FİNANS
Ekonomi, beklentilere ve psikolojiye dayanır diyorum, çok kızıyorlar. Kızmaları umrumda değil çünkü ben inandığımı düşünmeye, eleştirileri dinleyerek devam ediyorum. Çalışmalarımı ve araştırmalarımı, yeni yazmaya başladığım kitapta yakın bir zamanda bulabileceğinizi söyleyerek bu konuyu kapatıyorum.
Şimdi de diyorum ki, buna çoğu kişi hem fikirdir, piyasalarda yatırım beklentilere ve psikolojiye dayanır. Ekonomi bir beklenti bilimidir aslında. Geçmiş analizler doğrultusunda ve gelecek ile ilgili beklentilerin tahminine dayanır. Birçok parametrenin yer aldığı ve o parametrelerin birbiri ile kolerasyonuna göre şekillenir. Piyasalarda yatırım da, güven ve beklentiye göre şekillenir. Yatırımcılar, makroekonomik değişimler ve hisse bazlı olarak şirketlerle ilgili uzun dönem beklentilerini speküle ederler. Bunun mekanizması basit olarak böyledir.
Birkaç örnekle bunu anlatmak istiyorum. Mesela bugün, Euro bölgesi 0.2 % daraldı. Almanya ekonomisi dün resesyona girdiğini ilan etti. İtalya bugün 0.5 % oranında küçüldü. Ancak bu verilerin geldiği gün Avrupa borsaları günü yükselişle kapattı. Size mantıksız geliyor mu ? Geliyor ise eğer piyasanın işlem mekanizmasını bilmiyorsunuz. Çünkü piyasalar bu beklentileri önceden fiyatlandırır. Yani bugün olumsuz verilerin gelmesi ile piyasanın düşmesini bekleyen insanlar yanılır. Resesyon ve ekonomilerin küçülmeleri hisse senetleri üzerinden daha önceden fiyatlandı. Son bir aydır yaşanan büyük düşüşlerin nedeni, bu beklentilerin piyasa üzerine çökmesidir. Dünya ekonomilerinin tamamına yakının, büyük bir durgunluğa gireceğinin anlaşılması üzerine piyasalardan para çıkmaya başlandı zaten. İşte bugün olan şey, sadece o tahmin edilen verilerin yayınlanmasıdır. Yüzdeler elbette oynayabilir ancak piyasanın beklentisinden çok farklı gelmediği sürece bu fiyatlara olumlu-olumsuz yansımaz.
Mesela dün Amerikan borsası açıklanamayacak bir nedenle yükseldi. Şirketlerden gelen olumsuz haberler,işsizlik başvurlarının beklentilerin üzerinde artması gibi veriler bu yükselişi engelleyemedi. Çünkü bunlarda piyasada önceden bilinen ve fiyatlanan durumlardı. Herkes GM’nin durumundan haberdar, teknoloji parakendeciliğinde sıkıntıların olduğunu ve Intel’in dahi zor durumda olduğunu biliyor. Bununla beraber Circuit City ve BestBuy ile ilgili gelişmeler az çok tahmin ediliyor. Ancak endeksler beklentilerin fiyatlanması paralelinde, ciddi düşüşler yaşadıktan sonra ayakta kalabilmek için desteklerden mutlaka tepki vermek istiyor. İşte dün Dow Jones endeksi güne düşüşle başlayıp, 8000 kritik sınırını test ettikten sonra ciddi bir tepki verdi. Düşen hisselerin cazibesi diye bulunan bu yükselişin tek bahanesi, G20 zirvesinden çıkması umut edilen olumlu sonuçlar olabilir. Yatırımcılar oldukça düşük fiyatlardan riski alma iştahlarını arttırmış olsalar ki, endeks son 20 dakikada 4%’ye varan artış gösterdi.
Son örnekte kendi borsamızdan. Bugün S&P Türkiye’nin görünümünü durağandan negatife çevirdiğini açıkladı. Görünümün durağandan negatife çevrilmesinde, Türkiye’nin dış finansman ihtiyacı ve bu ihtiyacın teminindeki zorluklar, Türkiye’nin dış finansman ihtiyacının bir kısmının bankalar, önemli bir kısmının ise şirketlerden kaynaklanması, Türkiye’nin cari açığının gelecek yıl daralacağı, yine de dış finansman ihtiyacının artması, özel sektörün dış finansman koşullarının zorlaşması nedeniyle iç piyasaya döneceği, bunun da faizler üzerinde baskı oluşturacağı ve bu durumun da ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyebileceği neden olarak gösterildi. Biz bunların hepsini biliyoruz ve bu risklerin farkındayız. Dolayısıyla bugün İMKB bu haberi olumsuz olarak algılamadı ve yükselerek günü tamamladı.
Aynı beklenti hisse senetleri için de geçerli. Türkiye’den örnek vereyim. Koç Grubu, bir süre önce ana faaliyet alanlarında büyüme göstereceklerini söylemişti. Bunların arasında sigorta sektörünün olmadığını çaktırmıştı diyelim. Bunun üzerine yatırımcılar hemen şirketin sigortacılık faaliyetlerini yürüttüğü iştiraki Yapı Kredi Sigorta’nın satış sürecine gireceğini tahmin etti. Bu hisseleri üzerinde alıma geçerek fiyatını yükselttiler. Koç grubu konu ile ilgili açıklamayı yapıp, sigortacılık faaliyetinden çıkacağını ve sahibi bulunduğu Yapı Kredi Sigorta için satış sürecinin başladığını açıklaması ile beraber bu yükselişler çok fazla olmadı. Bunu Koç Grubu’nun açıklamasından sonra anlayan küçük yatırımcı hisseye akın etti ancak beklediğini alamadı. Çünkü hisseler beklenti ile speküle edilmiş ve önceden yükselmişti. Tabi geçtiğimiz haftalarda, piyasa şartlarına paralel olarak istenilen seviyede bir satışın olamayacağının anlaşılması üzerine, süreç iptal edilmiş ve hisseler ciddi düşüş yaşamıştı.
Kısa bir özet olarak aktarmaya çalıştım. Sonuç olarak, piyasalar neden düştü ve neden yükseldi anlamıyorum diye feryat eden yatırımcılar için ufak çaplı bir anlatım yapmaya çalıştım. Umarım geniş detayları, kitabımı tamamladığımda paylaşma imkanı bulurum.
14 Kasım 2008
Piyasalar günlerdir yapmak istediği ancak başaramadığı ralliyi, Amerika başkanlık seçimi zamanına denk getirdi. Bahane arayan ancak bunu dahi bulacak gücü olmayan piyasalar için ışık sandıkta görüldü. Bush yönetimi ile arası hiç iyi olmayan Wall Street, Obama’nın gelişini değil, Bush’un gidişini kutladı. Bu iyimser hava tüm dünya piyasalarında koordineli bir rallinin yaşanmasına neden oldu.
