Posts Tagged ‘vefa’

6th Temmuz
2008
Yazar : Dincer

- Böylesine bir ustayla konuşmaktan onur duyuyoruz herşeyden önce. Darbukatör Baryam tiplemesiyle akıllara kazınan usta oyuncu ve Türkiye’nın en örnek sanatçısı Müjdat Gezen kendisini nasıl tanımlıyor?

Benim kendimi nasıl tanımladığım önemli değil. Seyircilerin , beni seven – sevmeyen insanların beni tanımlaması önemli. Yani bize dışarıdan bakan insanların bizi tanımlamasının kıymet-i harbiyesi var . Biz kendimizi ne kadar anlatsak boştur. Ama illa ki soruyorsanız ;
Ben kendimi sade bir vatandaş olarak tanımlıyorum. Mesleğimi de sanatçı olarak tanımlarım , oyunculuğu seçtim ve gerisi sizin değerlendirmelerinize kalıyor.

- Oyunculukla beraber yönetmenlik deniyimlerinizde var.Ancak bu filmler tv’de yayınlanmadı.Bunu siz mı istemediniz? Yönetmenliği denedim başarılı olamadım diyecek kadar da dürüstsünüz…?

Evet kesinlikle. Özellikle vermedim zaten , sakladım onları. Ben bir tiyatrocuyum. Sahneye koyduğum oyunların hepsi kapalı gişe oynuyor ama sinemayı beceremiyorum. Sinema çok farklı birşey. Sinema oyunculuğunu yapıyorum ancak sinema yönetmenliğine yeteneğim yok.
Bunun dürüstükle bir alakası yok , işte görünen köy kılavuz istemez! Gerçi bunların arasında bir tane filmimde Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde finale kaldı.Almanya’da çektiğim Kobay adlı bir filmdi. Yani dediğim gibi bir çok sinema filminde yer aldım ve sinemanın içindeyim ancak oyuncu olarak.Yönetmenlik çok başka bir iş ve yetenek.

mujdat-gezen-002.jpg

- Yazarlık deneyiminizde var.Yayınevi ve medya ilişkisi yüzünden problem olmuştu.Siz de benim kitabım sansasyon yarattığı için satacaksa satmasın demiş bir sanatçısınız.Bu kitabın gelirini de Nesin Vakfına bağışlamak istediniz.Bu deneyiminizden bahsedebilir miyiz?

40 tane kitabım var .Yazarlıkta başarılı oldum.9 tane kitabım MEB tarafından yardımcı ders kitabı olarak okullarda okutuluyor. Oynadığımı yazdığım için  yazarlık daha kolay geliyor.
Evet o kitabı yayından çektim. O olay söyle oldu :
Okumadığı kitap , görmediği film , izlemediği tiyatro hakkında eleştiri yapmak sanırım bize özgü birşey. Ama öyle duydum diyerek çıkıyorlar işin içinden. Duyduğu kişinin fikri ile eleştiri yapıyorlar. Senin fikrin nerede ?

Benim kitabım çıkmadan eleştiri yaptılar sonra kitap piyasaya çıkınca onların o kitapta olmadığını gördüler. Bu kitabı çıkartmayacaktım . Fakat bana çok yakın arkadaşlarım özellikle Emre Kongar , çıkartmazsan onların yazdıkları doğru çıkar dedi. Yani , bahsedilen şeyler kitapta var ki çıkartmiyor derler dedi. Bende o zaman basın kitabı dedim. Bu seferde kitap çok sattı ve sansasyonundan dolayı çok satıldı denildi. Bu benim hiç istemediğim birşeydi.
Nesin Vakfı kurulmadan yanı temelleri atılırken dahi ben vardım. Şu an benim tiyatro pasajında ofisi var. Elimden ne gelirse yapmaya çalışıyorum. Öbür kitapımızın gelirlerini , Savaş Dinçel’le beraber Nazım Hikmet Vakfı’na bağışlamıştık.
Zaten ben kitap geliriyle zengin olacak bir ‘ Orhan Pamuk ‘ değilim. Kitap gelirlerini vakıflara bağışlamayı doğru buluyorum.

