Posts Tagged ‘YÖNETİM’

14th Temmuz
2008
Yazar : Dincer

30 yılı aşkın süredir teknoloji alanında efsane halinde bulunan dev bir şirket Microsoft… Windows 95 ile bizi işletim sistemi ile tanıştıran dahi adam ‘ Bill Gates ‘ , genç yaşında oturduğu kaptan köşküne veda etti. Uzun süredir zaten mesaiden uzak durduğu söylenen Gates , Seattle ‘ daki Microsoft Üssü ‘ ndeki çalışma ofisini , yakın arkadaşı ve ortağı Steve Ballmer ‘ a bıraktı. CEO görevine 2000 yılında gelen Ballmer , şimdi ise şirketteki en güçlü söz sahibi oldu. Bu ikilinin bir süredir kavgalı olduğu söylentileri ortalıkta dolaşmaktayken , Gates ‘ in şirketi kurup zirveden inerken bırakması daha çok konuşulacak gibi duruyor. Ben şimdi konuma yani bu dev markanın hızlı gerileme dönemine girişinin ayrıntılarına geleyim.

İnternetin çağımıza gelmediği , işletim sistemleri ile hard - software ürünlerin kullanıldığı dönemlerde rakipsiz olan dünyanın en büyük bilişim şirketi idi Microsoft. Ancak globalizm ile birlikte internet çağına adım atmamız ile bir zamanların devinin , hızla geride kalacağı ve tahtını yeni şirketlere kaptırabileceği az kişinin aklına gelirdi.

İnternet dünyası , servetlerin hızla kazanılıp - kaybedildiği , acımasız global düzenin bir parçası haline geldi. Bu dünya birçok firmayı bir anda zirveye çıkarabildiği gibi , yenilikçilikten uzak olan yada rekabette başarısız kalan güçlere zenginliğin tadını çıkartmadan , yere indirdi. Microsoft ise bu alanda oldukça geri kalan ve bir türlü internet çağına yenilik getiremeyen şirket olarak , devliğini kaybetti.

Evet … Microsoft ‘ un en ciddi rakibi Google oldu. İnternet teknolojisi hamlesinde hep Google ‘ u izleyen şirket , bir adım öne geçmeyi hiç başaramadı. Bunu açıklamak için çeşitli hipotezler üretebiliriz. Google ‘ ın internet teknolojisi şirketi olarak sektöre dahil olması yani sistemlerini ve vakitlerini tamamen bu teknolojiye ayırmalarını gösterebiliriz. Arama motoru olarak sektörde yer edinen şirket daha sonra olağanüstü yenilik sağlayan atılımlarla kısa sürede değerini katladı. Microsoft ise üretim aşamasında olduğundan dolayı , ağırlığını halen daha ürünlerine ve pazarlamaya vermeye devam ederek , internet teknolojisi alanına yatırımlarını gerektiği ölçüde yapmadı. Bunda geri kaldığı için , hep yapılanların üstüne oynadı ve zorlandı. Sonunda Google ‘ ı taklit eden ve kıskançlıkla suçlanan bir şirket haline geldi. Son olarak Yahoo! olayında yaşananlar ise Microsoft için sonun başlangıcı olarak adlandırıldı. Bu ifade oldukça acımasız olmasına rağmen , Google ‘ ın Yahoo! ile işbirliği yapacağı ve arama motoru alanında monopol güç olarak iyice büyüyeceği düşüncesi , Microsoft cephesinde soğuk rüzgarlar estiriyor gibi görünüyor.

Microsoft ‘ un geri kalmış hamlelerine göz atacak olursak ; Google ‘ a rakip olarak çıkarılan Live Search , GMail ile yarışacak Live Mail , Play Station egemenliğine son vermek için geliştirilen Xbox , Linux ve Mac Os programlarının karışımı ( iyisi ) olacak dedikleri Windows Vista , Mozilla Firefox güvenliği ile yarışacak dedikleri yeni Internet Explorer …

Saydığım bu örneklerin hepsinde geride kaldı Microsoft. Bana göre geri kalış nedenini yukarıda açıkladım. Bu atılımların hepsini alternatif olarak geliştirdi. Yani öncü olamadı , olanların üstünü yapmayı çalıştı ve başarısız oldu. Bundaki asıl neden ileriyi göremeyen birimleri mi yoksa bu teknoloji alanında anlaşamayan Gates - Ballmer ikilisi mi bilinmez ama Microsoft ‘ un aldığı yara açıkca belli oluyor. 21.1 mLr $ piyasa değerine sahip olan Microsoft ‘ un Web reklam gelirleri % 9.6 ‘ dan % 6.7 ‘ ye gerilerken , Google ‘ ın gelirleri % 13.1 seviyesinden ikiye katlanarak % 28.4 ‘ e çıktı. Piyasalarda iki şirketin hisse senetlerine bakacak olursak , Microsoft hisseleri bir yıl içinde 30 $ ‘ dan 25 $ ‘ a gerilerken , Google hisseleri ise 555 $ ‘ dan 540 $ ‘ a geriledi. Haziran 2007 yılında ise 740 $ seviyelerine kadar yükselmişti.