Bu havanın uzun soluklu olamayacağını düşünüyorum. Ancak takip ettiğim göstergelerden olumlu sinyallerde alıyorum. Fakat göstergeler yalnızca piyasaların havasını yansıtmakta yeterli oluyor. Yani göstergelere bakıpta, krizin etkilerini kaybediyoruz diyemiyorum. Kriz etkileri için para - sermaye piyasaları göstergelerinden ziyade makroekonomik verilere bakmamız gerekiyor. Bu verilerde, ekonomik sıkıntının asla geçmediğini gösteriyor. Özellikle Amerika’dan gelen son imalat verileri herşeyi özetler nitelikte oldu. Üretim oldukça yavaş, talep ise durma noktasında. Bunların sonucunda, göstergeler her ne kadar düzelir gibi olursa olsun, iyi şeyler söylemek mümkün değil. Bu yükselişi açıklamak için ise tek bir cümle yeterli ; piyasalar sürekli düşerek yaşayamaz.
Küresel piyasalar ve özellike Amerikan piyasalarına ilişkin yorumlarıma buradan ulaşabilirsiniz. Şimdi ülkemiz ve yatırımcılar için birkaç düşüncemi aktarayım.
Herşeyden önce, hisse senetleri ile ilgili olarak teknik analiz detaylarına pek inanılmayacak bir dönemdeyiz. Hisseler o kadar teknik dışı hareket ediyor ki, teknik detayına bakmak sağlıklı sonuç vermeyecektir. Hisseler için yapılan al-sat-tut tavsiyelerine inanılarak yapılacak yatırımlar oldukça riskli olacaktır. Yatırımcılara ilk ciddi uyarım bu yönde olabilir. Herkesin sorduğu ancak benim anlamadığım bir nokta ise ‘ dip ‘ noktası. Piyasa dibini buldu mu ? Krizde dip görüldü mü ? Bu sorulara gülüyorum. Dip dediğiniz nedir acaba diye ben soru yöneltiyorum. Borsada dip ‘ 0 ‘ noktasıdır. Piyasalarda kriz döneminde dibin oluştuğunu söyleyeni kutlamak gerekir. Şurası piyasanın dibidir diyen kişiyede ne kadar inanılır bilemiyorum. Eskiden borsa endeksini şu kadar cent diye tabir ederdik. Son dönemlerde 1$ olabilir mi acaba diye konuştuk. Olabilir elbette. Piyasanın gideceği yer şuan bulunduğumuz 28.500 seviyesinin altında her noktadır. O yüzden dibi var mı ve burası dibi mi sorularına itibar etmek yanlış olacaktır.
Yalnız önemli nokta burada başlıyor. Hisseler, eğer şirket batmayacaksa o seviyelere göre kendilerini toplayabilir. Özellikle İMKB-30 hisseleri, endekse paralel hareket edip, yükselişlerde toparlanma ve düşüşlerde geri çekilme yaşayarak denge sağlıyorlar. Kısa süreli al-sat yapma imkanı olabilen kişiler için bu endeks hisseleri makul olabilir.
Bir de çoğu hisseler nominal değerin altında işlem görüyor. Bu şirketler eğer batmayacaksa, hisseleri illa ki nominal değerin üzerine çıkacaktır. Yani uygun fiyatlardan, eğer şirketin mali yapısını iyi incelediyseniz, o hisselere yapacağınız yatırım uzun dönemde mutlaka kazandıracaktır. Çünkü güçlü şirketlerin hisseleri nominal değerlerine mutlaka çıkacaktır. Hisse almak isteyen yatırımcılar buna da dikkat edebilirler. Kısa ve uzun vade yatırım planı yaparken bu iki husus önemli. Ancak bunlardan daha önemli olan nokta, yatırım yapacakları miktar ile portföy oranı arasındaki optimizasyon. Yıllardır bu işi kolay sanan küçük yatırımcı, bu krizden ders alıp, destek alma yoluna gidebilir.
Riskin maksimum seviyede olduğu ve krizin tüm sıcaklığı ile devam ettiği bu günlerde, pastırma yazına kanıp, açılıp saçılırsanız iyileşmesi zor hastalıklara yakalanabilirsiniz ! Bu yüzden oldukça dikkatli olunmalı.
5 Kasım 2008
Oldum olası okul, dershane gibi yerlere gitmeyi sevmedim. Gitmemek için binbir bahane ürettiğim oldu. Özellikle üniversiteye hazırlık döneminde dershaneye gitmeyi hiç sevmedim. Bana zaman kaybı olarak gelirdi. Oraya bir derste bir konu öğrenmek için gideceğim ve zamanımın büyük bölümü orada ziyan olacak diye düşünürdüm. Ancak çoğu insan dershaneye gitmek için can atardı. En cici giyselerini giyerler, süslenirler ve dershanede sözüm ona derse gelirlerdi. Ben onlardan olmadım, sadece çok gerekli gördüğüm ve kaçmaz dediğim zamanlarda gittim. Kayıt olma nedenim ise sınavlarına girmek, kitap ve testleri almak, gerektiğinde hocalarla işbirliği yapmak içindi.
Sonra sıra üniversiteye geldi. İstanbul Üniversitesi iktisat bölümüne kaydoldum. Sonunda istediğim yerdeydim. Piyasalara ve ekonomiye merakımın başladığı çağı söylemek istemiyorum çünkü şaka gibi gelir size. Okula girdiğimde herkeste yine lise havası vardı. İlk derslere girdim ve kendi çapımda yine seçim yaptım. Hangi dersten maksimum faydayı alırım diye özetledim. İstanbul gibi bir şehirde kaybettiğimiz zaman kaybına değecek anlarda orada olmalıydım. Fakat arkadaşlarım ve okul çevresi her ders oradaydı. Derse girmeye aşırı isteksiz ancak okul çevresindeki yerleri doldurmaya o kadar meraklı…Ben ise istediğim derse girdim, istediğim zaman istediğim hoca ile çalışmalarımı paylaştım. 4 senenin son dönemlerinde benim okula gelmediğim halde nasıl başarıyla okulu bitirdiğime şaşıran insanlarla derste girdiğimiz diyaloglar sonucu farklı şeyler çıktı ortaya. Çünkü 4. senede artık iş pratikten çıkmış uygulamaya gelmişti. Kitaba ve notlara bağlı olmadan sınava girmek, derste ona göre konuşmak gerekiyordu. İşte o zaman ortaya bir sonuç çıktı. Okul size her zaman en azını en doğru bilgilerle verir. Ancak en çoğunu almak insanın elindedir !