- Oyuncu gibi oyuncu , adam gibi adam sözü gerçekten tam sizin için söylenmiş sanki.Sanatından kazandığınızı yeni sanatçılar yetiştirmek için Müjdat Gezen Sanat Merkezini kurdunuz. Yüreğinize sağlık demek yeterli kalacak mi?

Ben herkesi kendi yaptığı işte iyi buluyorum önce. Benim özellikle başkalarını yererek prim yapma huyum olmadığı gibi öğrencilerime de bunu öğretiyorum. Birinin omzuna basarak yükselmeyi sevmiyorum. Bütün dersanelerimize Hipokrat’in ‘ meslektaşlarım kardeşlerimdir ’ cümlesini astım.
Siz okul açtınız diye bana söylediğinizde memnun olmuyorum. İnsanlar nasıl mutlu oluyorsa öyle işler yapmalı. Başkası neden bunu yapmadı demek saygısızlık oluyor , o hakkı kendimde görmüyorum. Benim hayata duruşumla değerlendirsinler ama beni överken başkalarını kötülemeyi doğru bulmuyorum.

- Müjdat Gezen Sanat Merkez’inden bahsedebilir miyiz?

Ben eski okulum olan konservatuar tiyatro bölümünde hocalık yaparken orası İstanbul Üniversite’sine bağlandı. Orada hocalık yaparken , bir öğrencimi üzüntülü bir şekilde yürürken gördüm. Hayrola neyin var diye sordum ve harç parasını yatıramamasından dolayı sınavlara giremediğini öğrendim. Çıkardım , cebimdeki parayı  verdim , harcını yatır dedim. Sonra mezun oldu ve başarılı rollerde oynamaya başladı. Bende o gün dedim ki öğrencilerin bedava okuyabileceği bir okul olmalı. Eğitimin ücretsiz olması gerektiğini düşündüm ve bu düşüncemin doğru olduğu ispatlandı bu okulda. Çünkü çok önemli çocukları çıktı bu okuldan Türk Sanat Camia’sına. Bizim onur duymamızı sağladılar. Demek ki doğru bir şey yapmışız bu okulu kurarak.

- Öğrencilerinizin arasından kura çekerek 10 öğrencinizin üstüne yaptınız okulu.Buna bir sanat mirası demek doğru mü sizce?

Benden sonra burayı ekol gibi devam ettirecekler. Ben buna bir gün karar verdim. Bir gün çok üzüldüğüm bir olaya tanık oldum. Sayın Özdemir Sabancı öldürüldü. İki kişi geldi, beyaz bir bezin fermuarını çekip götürdüler. Çokta severdim onüu. Dünyanın en zengin 100 adamından bir tanesiydi ancak giderken hiç birşey götüremedi. Bende dünyanın en zengin yüz milyonuncu adamı bile değilim.Dünya kadar borcum bile var.
Dedim ki bu bina buradan gitmeyecek.Ve sonuçta çocuklara kaldı.Zaten çoğunluk onlar , onlar ne derse o oluyor …

mujdat-gezen-001.jpg


- 2006 yılında Müjdat Gezen Tiyatrosu hizmete girdi.Eğer tiyatrocu olmasaydım , oyun oynayabilmek için çocuk olurdum demiştiniz.İzleyiciler usta tiyatrocumuzu M.G Tiyatrosunda izleyebilirler.Sanat Merkezi oyuncularının oyunları mı sergileniyor tiyatroda?

