergeleri takip etmelisiniz. Bu sayede gelecek ile ilgili pozisyonlarınızı şekillendirirsiniz. Amerikan ekonomisinin son çeyrek büyüme verisinin beklenenden daha kötü geleceğine inanıyorsanız, pozisyonunuzu ona göre azaltırsınız. Bunun için bu tip verileri ve gelişmeleri yakından izlemelisiniz.

6th Aralık
2008
Yazar : Dincer

Bugün gazetelere özendim. Attığım başlık değişik olsun dedim. İşin özü, ayrılıktan kasıt, bayram tatili. 4 gün boyunca borsanın kapalı olduğunu düşünürsek, ben de yayın yapmama hakkımı kullanıp, yazılarıma da ara vereceğim.

Mümkün olduğunca internetten uzak durup, çalışmalarıma da ara vereceğim. İlaç gibi gelen ve beni pek iyi olmadığım bu dönemde yakalayan tatile minnettarım.

Haftaya cuma gününe dek, sizlerden izin istiyorum. Döndüğümde daha enerjik ve bazı yeniliklerle sizlerin karşısında olacağımı söylemek istiyorum.

Hepinize sevdiklerinizle mutlu, sağlıklı ve keyifli bayramlar diliyorum.

5th Aralık
2008
Yazar : Dincer

Piyasalar güne olumsuz gelen sanayi üretim endeksi verisi ile başladı. Bu verinin kötü gelmesine rağmen ayakta durmaya çalışan piyasalar, kapanışa doğru gelen satışlarla 24 bin puan seviyesinin altını test etti.

Amerika’ da tarım dışı istihdam verisi, beklentilerin çok üzerinde gerçekleşerek, 1972′den bu yana en yüksek oranda artış gösterdi. Avrupa borsaları satıcılı bir gün geçirirken, ABD borsası kapanışa yakın müthiş bir ralli yaparak günü artıda tamamladı.

Günün ayrıntılarını yayınımda bulabilirsiniz.

 
icon for podpress  Standard Podcast [9:32m]: Play Now | Play in Popup | Download
4th Aralık
2008
Yazar : Dincer

Piyasalar  bayram tatili öncesi küçük bir kutlama yaptı. Geciken yükseliş bugün gerçekleşti. Ancak açıklanan haberler kafaları karıştırdı. Borsa yarını nasıl geçirebilir?

Avrupa ve İngiltere Merkez Bankası beklendiği gibi faizleri indirdi. Ancak piyasalar oranları beğenmedi. ABD’ de haftalık işsizlik başvurularında sürpriz yaşandı. Ancak asıl sürpriz petrolde oldu.

Ayrıntıları yayınımda bulabilirsiniz.

 
icon for podpress  Standard Podcast [10:19m]: Play Now | Play in Popup | Download
Previous
Next