Ekonomik kriz çok acı gerçekleri gün yüzüne çıkarıyor. İster İsviçre’de UBS business schoolda okusun isterse Harvard’da. Çoğunun sonu aynı oldu. Çünkü her okul bilgi verir. Pratikte en doğruyu aktarmaya çalışır. Harvard’a girmek zordur. Giren insan oldukça zeki ve varlıklıdır. Ama oradan çıktığı zaman, kendisini yukarıda görmesinin tek nedeni okulun ismidir. İşte asıl zavallı ona kanan aileler ve iş dünyasıdır. Dünyanın bir numaralı bankaları, herkesin girmek için can attığı bankalar, bu isimleri bünyesine katmak için yarış verdiler. İşe alımlar öncelik bu gençlerde oldu. Lehman, Goldman, WaMu, Citi, UBS… Hepsi bu tarz adamları işe aldı. CEO’lar CFO’lar hepsi bu tarz üniversitelerden gelen adamlar oldu. Bu adamlar kağıt üstünde zekiler ve başarılılar çünkü. Başarıyı onurlandırmak o büyük bankaların görevi oldu her zaman.
Ancak iş hiçte görüldüğü gibi olmadı. O dahiler kitapta göründüğü gibi hareket etmeyi sürdürdükleri için geleceğe bakamadılar. Kapitalizme girmiş ve küreselleşmeyi yeni tatmış toplumda nasıl bir değişim olacağını anlayamadılar. Onlar 1930′larda yazılan kitaplarla yüzyıllar geçeceğini hesapladılar. Ne riskten haberleri vardı ne de planlamadan. Paranın kaynağının kıt olduğunu ve ekonomide psikolojinin gereksiz olduğunu düşündüler. Trilyon dolarları yönetirken, milyon dolarlık partilerde boy gösterdiler. Sadece okul bitirmiş ve piyasalarda tecrübesi az olan insanları kitapla eğiterek analist yaptılar. O aptal analistlerinin en ufak bir raporu ile ülke piyasalarını allak bullak ettiler. O kadar güçlüydüler ki petrolden, dövize hisse senetlerinden faizlere kadar herşeye hükmettiler. X ülkesinde hisse senedi ağırlığımızı düşürüyoruz vb raporlarla o ülkenin borsalarını dibe vurdurdular. Hem de bu işleri okullu aptalları ile yaptılar.
Kriz bu hale geldi ve dünya ekonomisi batmamak için boğuşuyorsa bunların suçlularının başında o Harvard’lı gösteriş budalaları gelir. Paranın tatlı kokusunu aldıklarında, gözlerini kapatıp riske daldıklarında bu sistemin nasıl çalıştığını unuttular mı acaba ? Yoksa bu sistemin değişimi veya varlıkların dünya üzerindeki durumu ders kitaplarında anlatılmadı mı ? Tecrübe elbette çalışarak kazanılır ancak ekonomi- finans gibi çok zor bir alanı bu kadar basit göstermekle, büyük şirketlerde şu kadar yıl çalıştım demekle bu tecrübe kazanılmaz. Bu adamlar işte bunu yaptılar.
Bu günlerde ekonomist sıfatına inanan kalmadı. TV’lerde hergün bir adam konuşuyor ama halkın tepkisi aynı oluyor. ‘ Bir sus gerizekalı.’… Bu imajı yaratanların hepsi suçludur. Ekonomistliğin sadece gösterişten ibaret olduğunu sananlar, şık giyim ve lüks restaurantlarda boy göstermek olduğunu düşünenler haksız değiller. Milyar dolarları başarısız şekilde yönetip, ondan aldıkları primlerle hava atan zavallılar bu imajı yarattılar.
Oysa ki ekonomi bilimi gerçekten zor olan ve az sayıda kişinin başarı sağladığı bilimdir. Çünkü ekonomi beklenti ve psikoloji üzerine kurulur. Bunları ihmal ederseniz başarı olasılığınız kalmaz. Beklentiyi ise geçmişle birebir yada risk primlerini işin içine katmadan yaparsanız yine yanılırsınız. Hele ki bunları ihmal edip, sistemin zarar görmeyeceğini düşünüp hamle yaparsanız batarsınız. Piyasalarda tecrübenin çalıştığınız şirkette fon yönetmekle kazanılacağını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. O şekilde tecrübe kazanırsınız ancak bu tam anlamıyla tecrübe olmaz. Çünkü piyasa global ve sayısız enstrümanın bulunduğu riskli bir koro. Bu koroyu yönetmek oldukça zor.
Ben piyasalara ilgi duyduğumda oldukça küçüktüm. İlk paramı kazandığımda ise 15 yaşımdaydım. Portföy yönetmeye başladığımda ise 18. Babamın bana güveni ve bu işi gerçekten isteyerek yaptığımı anlamasıyla birlikte ailemin hesabını yönetmeye başladım. Ufaktan başladım ve öğrenerek,kaybederek,neyin ne olduğunu görerek ilerledim. Şimdi takip ettiğim sayısız veri var. Takip ettiğim 10′dan fazla piyasa,binden fazla hisse senedi var. Yatırım enstrümanlarının günlük verileri her gün akıyor ekranımda. Hangi kalemin neye etki ettiğini öğreniyorum. İnce detayların ekonomi-finans sistemi için ne anlam ifade ettiğini biliyorum. Bunları bir şirkette çalışarak öğrenmedim. Bunlar 5 yılın birikimi olan ve kişisel çalışmalarım sonucu oldu. 1 yıldır dünya piyasalarında boy göstermeye başladım. Sabah 9.30 ‘dan gece 23.00 ( ABD kapanışı ) ‘ e kadar bilgisayarımda veri akışı devam eder. En kritik verilerin sinyallerini önceden alıp, piyasanın ne olacağını tahmin ediyorum. Ama psikolojiyi işin içine katıp kesin yargıya varmadan, risk primini düşünerek.
Şimdi birisi SPK sınavına çalışır, girer, başarılı olur ve lisansını alır. Sonunda bir şirkete girer 2 sene sonra yatırım danışmanı olur. Ancak o adam ilk kez bu piyasalardan haberdardır. Bildiği 3-5 hisse ve bazı verilerdir. Şirketinin ona verdiği hükümler doğrultusunda yatırımcısını yönlendirir. Bu iş dünyada da ülkemizde de böyledir.
