Main image
8th Ekim
2008
written by Dincer

Robert Inman, hizmet sektörü ile ilgili görüşlerini şu şekilde açıklıyor ; ” Hizmet sektörü üretimini diğer sektörlerden ayıran en önemli özellik, hizmet sektörleri mallarının maddi olmayan özellikleri, bu hizmetleri depolamadaki güçlük, tüketici ile üretici arasında direkt, ekseriye yüzyüze ortaya çıkan değişimdir. ” Bu yüz­den, iktisatçılar hizmet sektörleriyle ilgili olarak “ticarete uygun olmayan sektör” (non-tradable sector) kavramını kullanmaktadırlar.

Hizmet sektörü uluslararası ticarette aldığı pay bazında, GSMH’ye yaptığı katkıdan daha azdır. Ancak bu sektör, ekonomilerde GSMH ciddi oranda artıp, kişi başına düşen servet yükseldikçe canlanır. Özellikle 1994 krizinden sonra Amerika’da canlanmaya başlayan sektör, son yıllarda büyük hareket kazandı.

2006gdpvalue

Yukarıda ki şekilde 2006 yılında Amerikan Gayrisafi Milli Hasılasının sektörlere göre dağılımı yer alıyor. Hizmet sektörü % 67.8′lik paya sahip en büyük endüstri kolu durumunda. Özel şirketler tarafından üretilen hizmetler, gayrimenkul ve bankacılık, sigorta ve yatırım başta olmak üzere mali hizmetlerle beraber eğlence; restoran, bar ve diğer yiyecek ve içecek hizmetleri bu oranı oluşturuyor.

Zenginleşen halk, hizmet sektörünü kalkındırmaya devam ederken, bu sektörde faaliyet gösteren firmalarda hızla büyümeye başladılar. Bunların içinde en belirgin gelişmeyi kaydeden firma ‘ Starbucks ‘ oldu. İçlerinde Türkiye’de başta olmak üzere çok sayıda ülkede hizmet gösteren kahve zinciri, tarifi zor bir büyüme hızı yakalamıştı. Hiç kimse bir kağıt bardak kahvenin, bu kadar zenginleştirebileceğini düşünmedi. Ancak Starbucks hisseleri 2006 yılında Nasdaq’ta $40 seviyelerine kadar yükselmişti. Bu çılgınca büyümenin kaynağında, parasını kahveye ayırmaya alışmış halk yatıyordu. Çünkü ekonomik sistem oldukça başarılı işliyordu ve halk kendisini oldukça zengin hissediyordu.

Gelip görelim ki, 2007 yılının sonlarında patlak veren mortgage krizinden itibaren, ekonomide beklenen yavaşlama eğilimi ile Starbucks hisseleri hızla erimeye başladı. Bugün geldiğimiz noktada hisseler $12 civarlarına kadar düştü. Bunun altında yatan nedende, halkın gelecek ile ilgili kaygıları ve ceplerindeki parayı koruma telaşlarıdır. Halk artık nasıl para kazanacağım korkusu yaşadığı için, kahveye para vermek istemiyor. Harcamaları kısma politikasına başlayan halk, kahve içmesem ne olur konumuna yavaş yavaş gelmeye başladı. Bu da Starbucks’ın ilerleyen günlerde daha zor duruma düşebileceğinin göstergesi oluyor.

Hizmetler sektörü, ekonomilerdeki büyüme ile beraber gelişen, daralma ile batma noktasına gelebilecek bir sektör. Çünkü halk cebinde para varsa, hizmetlerden yararlanma yolunu seçer. Starbucks son 5 yılda olağanüstü gelişme gösterirken, bunda finansal sistemdeki balonun etkisini gözardı etmemiştir umarım. Eğer onu dikkate almayıp, insanlar ne olursa olsun bizi seçecek havasına girdiyse, üzgünüm Starbucks demek zorunda kalacağım. Çünkü şansları çok az.

8 Ekim 2008

Leave a Reply