Rakamlar , kullanıcı görüşleri ve veriler Microsoft ‘ un ciddi bir gerileme dönemi ile karşı karşıya olduğunu söylüyor. Bu gerilemenin , duraklama dönemine girme şansı olmadığı için ( bu sektörde böyle bir dönem mümkün değil ) ya yükselme dönemi ile sonlanacağı ya da çöküş dönemi ile tamamen son bulacağı beklentisi hakim. Microsoft ‘ un son şanslarını kullandığı görüşü ile yapacağı her atılımın artık çok dikkatli olması gerektiği ortada. Şirketin yeniden yapılanma sürecine gidebileceği ve artık zeka küpü bilgisayar dehaları ile beraber yenilikçi ve gelişimci yöneticilere ağırlık vermesi gerekiyor sanırım. Çünkü piyasa artık eskisi gibi değil ve senin ürettiğini beklemiyor. Binlerce şirket internet dünyasında yer alıyor ve bazıları kopya olsada bazıları ciddi yeniliklerle geliyor. Dolayısı ile satın almalar yada birleşmeler ile güçlenilen platformda eski şirketler ne kadar büyük olurlarsa olsunlar , silinme tehlikesi ile karşı karşıya kalıyorlar.

14 Temmuz 2008

9th Temmuz
2008
Yazar : Dincer

İnnovasyonun ne demek olduğunu bizimkiler öğrendiğinden beri bize çıkan malzeme bir hayli çoğaldı. Herkes bir anlamda fark yaratmaya çalışıyor ve yaptığı en ufak şeyle farklı olduğunu zannediyor. Ancak en başta anlamaları gereken husus farklı. Şirketi yada ürün/hizmeti çarpıcı hale getirmek istiyorlarsa kendine has araçları olmak zorunda. Başkalarının ortaya çıkardığı araca sahip olunarak yaratılmaya çalışılan bir değer , üzerinde oynamalar yapılarak farklı bir değer haline getirilemez. Çarpıcı yapmak bir şeyi boyamak değildir. Açık ifade etmek gerekirse , kitaplarda yazılan ‘ Mor İnek ‘ o kadar basit değildir. İneği her yerden alabilirsiniz ki herkesin kullandığı ortak araçtır. Sizin o ineği alıpta farklı bir renge boyamanız bana ilk etapta çarpıcı gelebilir fakat bir süre sonra onunda aynı olduğunu anlayıp sıkılırım. Sonuçta bana sağlayacağı fayda diğerleri ile aynı olacaktır. Marjinal faydam düştüğü anda o ineği ne kadar kışkırtıcı renge boyarsan boya ilgimi çekmeyecektir.

Bunun en güzel örneğini cafe - restaurantlar veriyor. Birbiri ardına açılan bu işletmelerin hepsinin ortak özelliği hizmet sektöründe olmasıdır. Oradan ben hizmet alacağım ( Canım isterse tabi ). Benim canımın oraya gitmek istemesini sağlama yolları ise oldukça sıradan ve basit. Mekanı diğerlerinden biraz daha farklı yapalım , daha cazibeli görünsün derdi hakim. Yok mimarları İtalya ‘ dan gelmiş , kullanılan malzemeleri Fransa ‘ dan gelmiş.

Benim için kahven fizandan da gelse önemsizdir. Benim için ne mimarın ne de malzemenin geliş yeri önemlidir. Farkın mekana kattığın değerli ve değişik eşyalar olur mu hiç ? Fark benim orada oturmamı sağlayacak ve bir yere giderken başka yerin aklıma gelmemesini sağlayacak bir durum olmalı. Yoksa her yerde koltuk ve dizayn var ama benim doyumsuz ruhumu okşamıyor.

Sunduğun hizmetin değeri benim için önemli olur. Bir balıkçıya giderim , ahşap uyduruk sandalyede 10 saat otururum. Ama bana aklıma gelmeyecek sunumlar yapar ve damağıma tavan yaptırır. Bir restauranta giderim bana yediğim yemeğin yanında , damak tadıma uygun gelecek ( seçtiğim yemeğe göre ) bir lezzet daha sunar test etmem için. Bir cafeye giderim , diyelim ki yalnızım , kahvemi içerken sıkılmayayım diye bir MP3 çalar yada PSP verir.

Bu örnekleri çoğaltabilirim ancak esas noktaya vurgu yaptığımı düşünüyorum. Fark yaratmayı öğrenen kişilerin en zor işi , asıl farkın ne olduğunu ve nasıl yaratılacağını öğrenmek olmalıdır.

Hedef kitle seçilmeden bir iş yapmak im-kan-sız-dır ! Herkese hitap edeyim mantığı akılsızcadır. Önce hitap edeceğin kitleyi seçmelisin ve kilidi açma işini müşteriye vermemelisin.! Unutulmaması gereken en önemli nokta ; müşterinin kilit , satıcının anahtar olduğudur. Dolayısıyla hangi kilidi hangi anahtarla açacağını öğrenmek / seçmek , fark yaratmanın püf noktasıdır.

9 Temmuz 2008