Para en değerli varlığınızdır. Parayı yönetmek ise sanattır. Miktarı ne olursa olsun paranız değerledir. Sizin güvendiğiniz yatırım danışmanlarınıza dikkat etmeniz gerekir. Açın cnbc-e’ yi bir gün dinleyin. 10 saat yayın boyunca aynı cümleleri tekrar tekrar duyarsınız. Kaç kişi çıkar o yayına ve konuşur bir bakın. Ne demek istediğimi o zaman anlarsınız. Bu en önemli sistem ve piyasa çok güvenilecek kişilere emanet değil ne yazık ki. Ve bu yük onlara ağır geldi, krize ön ayak olundu ne yazık ki.
Ben ekonomistim demeye utanmıyorum. Ama artık bana ne gözle bakıldığını biliyorum. Ağzıyla konuşanla düşünceleriyle konuşanı ayırt edebilecek insanlara güvendiğim için burda güvenle konuşuyorum.
22 Ekim 2008
İflasın eşiğine gelen yatırım bankalarının tavsiyeleri dur durak bilmeden devam ediyordu. Hatta Lehman Brothers şirketi batmasına yakın zamanlarda, hala yatırım tavsiyesinde bulunmaya devam etti. Bunlar bana dalga geçer gibi geliyor. Eğer sen başarılı bir şirket olsan, bu kötü dönemi başarıyla atlatır, az zararla kurtarırdın. Ama zararı çok büyük olan bu şirket yatırım tavsiyesinde bulunmaktan geri kalmadı. İnsanlar ne düşünür diye hiç düşünmediler. Ekonomistlerin başarılı olamadığı gerçeğine vardırdılar ve güvenin iyice azalmasına neden oldular.
Aynı şeyi Goldman Sachs yapıyor. Petrol fiyatlarının $200 civarlarına geleceğini öngördüler. Ekonominin kötüye gideceğinin bilindiği, resesyon konuşmalarının yapıldığı bir dönemde talepin azalmasını nasıl hesaba katmıyorlar anlamıyorum. Hangi akla hizmet 200 dolarık bir öngörüde bulunabildiler çok şaşırtıcı. Şimdi petrol fiyatlarındaki tahminlerini revize ediyorlar. Rapor hazırlayıp tahminlerini açıklıyorlar.
Size kim inanır artık ? Bence çok komik oluyorlar ve ekonomistlerin imajlarını zedeliyorlar. Batan Lehman Türkiye’ye yatırım tavsiyesınde de bulunuyordu. Goldman’un olumsuz bir raporu,o ülkenin borsasında ciddi satışları beraberinde getiriyordu. Yeni dönemde yatırım bankacılığını eline yüzüne bulaştıran bu kurumların daha dikkatli davranması lazım. Bırakın petrolün fiyatını artık, rezil etmeyin kendinizi. Hedge fonlarla ilişkilerinizi sorgulatmayın. Devlet desteği yanınızda, batmassınız. Ama yatırımcıların gözünde yerlerde sürünüyorsunuz.
Sürekli söyledim ve tekrarlıyorum. Türkiye’de aracı kurumları ve yatırım kuruluşlarında çalışan, yatırım danışmanı sıfatını almış insanların bu işlerdeki başarısı tartışılır. Dünyada da bu iş böyle. Çünkü bu sektörün havası var, parası var. Hoşuna giden biraz çalışıp bu sektöre giriyor. Ama ne kadar takip ediyor ? Neleri biliyor ve ne kadar koordine halde izlemliyor ? Kişisel fikrim yatırım danışmanlarınıza körü körüne inanmayın. Hele son olanlardan sonra.
15 Ekim 2008
Piyasalar kelimenin tam anlamı ile tarihi bir gün yaşadı. Cuma günü temsilciler meclisinden geçen kurtarma paketi, etkisini Amerika’da gösterememişti. Gelen düşük istihdam verisinin ardından New York borsası haftayı düşüşle kapatmıştı. Bunu da, paketin sadece mali sistemdeki sorunları çözmeye yönelik olduğu ve reel sektöre etkilerinin başlayacağının anlaşılmasına bağlamıştık. Bugün ise Avrupa’da kara pazartesi yaşandı. Borsalar şuursuzca düşerken, para piyasaları faizleri tırmanışa geçti. Herkeste panik iyice arttı. Paketin onaylanmasına rağmen düşen borsalarda, korkular bilinçsiz satışları beraberinde getirdi.
Avrupa günü %8′lere varan düşüşlerle kapatırken, New York borsası açılışı ile panik hat safhaya yükseldi. Dow Jones endeki tarihi dibi olan 9700 puan seviyesini dahi kırdı. 2003 ekiminden bu yana en düşük seviyesini test etti. 9525 puanları gören Dow Jones, seans kapanışa yakın sürede kendisini toparladı ve çok önemli destek seviyesi olan 10000 puanın üzerine çıkmaya çalışsada başaramadı.
Peki kurtarma paketi onayının ardından bu düşüşün nedeni neydi ?
Bana göre bu piyasalardaki uzun dönemli ve büyük oranlardaki düşüşlerin, kısa süreli son perdesi. Çünkü bugün petrol fiyatları son 10 ayın en düşük seviyesine geldi. Bugün piyasalarda yaşanan düşüşte, ilk sıraları finansal sektör hisseleri almadı. Dow ‘ da BofA hariç ( karının % 68 azaldığı ve hisse satışı gerçekleşeceği için düştü. ) düşüşte ilk sırayı alan hisseler bankacılık hisseleri değildi. S&P 500 endeksinde enerji ve emtia şirketleri ciddi düşüşler gösterdi. Almanya ve Londra’da ise sorunlu finans ve sigorta şirketi hisselerinin dışında düşen hisseler enerji ve otomotiv hisseleri oldu.
Bu demek oluyor ki, piyasa oyuncuları bu kötü gidişin, reek sektör etkilerini satın almaya başlıyorlar. Özellikle petrolün değer kazanması ile beraber, ekonomik krizin başladığı zamanlarda, trade işlemlerini banka hisseleri ile enerji hisseleri üzerinde yapan oyuncular, bu hisselerdeki pozisyonlarından da vazgeçiyorlar. Bugün yaşanan bu sert düşüşü buna bağlayabiliriz. Çünkü finansal sektör hisselerinde, sorunlu olanlar dışında düşüş yavaşladı.
Yarından itibaren soluk alınır mı ?
Bunu söylemek çok zor. Türkiye açısından bakacak olursak, dövizin 1.30 seviyelerini rahatça kırarak 1.37 noktasına geldiğini gördük. Faizler 20 baz puan seviyesini aştı. Borsa 32 bin noktasını çok rahat kırdı. Bunların aşağısı var mı sorusu çok zor. Ama benim kişisel görüşüm, bu noktadan sonra bir rahatlama olacağı şeklinde. Çünkü kurtarma planları ve piyasaya enjekte edilen likidite etkileri kendisini göstermeli. Özellikle pozisyon kapatan traderler, oldukça şaşırtıcı seviyelere gelen hisselere rağbet gösterecek ve piyasaları canlandıracaklardır. Yavaş yavaş sakinleşmesini beklediğim ortam, ay sonuna kadar çok aşırı yükseliş ve düşüş hareketlerine sahne olmayabilir. Tabi bu beklentimin, şok bir haber olmadığı varsayımı altında olduğunu belirtmek istiyorum.