Asıl amaçı oydu evet. Çocukların oyunları sergileyeceği yerleri bulup , kiralıyorduk ancak çok sıkıntı çekiyorduk ve problemler yaşıyorduk.Bu böyle gitmeyecek dedim ve bankadan kredi aldım. Satılık olan binayı buldum , inşaatında kendim de çalıştım , benim emeğimde var. İçine tiyatro salonu yaptık. Savaş Dinçel adına oda tiyatrosu yaptık. Müzik bölümüne salon yapıyoruz. Artık öğrenciler orada kendi kendilerine para kazanacaklar.
Kendimizde oynuyoruz aynı zamanda. Gösterilerimiz ve oyunlarımız Müjdat Gezen tiyatrosunda.

- Tam bir sanatçı yetiştirme merkezi diyebiliriz buraya.Ahkam kesmeden ve böbürlenmeden işini yapan değerli bir insansınız.Rating almak yerine faydalı olmak arasındaki farkı anlamış olmak çok güzel bir haz veriyor değil mi?

Böbürlenecek bir tarafı yok ki bu işin. Hayatiyeti olan bir meslek değıl bizim ki. Beyin cerrahı değiliz veya ağır ceza reisi değiliz. Onların hata yapma lüksü yoktur. Biz ise hata yapabiliriz , seyirci güler geçer. Ama bizim mesleğinde insancıl bir tarafı vardır. İnsanı onarır. Biz ne olmak istersek sahnede onu oluruz. Ahkam kesecek bir tarafım yok yani.
Rating konusunda bu bana iki kere haz veriyor. Birincisi , birşeyler yapmaya çalışıyoruz hem de yaptığımız işlerde rating alıyoruz ! Biz bu sene açılmış olan 300 kışilik salonu full doldurduk. Rating kaygımız olmadan kendi kendine oluşunca hoşumuza gidiyor.

- Siz geleceğe yaıirımın yaninda , gecmişe vefa örneğini gösteren kişisiniz.Geçmiş zamanların ünlü oyuncuları şimdi ki zamanın unutulan sanatçılarını siz unutmadınız.Onlara ev tahsis ederek yaşamlarını kolaylaştırdınız…

Orası benim kendi evim gibi zaten. Burda pişen yemek orada da pişiyor. Çok mühim birşey değil yani. O kişiler aktör oldukları için 80 yaşına gelselerde oynamak istiyorlar. Ben onları dizilerde oynattım , şimdi tiyatroda da oynatıyorum.
Ama bahsettiğiniz yer , fazla anlatılıp abartılacak bir yer değil. Kendi evimiz gibi . Arada bir büyük rakı alıp gidiyorum beraber içiyoruz. Neticede huzur evi orası ama biz sanatçı evi diyoruz. Onlar nasıl huzur buluyorsa biz mutlu oluyoruz.

- Türkiye’nın yetiştirdiği ve sahip olduğu için övüneceği yegane sanatçısınız.Aynı zamanda insanlık derslerinin en büyük eğitmenisiniz.Gurur duyduğumuz bu söyleşi için size çok teşekkür ediyoruz.

Ben kendim övüldüğüm zaman utanıyorum ama ben yokken beni överseniz hoşuma gidiyor. Bir arkadaşım köşesinde yazar , bir kitapta benden alıntı yapılmıştır , siz benim hakkımda güzel şeyler yazarsanız , bunları okuyunca mutlu olurum. Çünkü bizim ödülümüz oyunu sergiledikten sonra aldığımız alkışlardır. Biz buna alışmışız. Şimdi beni karşısına alıpta öven olunca utanıyorum.
Nasrettin hoca 40 paradan yumurta alıp kırmızıya boyuyormuş ve o şekilde 30 paradan satıyormuş.Karısı bu nasıl iş diye sormuş.Nasrettin Hoca’da sen sus aklın ermez , ben boyadan kazanıyorum demiş.
Bizim boyamızda alkışlarımız işte.
Ayaklarınıza sağlık ben teşekkür ediyorum , işlerinizde başarılar diliyorum.

6 Kasım 2007