Finansal sektördeki sorunlar çözülmedi. Sadece olumsuz etkilerini minumuma indirme çalışmaları sergilendi. Bu çalışmaların pozitif etkileri piyasalarda gözlemlenmeli. Bugün yaşanan bu ekstra şokun, bu haftaya yayılmasını tahmin etmiyorum.
Son cümlelerimi ise tahmin etmekle beraber, yayılmamasını umuyorum diye söylemek istiyorum. Çünkü gerçekten kimse, olayın ne yönde ve nasıl şekilleneceğinden emin değil. Olan bitenler karşısında verilen tepki herkeste aynı. Ben bunu bekliyordum diyen yalan söyler. Özellikle bugün olanlar için …
6 Ekim 2008
Piyasalar zorlu günler geçirmeye devam ediyor. Kurtartma paketi adı altındaki plan, temsilciler meclisinden döndükten sonra yaşanan çalkantı devam ediyor. Bankaların içinde bulunduğu risk ortamı ve her an yeni bir iflas haberinin gelebileceği korkusu piyasaları bunaltıyor. Bununla beraber, likiditenin azalması ve işlem yapma arzusunun minumuma inmesi sıkıntıları arttırıyor. Yükselme isteği olmayan piyasalar, düşmemek için direniyor. Bugün ise dayanamadı ve yönünü aşağı çevirdi.
Dün ABD senatosunda oylanan, yeni paket, yarın temsilciler meclisinde oylamaya çıkacak. Ekonomi için çok önemli olan bu oylama öncesi, gerginlik sürüyor. Bugün gelen veriler ise oldukça iç karartıcıydı. Bu veriler ile beraber , gergin hava satıcılı havaya dönüştü. Bu hafta özellikle üstünde durduğum, libor oranları bugünde hızla artmaya devam etti. Ticari kağıtların değerleride azaldı. Piyasanın paraya ( nakite ) dönüştürebileceği kaynaklar şiddetle azalmaya devam ediyor. Bununla beraber, konut fiyatlarında gerileme üst seviyelere ulaştı. Bunlarla beraber ABD’de işsizliğin tırmanması ve bankaların faiz oranlarının artması olumsuz haberler zincirini büyüttü. Euro/Dolar paritesi de 1.37 seviyelerine kadar düştü. Petrol ve altın, doların değer kazanması ile düştü. ( Ekonominin kötüye gitmesi, faiz indirim ihtimalinin hala bulunması, doların bu yükselişinin çok uzun sürmeyebileceğini gösteriyor.) Bunların sonucunda piyasalar düşmeye devam etti. Bankaların bankalara borç verememesi, normal bir vatandaşa nasıl borç verebileceği sorusunu akla getiriyor. Bunun da çıkmazda olması korkuları arttırıyor.
Faiz oranları yükseliyor, likidite çok az, talep durma noktasında, konut fiyatları düşüyor…Ekonomide durma noktasına yavaş yavaş yaklaşmaya başlıyor. Kredi krizinin daha ne kadar derinleşebileceğini bilemiyorum. Düşüşlerin nedeni, resesyona girdik düşüncesi. Bu geçtiğimiz dönemde de vardı ancak mallarını satmak isteyen oyuncular için bahane oldu. General Electric ile düşüncelerimi aktarmıştım, Hisse satışının ardından bugün değer kaybetti. Bu da düşüşü hızlandıran gelişmelerden oldu.
Bu durumun kısa vadede düzelme olasılığı yok. Türev piyasalar erimeye devam ediyor. Ellerinde ki varlıkları satmaya çalışan yatırımcılar, piyasalardaki durgunluk nedeniyle zor anlar yaşıyor. Bu da likitidenin iyice azalmasına neden oluyor ve işlem hacimleri düşüyor. Yarın meclisten olumsuz bir haber gelirse, piyasa bu sefer daha ağır darbe alır. Bu ihtimali düşünmek istemiyorum açıkcası. Gelecek olumlu haber ise piyasayı kısa süreli rahatlatır. Likidite konusundan ziyade, az da olsa güven unsuru olabilir. Ama açıkça söylemek gerekir ki, bu güven tamamen suni olacak. O paketin çok ciddi bir getirisi olmayacağını herkes biliyor. Piyasayı rahatlatmak ve kısa vadede paniği gidermek için oylanacak bir paket. Para kazanmayı unutan traderlar için, bir süre yükselecek piyasada para kazanma hamlesi olacak. Piyasanın buna da ihtiyacı olduğu unutulmamalı.
Veriler oldukça kötü. Ekonomi dip yapmaya devam ediyor. Kısacası olumlu bir hareket için, gözlerin odaklanacağı tek yer temsilciler meclisi. Yarın akşam saat 9 civarında, bu oylamayı izleyeceğiz. Piyasalarda bu oylamayı beklediği için gergin bekleyişini sürdürecek. Yarın bizim borsamızda da işlemler başlıyor. Düşerek açılacak bir piyasa bekliyorum ancak ilerleyen saatlerde gerilim biraz azalıp, paketin onaylanacağı söylentileri-düşüncesiyle, kapanışa doğru kayıpları azaltabilir. Ancak döviz kurlarında bir deneme görebiliriz. Ama yine de şunu söylemeliyim ki,bu berbat haftayı tatilde geçirerek sindirme şansı yakaladık. Umarım çok sallanmayız.
2 Ekim 2008
Türkiye’de bayram nedeniyle bugün tatil var. Ancak dünyada bayramdan söz edemeyeceğimiz için bize tatil yok. Bizlere yok belki ama ne yazık ki uluslarası piyasalarda işlemlerde tatil var gibi. Bugünün rakamlarına bakarsak, trade işlemlerinin çok düşük olduğunu görüyorum. Piyasaların büyük bölümünde düşük işlemler ve iştahsız yatırımcılar egemen. Risk alma iştahı sıfır noktasına yaklaşırken, nereye yatırım yapacağını bilemeyen traderler, ellerindeki varlıkları satma yoluna gitmiyorlar. Bu nedenden dolayı piyasalar ruhsuz halini sürdürüyor.
Tabi dünden bahsetmiyorum. Dün ise panik halinde ve acımasızca gelen satışlar yüzünden Dow Jones tarihinin en büyük düşüşünü yaşadı.Aslına bakarsanız, borsalarda hisselerini elinden çıkarmayan yatırımcılar oldukça, satmaya niyetli kişiler çok yüksek hacimlere ulaşmadan hisselere büyük düşüş yaşatabiliyor. Alt kademelerde alıcı bulamayan hisselerin değerleri düşüyor. Panik satışlarında genelde olan budur.
Bugüne bakacak olursak, piyasalar çöküş noktasına geldiği için, traderlar son çırpınışları yapmaya çalışıyor. Bazıları biraz yükseltelim ve elimizdeki malı çıkalım telaşındalar. Avrupa borsaları düşüşle açıldı fakat daha sonra toparlandı ve artıya geçti. Amerikan piyasaları ise paketin yeni haliyle senatodan geçeceği söylentisi ile yükselişe geçti. Bu tam bir spekülasyon ve düşen piyasada yapılan bir oyun. Çoğu trader, ellerinde kalan malları yükselen piyasadan satma yoluna gidecek. Çünkü düşük fiyatlardan alım yapma cesaretine sahip çok az sayıda kişi olacağinı söyleyebilirim.Bu yazıyı yazdığım saat itibariyle şuan S&P’nin %3.3′e yakın yükselişinde finansal şirketlerin hisselerinde yüksek orandaki artışlar etkili oluyor. %20′nin üstünde yaşanan yükselişlerin sağlıksız ortamın göstergesi olarak nitelendirebiliriz. Amerika , uzun yıllardır bu şekilde yükseliş ve düşüşleri yaşamıyordu.
Bugün Libor’ ların rekor seviyelere yükselmesi ciddi bir tehdit olarak algılanabilir. Bankalar için kötü bir haber. Ancak ABD’de tüketici güven endeksinin beklenmeyen şekilde arttığını söylemeyi unutmayalım. Bunun ne etkisi olur derseniz, sadece bir veri diyebilirim. Çünkü piyasalarda güven sıfır noktasındayken, tüketici güven endeksi kimin umrunda! Aslına bakarsak bu kötü ortamda istatistikler kimin umrunda.
Para piyasaları dip yapmış durumda. İşlemler durma noktasına geldi. İştahsızlık artmaya devam ediyor. Bugün tepki veren piyasalar, yarın sakin ve gün içinde ortaya çıkabilecek gelişmeler ile hareket etmeye devam edecektir. Perşembe günü ise dünya için çok kritik oylamanın sonucunu bekleyeceğiz. Paketin bu sefer ne şekilde geleceği önemli olsa da, piyasa bunun onaylanip onaylanmayacağını görmek isteyecektir. Kurtarma paketini umursamayan piyasa, likidite ile beraber az da olsa güven istiyor. Yani sisteme biraz para yükleyin ki, biz işlemlerimizi yaparken, girdiğimiz hisseden çıkabiliriz düşüncesini taşıyalım istiyorlar.
Peki son olarak bir soru sorayım. Ekonomi, piyasaların nabzına göre mi hareket etmeli ? Yani kararlar piyasayı düzene sokmak üzere mi verilmeli ? Bu soruya cevabım hayır. Ancak hayır derken basit bir kelimeden öte hayır demek istiyorum. Makroekonomiye ve dünya ekonomik sistemine zarar vermeden, piyasaları rahatlatacak optimum hamlelerin yapılması gerekmektedir. Bu yüzden, kararlar piyasa ve genel ekonomik sistem için aynı olumlu etkide olmalıdır. Dünden beri demeye çalıştığım şey de bu işte. Müdahele ile kararlar birbirinden ayrıştırılmalı !
30 Eylül 2008
Yatırım bankacılığının sonu mu geliyor sorusunun sorulduğu şu günlerde derin bir analiz yapmak istedim. Önce bu yatırım bankası denilen kavram nedir onu açıklamaya çalışayım. Yatırım bankaları, ticari bankalardan farklı şekilde hizmet gösteren ve en basit tanımı ile mevduat kabul etmeyen bankalardır. Para, sermaye, döviz vb piyasalarında tasarrufları değerlendiren kuruluşlardır. Ayrıca devlet kuruluşlarının ve özel şirketlerin menkul kıymetler ihtiyacını başlatan, bunlara garanti veren ve tedavülünü sağlayan kuruluşlar ve firmalardır. Karmaşık tanımlara girmeden kısa bir özetten sonra, kafanızda canlanmasını sağlayabilecek anlatımlara girmek istiyorum.
Şimdi bir simülasyon oyunu düşünün. Oyunu bilgisayarınıza yüklediniz ve oynamaya başladınız. W-Lan bağlantısı da kurdunuz ve bu oyunu tüm dünyadaki insanlarla birlikte oynama şansınız doğdu. Ortada dolaşacak, oyunun size verdiği bir miktar hayali para var. Buna tasarruf diyelim. Bunun yanında bu tasarrufları değerlendirebileceğiniz, finansal enstrümanlar listesi var. Bu enstrümanların risk oranlarını ve getiri oranlarını gösteriyorlar. Sizde elinizde bulunan bu hayali para ile tasarruflarınızı değerlendireceksiniz. Ancak ticari banka olmadığınız için başka kullanıcılardan mevduat kabul edemiyorsunuz. Yani para bulma sıkıntınız var. O zaman hemen tahvil - bono piyasası oluşturuyorsunuz ve diğer kullanıcılarla ihraca başlıyorsunuz. X kullanıcısının tahvilini , bu piyasada ihraç etmek istiyorsunuz. Piyasası şimdilik güçlü olduğu için, tahvilin ihracından para elde edeceksiniz. Bu elde ettiğiniz parayı da finansal enstrümanlarda değerlendireceksiniz. En risklisi en büyük getiriyi sağladığı için ona yatırım yapabilirsiniz. Bu sayede elinize geçmeyen ( borç olan ) o para ile kar elde edeceksiniz. Bu kar sizin elinize geçebilecek para olacak. Sonra bu hayali para bulma yöntemini devam ettirip , piyasası güçlü alanlarda kazanıp büyümeye devam edeceksiniz. Bunları yaparken borçlanıyorsunuz ve suni şekilde para kazanmaya devam ediyorsunuz. Bu işlemi o simülasyon oyununu keşfeden, dünyanın her yerinden insanlar yapmaya başlıyor. Ne de olsa global bir oyun bu ! Sonunda enstrümanların sayısı artıyor, kredi alımı genişliyor, herkes suni büyümeye aldırıp kendini zengin zannediyor. Ve siz yatırım bankalarının borçlanma oranları aşırı derecede yükseliyor, risk seviyeleri artıyor. Bu oyun tüm dünyaya yayıldığı için kontrolü de mümkün olamıyor. Yani sizin borç yükünüzü denetleyen yok. Balonu şişirdiniz ve artık yukarıdasınız. Havadan bakıyorsunuz hayata !
Yukarıda yatırım bankalarının durumunu basit bir şekilde özetlemeye çalıştım. Bunlar finansal sisteme oldukça zarar veren ve kapitalizmi zor durumda bırakan kurumlar oldu son dönemlerde. Suni büyüme ve borçlanarak elde ettikleri paraları, en riskli kağıtlarda değerlendirmeleri sorun yarattı. Borçlanarak elde ettikleri tasarrufları, son olarak riskli mortgage kağıtlarında değerlendiren kurumlar, kendi sonlarını hazırladılar. İlk iflas eden Bear & Stearns şirketinin, borç oranının özsermayesinin 30 katına yükseldiğini söylemek isterim.
Bu kredi krizi denilen sorunu bir cümle ile özetlemek gerekirse ; ‘ Bankacılık sistemi ve menkul kıymet piyasaları o kadar karışık bir hale getirildi ki , kimse tek bir kredi pazarı olduğunun farkına varamadı. ‘
Daha önceki yazılarımda bu balonun nasıl oluştuğunu anlatmaya çalışmıştım. Şimdi eski yazılarımın incelerken 30 Ocak 2008 tarihinda yazdığım bir yazıda söylediğim cümle dikkatimi çekti. ‘ Kredi sıkıntısı bir şekilde aşılacaktır.(Büyük olasılıkla finans sistemi küçülerek) IMF ve Avrupa Merkez Bankaları piyasayı doyuracak kaynak bulacaktır. Ancak zor durumda kalan yatırım bankaları ekonomik sisteme darbe vurabilir.Hatta çok önemli ve büyük olan yatırım bankalarından bazıları iflas noktasına gelebilir .Bunlar ekonomiyi kısa süreli sarsacak olaylar. Ancak makro düzeyde dünya ekonomilerinde olacak sıkıntılar bu kadar basit çözüme kavuşmayacaktır. ‘ ( Yazının tamamı )
Bugün gelinen noktada Lehman Brothers’ın iflasına izin verildi. Morgan Stanley kendisini kurtardı. Yatırım bankaları yavaş yavaş gerçeği farketti ve ticari banka statüsü kazanmaya çalışmaya başladı. Aslında yatırım bankacılığının öncülerinden JP Morgan ‘ ın kurucusu John Pierpont Morgan, mevduatın önemi bilen bir kişi olarak ‘ yatırım bankacılığında doğru yatırımların ancak mevduat sahiplerinin çıkarları korunmaya çalışıldığında yapılabileceği ‘ görüşünü aktarmıştı.
Peki ne oldu ? JP Morgan, WaMu ‘ nun bazı varlıklarını alarak ticari banka statüsü kazanmak için çalışmalara başladı. Goldman Sachs ve Morgan Stanley ise FED zorlamasıyla , mevduat bankası olmayı kabullendiler. Yani FED daha kolay borçlanma imkanı sağlayacağını söyledi ve bu şekilde o bankaların üstündeki denetimleri arttıracağını belirtti. Bu gelişmelerin ışığı altında yatırım bankacılığı bitti demek yanlış bana göre. Hatta niye bitsin ki ? Bu adamlar bu işi 100 yılı aşkın süredir yapıyorlar. Finansal sistemde yatırım bankacılığının bitmesini gerektirecek birşey yok. Gereken şey ise mevduat sahiplerinin çıkarlarını korumak için gereken denetim ! Bunu sağlamak için gereken yapılmalı , yatırım bankacılığının ölmesi için değil.
Peki bu kriz ve dalganın sonunda finansal sistem çöker mi ? Obama ‘ nın başkanlığa gelmesi ile bununda olacağını düşünen Nostradamusculara ne denir bilemiyorum. Ama sistem kendini yenileyebilecek kadar güçlü ve dünyanın sonunu getirmeyecek kadar yenilikçidir. Kendini yenilerken elbette ki götürdüğü şeyler olacaktır. Hatta şuan olan çoğu şey , ilerleyen dönemlerde olmayacaktır. Bu olmayacak şeyler aslında hiçbir zaman olmaması gereken şeylerdi. Bunların esprisi olmayabilir ancak bu krizin sonu reel kesime ulaşacaktır. 2009 yılı itibari ile reel kesim şirketlerinin bilançoları korku ile izlenecektir. Çünkü bu şirketlerde varlıklarını değerlendirme yolu izlerken bu riskli yatırım araçlarını seçtiler. Büyük şirketlerdeki CEO infazları gelecek seneye damga vuracak. Bunların başında GE ve GM gelirse , kimse şaşırmasın !
28 Eylül 2008
Dün gece uzun bir süre Bloomberg Tv ‘ de , Hazine Bakanı önderliğinde officials ‘ larla yapilan toplantının detaylarını takip etmeye çalıştım. Yıl başı 77 $ ‘ lık hisse değerine sahip olan Lehman Brothers dün itibari ile 3 $ seviyelerine gelmişti. Koreli yatırım bankasının kurtarıcı olarak , bankayı satın alma görüşmeleri de başarısızlıkla sonuçlanınca kötü sona yaklaştığımızı görmüştük. Dün de Bank Of America ‘ nın , batık krediler konusunda uğrayacağı zararın , devlet tarafından garanti verilerek karşılanmayacağı anlaşılınca , bu satın alma opsiyonu da devre dışı kaldı. Sonunda ABD ‘ nin dev yatırım bankası , 158 yıllık geçmişini geride bırakarak , iflas istemini iletti.
Piyasalar için çok büyük önem taşıyan bir haftasonunu ne yazık ki kara bir gece ile kapattık. Bugüne devredilen ise , özellikle gelişmekte olan piyasalarda kara pazartesi oldu. Asya , Avrupa ve Orta Doğu piyasaları büyük panik halinde satış yaşıyorlar. Bunun nereye kadar gideceği merak konusu olurken , Lehman ‘ dan sonra başka büyük yatırım bankalarının iflas edebileceği endişesi yaşanmaya devam ediyor. Merrill Lynch bu bankaların başında gelirken , biraz rahatlatabilecek iddia ortaya atıldı. BoA ‘ nın Merrill ‘ i 50 mLr $ ‘ a satın alacağı yazıldı. Merrill hisseleride 3 günde yaklaşık % 40 oranında değer kaybediyor. Bu haber ile beraber future ‘ ları şuan artı görünüyor olsada , kesinlik kazanan bir haber olmadan rahat nefes almak çok zor olacak.
Bir başka sorunda AIG ‘ de. American International Group , Lehman ‘ da 15 mLr $ ‘ yakın türev işlemler geçekleştirdiklerini , bunların banka iflası ile beraber kaybedileceğini açıklaması üzerine büyük düşüş yaşıyor. AIG ‘ nin de büyük zarar rakamları yazması ve akla getirmemeye çalıştığımız iflas söylentileri , piyasa çok daha büyük bir darbe vurabilir.
Mortgage krizi ile başlayan bu krizi daha önceki yazılarımda açıklamaya çalışmıştım. Bu krizde kimin ne kadar kayıp yaşadığı , uzun dönemde belli olacaktı. Bunu kaldıramayanlar , iflas bayrağını çekecek ve piyasaları ciddi sorunlarla başbaşa bırakacatı. Bunun ilk örneği gerçekleşti. ABD hükümeti bu sefer , bu iflasın önüne geçemedi - geçmedi. Batık kredilerin ne kadar olduğunu bilemedikleri için , belirsiz yükün altına girmedi. Belki de her batanı ben kurtaracağım demedi. Fannie ve Freddie olayı bambaşka idi ve orada üstüne düşeni yaptı. Peki ya Bear Stearns Lehman ‘ dan değerli miydi ? Tabi ki hayır. Ancak o sıradaki şartlarla şimdiki şartlar arasında fark vardı. Krizin belirtileri o zaman yeni başlamıştı , bugün ise belirsizlik biraz daha azaldı. Şimdi herkes felaketin , panik olmadan , tam farkına vardı !
ABD egemenliğine son vermek isteyen güçler için , fırsat yaratan bu krizde kazanan kim olur bilemem. Ancak kaybedenin Amerika olduğu kesin. Her zaman söyledim , yine büyük bir keyifle söylüyorum. Bizim denetleme kuruluşlarımız ve bizim sistemimiz ABD ‘ nin çok üstünde. Globalizm ‘ de parayı kontrol etmezseniz , kapitalizm yenilir. Global şartlarda , türev araçların kontrolünü elden bırakan , risk yönetimleri ile rezil olan ABD , en büyük yatırım bankalarından birini kurban verdi. Bunda suç kimin , karar sizin. Ancak şunu söylemek gerekir ki , bu dönemde piyasalarımız oldukça sıkıntılı çekecektir. Panik döneminde , psikolojiyi ayarlamak en büyük kar olacaktır.
15 Eylül 2008
Podcast ‘ lerimde geçen ay yaptığım yorumlarda inandığım gerçeği anlatmıştım. Finansal sistemin zorluk içerisinde olduğu dönemde , mortgage krizinden büyük zararla çıkan kuruluşların iflas edebileceği söylentileri ortalıkta kara bulutların rengini iyice karartıyordu. Gerçi bu durum halen daha risk olarak gözüksede , benim tezimin gerçek olabileceğinin ilk sinyalleri gelmeye başladı. Avrupa ‘ nın kendi pimini kendisinin çektiğinden bahsediyorum sürekli. Bunun nedeni ise , hiçbir doğal kaynağı olmadan sadece olanları pazarlayıp - yöneterek lider olan Avrupa ülkeleri şimdilerde zor durumdalar. Çünkü kıt kaynaklar küresel iklim değişiklikleri ile azalmaya başladı. Hindistan - Çin gibi ülkelerde tüketim alışkanlığı kazandığı için kullanım oranları arttı ve kaynaklar yetersiz kaldı. Elinde kaynağı çok az olan Avrupa ülkeleri zor durumda kaldılar. Güçlü bankalar ve ticari işletmeler , başarısız risk yönetimleri nedeni ile mevcut yatırımlarında zarar ettiler. Böylece sermaye artırımlarına ihtiyaç duyar hale geldiler. Ciddi sermaye sıkıntısı ile karşı karşıya kalan kuruluşlar , ne yapacağını şaşırmış durumdalar.
ABD ‘ li büyük yatırım bankalarının iflas söylentilerine karşın , bu bankalara talip olacak çok sayıda Arap sermayedar olduğundan bahsetmiştim. Finansal krizin başladığı zaman , emtiaların değerlenmesi ile beraber doğal kaynak zengini Arap ülkelerinin yatırımcılarının dünyanın büyük kuruluşlarına sahip olabileceklerini belirtmiştim. Bana yöneltilen sorulardan bir tanesi , acaba o sermayedarlarda gerekli paraların olup olmadığı idi. Benim cevabımda finansal sistemin çökmesi , dünyanın sonu anlamına geleceğiydi. Ve sistemin kendisini yenilediği , sermaye bir şekilde birilerinden çıkıyorsa başka kişilere farklı kaynaklardan artı değer olarak tekrar döneceği şeklinde idi.
Bunun örneğini son zamanlarda yaşadık. Hintli grup Tata dünyanın yeni GM ‘ si olma yolunda ilk adımı Steel Corus ve Jaguar & Land Rover ‘ ı alarak yaptı. Bu iki satın alım için 15 mLr $ ‘ a yakın para ödedi. Ancak paranın asıl sahibi olan Arap sermayedarlar güçlerini göstermeye başladılar. B.A.E’ nin başkenti Abu Dabi ‘ den , Abu Dabi United Group adlı yatırım şirketi İngiliz futbol takımı Manchester City ‘ i yaklaşık 200 mLn Pound ödeyerek aldı. Bugün de Abu Dhabi Media Co. Hollywood ‘ a 1 mLr $ ‘ lık yatırım yapma kararı aldı. 5 yıllık süreçte uluslararası film sektörüne yatırım yapacaklarını açıkladılar.
Sermayenin kimlerin elinde mevcut olduğunu son günlerde yaşanan para hareketlerinden anlayabiliriz. Körfez ve Arap ülkeleri dünyanın zorda kalan sayılı şirketleri için büyük kurtarıcı olacaktır. Lehman Brothers ‘ ın yaşadığı sermaye sıkıntısına Koreli bir grup çözüm bulma önerisinde bulundu. Gelecek dönemde iflasını açıklama ihtimali bulunan güçlü bankaların da talibi Avrupa dışı ülkelerden çıkacaktır.
Evet…Bunları ayrıntılı olarak podcast ‘ lerimde anlatmıştım. Bir de yazılı olarak anlatmak istedim. Körfez ülkeleri ile ilişkilerimizi güçlendirirsek biz de bu sermaye yoğunluğundan kazançlı çıkarız. Ancak dünyada finansal sistemin çökme söylentileri de oldukça komik. Belki de Avrupa ‘ nın egemenliğinin Arap ve Uzakdoğu sermayedarlarına kaptıracak olmasının sıkıntısıdır.
3 Eylül 2008

